Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/416 E. 2025/977 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/416
Karar No
2025/977
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/416 - 2025/977 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/416 KARAR NO : 2025/977 KARAR TARİHİ : 13/05/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/12/2024 NUMARASI : 2024/287 Esas, 2024/832 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya ayrıca kaldırma ilamına aykırı olduğunu, mahkeme ilamına gerekçe olan bilirkişinin hesaplamasını kabul etmediklerini, dava konusu malların özel muhafaza tedbirleri alınması gerekli ürünler olmadığını, meydana gelen zarar oluşumunda müvekkile kusur atfedilemeyeceğini, ayrıca meydana gelen zararın önlem alınamayacak büyüklükte olması nedeni ile ıslah dilekçesi ve ilk hükümde verilen miktar üzerinden davanın kabul edilmesi gerektiğini, tarafların kusurunun rapordaki %50 gibi bir oranda değil, daha düşük bir kusur oranı ile değerlendirilmesini talep ettiklerini, ıslah talepleri dikkate alınmadan karar verildiğini, dava konusu malların Euro üzerinden faturalı olduğunu, dolayısıyla Euro kuru üzerinden ıslah yapıldığını, ıslah edilen tuturanı yüzde 50 si olan 412.973,53 TL üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil idarenin iddia konusu hasar ile ilgili kusurlu kusursuz herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacıların işbu dava ile talep edebilecekleri herhangi bir hasar zararlarının olmadığını, davacıların bu konudaki hasar zararlarının kendi kusurlarından kaynaklı olduğunun somut tespitinin yapıldığını, bu somut tespitin ek raporla da tekrar edildiğini, somut tespite karşı idarelerinin %50 oranında kusurlu olduğu kanaatiyle hükmün tesisinin hakkaniyete aykırı olduğunu, hasar oluştuğu iddia edilen yerin gerek depo gerekse mesken olarak kullanımının mümkün olmadığını, davacıların uygun koşullarda muhafaza etmediği tıbbi nitelikli emtianın dava konusu olayın yaşandığı tarihten önce kullanılamaz hale geldiğini, idarelerine kusur yüklenmesinin mümkün olmadığını, gerek davacıların ihmali gerekse alt yapının tamamlanmamış olmasının hasar ile idare arasındaki illiyet bağını tamamen ortadan kaldırdığını, lehe vekalet ücretine hükmedilirken reddedilen miktarın eksik tayin edilerek vekalet ücretinin de düşük belirlendiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Mahkemece; ''... Dava, cevap, Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığının rapor örneği, fotoğraflar, hasar dosyası, fatura örnekleri, ihtarnameler, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların kiracısı olduğu binayı 12/01/2022 tarihinde su tesisatındaki patlama sebebiyle su bastığı, davalı ...'ye ait iş makineleri ve araçlar aracılığı ile işyerindeki suyun tahliye edildiği , işyerinin sular altında kaldığını ve işyerindeki emtiaların zayi olduğunun görülmesi üzerine Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı'nın 12/01/2022 tarihli diğer hizmetler raporu ile zararın tutanakla belirlendiği, haksız fiil ile meydan gelen zarar arasında illiyet bağı bulunduğu, meydana gelen zarardan davalının sorumluluk sahasındaki su hattının patlaması nedeniyle gerekli önlem ve müdahalenin yeterli ve zamanında yapılmaması nedeniyle davalı idarenin %50 oranında , davacının ise mesken olarak kullanılması gereken yapıyı depo olarak kullanması, hassas nitelikteki malzemenin gerekli saklama koşullarına uygun olmayan şekilde istiflenmesi ve saklanması nedeniyle %50 oranında kusurlu görüldüğü ,bu itibarla davacıların meydana gelen zararı KDV dahil olmak üzere karşı tarafın kusuru olan %50 oranında istemekte haklı oldukları , anlaşıldığından davacıların davasının kısmen kabulü ile, 217.592,22 TL'nin davalıdan alınarak davacı ... ... A.Ş'ye verilmesine,hükmedilen alacağın 4.500,00 TL 'lik kısmına 12.01.2022 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, 2.743,50 TL'nin davalıdan alınarak davacı ... A.Ş.'ye verilmesine , hükmedilen alacağın 1.000,00 TL 'lik kısmına 12.01.2022 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,25.553,69 TL'nin davalıdan alınarak davacı ... SAĞLIK TEKNOLOJİ LTD. ŞTİ.'ye verilmesine, hükmedilen alacağın 4.500,00 TL 'lik kısmına 12.01.2022 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine...'' dair karar verildiği anlaşılmıştır.

Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamıyla uyumlu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılarak ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı davacılardan peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gerekli 16.796,70TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 16.796,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 0,70 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4)İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5)Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere 13/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/05/2025

Başkan

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Üye

¸e-imzalıdır

Katip

¸e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/416, K. 2025/977, T. 13.05.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-416-e-2025-977-k-d0c132db8773