Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/530 E. 2025/454 K. – İhtiyati Tedbir

Konu: İhtiyati Tedbir

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/530
Karar No
2025/454
Karar Tarihi
Konu
İhtiyati Tedbir

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/530 Esas - 2025/454 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/530 KARAR NO : 2025/454

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/06/2022 NUMARASI : 2022/1 Esas (Ara Karar)

DAVA : Yönetici sorumluluğuna dayalı tapu iptali tescil, araç ve iş makinaları satışların iptali, tescili terditli olarak tazminat DAVA TARİHİ : 03/01/2022 KARAR TARİHİ : 30/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2025

Taraflar arasındaki ihtiyati tedbir davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen ara karara karşı davalı şirket vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP Davalı ... vekili 16/01/2025 tarihli dilekçesinde özetle; davalının dava konusu taşınmaz üzerinde imal edilen öğrenci yurdunu Gençlik Ve Spor Bakanlığı'na devretme teşebbüsünde bulunduğunu ancak “davalıdır” şerhi alıcının kararına olumsuz etki bıraktığını, başka bir ifadeyle davalının tasarruf yetkisi kısıtlandığını, bu durum davalının maddi hayatında telafisi imkansız zararlara sebebiyet vermekte olduğunu belirterek ... mevkiinde kain ... numaralı parsel üzerindeki 27/07/2022 tarihli “Davalıdır” şerhinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 21/01/2025 tarihli ara kararında özetle; dava dilekçesi içeriğinde ilgili taşınmazlar için tapu iptali tescil talep edilmekle davanın niteliği gözetilerek "davalıdır" şerhinin kaldırılmasına yönelik davalı vekilinin yerinde görülmeyen talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dosyasında mevcut olan tüm bilgi ve belgeler esas alındığında, mahkemenin "davalıdır" şerhinin kaldırılması yerine talebin "reddine" karar verilmesi, Anayasanın 36(1).maddesinde öngörülen "adil yargılama" ilkesine uygun olmadığını, tapu kaydına "davalıdır" şerhinin verilmesi, hukuki anlamda bir ihtiyati tedbir olduğunu, orantılılık ilkesi, tedbirin gerekliliğinin yanı sıra elverişli ve ölçülü olmasını gerektirdiğini, davalının ... mevkiinde kain, 314 ada, 128 nolu parsel üzerinde inşa edilen yurt binasının %50 pay sahibi olduğunu, davalının ipotekli taşınmazlarını satıştan kurtarmak maksadıyla büyük bir risk üstelenerek dava konusu taşınmazı hacizleriyle birlikte satın almak zorunda kaldığını, bu hal nedeniyle davalının oluşan maddi zararlarını izah etmenin mümkün olmadığını, davalı dava konusu taşınmaz üzerinde imal edilen öğrenci yurdunu, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na devretme teşebbüsünde bulunduğunu, ancak "davalıdır" şerhi alıcının kararına olumsuz etki bıraktığını, dava konusu taşınmazda inşa edilen öğrenci yurdunun %50 payının davalıya ait olduğu, davacı tarafın bankadan kredi çekmesi için davalının "10 adet taşınmazına ipotek" konulduğunu, davacı şirketin borçlarını ödememesi ve hakkında icra takiplerinin giderek arttığını, davalı ipotek konulan taşınmazlarının satışın engellemek maksadıyla borçlu şirketin bankaya olan borçlarının tamının ödemek zorunda kaldığını, ayrıca icra marifetiyle yurdun satışını önlemek için davalı tarafından İcra Dairesine "925.409,932 TL" ödeme yapıldığını, borçlu şirketin banka ve icra dairelerine olan borçlarının davalı tarafından ödendiğini ve Erzincan İcra Dairesi'nin "603.490,70 TL" şirket borcundan dolayı davalının taşınmazında haciz bulunduğunu, ödenen ve ödenecek olan borç toplamının 13.382.549,582 TL olduğunu, buna ilişkin ödeme makbuzlarını dosyada bulunduğunu, bilirkişi marifetiyle taşınmazın değer tespiti yapılarak dava konusu taşınmazın iktisap tarihindeki değerinin belirlenmesi ve davalı tarafından banka ile icra dairelerine yapılan ödemeler, %50 pay sahibi olması ile yüklü hacizlerle taşınmazın devralınmasını birlikte esas alarak şerh konusunda karar vermesi yerine soyut olarak taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca soruşturma dosyasının sonucunun beklenmesinde hukuki yarar olmadığı gibi bu soruşturma sonucunun beklenerek yargılamanın sürekli ertelenmesi yargılamanın temel ilkelerine de aykırılık teşkil ettiğini, mahkemenin "davalıdır" şerhinin kaldırılması talebini soyut olarak "talebinin reddine" karar verilmesi nedeniyle Anayasanın 36.maddesinde öngörülen gerekçeli karar hakkının ihlalinin söz konusu olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; ''davalıdır'' şerhinin kaldırılmasına yönelik talebin reddine ilişkin 21/01/2025 tarihli ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. 4721 sayılı TMK'nun 1010 maddesi uyarınca; Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları, tapu kütüğüne şerh verilebilir: Tapu Sicil Tüzüğü'nün 48/(c) bendi uyarınca; Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin hâllerde, mahkeme kararının, tasarruf yetkisini kısıtlayan şerhler içerisinde sayıldığı görülmüştür. Tapu Sicil Tüzüğü'nün 49/(a) bendi uyarınca; ihtiyatî tedbir için mahkeme kararı veya yazısının, tasarruf hakkını yasaklayan şerhler içerisinde sayıldığı görülmüştür. Bu bağlamda, Tapu Sicil Tüzüğü'nün lafzı ve uygulama dikkate alındığında, taşınmazların tapu kaydının iptali talebi ile açılan davalarda, taşınmazın aynının ihtilaflı hale geldiğine ilişkin Mahkemece tapuya bilgi amaçlı verilen, yani taşınmazın üçüncü kişilere devrini engellemeyen, sadece dava konusu taşınmazı satın almak isteyen üçüncü kişiye taşınmaz ile ilgili bir ihtilaf olduğunu bilme hakkı veren ve yeni malikin TMK'nun 1020 maddesi uyarınca ihtilafı bilmediğini ileri sürmesine engel olan davalıdır şerhi, tasarrufu kısıtlayıcı şerh iken, 6100 sayılı HMK'nun 389 ve devamı maddelerinde düzenlene ihtiyati tedbir şerhinin ise tasarrufu yasaklayıcı şerhlerden olduğunun yukarıda ayrıntısı ile yazılı olduğu üzere yasa ile belirlendiği ve bu durumda her iki şerhe yasanın farklı hukuki sonuçlar bağladığı açıktır. Hal böyle olunca talep eden davacı vekilinin "davalıdır şerhine yönelik" istinaf başvurusu incelendiğinde; HMK'nun "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddesinin 1. fıkrası, "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmünü içermektedir. Somut olayda, davalı vekilince, ... mevkiinde kain ... numaralı parsel üzerindeki 27/07/2022 tarihli “Davalıdır” şerhinin kaldırılmasına yönelik talebinin Mahkemece 21/01/2025 tarihli ara karar ile reddine karar verildiği ve davalı vekilince iş bu ara karara karşı istinafa gelindiği anlaşılmıştır. Mahkemece verilen ara karar HMK'nun 341/1. maddesi kapsamında düzenlenen esas hakkında nihai karar niteliğinde olmadığı gibi TMK anlamında bir önlem olmakla birlikte HMK anlamında ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddi, bu taleplerin kabulü halinde yüze karşı veya itiraz üzerine verilen karar niteliğinde de değildir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen davalıdır şerhinin kaldırılmasının reddine ilişkin ara karar HMK'nun 341/1 maddesinde düzenlenen istinaf yoluna başvurulabilen kararlar niteliğinde olmadığından talep eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin ''davalıdır şerhi'' yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nun 341. maddesi gereğince istinafa tabi karar bulunmadığından HMK'nun 352/(1)-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-İstinafa başvuran davalı vekili tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcı ve 1.1683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.298,50 TL'nin talep halinde davalıya iadesine, 3-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.30/04/2025

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/530, K. 2025/454, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-530-e-2025-454-k-249b6c8b5f16