Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/653 E. 2025/891 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/653
- Karar No
- 2025/891
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/653
KARAR NO: 2025/891
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 21/03/2025 (Tarihli Ara Karar)
NUMARASI: 2025/19 D.iŞ
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/06/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Tedbir ve tespit isteyen vekili 17/01/2025 tarihli dilekçesinde özetle; Talep edenler 43. sınıfta tescilli ... sayılı “...” ve ... sayılı “...” markaları ile 41. sınıfta tescilli ... sayılı "..." markalarının sahibi olduğunu, 1988 yılından itibaren talep edenlerin sahibi olduğu/işlettiği "..." 1989 yılı Şubat ayından itibaren, yaklaşık 36 yıldır kesintisiz olarak 43. sınıf "geçici konaklama hizmetleri" alanında faaliyet yürüttüğünü, talep edenlerin markasının tescilinden sonra karşı yanca muhtelif tarihlerde "..." ibaresinin içeren başkaca marka başvurularının her seferinde TMPK tarafından 43. sınıftaki "Geçici Konaklama Hizmetleri" yönünden reddedildiğini, ayrıca talep edenler tarafından karşı yana 14.07.2017 tarihinde Ankara ... Noterliğinden bir ihtarname gönderilerek, tescilli markaları ile iltibas yaratacak, markaya tecavüz teşkil edecek eylemlerine, markasal kullanımlarına son verilmesi ihtar edildiğini, karşı taraf adına tescil edilen ... sayılı “...” ve ... sayılı “...” markalarının hükümsüzlüğü ve terkin talebiyle İstanbul 2. FSHHM'de (2018/30 E.) dava açıldığını, mahkeme tarafından alınan 01.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda, davacı yanca tescillenen "..." ve "..." markalarının ayırt edici ve baskın unsurun "..." ibaresi olduğu, davalı tarafa ait tescilli marka ibareleri incelendiğinde, başvurusu yapılan "..." ve "..." markalarında yine ayırt edici ve baskın unsurun "..." ibaresi olduğu, TPMK nezdinde inceleme yapıldığında davalı yanca "..." ibaresini içeren marka başvurularının davacı markaları sebebi ile kısmen red edildiği ya da yayıma itiraz edilerek "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri bentlerinin davalı taraftan çıkartıldığı görüldüğünü, tescile bağlanan ... sayılı ...” ibaresi incelendiğinde resort hotel" yan unsur olarak sektörsel bir ibare iken "..." ibaresi ise, bir bölge olarak tanımlandığı, yine aynı şekilde davalı taraf adına tescil edilen, ... sayılı "..." ibaresi incelendiğinde, "hotel" yan unsur olarak sektörsel bir ibare iken "..." ibaresinin "..." anlamında bölgesel bir tanımlama sağladığını, tarafların markalarında, baskın ve ana unsurun ... ibaresi olduğundan, davalı yana ait markanın iltibas tehlikesi oluşturduğunu beyan ettiklerini, mahkemenin; bilirkişi raporunda yer alan bir takım açık maddi hataların (Talep eden şirketin 1988 olan kuruluş tarihi yerine merkezinin İstanbul'a nakli sonrası İstanbul Ticaret Odasına kayıt tarihinin şirket kuruluş tarihi olarak belirtilmesi gibi) neden olduğu yanılgı sonrası davanın reddine karar verdiğini, istinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, bu kararı kaldırarak, karşı yan adına tescilli 08.07.2015 tarih ve ... sayılı “...” ve 08.07.2015 tarih ve ... sayılı “...” markalarının tescilli oldukları 43. sınıftaki "Geçici Konaklama Hizmetleri" yönünden kısmen hükümsüz kılınmasına ve sicilden terkinine" karar verdiğini, BAM kararının davalı karşı yanca temyiz edilmesi üzere, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 11. hukuk dairesi, 10.12.2024 tarihli 2024/1043 e. ve 2024/8869 k. sayılı ilamı ile anılan BAM kararını kesin olarak onadığını, nihayetinde kararın kesinleştiğini, 30.01.2025 tarihinde TPMK'ya bildirildiğini, böylelikle, 43. sınıftaki "geçici konaklama hizmetleri” yönünden taraflar arasında ihtilaf konusu olan “..." markası üzerindeki gerçek hak sahibinin talep edenler olduğu, talep eden markalarındaki ayırt edici ve baskın unsurun "..." ibaresi olduğu ve tescilli/tescilsiz “...” markasının izinsiz kullanımının TPMK kayıtları uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğu hususu hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin hükme bağlanmış olduğunu, anılan kesin karar ile karşı yanın "..." markasını - ibaresini ihtiva eden, haksız markasal kullanımlarına dayanak teşkil edebilecek tescilli hiç bir markasının kalmadığını, karşı yanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilen markalarını "seri marka" iddiası ile dayanak göstererek "..." ibareli marka için 43. sınıfta yeni bir marka tescil başvurusu yaptığını, TPMK tarafından reddedildiğini, red kararına YİDK nezdinde itiraz edildiğini, itirazın ... sayılı kararı ile reddedildiğini, karşı yanca Ankara 2. FSHHM'inde dava açıldığını, mahkeme tarafından alınan 18.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...” ibareli başvuru markasında, palandöken ibaresinin tescili istenen hizmetin sunulacağı coğrafi yeri gösteren ayırt ediciliği sınırlı ve konumu itibarıyla da geri planda bırakılmış tali unsur niteliği taşıdığı; ve başvuru markasının asli, baskın, ayırt edici esas unsurunun, markanın başlangıcına koyu renkli kalın harflerle yazılarak yerleştirilen, konumu itibarıyla da ön plana çıkartılan “...” kelimesi olduğu; davaya konu YİDK kararında redde mesnet gösterilen "...” ibareli davalı markasının, şekil unsuru ile ... ve hotel kelimelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bileşke bir marka olduğu; “şekil ve sözcük bileşimi ile oluşturulan markalarda “ses görünümden daha yüksek sesle konuşur" ilkesi gereği genellikle sözcüklerin baskın ve ayırt edici unsur olduğu” ve markanın her halükarda ... hotel olarak okunup, işitilip, algılanacağı; diğer yandan, davalı markasındaki hotel ibaresinin ise markanın tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı tali unsur niteliği taşıdığı; dolayısıyla, redde mesnet gösterilen davalı markasının asli, baskın, ayırtedici esas unsurunun da ... ibaresi olduğu taraf markalarının müştereken esas unsur olarak içerdiği ... ibaresinin müşterek 43. sınıf hizmetler bakımından somut ayırtediciliği yüksek bir ibare olduğu; başvuru markasının redde mesnet davalı markasının esas unsurunu aynen ihtiva ettiği ve ortak unsur niteliğindeki ... kelimesi sebebiyle görsel, işitsel veya kavramsal olarak ayniyete yakın düzeyde yüksek benzerlik taşıdığı, öncelikle, hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilen “...” ve “...” markalarını veya önüne-arkasına bir takım ibareler eklenmiş versiyonlarını (esasen, talep edenlerin tescilli markası olan "..." markasını ve markanın esas, baskın, ayırıcı unsuru olduğu, kullanılmasının talep edenlerin markaları ile iltibas yarattığı tüm yargı kararları ve uzman bilirkişi raporları ile hükme bağlanmış bulunan "..." ibaresini) "geçici konaklama hizmetleri" alanında faaliyet gösteren otellerinde kullanmaya devam edip etmediğinin, ayrıca, karşı yanın sahip olduğu/işlettiği "..." otel ve "..." adlı otellerinde de "..." markasını/ibaresini markasal olarak kullandığı tespit edilmiş bulunduğundan; anılan otellerde ve başkaca tesis ve işletmelerinde talep edenlerin tescilli markası olan "..." markasını ve markanın esas, baskın, ayırıcı unsuru olduğu, kullanılmasının talep edenlerin markaları ile iltibas yarattığı tüm yargı kararları ve uzman bilirkişi raporları ile hükme bağlanmış bulunan "..." ibaresini kullanıp kullanmadığının tespit ettirilmesi, karşı tarafın ... ibaresini sahibi olduğu işlettiği otellerde kullanmasının önlenmesi, durdurulması ve yasaklanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Hakları Hukuk Mahkemesi 21/03/2025 Tarihli 2025/19 D.iş Sayılı Ara Kararı: "her ne kadar davalı yanın markasının hükümsüzlüğü yönünde karar verilmiş ise de; önceye dayalı gerçek hak sahipliği noktasında ihtilafın devam ettiği, nitekim aleyhine tedbir istenen şirket tarafından İstanbul 4. FSHHM 2023/144 Esas sayılı dava dosyası ile dava ikame edildiği, ilgili davanın devam ettiği, davalının bir diğer savunması olan sessiz kalma yolu ile hak kaybı iddiası yönünden dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda bu yönde incelemelerin yapılmadığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemlerine istinaden ikame edilen işbu tedbir istemli dosyada salt davacı ve davalı markalarını benzer olması karıştırılmaya elverişli olması gibi hususlar tek başına yaklaşık ispat için yeterli olmadığı, yukarıda ifade edildiği gibi bu hususların ihtilafsız olduğu, somut olayda ihtilafın esas unsurları önceye dayalı hak sahipliği ve sessiz kalma yolu ile hak kaybı iddiası olup, işbu iddiaların ise yargılama gerektirdiği ve çekişmeli konular olduğu, nitekim önceye dayalı hak sahipliğine dayalı ikame edilen ve devam eden derdest davanın mevcut olduğu, henüz yaklaşık ispatın sağlanamadığı" gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Tedbir isteyenler vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... ibaresinin 43. Sınıfta " geçici konaklama hizmetleri" alanında markasal kullanımlarda, ana unsur niteliğinde olduğunu, ve haksız kullanımının markaya tecavüz niteliğinde olduğunu.- Karşı tarafın otel ve işletmelerinde ... ibaresinin markasal olarak kullandığının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini.- Müvekkillerinin ... markasının tescilli tek sahibi olduğunu, aynı zamanda gerçek hak sahibi de olduklarını, karşı yanın müvekkillerinin ... markası üzerinde hak sahibi olduğunu ileri sürmesine rağmen 5 yıldan çok daha uzun süre itiraz ve hukuki girişimde bulunmadığını.- Müvekkilinin sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı iddiasının maddi gerçeğe aykırı olduğunu, haksız ve kötü niyetli olduğunu, sessiz kalma yoluyla hak kaybının ancak karşı taraf için söz konusu olabileceğini.- Mahkemenin karşı yan iddialarının raporda incelenmediğini, ve yargılamayı gerektirdiği değerlendirmesinin hatalı olduğunu, karşı tarafça itiraz dilekçesinde otellerinin isminden "..." ibaresinin çıkartılmasının kendileri açısından büyük maddi zararlara neden olacağı iddia edilmişse de olası bir tedbir kararında otel faaliyetinin durdurulmayacağı, sadece isimlerinden ... ibaresinin çıkartılacağını veya markasal kullanımının yasaklanacağı, göz önüne alındığında karşı tarafın ... ibaresine markasal kullandıkları beyanı karşısında çelişki oluşturduğunu, karşı tarafın müvekkilinin tescilli markalarına tecavüz ve haksız markasal kullanım süresini uzatmaya çalıştığını beyanla mahkeme kararının kaldırılarak talebin kesin hükme dayanması nedeniyle teminatsız, aksi halde teminat karşılığında tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Karşı taraf vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1991 yılında açılan ...; 1997 yılında açılan ... ve 2012 yılında açılan işletmede ... tanıtım işaretlerini kullanmaya ve bu İşaretleri her türlü ticari faaliyetinde kullanmaya devam etmesinin, bu tanıtım işaretlerinin sınırlayıcı olmamak üzere otel, tesis, işletme, sabit veya dijital tabela, iş ve tanıtım evrakı, hizmete ilişkin eşya, internet alan adı, sosyal medya hesapları ve içeriği, acente ve temsilcilere ait ortamlar dahil her türlü fiziki ve dijital her türlü ortamda kullanılmasının ve bu tanıtım işaretleriyle gerçekleştirdiği ticari ve sınai faaliyetin ve bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin, davalı ... A.Ş. Adına tescilli ... ibare ve biçimli 43.sınıf hizmetleri içeren 21.03.2012 gün ve ...; davalı ... A.ş. adına tescilli ...l ibare ve biçimli 43.sınıf hizmetleri içeren 17.05.2016 gün ve ... ile ... ibare ve biçimli 41.sınıf hizmetleri içeren 27.07.2018 gün ve ... sayılı marka tescilinden doğan hakkına, davacı markalarının, müvekkili kullanımının başlamasından 2 yıldan uzun bir süre sonra tescil edildiğini, her iki yana ait markaların fiilen birlikte ve barış içinde birbirleriyle karışmadan kullanılmaları ve nedenle aralarında karıştırılma ihtimali doğmayacak şekilde ayırt edicilik kazanmaları ile markaların birlikte var olma koşullarının gerçeklemiş bulunması, nedeniyle tecavüz teşkil etmediğini, davacı yanın ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesi, mahkeme aksi kanaat taşıması halinde, müvekkilinin uğrayacağı ciddi ve haksız zararların önüne geçilebilmesi için 6769 sayılı SMK'nın 154 hükmüne dayalı dava da açılmış olması gözetilerek SMK m. 159/2,c hükmü uyarınca, haklılığına inanan müvekkilinden SMK M.159/2.C hükmü uyarınca teminat alınmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Talep eden şirketler vekilinin tespit ve tedbir talepli dilekçesinde; tescilli markalarından kaynaklanan haklarına dayanılarak, karşı tarafın sahibi olduğu/işlettiği “...” “...”, "..." ve "..." adlı otellerde, 43. Sınıfta "Geçici konaklama hizmetlerinde" iltibas yaratacak şekilde kullanılmasının önlenmesi yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, talep edenler vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.Dosya kapsamına sunulan mahkeme kararlarından talep eden tarafça, karşı taraf aleyhine daha önce marka hükümsüzlüğü davası açıldığı, karşı tarafın yargılamada önceye dayalı hak iddiasında bulunduğu, mahkemece karşı tarafın gerçek hak sahibi olduğu ve kullanımlarının davacı tescillerinden önce olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Dairemizin 14/12/2023 tarihli 2020/2110 Esas- 2023/1642 Karar sayılı kararı ile marka hükümsüzlüğü davasında önceye dayalı hak ilkesinin davanın red gerekçesi yapılamayacağı, marka hukukunda "Tescilde öncelik ve teklik ilkesinin" hakim olduğu, gerekçesiyle karşı taraf markalarının hükümsüzlüğüne karar verildiği, kararın temyiz kanun yolundan geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamına sunulan mahkeme ara kararından, davacı/karşı taraf şirketler tarafından, davalı/ talep edenler aleyhine 24/01/2025 tarihinde, İstanbul 2. FSHHM'nin 2025/17 Esas sayılı dosyada, talep edenler adına tescilli markalara tecavüzün mevcut olmadığının tespiti ile, talep edenler adına tescilli markalardan doğan hakların, davacı/karşı taraf şirketlere karşı ileri sürülmemesi yönünde ihtiyati tedbir talep ettikleri, mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 27/03/2025 tarihli 2025/339 Esas- 2025/508 Karar sayılı kararıyla, somut olayın koşulları, yaklaşık ispat koşulları, tarafların menfaat dengesinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dairemizin kaldırma kararından sonra, mahkemenin 24/04/2025 tarihli 2025/17 Esas sayılı kararıyla, tedbir talebinin kabulüne, davalı ... A.Ş. Adına tescilli ... sayılı ..., davalı ... İnşaat A.Ş. Adına tescilli ... sayılı ... ve ... sayılı ... ibareli marka tescillerinden doğan hakların davacıya karşı ileri sürülmesinin önlenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Talep edenler vekili tarafından ise 03/02/2025 tarihinde 2025/19 D.İş sayılı dosyasında, tespit ve tedbir talebinde bulunularak, karşı tarafın hükümsüzlük kararı verilen markalarının ve ... ibareli marka kullanımının devam edip etmediğinin tespiti ile kullanımının önlenmesi ve durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talep edildiği görülmüştür. Gerek taraflar arasında daha önceki yargılamalarda verilen kararlar, gerekse aynı taraflar arasında asıl dava şeklinde açılan tecavüzün mevcut olmadığının tespiti davası ve 03/02/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile taraf iddia ve savunmaları dikkate alındığında, bu aşamada ihtiyati tedbir yönünden yaklaşık ispat koşullarının bulunmadığı, mahkemece verilen tedbir red kararının dosya kapsamına uygun olduğu kanaatiyle, tedbir talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/03/2025 tarih ve 2025/19 D.iŞ. Sayılı ara kararına karşı tedbir talep edenler vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı tedbir talep edenler tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Tedbir talep edenler tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025