Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2025/550 E. 2025/739 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/550
Karar No
2025/739
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/550 Esas 2025/739 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/550 KARAR NO : 2025/739

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/02/2025 NUMARASI : 2024/632 Esas 2025/133 Karar

DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 09/08/2023 KARAR TARİHİ : 03/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/07/2025

Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından 4 adet arapça belge sunularak müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, ödeme emrinin müvekkilinin yurtdışında bulunduğu dönemde TK'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiğini, müvekkilinin bankaya işlem yapmak için gittiğinde hesaplarında bloke olduğunu öğrendiğini, yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, yapılan tebligattan haberdar olmadığı için takibe itiraz edemediğini, takibin kesinleştiğini, takip dayanağı belgelerin Dubai'de kurulmuş ... unvanlı şirkete ait belgeler olduğunu, bu belgelerin müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin bu şirketle artık ilişkisinin bulunmadığını, şirketin tamamen davalı takip alacaklısına geçtiğini gösteren beraatname başlıklı belge olduğunu, beraatname başlıklı belgenin noter tarafından onaylanmış tercümesi olmasına rağmen davalı tarafından icra dosyasına kasıtlı olarak ibraz edilmediğini, belgelerin tercümesi yapıldığında müvekkilinin davalıya hiçbir borcunun bulunmadığının görüleceğini, davalının yaptığı icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek müvekkilinin icra takip dosyasında davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dubai merkezli ... şirketinin davacı üzerine kayıtlı iken, müvekkiline devredildiğini, şirketin %98 hissesinin müvekkiline, %2'lik hissesinin davacı üzerinde bırakıldığını, müvekkilinin yalnızca şirketin önceki dönem borçlarının kendisine karşı şahsen üstenilmesi kaydı ile şirketi devraldığını, davacının üstlenme tarihi öncesi borçlardan müvekkiline karşı şahsen borçlu olduğunu, bu nedenle davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ya eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren, 5/A maddesi uyarınca, "konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda" dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale gelmiş, 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan "paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında" ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında," şeklinde değiştirildiği, bu halde 09/08/2023 tarihinde açıldığı anlaşılan işbu menfi tespit istemli davada arabuluculuk yolunun tüketilmesinin dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK'nun 114/2, TTK'nun 5/A maddesi ve 6325 sayılı Yasa'nın 18/A-2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallerin dava şartları olduğunu, dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olduğunu, dava şartlarından biri olmadan açılan davanın da açılmış sayılacağını, ancak mahkemenin dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamayacağını, 20/01/2025 tarihinde yapılan duruşmanın 2 numaralı ara kararı ile davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını dosyaya sunmak üzere 1 hafta kesin süre verilmekle duruşma tutanağı 25/01/2025 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiğini, ancak karar tarihi olan 28/02/2025 itibari ile arabuluculuk son tutanağının sunulmadığının yapılan inceleme neticesinde tespit edildiğini, 09/08/2023 tarihinde açıldığı anlaşılan işbu menfi tespit istemli davada arabuluculuk yolunun tüketilmesinin dava şartı olduğu anlaşıldığından Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince HMK'nun 114/2 ve 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiğini, davanın İİK'nun 72. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkin olduğunu, davalı 4 adet arapça belgeye dayanarak ve belgelerin sadece arapçalarını sunarak müvekkili hakkında ilamsız icra takibi başlattığını, bu nedenle davanın, ticari dava olarak değerlendirilmeyerek ilk olarak asliye hukuk mahkemesinde açıldığını, Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi 4 adet arapça belgeyi TTK'nun 780 vd. Maddelerinde düzenlen çek, kambiyo senedi olarak kabul edip görevsizlik kararı verdiğini, bu kararın da istinaf incelemesi sonucu kesinleştiğini, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açarken davaya konu icra takibinin dayanağı olarak sunulan 4 adet arapça belgenin mahiyetini ve kambiyo senedi olup olmadıklarını bilemediklerinden davayı ticari dava olarak açmadıklarını, asliye hukuk mahkemelerinde açılan ve ticari olmayan menfi tespit davaları da zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığından, arabuluculuk başvurusu yapmadıklarını, ancak asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi üzerine dosya görevli asliye ticaret mahkemesine geldiğinde asliye ticaret mahkemesi'nin ihtarının taraflarına tebliğ ettiğini, ihtarı üzerine tebliğ tarihi olan 25/01/2025 tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde 28.01.2025 tarihinde (henüz davanın ön incelemesi yapılmadan ve davanın esasına girilmeden) arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadıgına ilişkin 24.01.2024 tarihli arabuluculuk son tutanağını ihtarda belirtilen bir haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulduğunu, dava şartının mahkemenin ihtarına uygun şekilde yerine getirildiğini, mahkemenin verdiği bir haftalık kesin süre içerisinde son tutanak mahkemeye sunulmuş olduğundan mahkemenin davanın usulden reddine kararı vermesinin hukuken mümkün olmadığını, arabuluculuk dava şartı verilen kesin süre içerisinde davanın esasına girilmeden yerine getirilmiş olduğundan mahkeme kararının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; tarafların ortak oldukları şirketin borçlarından dolayı davacının verdiği iddia olunan çeklerin tahsili için başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; İşbu dava Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemece yapılan yargılama sonunda 26/12/2023 tarih 2023/337 Esas 2023/595 Karar sayılı karar ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 16/05/2024 tarih 2024/507 Esas 2024/665 Karar sayılı karar ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın kesinleşmesi üzerine dosya Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. Dava konusu Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2023/17941 sayılı takip dosyası ile davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 25/12/2022 ve 25/06/2023 tarihli çekler ile bunlara ilişkin 17/08/2022 tarihli borç üstlenme belgeleri dayanak gösterilmek suretiyle 100.000,00 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Davacı yan davalının 4 adet arapça belgeye dayalı olarak aleyhine anılan icra takibini başlattığını, belgelerin Dubai'de kurulmuş şirkete ait olduğunu, şirketin tamamıyla davalıya devredildiğini, davalıya borçlu olmadığını iddia etmiş, davalı yan ise Dubai'de kurulmuş şirkete ait hisselerin davacıdan devralındığını, şirketin hisse devrinden önceki borçlarından davacının sorumlu olduğunu, şirkete ait çek borçlarının ödendiğini, ödenen borcun rücuen tahsili için icra takibi başlatıldığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sırasında 20/01/2025 tarihli celsede, davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını sunması için 1 hafta kesin süre verilmiştir. Davacı vekili anılan ara karar tarihinden sonra 21/01/2025'te arabuluculuk başvurusunda bulunarak 24/01/2025 tarihli arabuluculuk anlaşamama son tutanağını sunmuştur. Mahkemece de arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı talebi yönünden taraflar arasındaki ihtilaf mutlak ticari dava niteliğindedir. 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile TTK'nun 5. maddesine eklenen 5/A-1 maddesi, "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar(değişik 5.4.2023 7445 S.lı Kanun) para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü içermektedir. Somut olayda, dava konusu bir miktar para olan menfi tespit talebi niteliğinde olduğu gibi, davacı tarafından arabuluculuk başvurusu dosyanın görevli mahkemeye gelmesinden ve görevli mahkemece arabuluculuk son tutanağının ibraz edilmesi için süre verilmesinden sonra yapılmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece davanın arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, davacının dosyanın görevli mahkemeye gelmesinden sonra arabuluculuk başvurusunda bulunduğu, arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygundur. Öte yandan, dava ve cevap dilekçesinde borcu ödendiği ileri sürülen şirket merkezinin Dubai olduğu belirtilmiş ise de, buna dair dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından bu aşamada davanın şirket merkezinin bulunduğu yerde görülmesine ilişkin HMK'nun 14/2. maddesinde yer alan kesin yetki hususu Dairemizce değerlendirilmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 03/07/2025

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2025/550, K. 2025/739, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-21-hukuk-dairesi-2025-550-e-2025-739-k-8716a78348b4