Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2285 E. 2025/2285 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/2285
Karar No
2025/2285
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2285 - 2025/2922 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/2285 KARAR NO : 2025/2922

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/06/2025 NUMARASI : 2025/421 Esas, 2025/404 Karar

DAVANIN KONUSU : Tapu İptal ve Tescil

Ankara 3. Asliye Ticret Mahkemesinin 03/06/2025 tarihli, 2025/421 Esas ve 2025/404 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla dosya incelendi. KARAR

Davacı, davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, davalı şirket ile arasında çekişmeye konu ... sayılı parselde yer alan 23 No.lu taşınmaz için yazılı inanç sözleşmesi yapıldığını, finansal sorunlardan kurtulunca davalı şirketten çekişmeye konu taşınmazın iadesini istediğini ancak sonuç alamadığını, davalı şirketin tasfiyesine ve tasfiye kararıyla birlikte dava konusu taşınmazın satılmasına karar verildiğini, sonrasında dava konusu taşınmazdan tahliyesi için önce Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/1759 Esas sayılı dosyasıyla açılan tahliye ve kira bedeli davasının reddedildiğini, akabinde davalı şirket tarafından Ankara 33. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/111 Esas sayılı dosyasıyla haksız el atmanın sonlandırılması ve ecrimisil davası açıldığını, çekişmeye konu taşınmazın gerçek maliki olduğunu ileri sürerek, taşınmazda davalı adına olan hissesinin iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, eldeki davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Eşya Hukuku başlıklı 4. kitabında düzenlenmiş gayrimenkul mülkiyetiyle ilişkili 683. maddesine dayalı mülkiyet hakkının korunmasına yönelik dava olduğu, davacının inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istekli olarak eldeki davayı açtığı, davanın açıklanan içeriğine göre malvarlığına ilişkin bulunduğu, mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK’nin hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, böylece davada genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev dava şartı yönünden reddine karar verilmiştir. Davacı, dava dilekçesinin içeriğini yineleyerek ilk derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar dava konusu taşınmaz mal varlığına ilişkin olsa da hâli hazırda dava konusu taşınmazın davalı firma üzerine kayıtlı olduğunu, davalı Şirketin kurucusu ve ortağı olduğunu, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olabileceği yönünde bölge adliye mahkemesi kararları olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının dava konusu ... sayılı parselde yer alan 23 No.lu taşınmazda kayıt maliki iken ekonomik sorunları nedeniyle çekişmeye konu taşınmazı kurucu ortağı olduğu davalı şirkete devrettiğini, finansal sorunlardan kurtulduktan sonra taşınmazın mülkiyetinin iadesi konusunda şirketle yazılı inanç sözleşmesi yapıldığını, sözleşme uyarınca taşınmaz mülkiyetinin iadesini istediği halde taşınmazın devredilmediğini, davalı şirketin tasfiye kararı aldığını, aleyhine Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan tahliye ve kira alacağı davasının reddedildiği, Ankara Asliye 33. Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının derdest olduğu, anılan bu davalardan sonra davacı tarafından eldeki iptal ve tescil istemli davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesinde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup buna göre “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Öte yandan bilindiği üzere 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'nun 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, eldeki davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) Eşya Hukuku başlıklı 4. kitabında düzenlenmiş gayrimenkul mülkiyetiyle ilişkili 683. maddesine dayalı mülkiyet hakkının korunmasına yönelik dava olduğu, davacının yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile eldeki davayı açtığı, davanın açıklanan içeriğine göre malvarlığına ilişkin bulunduğu, mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK’nin hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, davacının şirket ortağı olmasının sonuca etkili olmadığı, temlikin ticari işten kaynaklanmadığı böylelikle davada genel mahkemelerin görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi uygulama Asliye Ticaret Mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşecektir. Öyleyse, mahkemece davanın niteliği itibariyle genel mahkeme sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği, asliye ticaret mahkemesinin görevsiz olduğu benimsenmek suretiyle görevsizlik kararı verilmiş olmasında ve hükmün kuruluş biçiminde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığından davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353,1/b-1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir . H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Ankara 3. Asliye Ticret Mahkemesinin 03/06/2025 tarihli, 2025/421 Esas ve 2025/404 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacının istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353,1/b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-6100 sayılı HMK'nin 359/3. maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliği işleminin ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı Kanun ile değişik 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31.10.2025

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 30.11.2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/2285, K. 2025/2285, T. 30.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-2285-e-2025-2285-k-0d473d90e347