Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/583 E. 2025/676 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/583
- Karar No
- 2025/676
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/583 Esas
KARAR NO: 2025/676 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 31/12/2024
NUMARASI: 2024/497 2024/817
DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası
KARAR TARİHİ: 24/04/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 11/12/2013 tarihinde tasfiyesine karar verilen ve tasfiye sonrası 30/12/2015 tarihinde tescil edilip ticaret sicilden terkin olunan ... Ticaret A.Ş.' de 17 yıl çalıştığını ve bu çalışma sonunda 1994 yılında emekli olduğunu, müvekkilinin henüz 13 yaşında iken dava dışı ... tarafından kaçırıldığını ve bu kişi ile gayri resmi imam nikahı ile birlikte yaşamaya başladığını, müvekkilinin kaçırıldığı zaman kimliğinin yanında olmadığını, müvekkili sağır ve dilsiz olup okur yazar olmadığını, müvekkilinin imam nikahlı eşinin halihazırda resmi nikahlı olduğu eşi ...'in kimliğini alarak müvekkilinin resmini yapıştırdığı kimlik düzenlediğini, müvekkilinin okur yazar olmadığı için uzun yıllar fotografı bulunan kimlikteki bilgilerin kendisine ait olduğunu düşündüğünü, SGK kaydının bu kimliğe göre olduğunu, hatta doğurmuş olduğu 6 çocuğun aynı kimlikle ... adına kaydedildiğini, müvekkilinin ticaret sicilden terkin edilen şirkette 17 yıl aralıksız çalıştığını, emekli olmaya hak kazandığını, kendisine emekli maaşı bağlandığını, emekli maaşını da ... adı ile aldığını ancak SGK tarafından gerçek ...'in çalışmadığı ve onun yerine müvekkilinin maaş aldığı tespit edilmiş ve müvekkilinin yıllarca çalışarak almaya hak kazandığı emekli maaşının kesilmiş olduğunu, müvekkilinin ... adını bilerek ve isteyerek kullanmadığını, emekli maaşını 17 yıllık çalışması sonucunda hak ettiğinin tespiti ve emekli maaşının adına tahsisi talebiyle çalışmış olduğu ... A.Ş.'ye ve SGK'ya karşı 04/07/2014 tarihinde dava açtığını, yargılamanın İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesi'nin 2022/796 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini, iş bu dava sürecinde şirketin ticaret sicilden terkin edilmiş olması nedeniyle şirketin ihyası için dava açmak üzere kendilerine süre verilmesi üzerine huzurdaki davayı ikame ettiklerini beyanla 31/12/2015 tarihinde ticaret sicilden terkin olunan ... Ticaret AŞ'nin ihyasına karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin TTK m.32 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, mahkemece şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde TTK m.547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkili sicil müdürlüğünün olağan tasfiye sonucu terkinin gerçekleştiği hallerde tasfiyenin tam olarak yapıldığını denetleme imkanı ve tasfiye sürecine dahil olması mümkün olmadığından davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını beyanla müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaate ise müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Dahili davalı Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde özetle; ... İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi'nin tasfiye sürecinin, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, tasfiye işlemleri eksiksiz tamamlanmış olup, şirketin yeniden ihyası için hukuki bir sebep bulunmadığını, tasfiye sürecinde tüm alacak ve borçlarının ödendiğini ve şirketin mal varlığı yasal prosedürlere uygun olarak dağıtıldığını, davacının işbu ihya talepli davasına dayanak teşkil eden İş Mahkemelerinde görülen davalar ve söz konusu davalar kapsamında ileri sürülen iddiaların gerçekliği bir an için düşünülecek olsa bile, bu durumun tamamen davacının ve davacı ile birlikte hareket eden üçüncü kişilerin kasıtlı eylemleri neticesinde meydana geldiğinin anlaşıldığını, davacı tarafın sunduğu delillerin ve ileri sürdüğü vakıaların hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, şirketin tasfiye sürecine ilişkin tüm belgeler ve kayıtların, yasal prosedürlere uygun olarak düzenlendiğini, tasfiye sürecinde yapılan tüm işlemlerin, noter onaylı belgelerle ve resmi kayıtlarla sabit olduğunu, diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 15'inci bendinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü sürenin Anayasa Mahkemesi'nin 22.06.2023 Tarih, 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı ve 15.09.2023 tarih ve 32310 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararıyla iptal edildiğini, şirketin tasfiyesi 30.12.2015 tarihinde tamamlanmış, şirket sicilden bu tarih itibariyle terkin edilmiş ve 30.12.2015 tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü süre dolmuş olduğundan ve de hak düşürücü sürenin dolduğu tarih itibariyle geçici 7. maddenin 15'inci bendindeki "silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde" ibaresi yürürlükte olduğundan, açılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine, müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 31/12/2024 tarih 2024/497 Esas- 2024/817 Karar sayılı kararında; "Dava, sicilden terkin edilen şirketin TTK 547. maddesine dayanan ek tasfiye amacıyla yeniden tescili davasıdır. TTK' nun 547. maddesinde açıkça düzenlendiği üzere; tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa davaya dayanak olan işlemlerin sonuçlandırılmasına münhasır olarak şirketin yeniden tescili talebi ile işbu davanın açılıp görülmesi mümkündür. İhyası istenen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ... Sicil Numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde ... İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi'nin 30.12.2015 tarihinde sicil kaydından terkin edilmiştir. Somut olayda, ihyası talep edilen şirketin taraf olduğu İstanbul 45. İş Mahkemesi'nin 2024/390 (Dosyası devredilen İstanbul 22 İş Mahkemesinin 2022/796 Esas sayılı dosyası) esas sayılı dosyasında taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın devamı ve yargılama sonunda verilecek hükmün infazı için ihya talep etmekte davacının menfaatinin bulunduğu ve davacının TTK 547. Maddesi gereği ek tasfiye için ihya talep edebileceği anlaşılmakla, terkin edilen şirketin ihyasına, yargılama neticesinde ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesini teminen ihya edilen şirketin terkin öncesi tasfiye memuru ... münferit ve yetkili tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacının ihya isteminin dayanağı dava şirketin fesih ve tasfiyesinden sonra 18.07.2017 yılında açılmış olduğundan şirketin fesih ve tasfiye kararının alındığı tarihte henüz bu davanın açılmamış olması ve terkin edilen şirkete alacak talepleri ile ilgili yöneltilmiş bir ihtara rastlanılmaması nedeniyle tasfiyenin kapatılarak şirketin terkin edilmesinde tasfiye memuruna kusur yöneltilememesi, davanın ve kararın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı tarafın üzerinde bırakılmasına ve davacı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''1- İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nde ... sicil numarasında kayıtlı iken kaydı silinmiş olan Tasfiye Halinde ... İnşaat Yatırım ve Ticaret Anonim Şirketi'nin İstanbul 45. İş Mahkemesi'nin 2024/390 esas (Dosyası devredilen İstanbul 22 İş Mahkemesinin 2022/796 Esas sayılı dosyası) sayılı dosyasının yürütülmesi, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla TTK’nın 547. maddesi gereğince İHYASINA, 2- Ek tasfiye işlemlerini yapması için ... (T.C ...) tasfiye memuru olarak atanmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Ticaret Anonim Şirketi'nin tasfiye sürecinin, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, tasfiye işlemleri eksiksiz tamamlanmış olup; şirketin yeniden ihyası için hukuki bir sebep bulunmadığını, tasfiye sürecinde tüm alacak ve borçların ödendiğini, şirketin mal varlığının yasal prosedürlere uygun olarak dağıtıldığını; Davacının işbu ihya talepli davasına dayanak teşkil eden iş mahkemelerinde görülen davalar ve söz konusu davalar kapsamında ileri sürülen iddiaların gerçekliği bir an için düşünülecek olsa bile, bu durumun tamamen davacının ve davacı ile birlikte hareket eden üçüncü kişilerin kasıtlı eylemleri neticesinde meydana geldiğinin anlaşıldığını, davacı tarafın sunduğu delillerin ve ileri sürdüğü vakıaların hukuki geçerliliğinin bulunmadığını, şirketin tasfiye sürecine ilişkin tüm belgeler ve kayıtların, yasal prosedürlere uygun olarak düzenlendiğini, tasfiye sürecinde yapılan tüm işlemlerin, noter onaylı belgelerle ve resmi kayıtlarla sabit olduğunu; Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 15'inci bendinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü sürenin Anayasa Mahkemesi'nin 22.06.2023 Tarih, 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı ve 15.09.2023 tarih ve 32310 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararıyla iptal edildiğini, şirketin tasfiyesinin 30.12.2015 tarihinde tamamlandığı, şirket sicilden bu tarih itibariyle terkin edilmiş olduğu, 30.12.2015 tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü süre dolmuş olduğu ve de hak düşürücü sürenin dolduğu tarih itibariyle geçici 7. maddenin 15'inci bendindeki "silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde" ibaresi yürürlükte olduğundan, açılan davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; Müvekkilinin yeniden tasfiye memuru olmak istemediğini, bu konuda Mahkemece müvekkilinin beyanı veya muvafakatinin alınmadığını, müvekkilinin tasfiye memuru olmak istememesi sebebiyle yeniden tasfiye memuru olarak atanmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/497 Esas ve 2024/817 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yasal şartları oluşmayan ve 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine, aksi yönde kanaat oluşması halinde müvekkilinin tasfiye memuru olmak istememesi sebebiyle tasfiye memuru olarak atanması kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticaret sicilinden tasfiye nedeniyle terkin edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri nedeniyle ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesinde "tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veyan birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." denilmek suretiyle ek tasfiye düzenlenmiştir. Tasfiye Halinde ... Şirketi'nin sicil kaydı 30/12/2015 tarihinde tasfiye neticesinde davalı ... Sicil Müdürlüğü'nce terkin edilmiştir. İhyasına karar verilen şirket aleyhine, davacı tarafça İstanbul 22. İş Mahkemesi'nin 2022/796 Esas sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası açılmış olup, dava dosyasının derdest olduğu ve Mahkemece davacı vekiline şirketin ihyası için dava açmak üzere süre verildiği anlaşılmıştır. Şirketin tasfiyesinin, hakkında davacı tarafından açılmış ve derdest dava ve takip dosyası olması nedeniyle tamamlanmadığı, ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden sicile tescil edilmesi ve ek tasfiye işlemleri yönünden tasfiye memurunun görevinin devamına karar verilmesi gerekir. Bu nedenle Mahkemece, davacının şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek ihyasına ve tasfiye memurunun görevinin devamına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dava, dava konusu şirketin TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca ihyasına ilişkin olmayıp, TTK.nın 547.maddesi uyarınca ek tasfiyesi ve ihyası talebine ilişkin olup, TTK 547 maddesi kapsamında açılan davada zamanaşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir. Bu sebeple davalı tasfiye memuru vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 24/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.