Bölge Adliye Mahkemesi · Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2026/14 E. 2026/16 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/14
- Karar No
- 2026/16
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:04/12/2025 DAVANIN KONUSU:MENFİ TESPİT İSTİNAF TALEP TARİHİ:04/12/2025 İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/01/2026 KARARIN YAZIM TARİHİ:15/01/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve talebin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, mermer işletmesinde kullandığı elektrikle ilgili haksız ve hukuka aykırı şekilde kaçak elektrik kullanım tutanağı düzenlendiğini ve davacı hakkında 335.912,21-TL tutarlı kaçak kullanım cezası kesildiğini, davacının kaçak elektrik kullanımının bulunmadığını, tüm elektrik borçlarını tam ve zamanında ödediğini, davacının ticari işletmesinin bulunduğu taşınmazın belediyece ifraz edilmesi sonucu oluşan yeni parsele elektrik panosunun taşınması gerektiğinin davalı şirketçe davacıya söylendiğini, bunun üzerine söz konusu taşımanın yapıldığını, buna rağmen davalı şirketçe önceki parseldeki eski panonun abonesiz olduğu belirtilerek kaçak tutanağı düzenlendiğini belirterek, 335.912,21 TL tutarlı kaçak kullanım cezası tutanağının iptaline, bu tutanak yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, davacı tacirin mermer işletmesi olup elektrik kullanım zarureti bulunduğundan haksız tutanak nedeniyle elektriğin kesilmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İTİRAZ :Davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; davalı şirketin personeli tarafından yapılan olağan denetimler esnasında davacının elektrik sayacını olması gereken tüketim noktasından farklı bir tüketim noktasına taşıdığının tespit edildiğini, bu nedenle davacı hakkında 14/08/2025 tarihli kaçak elektrik kullanım tutanağının düzenlendiğini, bu durumun video ile kayıt altına alındığını, kaçak tutanağı uyarınca da davacı aleyhine kaçak tahakkuk faturası düzenlendiğini, Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinin 10, 12 ve 13.maddelerinde belirtildiği üzere elektrik sayacı için hangi hizmet numaralı tüketim noktası üzerinden elektrik aboneliği alınıyorsa elektrik sayacının o hizmet numarasında takılı olması gerektiğini, elektrik sayacının abonelik alınan hizmet numarasından başka bir alana taşınmasının belirtilen mevzuat uyarınca kaçak elektrik kullanımı teşkil ettiğini, davalı şirketin düzenlediği tutanak ve faturanın hukuka uygun olduğunu, bu sebeple ihtiyati tedbir kararının doğru olmadığını, kaldı ki takdir edilen teminat tutarının düşük kaldığını belirterek, ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiştir. YEREL MAHKEME KARARI:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı 03/12/2025 tarihli ara kararı ile; "ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine " karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİ VE SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi ile; davalı şirketin personeli tarafından yapılan olağan denetimler esnasında davacının elektrik sayacının olması gereken tüketim noktasından farklı bir tüketim noktasına taşıdığının tespit edildiğini, bu nedenle davacı hakkında 14/08/2025 tarihli kaçak elektrik kullanım tutanağının düzenlendiğini, bu durumun video ile kayıt altına alındığını, kaçak tutanağı uyarınca da davacı aleyhine kaçak tahakkuk faturası düzenlendiğini, Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinin 10, 12 ve 13.maddelerinde belirtildiği üzere elektrik sayacı için hangi hizmet numaralı tüketim noktası üzerinden elektrik aboneliği alınıyorsa elektrik sayacının o hizmet numarasında takılı olması gerektiğini, elektrik sayacının abonelik alınan hizmet numarasından başka bir alana taşınmasının belirtilen mevzuat uyarınca kaçak elektrik kullanımı teşkil ettiğini, davalı şirketin düzenlediği tutanak ve faturanın hukuka uygun olduğunu, bu sebeple ihtiyati tedbir kararının doğru olmadığını, kaldı ki takdir edilen teminat tutarının düşük kaldığını belirterek, ilk derece mahkemesinin ara kararının ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nun 355. Maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; Dava; davalı şirket tarafından haksız yere davacı hakkında kaçak elektrik kullanımı yapıldığından bahisle tutanak düzenlenerek fatura tahakkuk ettirildiği iddiasına dayalı menfi tespit istemlidir. Davacı vekili ayrıca davacının elektriğinin kesilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince 11/11/2025 tarihli ara karar ile; "davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne; 6100 sayılı hukuk muhakemeleri kanunun 393/1. maddesi gereğince, ihtiyati tedbire ilişkin bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde toplam 67.182,44-tl nakdi teminatın veya kesin ve süresiz banka teminat mektubunun mahkememize ibrazı halinde tedbir isteyenin elektriğin kesilmemesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulüne" şeklinde karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine duruşma açılarak 03/12/2025 tarihli ara karar ile; " mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olması, ihtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunluluğu bulunması; dava konusu elektrik aboneliğinin ticari işletmesiyle ilgili olması, karşı taraf kurum tarafından yapılan elektrik kesme işleminin hukuka uygun olup olmadığının yapılacak yargılama sonunda anlaşılacak olması, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde sakıncalı bir halin veyahut telafisi imkansız ciddi bir zararın doğma ihtimalinin bulunması, talep eden tarafından ortaya konulan delillerle geçici hukuki koruma için yaklaşık ispata yeter mahiyette olması, açılacak muhtemel dava kazanılsa dahi sonuçsuz kalmasının önlenmesi amacıyla ve gecikmesinde sakınca görülmesi nedeniyle, menfaatler dengesi de göz önünde bulundurularak, elektriğin kesilmemesi talebi yönünden talebin kabulü ile elektriğin kullanıldığı yerin mermer işletmesi olduğu da dikkate alınarak makul görülen 67.182,44-TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verildiği,aynı nedenlerle itirazın reddine karar verilmesi gerektiği" yönündeki gerekçeyle "ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine " karar verilmiş, ara karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır. HMK’ nun 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır” hükmü düzenlenerek ihtiyati tedbir kurumu açıklanmıştır. 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir hukuki müsessesi ile davanın açılması ve hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbir kararının kabulü veya reddi ,bir kısım genel ilkeler konulmak suretiyle, hakimin takdirine bırakılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde sakıncalı bir halin veyahut telafisi imkansız ciddi bir zararın doğma ihtimalinin bulunduğu, esas dava ile elde edilmek istenilen hukuki yararın tedbir talebi ile sağlanmaya çalışılması durumunun söz konusu olmadığı, tedbir kararının 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu , davalının tedbir kararına itirazı üzerine ilk derece mahkemesince itirazın reddine dair verilen ara kararda bu anlamda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün istinaf sebeplerinin HMK'nun 353/1.b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İncelenen ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından davalı tarafından peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalıdan peşin alınan istinaf kanun yoluna başvuru harcının hazineye irad kaydedilmesine, 4-İstinaf eden davalı tarafından istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği vs. işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 15/01/2026 ...