Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2025/394 E. 2025/351 K.
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/394
- Karar No
- 2025/351
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/394 Esas - 2025/351 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/394 KARAR NO : 2025/351
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2024 NUMARASI : 2024/574 Esas (Ara Karar)
DAVA :İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan Hisse Tespit ve İptali DAVA TARİHİ :19/08/2024 TALEP : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 26/03/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2025
Taraflar arasındaki alacak davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından ve davalı tarafça sunulan deliller ışığında davacının davalı şirkette gayri resmi ortak olduğunu, ancak inançlı olarak söz konusu hissenin ... adına kaydedildiğini, inançlı işlemin yaklaşık ispatının değerlendirilmesinin gerektiğini, bunun dışındaki hususlar davanın esasına ilişkin yargılama aşamasında ortaya konulacak hususlar olduğunu, ancak inançlı işlem yönünden, dava konusu şirket hissesinin inançlı olarak ... adına kaydedildiğini, bizatihi davalı taraf beyanları ile sabit olduğunu, bu yönüyle yaklaşık ispat şartının sağlandığını belirterek davaya konu hisselerin III. kişilere devrinin önlenmesi ve icrai yolla satışı da engelleyici şekilde ticaret sicil kayıtlarına teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, ayrıca şirket adına kayıtlı tapu kayıtları ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasını, mahkeme aksi kanaatte olunması halinde olası işlemlerde III. kişilerin iyiniyetini ortadan kaldırmak adına davalıdır şerhi işlenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece 11/09/2024 tarihli ara karar ile, davacı vekilinin talebini yaklaşık ispat derecesinde ispat edemediği, dosyada bulunan delillerin ihtiyati tedbir kararı için yeterli olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu kez davacı vekilince 04/11/2024 tarihli dilekçesinde; gelinen aşamada gerek davacı ve gerekse davalı tarafça sunulan deliller ışığında, davacının, davalı şirkette gayrı resmi ortak olduğu ancak inançlı olarak söz konusu hissenin ... adına kaydedildiğinin açıkça ortada olduğunu bildirerek, davaya konu hisselerin III. kişilere devrinin önlenmesi ve icrai yolla satışı da engelleyici şekilde Ticaret Sicil Kayıtlarına teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, ayrıca şirket adına kayıtlı tapu kayıtları ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına, mahkeme aksi kanaatte olunması halinde olası işlemlerde III. kişilerin iyiniyetini ortadan kaldırmak adına davalıdır şerhi işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 28/11/2024 tarihli ara kararı ile; davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin mahkemenin 11/09/2024 tarihli ara kararı ile reddedildiği, davacı tarafın bu karar üzerine bir delil sunmaksızın yeniden tedbir talebinde bulunduğu, mahkemece verilen kararın değişmesini gerektirir nedenlerin bulunmadığı, kararın istinaf kanun yolu açık olarak verildiği, diğer yandan davacı vekilinin davalı adına sicile kayıtlı mal varlıklarına davalıdır şeklinde şerh konulması talebinin ihtiyati tedbir mahiyetinde olmadığı anlaşıldığından talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin dosyasının 27/11/2024 tarihli duruşmasında ihtiyati tedbir talebinin reddi yönünde verilen ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut olayda yaklaşık ispat şartı sağlandığını, davalı tarafça sunulan cevap dilekçeleri incelendiğinde görüleceği üzere, dava konusu şirkete, davacının da iddia ettikleri şekilde ortak olduğu hususunu gerek beyanıyla gerekse cevap dilekçesi ekinde sunulan yazışmalarla ikrar ettiğini, söz konusu ikrarın devamında ise davanın esasına ilişkin bir takım beyanlarda bulunulduğunu, davacının ortaklıktan ayrıldığı ve bunun karşılığında davacıya ödeme yapıldığının iddia edildiğini, bu hususların davanın esasına ilişkin olup, bu aşamada ihtiyati tedbirin değerlendirilmesi açısından yaklaşık ispatın sağlanması için yeterli olduğunu, yaklaşık ispatın bizatihi davalı tarafın ikrarı ile sağlandığını, diğer hususların yargılama aşamasında toplanacak deliller ile ortaya çıkabilecek nitelikte hususlar olduğunu, yerel mahkemece tedbir taleplerinin kabul edilmemesi ve akabinde tedbir talebinin gerekçesi olan mal kaçırma, şirket hisselerinin devredilmesi ve benzeri durumların yaşanması halinde ise, yargılamanın esasına ilişkin haklı olduklarının anlaşılması halinde dahi davanın sonuçsuz bırakılması riskinin söz konusu olduğunu bildirerek davaya konu hisselerin III. kişilere devrinin önlenmesi ve icrai yolla satışı da engelleyici şekilde Ticaret Sicil kayıtlarına teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, ayrıca şirket adına kayıtlı tapu kayıtları ile banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına, aksi kanaatte olunması halinde olası işlemlerde III.kişilerin iyiniyetini ortadan kaldırmak adına davalıdır şerhi işlenmesine karar verilmesini bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; ihtiyati tedbirin reddine ilişkin 28/11/2024 tarihli ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. HMK'nun 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Somut olayda, davacı vekilinin talebini yaklaşık ispat derecesinde ispat edemediği, dosyada bulunan delillerin ihtiyati tedbir kararı için yeterli olmadığı, ayrıca şirket adına kayıtlı tapu kayıtları ile banka hesaplarının uyuşmazlık konusu olmadığı, HMK'nun 389.maddesine göre uyuşmazlık konusu olmayan şey hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği dikkate alınarak ilk derece mahkemesinin davacının ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararı usul ve yasaya uygundur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.26/03/2025
Başkan- ... Üye - Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...