Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2415 E. 2025/2307 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2415
- Karar No
- 2025/2307
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/2415
KARAR NO : 2025/2307
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/10/2025 (Ara Karar)
NUMARASI : 2025/904 E.
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/12/2025
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 2025/904 E - 20/10/2025 tarihli ara kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde; Davalı şirketin 2 ortaklı ve eşit pay oranına sahip bir limited şirket olması nedeniyle, ortaklardan ...'un tek taraflı tasarrufları ile şirket malvarlığını doğrudan zarar uğratma tehlikesi olduğunu, bu kapsamda, şirketin mülkiyetinde bulunan ve bilgileri ayrıntılı şekilde belirtilen 15 adet taşınmazın ve yine davalı şirkete ait olan, ...... model, ... Marka, ... tipi, ... Motor No, ...Şasi Numaralı, Kanal Kayıcı ve Yükleyici, ... plakalı ... Şasi numaralı, ... Motor numaralı...model ... Kamyonet hakkında malvarlığının kullanımı ve zarara uğramasının engellenmesi amacı ile TTK'nun 636/4. maddesi gereğince müvekkilin menfaatlerinin korunması için mahkemece davalı şirketin malvarlıklarına, 3. kişiler nezdindeki hak ve alacaklarına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulması talebinde bulunduğu anlaşılmakla mahkememizce düzenlenen 09/10/2025 tarihli tensip tutanağının 29 numaralı ara kararı ile davacılar vekilinin dava açarken 1.013,90-TL ihtiyati tedbir harcı yatırmadığından bu bedeli mahkememiz veznesine yatırması için işbu tensip tutanağının tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ihtiyati tedbir harcının yatırılmaması ve yeniden mahkememize talepte bulunmaması halinde ihtiyati tedbir isteminden vazgeçmiş sayılacağının ihtar edilmesine, ihtaratın çıkarılacak meşruhatlı davetiye ile yapılmış sayılmasına karar verilmiştir. Davacılar vekilince 15/10/2025 tarihinde ihtiyati tedbir harcının yatırıldığı görülmekle dosya incelendi.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup çekişmeli olan vakıanın gerçeğe yakın bir derecede ispatlanması gerekir. Mahkeme tarafından mevcut delillere göre tedbir isteyen tarafın hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini gerektirir sebeplari de varit görmelidir. HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir talebinin haklılığı konusunda tam bir kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir ispatın yeterli olacağı öngörülmüştür.
Az yukarıda yapılan genel açıklamalar, yasa maddeleri, dava dilekçesi ve ekinde sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde; eldeki davanın limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olduğu, davacı tarafça davalı şirketin üçüncü kişiler veya diğer ortaklarca yapılan mal varlığına tasarruf kullanım ve müdahale eylemlerinin yönelik davalı şirketin çalışamaz hale gelmesine, olağan ticari faaliyetlerini, işleyişini engelleyebilecek ve bu nedenle de davalı şirketin zarara uğraması ihtimalini ve davalı şirketin ortağa olması nedeniyle dolaylı olarak davacıların da zarara uğraması ihtimalini doğuracak nitelikte olması, yine somut talep nedeniyle dosya kapsamı itibarı ile ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda yaklaşık ölçüde kanaat verici delil bulunmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların yargılamayı gerektirdiği ve bu nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur. Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflarınca ikame olunan şirketin feshi ve tasfiyesine konu davada davalı şirkete ait malvarlıkları üzerinde doğması büyük ihtimal zararların önüne geçilmesi cihetiyle ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu, ancak ilk derece mahkemesince bu taleplerinin reddine karar verildiğini, davalı şirketin iki ortaklı ve eşit pay oranına (%50-%50) sahip bir limited şirket olması nedeniyle, ortaklardan ...'un tek taraflı tasarrufları ile şirket malvarlığını doğrudan zarara uğratma tehlikesi taşıdığını, bu kapsamda, şirketin mülkiyetinde bulunan Kayseri İli, ... İlçesi, ... ...Mevki,...Ada, ... Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ... ...Mevki, ...Ada, ... Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli,...İlçesi, ... Mah. ...Mevki, ...Ada, ... Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ...Mah. ...Ada,... Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mah....Mevki,... Ada,...Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli,... İlçesi, ... Mah. ... Mevki, ... Ada, ...Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli,... İlçesi, ... Mah. ...Mevki, ... Ada, ...Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ...Mah. ... Mevki, ...Ada, ... Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ...Mah. ...Mevki, ... Ada, ...Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli,... İlçesi, ...Mah.... Mevki, ... Ada, ... Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mah. ...Mevki, ... Ada, ...Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli, ...İlçesi, ... Mah.... Mevki, ... Ada, ...Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mah. ... Mevki,... Ada, ... Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mah. ...Mevki, ...Ada, ... Parselde kayıtlı tarla vasıflı taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ...Mah. ... Ada, ...Parselde kayıtlı tarla vasıflı tarım arazilerinin, diğer ortak ... tarafından şirketin onayı ve bilgisi dışında tek başına ekilip biçildiği, elde edilen tarımsal gelirlerin şirkete intikal ettirilmeyerek şahsi menfaatine kullanıldığının sabit olduğunu, bu fiillerin, ortaklar arasında var olan güven ilişkisini tamamen ortadan kaldırdığı gibi, şirketin kârlılığını da doğrudan etkilediğini ve şirket malvarlığının azalma tehlikesini doğurduğunu, şirketin malvarlığına ilişkin tasarrufların tek taraflı olarak yapılmasının, müvekkilin ortaklık hakkının ve pay değerinin korunması açısından da ciddi ve telafisi güç zararlara yol açma potansiyeli taşıdığını, yine davalı şirketlerine ait olan; ... plakalı, ... Model, ... Marka, ...Tipi, ... Motor No, ... Şaşi Numaralı, Kanal Kazıyıcı ve Yükleyici, ... Plakalı,... Şasi Numaralı, ... Motor Numaralı, ... Model... Kamyonet hakkında, malvarlığının kullanımı ve zarara uğramasının engellenmesi adına gerekli tüm tedbirlerin alınmasını talep ettiklerini, yüklenici ile herhangi bir kazaya karışılması durumunda fesih istenen şirket maddi olarak sorumlu olacağından şirketin zararına olacağını, bu nedenle tedbiren kullanılmaması gerektiğini, tüm bu nedenlerle, Türk Ticaret Kanunu’nun 636. maddesi uyarınca açılmış bulunan işbu haklı sebeple fesih davasının yargılaması devam ederken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca müvekkilinin ortaklık haklarının korunması, tasfiyeye konu olacak şirket malvarlığının zarara uğramasının önlenmesi ve ileride verilecek olası fesih ve tasfiye kararının etkin şekilde uygulanabilmesinin temini bakımından, şirket malvarlığı üzerinde gerekli ihtiyati tedbirlerin tesis edilmesi zaruri hale geldiğini, ancak ilk derece mahkemesince tedbir taleplerinin reddedilmiş olması sebebiyle ortaya çıkabilecek büyük zararlar ve telafisi mümkün olmayan sonuçların oluşma ihtimali doğduğunu, bu bağlamda, davalı şirkete ait malvarlıklarının şirket amacı dışında kullanılmasının engellenmesi ve devrinin önlenmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesi; hem şirketin ekonomik bütünlüğünün ve malvarlığının korunması, hem de haklı sebeple fesih davasının amacına ulaşmasının ve verilecek hükmün icrasının güvence altına alınması açısından zorunlu olduğunu, aksi halde, dava dışı ortak ... tarafından yürütülen tek taraflı tarımsal faaliyetlerin sürmesi durumunda şirket aktifinde azalma, şirket gelirlerinin kişisel menfaatlere yönlendirilmesi ve müvekkilinin ortaklık payının değer kaybına uğraması gibi telafisi güç ve hatta imkânsız zararların doğmasının kaçınılmaz olacağını, İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin gerekçesi olarak özetle; "...Az yukarıda yapılan genel açıklamalar, yasa maddeleri, dava dilekçesi ve ekinde sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde; eldeki davanın limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olduğu, davacı tarafça davalı şirketin üçüncü kişiler veya diğer ortaklarca yapılan mal varlığına tasarruf kullanım ve müdahale eylemlerinin yönelik davalı şirketin çalışamaz hale gelmesine, olağan ticari faaliyetlerini, işleyişini engelleyebilecek ve bu nedenle de davalı şirketin zarara uğraması ihtimalini ve davalı şirketin ortağa olması nedeniyle dolaylı olarak davacıların da zarara uğraması ihtimalini doğuracak nitelikte olması, yine somut talep nedeniyle dosya kapsamı itibarı ile ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda yaklaşık ölçüde kanaat verici delil bulunmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların yargılamayı gerektirdiği ve bu nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur..." şeklinde değerlendirme yapıldığını, ancak ilk derece mahkemesinin bu tespitine katılmalarının mümkün olmadığını, nitekim mevcut malvarlıkları üzerinde ihtiyati tedbir konulması halinde değil konulmaması halinde şirketin zarara uğraması durumunun söz konusu olduğunu, bu durumun diğer şirket ortağı olan ...'un gerçekleştirmiş olduğu haksız eylemler ile de ortaya koyulduğunu, hal böyle iken ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurma zaruretlerinin hasıl olduğunu beyan ederek istinaf kanun yoluna başvuru taleplerinin kabulüne, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/904 E. Sayılı 20.10.2025 tarihli ara kararının kaldırılmasına ve itirazları doğrultusunda ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Yapılan inceleme sonunda derdest işbu davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle:
"... Müvekkil, 05.02.1997 tarihinde kurulan ...Limited Şirketi’nin %50 pay sahibi ortağıdır. Şirketteki diğer %50 pay, müvekkilin kardeşi ...’a aittir.... Müvekkil, davalı limited şirkette öncesinde alınan ortaklar kurulu kararı uyarınca müdür sıfatıyla görev yapmıştır. Ne var ki, müvekkil ile diğer ortak ve aynı zamanda kardeşi olan ... arasında yaklaşık yedi yıldır devam eden ve tamamen ...'dan kaynaklı köklü ve ağır nitelikte bir husumet bulunmaktadır....Dava dışı ortak ..., müvekkilin şirketi kötü yönettiği, kendisine bilgi vermediği ve benzeri asılsız iddialara dayanarak, feshi talep edilen şirkete kayyım atanması istemiyle Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/433 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açmıştır. Ancak söz konusu dava, yerel mahkemece esastan reddedilmiş ve verilen ret kararı Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşmiştir.... Bu durum, ortaklık ilişkisinin temelini oluşturan güven ve iş birliği unsurlarını tamamen ortadan kaldırmış; şirketin sağlıklı, istikrarlı ve verimli bir biçimde faaliyet göstermesini artık fiilen ve hukuken imkânsız hale getirmiştir. Dolayısıyla, şirketin mevcut yapısıyla faaliyetlerini sürdürmesi veya etkin bir şekilde yönetilmesi objektif olarak mümkün değildir. Bu itibarla, somut olayda Türk Ticaret Kanunu’nun öngördüğü anlamda “haklı sebeple fesih” koşullarının tamamı gerçekleşmiş olup, şirketin feshine karar verilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir....SONUÇ ve İSTEM : Yukarıda arz edilen nedenlerle;
Davalı şirkete ait tüm malvarlıklarının şirket tüzel kişiliğinden bağımsız biçimde şahsi amaçlarla kullanılmasının engellenmesi, şirketin mülkiyet haklarının ihlal edilmesine yol açabilecek her türlü fiilî müdahalenin önüne geçilmesi ve mevcut durumun korunması amacıyla, davalı şirketin malvarlığına yönelik her türlü tasarruf, kullanım veya müdahale eyleminin TTK m.636/4 uyarınca derhal durdurulmasına karar verilmesini,
Mahkemenize arz edilen tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, ortaklar arasındaki ağır ve süregelen husumet, güven ilişkisinin tamamen ortadan kalkması, şirket faaliyetlerinin durma noktasına gelmesi ve şirketin amacına ulaşmasının artık mümkün olmaması nedenleriyle, Türk Ticaret Kanunu’nun 636/3. maddesi uyarınca davalı limited şirketin haklı sebeple feshine ve tasfiyesine karar verilmesini,..." talep etmiştir.
Dava dilekçesiyle istenen sözkonusu ihtiyati tedbir hakkında mahkemesince 20/10/2025 tarihli gerekçeli ara kararıyla:
"..İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup çekişmeli olan vakıanın gerçeğe yakın bir derecede ispatlanması gerekir. Mahkeme tarafından mevcut delillere göre tedbir isteyen tarafın hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini gerektirir sebeplari de varit görmelidir. HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir talebinin haklılığı konusunda tam bir kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir ispatın yeterli olacağı öngörülmüştür.
Az yukarıda yapılan genel açıklamalar, yasa maddeleri, dava dilekçesi ve ekinde sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde; eldeki davanın limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olduğu, davacı tarafça davalı şirketin üçüncü kişiler veya diğer ortaklarca yapılan mal varlığına tasarruf kullanım ve müdahale eylemlerinin yönelik davalı şirketin çalışamaz hale gelmesine, olağan ticari faaliyetlerini, işleyişini engelleyebilecek ve bu nedenle de davalı şirketin zarara uğraması ihtimalini ve davalı şirketin ortağa olması nedeniyle dolaylı olarak davacıların da zarara uğraması ihtimalini doğuracak nitelikte olması, yine somut talep nedeniyle dosya kapsamı itibarı ile ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda yaklaşık ölçüde kanaat verici delil bulunmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların yargılamayı gerektirdiği ve bu nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,.." karar verilmiştir.
Davacı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiştir.
Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında esastan inceleme yapılmıştır.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri , mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan 20/10/2025 tarihli gerekçeli ara kararında yazılı ayrıntılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; sözkonusu ihtiyati tedbir talebine dayanak olarak sunulan beyanların işbu ihtiyati tedbir talebinin kabulü için gerek TTK 636 vd md gerekse HMK 406/2 , 389 vd md leri uyarınca aranan gerekli
ve yaklaşık ispata dair yeterli görülmemesi, bu nedenlerle de sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmaması nedenleriyle davacı vekilinin işbu ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de , 20/10/2025 tarihli gerekçeli ara kararıyla davacı tarafın söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verilmiş olduğundan, işbu ara kararda usul,yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle de davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/904 Esas sayılı, 20/10/2025 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı taraftan peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 406/2, 362/1-f ile 391/3 md leri uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/12/2025