Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/353 E. 2025/1381 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/353
Karar No
2025/1381
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/353

KARAR NO : 2025/1381

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/02/2024

NUMARASI : 2020/738 Esas - 2024/144 Karar

DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/06/2013 tarihinde imzalanan satıcılık sözleşmesi ile müvekkili şirketin ticaretini yaptığı ürünlerin sadece müvekkilden alınarak 3.kişilere ve/veya müvekkili şirketin onayı alınmak suretiyle ürünlerin ticaretini yapan diğer şahıslara satılmasının kararlaştırıldığı, davalı sözleşme ile taahhüt ettiği satış miktarına ulaşamadığı, sözleşmenin "Ürünün Satışına İlişkin Şartlar" başlığını taşıyan 5/b maddesinin ihlal edildiği, sözleşmenin ihlali nedeniyle, sözleşmenin "Genel Şartlar" başlıklı 6/f maddesi uyarınca 30.000-USD cezai şart ödemesi gerektiği, sözleşme ihlali ile muaccel hale gelen cezai şart için Kadıköy 7. Noterliği 25/03/2014 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile talep edildiği, ihtarname 26/03/2014 tarihinde ... imzasına tebliğ edildiği, davalı şirket, Kartal 6. Noterliğinin 02/05/2014 tarih ... yevmiye nolu fesih ihtarname ile taraflar arasındaki yetkili satıcılık sözleşmesi tek taraflı ve haksız olarak fesih edildiğinin bildirildiği, fesih ihtarnamesinde daha önce keşideedilen ihtarnameye cevaben sözleşmenin 4. Maddesinde her iki tarafın fiyat listesinde belirtilen fiyatlara bağlı kalınacağının düzenlendiği, anılan maddeye riayet edilmediği ve davalının salt bu nedenle sözleşme ile taahhüt edilen satış miktarına ulaşılamadığı iddiasının hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığı, sözleşmenin 5/g maddesi gereği satın alınacak ürünlerin fatura bedellerinin ilk 6 ay için ön ödeme yapılacağının taahhüt edildiği, ön ödeme gerçekleşmediği, müvekkili tarafından keşide edilen ihtarnamede bu hususta temerrüt ihtarında da bulunulduğu, davalı şirketin ihtardan sonra hiçbir ödemede bulunmadığı, taraflar arasındaki akdi ilişki süresince her zaman iyi niyetle davranıldığı, sözleşmeyi sarsan önemli ihlallere rağmen sözleşmenin feshi yerine akdi ilişkinin sürdürülmesinin tercih edildiği, ancak davalı sözleşmede öngörülen cezai şartı ifa etmemek gerçek dışı iddialarda bulunarak sözleşmeyi haksız ve tek taraflı fesih ettiği, açıklanan nedenlerle, 30.000-USD tutarındki cezai şart alacağının tahsili amacıyla davalı şirket ve sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil borçlu ve garantör sıfatıyla imzalayan şirket yetkilisi ... aleyhine işbu davanın ikame edildiği, izah olunan nedenlerle, davanın kabulüne, sözleşme ile taahhüt edilen satış miktarına ulaşılamaması nedeniyle muaccel hale gelen 30.000-USD tutarındaki cezai şartın ihtarnamenin tebliğinden itibaren bir hafta sonrası olan 02/04/2014 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1995-2010 yılları arasında ... marka Shırınk ambalaj tabancalarının Türkiye Disribütörlüğünü yaptığı, ticari faaliyetin sürdürülmesi için, yeni distribütör ... Endüstri Ambalaj Malz. Tic. Ltd. Şti. / İzmir firmasında ... ürünlerinin alımına 2013 yılına kadar devam edildiği, müvekkili şirket ticari faaliyetini sürdürmek için ... ürünlerinin Türkiye Distribütörlüğünü alan davacı şirket ile 01/06/2013 tarihinde Yetkili Satıcılık Sözleşmesi imzaladığını, ... Ltd. Şti. İle davacı ... Ltd. Şti. Arasında ... marka ürünlerin satışı konusunda 2013 yılı sonuna kadar sorunlar yaşandığı ve sorunların çözülememesi üzerine ...t Ltd. Şti.'nin ... Ltd. Şti'ne sipariş vermeyi 31/12/2013 tarihi itibariyle durdurduğu, Şubat 2014 tarihinde ... Ltd. Şti. Yetkilisi ... ile ... Ltd. Şti. Yetkilisi ... karşılıklı görüşerek sözleşmenin sözlü olarak fesih edildiği, satıcılık sözleşmesinin feshine ilişkin yazılı fesih belgesi verilmesi istenmesine rağmen bahaneler ileri sürülerek verilmediğini, davacı şirket yetkilisinin, müvekkili şirketin satış ve pazarlama sorumlusu ...'a 01/04/2014 tarihinde iş teklifinde bulunması ve sözleşmenin yürürlükte olduğu aylarda satış fiyatlarına uyulmadığının öğrenilmesi ile 02/05/2014 tarihinde tek taraflı olarak sözleşmenin fesih edildiğini, mağdur durumda kalan ...Ambalaj Ltd. Şti'den Yetkili Satıcılık Sözleşme'nin cezai şartı talep edildiğini, sunulan delillerin incelenmesi ve tanıkların dinlenmesi sonucu dava sonucunun Mahkemenin takdirlerine bırakılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Cezai şart ödemesinin davalı şirketin mahvına neden olup olmayacağı noktasında mahkememizce bilirkişi vasıtasıyla inceleme yaptırılmış, bilançonun öz varlık hesap grubu incelendiğinde, şirketin ödenmiş sermayesinin 250.000,00 TL, öz varlık tutarının ise 277.800,74 TL olduğu görülmektedir. 30.000,00 USD tutarındaki cezai şartın ödenmesine karar verilmesi halinde, anılan tutarın işbu raporun hazırlanma dönemi itibarı ile TL karşılığının yaklaşık 339.000,00 TL civarında olduğu ve yapılacak ödemenin direkt olarak tazminat gideri şeklinde kaydedileceği dikkate alındığında, şirketin tüm öz varlığını (sermayesi dahil) ortadan kaldıracağı ve şirketin borca batık hale geleceği, bu anlamda cezai şartın sözleşmede belirlenen tutar üzerinden ödenmesinin, davalı şirketin mahvına sebep olacağı, TTK. m. 376 hükmünden yola çıkılarak sermayenin kaybı dolayısıyla şirketin mahvı için sermayenin 2/3'nün kaybı gerekmekte olduğu, şirketin ödenmiş sermayesinin 250.000,00 TL olduğu dikkate alındığında, şirketin mahvına yol açılaması için şirket sermayesinin 1/3'nün yani (250.000/3-) 83.333-TL'lik malvarlığına dokunulmaması gerekmekte olduğu, Şirketin öz varlığının 277.800,74 TL olduğu dikkate alındığında, şirketten tahsil edilebilecek alacak tutarı (277.800,74-83.333)=194.467,74 TL olarak hesaplandığı, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haklı bir neden olmaksızın feshedildiği, davalının sözleşmeden kaynaklanan satın alma taahhüdünü yerine getirmediği bu bakımdan davacının sözleşmede kararlaştırılan 30.000 USD karşılığı 339.000,00 TL'yi talep edebileceği, talep edilen cezai şart tutarının davalının mahvına yol açacak nitelikte olduğu, bu bakımdan cezai şart tutarının 194.467,74-TL'ye indirilmesi gerektiği hususunun tespit ve rapor edildiği denetlemeye ve hükme elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tam kabulüne ve 30.000,00 EURO cezai şart alacağına hükmedilmesi gerektiğini, davalı tarafın, sözleşmede yüklendiği edimleri ifa etmediği hususunun dosya kapsamında sabit hale geldiğini, mahkemece cezai şart miktarının davalının mahvına yol açacak nitelikte olduğu tespitinde bulunulduğunu, ancak tespit edilen cezai şartın ödenmesinde diğer davalı ...'ın da müteselsil borçlu ve garantör olarak müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun göz ardı edildiğini, tespit edilen borcun ödenmesi hususunda 30.000,00-USD'nin davalı şirketin mahvına sebep olmayacağını, ayrıca ... tarafından da ödemenin garanti altına alındığı düşünüldüğünde cezai şart tutarının indirilmemesi gerektiğini, icranın geri bırakılması talebimizin kabulü ile hükmün icrasının yargılama sonuna kadar durdurulmasını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının amacının, müvekkilin yaşadığı maddi sorunlar nedeniyle distribütörlük yetkilerini kaybetmesi durumunu kullanarak yıllardır oluşturduğu müşteri çevresini elde etmek olduğunu, mahkemenin, dava dışı ... Enerji firmasının da davaya dahil edilmesi için gerekli değerlendirmeyi yapması veya süre vermesi gerekirken, uyuşmazlığı doğrudan davanın (kısmen) kabulü yönünde hükme bağladığını, mahkemenin bilirkişi raporunun kapsamında kalarak gerekli tahkikatı sağlama cihetine gitmediğini, davacının, kendi kusurundan ve kötü niyetinden kaynaklanan sebeplerle müvekkille imzalanan sözleşmedeki sipariş ve sair hükümlerin ihlaline ve talep ettiği cezai şartın dayandığı zarara da kendisinin sebep olduğunu, müvekkilin ticari geçmişinden gelen avantajları ve müşteri çevresini de kendi bünyesine katamayınca huzurdaki davayı açtığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Dava, cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.

Davacı taraf, taraflar arasındaki 01/06/2013 tarihli sözleşmenin 5/b maddesindeki alım taahhüdünün davalı tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin 6/f maddesi gereğince davalının cezai şart ödemesi gerektiğini ileri sürmüş, davalı ise sözleşmenin varlığı ve içeriğini kabul etmekle birlikte davacının fiyat listesine uymadığı ve çalışanına ürün satışı teklif ettiği bu nedenle sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, davacının cezai şart isteminin haksız olduğunu savunmuştur.İlk derece mahkemesince 2014/1364 E. 2018/ 292 K sayılı ilamıyla dava reddedilmiş, kararın istinafı üzerine dairemizin 2020/76 e. 2020/296 K sayılı ilamıyla; davalının sözleşmenin 5/b maddesindeki, ilk altı ay için aylık 8 adet cihaz alma konusundaki taahhüdünü ihlal ettiği açıkça anlaşılmaktadır. Esasen bu durum ilk derece mahkemesince de kabul edilmiş ancak davacının eksik alınan ürün tutarında fatura düzenleme hak ve yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve hazirandan sonraki temmuz ve ağustos ayında ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ürün satımına devam etmesi karşısında artık davalıda, cezai şart istenmeyeceği yönünde haklı bir güven oluşturması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme, davalı tarafından fesih ihtarının gönderildiği 02/05/2014 tarihine kadar ayaktadır. Nitekim, davalılar tarafından sözleşmenin 2014 yılı şubat ayında karşılıklı olarak anlaşma yoluyla sonlandırıldığı savunulmuşsa da, bu yönde yazılı bir belge ibraz edilemediği gibi yine feshe ilişkin anlaşmanın yazılı olarak yapılmadığı ve sözleşmenin 02/05/2014 tarihli ihtarnamenin gönderilerek tek taraflı olarak feshedildiğinin beyan edilmesi karşısında ve HMK 200.maddesi hükmü de dikkate alınarak bu yöndeki savunmaya itibar edilemeyecektir. Bu durumda fesih ihtarının davacıya ulaştığı ana kadar sözleşmenin yürürlükte olduğunun kabulü gerekir.Davalı taraf fesih ihtarında, davacının, sözleşmenin 4/c maddesine aykırı olarak fiyat listesine uymadığı ve davalı şirketin satış ve pazarlama sorumlusu olan çalışanına ürün satışı teklifinde bulunduğu gerekçesiyle sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. Mahkemece davalının bu savunması ve buna bağlı olarak sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığı konusunda araştırma yapılmamıştır.Tarafların iddia ve savunması ve tüm dosya kapsamına göre, iş bu davanın halli için öncelikle davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığının tespiti gerekir. Nitekim sözleşme davalı tarafından feshedildiğine göre, davacının cezai şart alacağının isteyebilmesi için davalının sözleşmeyi fesihte haksız olduğunun sabit olması gerekmekte olup, bu durum borçlar kanunu hükümleri ve özellikle TMK 2. maddesindeki dürüstlük kuralının bir sonucudur. Bu nedenle öncelikle davalının sözleşmenin feshinde haklı olup olmadığının açık ve somut gerekçelerle ve delillere dayalı olarak ortaya konulmasından sonra mahkemenin ve tarafların kabulünde olduğu üzere, davalı tarafından sözleşmenin devam ettiği 11 aylık sürede, ilk üç ay eksik alım yapıldığı, devam eden aylarda ise hiç alım yapılmadığı, buna göre asgari alım taahhüdünün davalılar tarafından ihlal edildiği, davacı tarafından gönderilen 25/03/2014 tarihli ihtarname ile temerrüde düşürüldükleri gibi asgari alım taahhüdünün aylık olarak yapıldığı nazara alındığında, davacının mart ayında gönderdiği ihtarın, bir sonraki ay olan nisan ayı bakımından ihtirazi kayıt olarak kabul edilmesi gerektiği( Yargıtay 19 Hukuk Dairesi 2014/1853 E : 2014/13693 K sayılı 17.09.2014 tarihli, 2013/6585 e 2014/4148 K sayılı 03.03.2014 tarihli ilamları) gözetilerek ceza koşuluna ilişkin alacak hakkındaki talebin sonuca bağlanması ayrıca yerleşik yargıtay içtihatları gereği (Yargıtay 19. HD 2016/6702 Esas 2016/16086 Karar 21/12/2016 tarihli ilamı) 6102 sayılı TTK'nın 22. maddesi uyarınca tacir sıfatını haiz borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de kararlaştırılan cezai şartın, davalının ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği dikkate alınarak cezai şartın ekonomik yönden davalının yıkımına sebep olup olmayacağı konusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonuca gidilmesi gerekmektedir." gerekçesi ile kaldırılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin "6/f fıkrası : “Cezai Şart, İşbu Sözleşmenin....5/b.... maddelerinin ihlal edilmesi durumunda Yetkili Satıcı peşin olarak hiçbir bildirime hükme gerek kalmadan ... 'a 30.000 USD'yi (Otuz bin Amerikan Doları) derhal, nakden ve defaten ödemeyi ve bu ödemeyi gayrikabili tenkis ve gayrikabili rücu surette kabul beyan ve taahhüt eder....... Tarafların cezai şart bedelinden fazla zarara uğramaları halinde aşan kısmın tazminini talep hakkı saklıdır.” düzenlemesi bulunmaktadır.İlk derece mahkemesince kaldırma kararı doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılmış olup dosyaya kazandırılan denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi heyet raporunda ;davalının sözleşmeyi haklı bir nenden olmadan sonlandırdığı, davalının sözleşmeden kaynaklanan satın alma taahhüdünü yerine getirmediği bu bakımdan davacının sözleşmede kararlaştırılan 30.000 USD karşılığı 339.000,00 TL'yi talep edebileceği, talep edilen cezai şart tutarının davalının mahvına yol açacak nitelikte olduğu, bu bakımdan cezai şart tutarının 194.467,74-TL'ye indirilmesi gerektiği yönüne görüş bildirilmiştir.Dosyaya toplanan deliler ile davacının sözleşme hükmünde belirtilen fiyat listesine uymadığına dair herhangi bir delil elde edilmediği, dava dışı ... Ltd. Şti. ile davacı ... Ltd. Şti. arasında ... marka ürünlerin satışı konusunda 2013 yılı sonuna kadar yaşandığı iddia edilen sorunların, bu ilişkiye taraf olmayan davalıyı ilgilendirmediği, davalının bu sorunları fesih veya sözleşmeyi ihlal sebebi olarak göstermesinin hukuken kabul edilebilir olmadığı , TBK. m. 97 hükmü uyarınca davalının öncelikle kendi yükümlülüklerini yerine getirmesinin gerekmesi gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafından yapılan fesih bildiriminin haklı nedene dayanmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik yoktur. Davalı taraf sözleşmeyi haksız feshetmiş olmakla ve sözleşme hükümlerini ihlal etmiş olmakla kararlaştırılan cezai şart ile sorumludur. İlk derece mahkemesince dosyaya alınan rapor ile kararlaştırılan ceza şartın davalının ekonomik mahvına neden olacağı belirlenmiş olmakla davalının ekonomik mahvına neden olmayacak miktarda cezai şarta hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davacı ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 3.321,02 TL harcın, alınması gerekli olan 13.284,09 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.963,07 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı ve davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/353, K. 2025/1381, T. 14.10.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-353-e-2025-1381-k-9beec3e4915f