Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2025/843 E. 2025/895 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/843
Karar No
2025/895
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ..,,

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2024 NUMARASI :...

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Rekabet Yasağından Kaynaklanan)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/11/2024 tarih ve 2024/589 E. - 2024/777 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı ... müvekkili şirket yanında 24/02/2020 ile 18/04/2023 tarihleri arasında 24/02/2020 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi gereğince “Satış ve Pazarlama Sorumlusu” olarak çalıştığını, müvekkil şirket ile arasındaki iş ilişkisinin 18/04/2023 tarihinde sonlandığını, Ankara, İç Anadolu ve Karadeniz bölgesindeki tüm illerde müvekkili şirket adına satış ve pazarlama yaptığını, davalının çalıştığı süre zarfında bir dükkân kiralayarak diğer davalı şirketi kurduğunu, davalı şirket bünyesinde müvekkili şirketin ürünlerini taklit ederek pastel boya üretimi yapmaya başladığını, davalının müvekkili şirket ile iş ilişkisi içerisindeyken müvekkili şirketin üretim sırlarından ve personelinden yararlanarak kendi şirketini kurmak üzere adımlar attığını ve haksız rekabet kurallarını ihlal ettiğini, müvekkili şirketin tasarım ekibinin, davalının isteklerinin müvekkili şirket yararına olduğunu düşünerek yerine getirdiğini ileri sürerek, davalı şirketin faaliyetlerinin durdurulması ve piyasaya sürmüş olduğu “... ...” markalı ürünlerin toplatılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, haksız rekabetin tespiti ve men’ine, müvekkili şirketin haksız rekabet sebebiyle ortaya çıkan 1.000.000 TL maddi zararının, HMK 107 uyarınca, yargılama aşamasında mahkemece tespit edilecek değer üzerinden genişletme yasağına ve ıslaha tabi olmaksızın dava değerini artırmak ve harcı tamamlamak kaydıyla davalılardan tahsiline, müvekkili şirketin ticari itibarının zedelenmesi neticesinde ortaya çıkan 100.000 TL manevi zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında hiç bir hukuki ve ticari ilişki ve rekabet yasağı bulunmamakla müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, asliye ticaret mahkemelerinin görevsiz olduğunu, iş mahkemelerinin görevli bulunduğunu, Ankara Batı Adliyeleri yetkili bulunduğundan, davanın yetkisizlik nedeni ile reddinin gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, Ankara Batı 4. İş Mahkemesi dosyası ile birleştirme kararı verilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın haksız ve kötüniyetli olmakla esastan da reddinin gerektiğini, davacı işveren şirket ile davalı müvekkili arasında yazılı bir iş sözleşmesinin yapılmadığı gibi, yazılı rekabet yasağı sözleşmesinin de bulunmadığını, davalı müvekkilinin, davacı şirketin müşteri portföyünü ele geçirip kötüye/kendi yararına kullanmadığını, davalı müvekkilinin asla davacının üretim sırlarına vakıf olmadığı gibi, diğer davalı şirketin ürettiği pastel boya ile davacının üretimindeki pastel boyanın formülleri, kullandıkları ham maddeler, ticari markası, logosu vs. tamamen farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece toplanan kanıtlara dayanılarak, iş sözleşmesinin devamı sırasında rekabet yasağının ihlali şeklindeki sadakatsizliğin iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturduğu, rekabet yasağının iş sözleşmesinin bitiminden sonraki bir tarihte ihlal edilmesinin, iş mahkemelerini görevli olmaktan çıkardığı, somut olayda dava dilekçesinde, davalı ...'nun, davacı şirket bünyesinde “Satış ve Pazarlama Sorumlusu” olarak çalıştığı süreçte, bir dükkân kiralayarak davalı şirketi kurduğunun, davalı şirket bünyesinde davacı şirketin ürünlerini taklit ederek pastel boya üretimi yapmaya başladığının ileri sürüldüğü, bu haliyle davanın iş sözleşmesinin devamı sırasında rekabet yasağının ihlali şeklindeki sadakatsizliğe dayandığı, davaya bakmaya görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğu, davalı şirket yönünden ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesinin düzenlendiği, aynı Kanun'un 57. maddesinde "ihtiyari dava arkadaşlığına" yer verildiği, 166/4. maddesinde "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağının" hükme bağlandığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine yer verildiği, somut uyuşmazlıkta da davalı şirket ile davacı arasında bir iş sözleşmesi ilişkisinin bulunmadığı, dolayısıyla anılan davalı yönünden uyuşmazlığı inceleme görevinin ticaret mahkemesine ait ise de işbu davanın, davalı şirket ile gerçek kişi olan davalı ... karşı birlikte açıldığı, bu durumda davalar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceğinin de muhtemel bulunduğu, hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlülüğü açısından, davaların birlikte görülmesinin gerektiği, ayrıca davalı şirket hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki iş mahkemesinde görülmesinin, göreve ilişkin usul kurallarına daha uygun düşeceği, Yargıtay 11. H.D.'nin benzer uyuşmazlıklardaki emsal uygulamasının da bu yönde olduığu (Yargıtay 11. H.D.'nin 06.11.2012 tarih ve 2012/2238 E.- 2012/17515 K.) gerekçesiyle davanın Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin 1. fıkrasının c bendi ve 115. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi gereğince mahkemenin görevsiz olduğundan dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine, kararın kesinleşmesi halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrası gereğince dava dosyasının görevli Ankara İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı ...'nun müvekkil şirketin satış ve pazarlama departmanında “Satış ve Pazarlama Sorumlusu” olarak çalışma amacıyla müvekkili şirket ile 24/02/2020 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi akdettiğini, çalıştığı süreçte bir dükkân kiralayarak davalı şirketi kurduğunu, davalının müvekkili şirketin tasarım ekibine, müvekkili şirketin ürünlerinin tasarımlarını kopyalattığını, müvekkili şirketin tasarım ekibinin ise davalının isteklerinin müvekkili şirket yararına olduğunu düşünerek yerine getirdiğini, davalının hukuka aykırı şekilde elde ettiği bu ticari bilgi ve belgeleri kendi kurduğu davalı şirkete haksız olarak verdiğini, davalı şirketin ise müvekkili şirketten kopyalanan ürün ve tasarımlar ile “... ...” isimli markayı tescil ettirdiğini, bu suretle davalıların, müvekkili şirketin ürünlerini taklit ederek davalı şirket bünyesinde pastel boya üretimi yapmaya başladığını, davalının müvekkili şirket ile iş ilişkisi içerisindeyken müvekkili şirketin üretim sırlarından ve personelinden yararlanarak haksız rekabet kurallarını ihlal ettiği gibi haksız rekabet kurallarını ihlal eden eylemlerinin, iş ilişkisinin bitiminden sonraki tarihte de devam ettiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde, davanın iş sözleşmesinin devamı sırasında rekabet yasağının ihlali şeklindeki sadakatsizliğe dayandığı şeklinde hatalı bir değerlendirme yapıldığını, rekabet yasağının iş sözleşmesinin bitiminden sonraki bir tarihte ihlalinin, iş mahkemelerini görevli olmaktan çıkardığını, böylece davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve 55. maddeleri ile düzenlenen haksız rekabet kurallarını açıkça ihlal ettiğini, davalı şirket bakımından da görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun isabetle belirtildiği halde, usul ekonomisi gereği iş mahkemelerinin görevli olduğuna hükmedildiğini, usul ekonomisi ilkesinin, kanunun açıkça belirlediği görev kurallarını bertaraf edemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE : Dava, rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve somut uyuşmazlıkta davalı işçinin davacı firma bünyesinde çalıştığı dönemde, davacı firma ile aynı iş alanı içerisinde faaliyet gösteren davalı şirketi kurduğu ve bunun taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesine aykırılık teşkil ettiğinin ileri sürüldüğü, her ne kadar davacı tarafça davalıların hukuka aykırı davranışlarının halen devam etmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararların da devam ettiği belirtilmiş ise de dosya kapsamında davacı tarafça ileri sürülen iddiaların, iş akdi sırasında başlayan ve büyük kısmı bu dönemde gerçekleşen eylemlere dayandığına göre, somut uyuşmazlıkta iş mahkemesinin görevli bulunduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/12/2017 tarih ve 2016/3381 Esas, 2017/6936 Karar sayılı ilamında da aynı hususlara yer verildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/05/2025 tarihinde HMK 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/05/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2025/843, K. 2025/895, T. 02.05.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2025-843-e-2025-895-k-bcda218be10d