Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2025/586 E. 2025/711 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/586
Karar No
2025/711
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/586

KARAR NO: 2025/711

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/230

KARAR NO: 2025/82

DAVA TARİHİ: 26/03/2024

KARAR TARİHİ: 30/01/2025

DAVA: Sıra Cetveline İtiraz

KARAR TARİHİ: 25/06/2025

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından yapılan 15/03/2024 tarihli sıra cetvelinin 20/03/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, sıra cetvelinde davalı bankanın alacağı olarak dosyada kabul edilen 117.000,00 TL'nin %50 fazlası ile depo edilmesi gereken gayri nakdi alacak ve ferileri nedeniyle itiraz ettiklerini, davalı bankanın takip talebinde borçlu şirkete verilen çek karnelerinde mevcut banka sorumluluğu miktarlarından kaynaklı risklerin %50 fazlası olarak tahsili talebinde bulunduğunu, davalı bankanın borçlu şirkete kaç adet çek yaprağı teslim ettiğinin belli olmadığını, yine bu çeklerin ibraz edilip edilmediğinin ve bankanın sorumlu olduğu miktarların ödenip ödenmediğini araştırılması ve var ise ödemeler bu meblağların banka tarafından dosyaya bildirilmesi gerektiğini, davalının bu konuda bildirimde bulunmadan belge ve bilgileri dosyaya sunmadığını, bu konuda araştırma yapılması, ödemelerin tespit edilmesi, bu ödemeler göz önüne alınarak gerçekleşen risk uyarınca muaccel alacaklar ve miktarların tespit edilerek talep edilen miktardan düşülmesi gerektiğini, diğer taraftan davalı bankanın risk miktarının 78.000,00 TL olduğunu bildirmesi ve ikrarına rağmen bu bedelleri %50 fazlası ile talep etmesinin hukuki dayanağı bulunmadığını, ayrıca doğmamış borç için davalı taraf, doğmamış ve doğması muhtemel olmayan bir alacak kalemi açısından faiz, vekalet ücreti ve harç hesaplaması yapılarak fazladan pay ayrılarak müvekkili şirketin payının eksik hesaplandığını, İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından yapılan 15/03/2024 tarihli sıra cetvelinde davalı bankanın doğmamış ve doğması muhtemel olmayan, şarta bağlı alacak kalemi için pay ayrılmış ve yine davalı banka tarafından ikinci defa rehin yolu ile başlattığı İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası içinde davalı bankaya pay ayrılmasının haksız olduğunu, ikinci takip ile de fazladan haksız yere davalı bankanın satıştan para almasına imkan tanındığını belirterek İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasında hazırlanan 15/03/2024 tarihli sıra cetvelinde ve icra dosyasında davalı bankanın alacak miktarının fazla tespiti nedeniyle davalı bankaya fazladan pay ayrıldığından sıra cetvelinin iptaline, davalı bankanın borçlu şirketten alacakları 117.000,00 TL gerçekleşmeyen muaccel olmayan ve şarta bağlı ve fazladan talep edilen alacağı ve ferileri bulunmadığının tespiti ile 15/03/2024 tarihli sıra cetvelinde fazladan ayrılan payın müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili banka ile borçlu arasında genel kredi sözleşmesi, taşıt rehin sözleşmesi imzalandığını, borçluya krediler, kredili mevduat hesabı, kredi kartı kullandırılıp ve çek hesabı açıldığını, müvekkilince başlatılan İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takibin kesinleştiğini, müvekkili tarafından borçluya kullandırılan çeklere ilişkin ibraz edilmeyen çekler nezdinde depo tazmin bedeline ilişkin depo talebinde bulunmasında hukuka aykırı bir durumun söz konusu olmadığını, çek depo bedeli alacağının gayrinakdi kredi niteliğinde olduğunu, İstanbul Anadolu Banka Alacakları'nın ... E. sayılı dosyasının kredi kartı alacağına ilişkin olduğunu, diğer borçlar ile kredi kartı borçlarının farklı zamanlarda muaccel hale geldiğinden ayrı takiplere konu edildiğini, rehin haklarının borçlu ile imzalanan sözleşmelerden kaynaklanan tüm borçları kapsadığından kredi kartı borçlarının da rehin kapsamında olduğunun kabulü ile sıra cetvelinde ilk iki sırada olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, somut olayda dava sıra cetveline itiraz istemine ilişkin olup, İİK'nın 142/1 maddesinde belirtilen mahal mahkemesinin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki iflas davaları için Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu yolundaki düzenleme gibi açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerektiğini, sıra cetveline itiraz davalarında taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık, davacı ve dava dışı borçlu arasındaki ilişkiden kaynaklandığını, bu açıklamalara göre, sıra cetvelinin haczedilen malların satışı üzerine düzenlenmesi, uyuşmazlığın İİK'nın 142. maddesi kapsamında kalması, uyuşmazlığa konu davanın ticari davalardan olmaması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunun TESPİTİNE karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; sıra cetvelindeki alacakların var olup olmadığı ve sıra cetvelinin iptali davasını görme görevinin genel kural olarak Asliye Hukuk Mahkemelerinde olduğunu, ancak TTK'nın 5/1. maddesine göre, ticari davalar ve çekişmesiz nitelikte çekişmesiz yargı işleri, dava konusunun değerine ve miktarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğini, dosyada tüm tarafların tacir olup, bankanın kredi, rehin vs alacaklarından doğan dava konusu alacakları ve var olup olmadıkları ve sıra cetvelinde yer alıp alamayacakları konularında Asliye Ticaret Mahkemelerinde inceleme yapılması daha sağlıklı olacağını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 142. maddesi gereğince sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.İİK'nın 142. maddesinin son fıkrası uyarınca alacaklının itirazı, itiraza konu ettiği alacağın esas ve miktarına ilişkin olmayıp sadece sırasına ilişkinse, bunun şikayet yolu ile icra tetkik merciine arz olunması gerekir. Ancak itiraz sıraya dahil olmakla birlikte alacağın esas ve miktarına da ilişkinse bu durumda şikayet yolu ile tetkik merciinde ileri sürülemez. Şikayet ise, takip hukukunun temel kurumlarından olup, icra dairelerinin yolsuz işlemleri hakkında ilgililere icra tetkik merciine başvurmaları ile bu yolsuz işlemlerin kaldırılması veya düzeltilmesi imkanını tanıyan İİK'nın 16-18 ve 22. maddelerinde düzenlenmiş bir yasa yoludur. İİK'nın 16. maddesine göre icra dairesinin, sıra cetvelini yaparken takip hukukuna ilişkin hükümlere aykırı davranması ve yapılan işlemin olaya uygun olmaması halinde İİK'nın 142/son maddesine göre sıraya ilişkin olarak şikayet yoluna gidilebilir (Bilgen Mahmut, İcra İflas Hukukunda Sıra Cetveli, Ankara 2016, 3.Baskı, s.373). Nitekim Yargıtay 19. HD. 30.03.2000 tarih 2000/963 E. 2000/2278 K sayılı ilamında da " İİK'nın 142/son maddesinde sadece sıraya yönelik itirazların tetkik merciinde görülebileceği hükme bağlanmışsa da, icra müdürünün sıra cetveli düzenlerken takip hukuku hükümlerine aykırı hareket etmesi hali de madde kapsamında olup şikayet yoluyla tetkik mercinde görülmesi gerektiği" ifade edilmiştir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 01.07.2015 tarih ve 2015/4880 E., 2015/5086 K. sayılı ilamı:"İİK'nın 142/1. maddesinde "Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir." hükmü düzenlenmiştir. Bu hükümde belirtilen mahal mahkemesinin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Dairemizin 04.06.2013 tarih ve 3440 E., 3763 K; 15.09.2014 tarih ve 2019 E., 5643 K; 15.10.2014 tarih ve 1764 E., 6313 K. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere; HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra açılan sıra cetveline itiraz davaları için görevli mahkeme (alacağın sıra cetveline göre düşen hissenin miktarına bakılmaksızın ) HMK'nın 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, sh:738). Ne var ki, Somut olayda dava, 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce 19.10.2010 tarihinde açılmış olup, davalılar tacir olmadığı gibi, (tacir olsalar dahi) davacı ile davalılar arasında doğrudan bir ticari ilişki de bulunmamaktadır.Bu durumda, dava, mutlak ve nispi ticari dava niteliğinde değildir. Dava tarihi itibariyle asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasında, işbölümü ilişkisi bulunmaktadır. Davanın alacağın esas ve miktarına ilişkin olduğu, icra mahkemesinin görevli olmadığı sonucuna varan mahkemece, kararı temyiz eden davalı Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü vekilinin süresinde yaptığı iş bölümü itirazının kabulü ile İstanbul (Nöbetçi) Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu sonucuna varılması ve buna göre hüküm kurulması gerekirken, esasa girilmesi doğru olmamıştır. "şeklindedir.Somut olayda, dava dilekçesinde davalı bankanın alacağının muaccel olmadığını, ayrıca aynı alacak ile ilgili ikinci defa takip yapılmasının haksız olduğu ileri sürülerek davacı tarafça davalı alacağının hiç ya da gösterilen miktarda bulunmadığına yönelik itiraz edilmiş olup, itiraz alacağın doğumuna ve esasına yöneliktir. İtiraza konu sıra cetveli ise iflas sıra cetveli değildir. Bu durumda emsal ilamda da ifade edildiği üzere tarafların ticari işletmelerinden kaynaklanan nisbi ticari davada söz konusu olmadığından İİK'nın 142/son maddesi gereğince görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. İlk Derece Mahkemesince de bu kapsamda verilen görevsizlik kararının isabetli olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcı ve 615,40 TL istinaf karar harcının Hazine'ye irat kaydına, bakiye bedel bulunmadığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1.c bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/06/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2025/586, K. 2025/711, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-45-hukuk-dairesi-2025-586-e-2025-711-k-26dc3bdf2ccf