Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2025/444 E. 2025/615 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/444
Karar No
2025/615
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/444 Esas - 2025/615 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/444 KARAR NO : 2025/615

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :20/09/2024 NUMARASI : 2023/803 Esas 2024/549 Karar

DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 06/12/2023 KARAR TARİHİ : 03/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2025

Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma veya çıkarılma istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükme karşı davacı asil süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TALEP Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; şahsının Bağkur kaydının ve şirket ortaklığının 7 yıldır cezaevinde olması ve hiçbir şekilde durumundan dolayı ödeme yapamayacağından dolayı ortaklığının sonlandırılmasını ve kapatılmasını ticaret odasından talep etmesine karşın , cevaben gelen yazıda ticaret mahkemesine başvuru yapıp, yargı mercine başvurması , ortaklıktan çıkarılma kararının yargı merciince verilebilceği bildirilerek talebinin red edildiğini, bu nedenlerle eldeki davayı açarak davaya konu olan ... sicil numarası ile kayıtlı ... Şirket ve ... sicil numarası ile kayıtlı ... Şirketi ve ... sicil numarası ile kayıtlı ...Limited Şirketi'ndeki ortaklığının sona erdirilmesini ve Bağkur kaydının sonlandırılması için karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... sicil numaralı ... Ltd. Şti. 12/03/2014 tarihinde Müdürlüklerinde kurulduğunu, şirket esas sözleşmesine göre davacının şirket müdürü olarak atanmış şirketi münferiden temsile yetkili olduğunu, bu durumun 12/03/2014 tarihinde müdürlükce tescil edildiğini ve 17/03/2014 tarih ve 8529sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, ... sicil numaralı ... Şirketi 21/09/2016 tarihinde Müdürlüklerince kurulduğunu, yine şirket esas sözleşmesine göre şirketin kurucu ortağı ... olduğunu, yine şirket esas sözleşmesi ile ... aksi karar alınıncaya kadar şirket müdürü olarak atanmış şirketi münferiden temsile yetkili olduğunu, bu durum 21/09/2016 tarihinde müdürlüklerince tescil edildiğini ve 26/09/2016 tarih ve 9162 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, ... sicil numaralı ... Ltd. Şti. 16/10/2012 tarihinde müdürlüğümüzde kurulduğunu, şirket esas sözleşmesine göre şirketin kurucu ortağı ... olduğunu, yine şirket esas sözleşmesi ile ... ilk 20 yıl için şirket müdürü olarak atanmış şirketi münferiden temsile yetkili olduğunu, bu durumun 16/10/2012 tarihinde müdürlükce tescil edildiğini ve 19/10/2012 tarih ve 178 sayılı Türkiye Ticaret Sicil gazetesinde ilan edildiğini, limited şirketlerin sona erme halleri TTK'nun 636.maddesinde düzenlenmiş olup yalnızca şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle, genel kurul kararı ile, iflasın açılması ile, kanunda öngörülen diğer sona erme hallerinden birinin gerçekleşmesi durumunda şirket sona erebileceğini, TTK md. 636/3 hükmü gereğince limited şirket haklı nedenle fesip davası şirket tüzel kişiliğine karşı yöneltilmesi gerektiğini, işbu davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle müdürlükleri yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafından mevzuat hükümlerine uygun olarak hazırlanan evraklarla müdürlüklerine başvurulduğunda davaya konu edilen şirketlerin fesih ve tasfiye işlemleri zaten gerçekleştirileceğinden söz konusu davanın açılmasında hukuki yarar olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, yapılan yargılamada davacının hapis hali nedeniyle vasisi ...'a duruşma gün ve saatinin bildirir davetiye usulüne uygun olarak mernis adresine tebliğ edilmiş ise de 20/05/2024 tarihli duruşmaya katılmadığı gibi kendisini bir vekil ile de temsil ettirmediği anlaşıldığından dosyanın 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve aradan üç aydan fazla zaman geçtiği halde taraflarca yenilenmediği anlaşılmakla; aynı yasanın 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı asil istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, cezaevinde bulunması nedeniyle hiçbir gelirinin olmadığını ve 2 yıldır vasisine ulaşamadığından dolayı mağduriyet yaşadığını, davaya konu şirketlerdeki ortaklığı nedeniyle gerek kendisinin gerek velayeti altındaki kızının Aile ve Sosyal Yardımlaşma Derneği'nden yardım alamadığını bu nedenle Bağ-Kur kaydının silinmesinin zorunlu olduğunu , istinaf başvuru ücretini yatıramadığını ve yasal hakkını kullanmak istediğini bildirerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; ortaklıktan çıkma istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı tarafça, Karabük T Tipi, Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü vasıtasıyla mahkemeye gönderdiği dilekçesi ile, şirket ortaklıkları nedeniyle bağkur kaydının devam ettiğini, bağkur ve şirket ortaklığı kaydının silinmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvurmasına rağmen,Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce ortaklığının ancak mahkemece sonlandırılacağının kendisine bildirildiğini beyan ederek dava dilekçesinde bildirdiği şirketlerdeki ortaklığının sonlandırılmasının ve bağkur kaydının silinmesinin talep edildiği, Dosya içerisinde yer alan Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 12/11/2021 tarih, 2017/1165 E., 2018/132 K.sayılı ilamı incelendiğinde; davacı ...'ın TMK'nun 407 madde uyarınca, kısıtlılık halinin devamına, hükümlü davacıya kardeşi ...'ın vasi olarak atanmasına karar verildiğinin görüldüğü, Mahkemece, davacının yasal temsilcisi olan vasi ...'ın uyap sistemine taraf olarak kaydından sonra 12/12/2023 tarihli tensip zaptının vasinin Sulh Hukuk Mahkemesi'nde tespit edilen adresine tebliğe çıkartıldığı, ilgili tebligatın vasinin adreste tanınmadığından bahisle iade edildiği, akabinde 04/03/2024 tarihli celsenin (2) numaralı ara kararı uyarınca vasiye yeniden duruşma zaptı ve tensip zaptı ekli davetiye çıkartılmasına karar verilerek duruşmanın 20/05/2024 tarihine tehir edildiği, Vasi adına TK 21/2 madde uyarınca çıkarılan tebligatın vasinin mernis adresine 16/03/2024 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen vasinin 20/05/2024 tarihli celsede hazır olmadığı ve mahkemece HMK'nun 150.maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına ve aradan üç aydan fazla zaman geçtiği halde taraflarca davanın yenilenmemesi nedeniyle HMK'nun 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, ilgili karara karşı hükümlü olan davacının istinafa geldiği görülmüştür. Hükümlü davacının istinaf itirazları doğrultusunda; dosyamız kapsamında halli gereken uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nun 150/5 maddesinin somut olayda uygulanma imkanı olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür. Dosya içerisinde yer alan Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 26/09/2024 tarih, 2017/1165 E.sayılı cevabi yazısı ve ekindeki karar incelendiğinde; davacı ...'ın TMK'nun 407 madde uyarınca kısıtlılık halinin ve kardeşi ...'ın vasilik kararının devam ettiği görülmüştür. Dava ehliyeti, kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci(vekil) aracılığı ile davayı takip etme ve usul işlemlerini yapabilme ehliyetidir. Medeni Hakları kullanma ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Mümeyyiz ve ergin olup kısıtlı olmayan her gerçek kişinin tam dava ehliyeti mevcuttur. Kısıtlıların ise dava ehliyetleri bulunmayıp davalarda kanuni temsilcileri tarafından temsil olunurlar. Türk Medeni Kanunu 407.maddesinde ise “Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her ergin kısıtlanır” biçimindeki kanuni düzenleme uyarınca davacının 1 yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkum olması nedeni ile kısıtlılık halinde bulunduğu ve dava ehliyetine sahip olmadığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK 51.maddesinde “dava ehliyeti medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir” biçiminde yasal düzenleme mevcuttur. Dava ehliyeti ve taraf teşkili, kamu düzeni ile ilgili olup, önemli usul kurallarından olduğundan mahkeme hakimi tarafından taraf teşkili sağlanmak üzere davacıya vasi atanıp atanmadığı araştırılmalı , vasi atanmışsa davaya katılımı sağlanmalı ve vasiye husumet izni alınması gereken hallerde vesayet makamı olan Sulh Hukuk Mahkemesi'nden husumete izin kararı almak üzere süre verilmesi, vasi veya onun vekalet vereceği vekili huzuru ile taraf teşkilini sağladıktan sonra yargılamaya devam ederek nihai kararın verilmesini sağlaması gerekir. Hükümlü davacı tarafından her ne kadar ceza infaz kurumundan dilekçe gönderilip harç ikmal edilmeksizin eldeki dava açılmış ise de, eldeki davanın davacının dava konusu şirketlerin ortaklığından çıkması talebine ilişkin olup, resen araştırma ilkesine tabi davalardan olmadığı, taraflarca davanın takip edilme ilkesinin geçerli bulunduğu, hükümlü davacının Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15/02/2018 tarih, 2017/1165 E. 2018/132 K.sayılı kararı ile kısıtlanmasına karar verildiği ve ilgili kararın 03/07/2018 tarihinde kesinleştiği, hal böyle olunca bu tarihten sonra kısıtlı davacı adına davayı takip etme hak ve yetkisinin vesayet makamında husumete izin kararı alan vasiye ait olacağı, bu mimvalde mahkemece vasiye TK'nun 21/2 madde uyarınca usule uygun davetiye tebliğine rağmen vasinin duruşmaya gelmediği ve davacı tarafça açılan davayı takip etmediği, 6100 sayılı HMK'nun 150 maddesi uyarınca taraflarca takip edilmeyen davanın da işlemden kaldırılmasının ve üç ay içinde yenilenmemesi nedeniyle aynı yasanın 150/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu görülmüştür. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın davanın açılmamış sayılması yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı asilin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı asilikn istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/06/2025

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, E. 2025/444, K. 2025/615, T. 03.06.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-21-hukuk-dairesi-2025-444-e-2025-615-k-5033aa307f08