Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2025/626 E. 2025/612 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/626
Karar No
2025/612
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2025/626 Esas

KARAR NO:2025/612 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/389 Esas (Derdest Dava Dosyası)

TARİHİ:19/02/2025 (Ara karar tarihi )

DAVA:İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

TALEP:İHTİYATİ HACİZ

KARAR TARİHİ:17/04/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’in alacağı ile ilgili olarak borçlu... Şirketi (VD:...) aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesi ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ... Şirketi tarafından müvekkilinin alacağı ile ilgili olarak başlatılan Bakırköy ... İcra Dairesi ... sayılı icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, işbu itirazın iptali ile telafisi imkânsız sonuçların doğmasını, davanın sonuçsuz kalmasını önlemek adına alacağın miktarını tahsilini teminen tensiben borçlunun menkul, gayrimenkul ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının borca yeter miktarının üzerine teminatsız olarak mahkemenin aksi kanaatte ise mahkemece takdir edilecek olan teminatın yatırılması karşılığında ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini,davalının Bakırköy ... İcra Dairesi ... sayılı icra takip dosyasına haksız olarak yaptığı itirazın iptali ile icra takibinin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden davalı borçlunun % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 19/02/2025 Tarih ve 2024/389 Esas sayılı ara kararında;"...Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde;para alacağı bulunması, alacağın muaccel olması ve ödemeden kaçınılmış olması yönünde yaklaşık ispat şartı yargılamanın bu aşamasında gerçekleşmediğinden, ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,''İhtiyati haciz talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati Haciz Talep Eden Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece 19.02.2025 tarihli ara kararı ile “Para alacağı bulunması, alacağın muaccel olması ve ödemeden kaçınılmış olması yönünde yaklaşık ispat yargılamanın bu aşamasında gerçekleşmediğinden” denilerek ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiğini, Yerel mahkemece verilen işbu karar hatalı ve hukuka aykırı olup kaldırılması ve ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini,Müvekkili ... tarafından, davalı ... Şirketinin Ege Bölgesi dağıtım, nakliye ve taşımacılık iş ve işlemleri yapılmaktadır. Müvekkil tarafından, taraflar arasındaki dağıtım, nakliye ve taşımacılık işi ilişkisinden kaynaklı hak ettiği alacaklara ilişkin olarak; -Kasım ayı hak edişlerine ilişkin olarak 30.11.2023 tarih ve ... numaralı 680.175,86-TL miktarlı fatura,-Aralık ayı hak edişlerine ilişkin olarak 31.12.2023 tarih ve ... numaralı 640.134,40-TL miktarlı fatura,-Ocak ayı hak edişlerine ilişkin olarak 31.01.2024 tarih ve ...numaralı 603.352,54-TL miktarlı fatura,-Şubat ayı hak edişlerine ilişkin olarak 29.02.2024 tarih ve ... numaralı 497.492,68-TL miktarlı fatura tanzim edildiğini, Müvekkili tarafından işbu takibe dayanak yapılan faturalara konu nakliye, dağıtım, yük taşımacılığı hizmeti eksiksiz olarak yerine getirilmesine rağmen ve yine davalı ile müvekkil arasındaki iş ilişkisinden kaynaklı düzenlenen ve icra takibine dayanak faturalara konu olan borçların vadesi geçmiş olmasına rağmen müvekkiline ödeme yapılmadığını, ödeme yapılmaması üzerine davalı-borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak davalı-borçlu tarafından işbu icra takiplerine sırf müvekkiline olan borcunu ödemekten kaçınmak/ ödemeyi geciktirmek için itiraz edildiğini, işbu itirazlar haksız, hukuka aykırı ve açıkça kötü niyetli olduğunu,Yerel mahkemece verilen ara kararın aksine dosyaya bakıldığında ihtiyati haczin tüm şartlarının yerine gelmiş olduğunun görüldüğünü, şöyle ki;Para alacağı olması yönünden; Yerel mahkeme nezdinde alınan bilirkişi raporunda davaya konu olan takibe konu edilen faturalardan dolayı müvekkilinin, davalı ... AŞ' den alacaklı olduğunun tespit edildiğini, Muacceliyet yönünden;Davalı tarafça sırf müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak için dosyaya acentelik sözleşmesi adı altında bir sözleşme sunulduğunu ancak davalı tarafça mahkemeye sunulan acentelik sözleşmesindeki imzalar müvekkiline ait olmadığını, müvekkili tarafından böyle bir sözleşme imzalanmadığını,Aynı sözleşme davalı tarafça tarafları ve mahiyeti aynı olan Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/438 E. sayılı dosyasına da sunulduğunu, İşbu dosyadan iddia edilen acentelik sözleşmesindeki imzaların müvekkiline ait olup olmadığına ilişkin imza incelemesi yaptırılmış olup yerel mahkemeye sunmuş olduğu bilirkişi raporundan da görüleceği üzere sözleşmedeki imzaların müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini,İşbu sözleşmedeki imzalar müvekkiline ait olmadığından sözleşmenin müvekkilini bağlayıcı bir tarafı bulunmadığını, 90 günlük vade vs. söz konusu olmadığını,Bilindiği üzere TBK ilgili hükümleri gereğince her borç doğumu anında muaccel olduğunu, işbu davaya konu borçlarda hizmetin yerine getirilmesi, işin yapılması ile muaccel olduğunu, yani takibe dayanak faturalardaki borçlar hizmetin yerine getirilmesi, işin yapılması ile doğmuş ve doğumu anında muaccel olduğunu, Ödemeden kaçınılmış olması yönünden;Dosyaya sunulan belgeler davalı-borçlunun müvekkiline borçlu olduğunu ve bu borçlar muaccel olmasına rağmen müvekkiline borcunu ödemediğini tereddüde yer bırakmayacak şekilde gösterdiğini, zira davalı-borçlunun müvekkiline borçlu olduğu sunulan belgelerle alacağı yaklaşık değil tam olarak ispatladığını,Bu husus gerek imzaya ilişkin gerek alacağa ilişkin bilirkişi raporu ile sabit olmakla birlikte;Yine yerel mahkemeye sunulan davalı-borçlu şirket çalışanı ... tarafından müvekkili şirkete mail olarak iletilen mailde de acente hesap kesimi adlı evraktaki alacak kısmında yazan 1.930.026,24-TL.' lik miktarın müvekkil şirketin aralık 2023- ocak/şubat/mart 2024 aylarındaki fatura alacağı olduğunun teyit edildiğini,Delil listesi ekinde sunduğu davalı-borçlu şirket sahibi yusuf köse tarafından tüm acentelere iletilen mailde de ödemelerin yapılamadığı belirtilerek müvekkili şirketin alacaklı olduğu da ikrar edildiğini,Yine yerel mahkeme dosyasına sunduğu teklif belgesinde de görüleceği üzere müvekkili şirketin davalı şirketten alacağı olduğunun sabit olduğunu,Davalı şirket hem borçlarını zamanında ödemeyerek müvekkilinin ticaretini bitme noktasına getirmekte hem de açılmış olan icra takiplerine davalara rağmen müvekkilini soktuğu zor durumdan da faydalanmaya çalışarak müvekkilinin alacağı bedelden çok daha azına razı olmaya zorladığını,İşbu faturalar kesildiği anda taraflar arasındaki ... isimli ortak sisteme hakediş listesi adı altında giriş yapıldığını, ... sistemi ... firmasının çalıştığı her şirketin (müvekkil şirket gibi) kullanımına açılan ve her şirkete verilen özel şifrelerle giriş yapılan proaktif bir uygulama olduğunu, ... firması tarafından şirketlerin keseceği fatura miktarları kdv tevkifat miktarlarına varana kadar hak edilen meblağ üzerinden kesmesi talep edilen fatura bilgileri gönderilmekte müvekkili şirket bu bilgiler doğrultusunda faturaları tanzim edip faturalar ortak sisteme yüklendiğini ve karşılıklı kontrol sonrası her iki tarafın carisine işlendiğini, bu sistemi gösterir yine faturalar kesildiği anda bu sisteme yüklendiğini gösterir fotoğraflar ve video kaydı yerel mahkemeye sunulduğunu, davaya konu olan faturalarda ekte sunduğu her iki şirkete ait cari hesap dökümlerinde de görüleceği üzere her iki şirketin carisine eklendiğini,Davalı taraf müvekkili şirkete borçlu olmasına rağmen borcunu ödemeyerek müvekkilinin mahvına neden olmakla birlikte haksız ve kötü niyetli olarak alacaklarla ilgili yapılan icra takiplerine itiraz edilerek müvekkilinin alacağını engellemeye, sürüncemede bırakmaya çalıştığını,İleri sürerek, ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik ara kararının kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Talep, faturaya dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece, İhtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dosya incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesi 2024/389 Esas ve 29/04/2024 Tarihli Ara Kararı ile; İhtiyati haciz talebinin reddine, karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, istinaf incelemesinin dairemizce yapıldığı ve dairemizin 28/06/2024 Tarih ve 2024/996 Esas - 2024/1140 Karar sayılı kararımız ile;Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verildiği, dairemiz kararından sonra mahkemece yapılan 24/09/2024 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca bilirkişi incelemesine karar verildiği, davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece 08/10/2024 tarihli ara karar ile;Davacı ticari defterlerinin yerinde incelenmesi için İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmasına, karar verildiği, mali bilirkişi .... tarafından düzenlenen 21/11/2024 tarihli raporda;'' Taraflar arasında yapılmış...SÖZLEŞMESİ'nin Hak Edişin Ödenmesi başlıklı 3.4. maddesi hükümlerine göre davacının alacakları takip tarihleri itibariyle muaccel olmadığı görüş ve kanaatine varıldığını, tarafların bağlı oldukları vergi dairelerince gönderilen Ba ve Bs Formlarından tarafların düzenlediği ticari ilişkilerine ait e-belge sayısı ve tutarlarının uyum içinde olduğunun tespit edildiği,'' yönünde görüş bildirildiği, davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesinde; Davalı tarafça sunulan ve müvekkili tarafından imzalanmadığı belirtilen, imzası inkar edilen işbu acentelik sözleşmesindeki imzanın incelenmesi gerektiğini, zira zaten yapılacak olan bilirkişi incelemesi ile işbu imzaların müvekkiline ait olmadığı ve davalının kötü niyetli olduğunun ortaya çıkacağını belirterek davalı tarafça sunulan acentelik sözleşmesindeki imza ile ilgili imza incelemesi yaptırılmasına akabinde itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasına karar verilmesini talep ettiği, mahkemece Davalı defterlerinin incelenmesi yönünden dosyanın bilirkişi ...'e teslim edildiği, mahkemece 18/02/2025 tarihli duruşmada; İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, Davalı defterlerinin incelenmesi yönünden dosyanın bilirkişi ...'e teslim edildiği ancak bilirkişi raporunun henüz sunulmadığının belirtildiği, aynı tarihli duruşmada davacı vekili;'' Acentelik sözleşmesindeki imza müvekkile ait değildir, mahkemenizin 2024/438 esas sayılı dosyasında bu husus sabittir, bu raporu mahkememize sunduk, alacağı sabit olan müvekkilimizin daha fazla hak kaybına uğramaması için ihtiyati haciz talebimiz vardır, 2024/438 esas sayılı dosyadaki raporun dikkate alınmasını aksi kanaatte ise imza incelemesine ilişkin rapor alınmasını veya ek rapor alınmasını talep ederiz, davamızın kabulüne karar verilmesini talep ederiz,'' şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemece aynı tarihli duruşmanın 1 nolu ara kararı ile; Dosyanın bilirkişi ... dönüşünün beklenilmesine, 2 nolu ara kararı ile; Mahkemenin 2024/438 esas sayılı dosyasının bir örneğinin dosya arasına alınmasına, 3 nolu ara kararı ile de;Davacı vekilinin ihtiyati hacze yönelik talebinin şartları oluşmadığından bu aşamada reddine, karar verildiği ve 19/02/2025 Tarihli gerekçeli ara kararın yazıldığı anlaşılmıştır. İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.Somut olaya döndüğümüzde, davacı vekili Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/438 E. Sayılı dosyasından alınan raporda, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden yapılan incelemeyle sözleşmedeki imzanın ...’in eli ürünü olmadığı yönünde rapor alındığı belirtilmiş ise de dosya kapsamından söz konusu rapora davalı tarafça itiraz edildiği ve kesinlik kazanmış bir tespit bulunmadığı, davalı defterlerinin incelenmesi yönünden dosyanın bilirkişi ...'e teslim edildiği ve bilirkişi raporunun ara karar tarihi itibariyle dosyaya ibraz edilmediği, davalı tarafça sunulan acentelik sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, buna göre sözleşmedeki Hak Edişin Ödenmesi başlıklı 3.4. maddesi hükümlerine göre davacının alacaklarının takip tarihleri itibariyle muaccel olup olmadığı ve miktarı açılan davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Dairemizin 2024/996 Esas - 2024/1140 Karar sayılı 28/06/2024 Tarihli kararımızdan sonra dosyaya ibraz edilen belgeler, alacağın muaccel olduğuna dair HMK'nın 390/3 maddesine göre karar tarihi itibariyle yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendisinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, ara karar tarihi itibariyle İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2025/626, K. 2025/612, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-13-hukuk-dairesi-2025-626-e-2025-612-k-20c95938781d