Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2025/2187 E. 2025/2175 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2187
- Karar No
- 2025/2175
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2187 - 2025/2175 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/2187 KARAR NO : 2025/2175 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/09/2025 NUMARASI : 2025/49 D.iş. - 2025/49 K.
TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir
Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/09/2025 tarih ve 2025/49 D.İş. - 2025/49 K. Sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkili Şirket ile karşı taraf arasında ilk olarak bila tarihli "Avukat Kimlik Kartı Ve BaroKart Üretim Sözleşmesi" imzalandığını, işbu sözleşme ile müvekkilinin avukat kimlik kartı ve barokart markası ile üretilen akıllı kart ve kart basım hizmetlerini üstlendiğini, yaklaşık olarak 20 yıl bu sözleşme hükümleri çerçevesinde avukat kimlik kartı ve barokart üretimi hizmeti sunduğunu, sonrasında 11.08.2014 tarihli ana sözleşme ile müvekkili Şirketin sözleşmesel sorumluluklarının belirlendiğini, buna göre sözleşmenin tanımlar başlıklı 2. maddesinde, barokartın, müvekkili tarafından geliştirilmiş ön ödemeli kartlı ödeme sistemi olarak tanımlandığını, bu tanıma göre barokartın entegrasyonu, basımı, üretimi gibi konuların müvekkiline ait bulunduğunu, barokartın özgün tasarımı ile kinegram tasarımının da müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, karşı tarafça gönderilen 04.06.2025 tarihli ihtarname ile karşı tarafın, taraflar arasındaki sözleşme ve ek protokoller kapsamında, müvekkiline taahhüt ettiği yükümlülüklerini yerine getirmemesine ve sözleşmeye aykırı davranışlarda bulunmasına rağmen fesih gerekçesini müvekkiline yükleyerek kendi ihlallerini örtbas etme ve suni bir haklı fesih sebebi yaratma gayreti içine girdiğini, bu çerçevede anılan ihtarname ile ilgili sözleşme ve bağlı ek protokollerin, usule ve esasa aykırı olarak karşı tarafça haksız şekilde feshedildiğini, karşı tarafın, müvekkili ile arasındaki işbirliği sona ermemişken, herhangi bir bildirim yapmaksızın, yasaya ve sözleşmelerin münhasırlık maddesi yanında diğer maddelerine de aykırı şekilde 3. bir şirket ile hukuka aykırı şekilde işbirliği gerçekleştirdiğini, karşı taraf ve 3. kişi konumundaki şirketin, barokart kapsamında müvekkilinin elinde bulunan ve yıllara sari uzun çalışmalar sonucu edinilmiş olan donanımları, yazılımları, lisansları, know-how ve diğer barokart ile ilgili envanteri, hukuka aykırı bir şekilde kullanmaya devam ettiklerini, "https://www..... com.tr/anasayfa" web sitesinden alınmış olan ekran görüntüsüyle de sabit olduğu üzere halen müvekkiline ait olan avukat kimlik kartı tasarımı ve kinegram tasarımları ile bu kapsamda müvekkilin sahip olduğu know-how ve envanterin kullanıldığını, yeni bastırılan kartların, müvekkilinin özgün tasarımı ile neredeyse birebir örtüştüğünü ve yine müvekkiline ait kinegram sisteminin taklit edildiğini, bu eylemlerin, hem Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında eser ihlali, hem de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında tasarım hakkı tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, müvekkilinin haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan tüm fiillerinin önlenmesi ve durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tescilli bir marka olmadan marka hakkının ihlalinden bahsedilemeyeceği için uyuşmazlıkta, tedbir isteyen tarafın marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceği, yine tescilli bir tasarım olmadan tescilli tasarım hakkının ihlalinin de söz konusu olmayacağı, öte yandan 3 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle tedbir isteyen tarafın, tescilsiz tasarım hakkına dayanarak da herhangi bir talepte bulunamayacağı, dosya kapsamında tedbir isteyen tarafın, aleyhine tedbir istenen tarafın yeni tarihli kartlarının ve iş mahsullerinin, kendisi tarafından hazırlanan eski tarihli kartlar veya iş mahsulleri ile karıştırmaya yol açtığını ispatlayamadığı, diğer bir deyişle haksız rekabet iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir isteyen vekili, Barokartın özgün tasarımı ile kinegram tasarımının müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, karşı tarafın ve 3. kişi konumundaki şirketin, Barokart kapsamında müvekkilinin elinde bulunan ve yıllara sari uzun çalışmalar sonucu edinilmiş olan donanımları, yazılımları, lisansları, know-how ve diğer Barokart ile ilgili envanteri, hukuka aykırı bir şekilde kullandıklarını, bu eylemlerin, hem Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında eser ihlali, hem de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında tasarım hakkı tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunu, ilk derece mahkemesince karara esas alınan bilirkişi raporunda, eksik inceleme yapıldığını, bu raporda, sadece şekli bir tescil kaydına dayanılarak müvekkilinin haklı iddialarının reddedildiğini, uyuşmazlığın asıl kaynağı olan sözleşme hükümlerinin ve fiili durumun tamamen göz ardı edildiğini, mahkemece HMK'nın 267/1 maddesine aykırı olacak biçimde iki kişilik bir bilirkişi heyetinin oluşturulduğunu, ayrıca belirlenen bilirkişilerin uzmanlık alanlarının da uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmadığını, SMK'nın 7/1 maddesi uyarınca yalnızca marka tescilinin hukuki koruma sağladığı belirtilmiş ise de marka hukukunun, sadece tescilli markaları değil, aynı zamanda TTK kapsamındaki haksız rekabet hükümleri ve SMK'nın 6/3 maddesi hükmü çerçevesinde, bir ticari işareti fiilen yaratan, yaşatan ve kamuoyunda itibar kazandıran, onu kullanan gerçek hak sahibini de koruduğunu, müvekkilinin de Barokart markasını yıllarca geliştiren, tanıtan ve bu markayı kamuoyu nezdinde bir değer haline getiren kişi olduğunu, ayrıca taraflar arasındaki sözleşme hükmünün de dikkate alınmadığını, tasarım yönünden ise tescilsiz tasarımın koruma süresinin hatalı hesaplandığını, mahkemece, tasarım hakkının kime ait olduğunun sözleşmede belirtilmediği açıklanmış ise de bu tespitin yerinde olmadığını, 22.09.2010 tarihli sözleşmenin 8. maddesinin "BAROKART ile ilgili bütün envanterin haklarının devri anlamına gelmez" hükmünü haiz bulunduğunu, kart tasarımı, kinegram ve tüm bu unsurların, markanın ayrılmaz bir parçası olan envanterin kendisi olduğunu, sözleşmede bu hakların devredilmediği açıkça belirtildiği için tasarım hakkının müvekkilinde kaldığını, karara esas alınan bilirkişi raporunda, sadece küçük görsel farklılıklara odaklanılarak, yeni kartların karıştırmaya yol açmadığının açıklandığını, oysa haksız rekabetin, ortalama bir tüketicinin genel izlenimi üzerinden yapılacağını, barokartın, yıllardır avukatların kimlik kartı olarak bilinmekte olup müvekkili tarafından yönetilen sistemin bir sembolü haline geldiğini, karşı tarafın, bu genel görünüşü ve kartın itibarını taklit ederek yeni kartlar çıkarmasının, ortalama bir tüketicinin bu kartları müvekkil şirketin ürünü olarak algılamasına neden olacağını, bu durumun da haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkili Şirketin know-how ve envanterinin kullanıldığını ispatlayamadığın belirtildiğini, burada da taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinin yok sayıldığını, sözleşme hükmü karşısında ispat külfetinin, karşı tarafta olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesinin gerektiği, somut uyuşmazlıkta dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davacının haklarına herhangi bir tecavüzün olmadığının açıklandığı, bu haliyle yaklaşık ispatın sağlandığının söylenemeyeceği, her ne kadar ihtiyati tedbir isteyen tarafça, bilirkişi heyetinin oluşumuna ve hazırlanan bilirkişi raporuna itiraz da bulunulmuş ise de ihtiyati tedbirin mevcut delil durumuna göre değerlendirileceği, bu aşamada yaklaşık ispatın sağlanmadığı ve koşulların oluşması halinde yargılamanın her aşamasında ihtiyati tedbir istenilmesinin mümkün bulunduğu anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-İhtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyenden alınması gereken harç, istinaf başvurusunda peşin olarak ödendiğinden başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbir isteyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/11/2025 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/11/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.