Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2139 E. 2025/2113 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/2139
Karar No
2025/2113
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/2139 Esas

KARAR NO : 2025/2113 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi

ESAS NO: 2025/768 (Derdest Dava Dosyası)

TARİHİ: 23/10/2025 (Ara Karar Tarihi)

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 11/12/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; Alacaklı ... ... Geri Dönüşüm-... ile borçlu ... ...- ... arasında gerçekleşen ticari ilişki kapsamında takip edilen cari hesap sonucunda borçlu firmanın müvekkiline 100.949,62 TL borçlu olduğunu, işbu cari hesap bakiyesinin ödenmesi talep edilmiş ise de borçlunun yan ödeme yapmadığını, cari hesap bakiyesi tahakkuk ettiği tarihten itibaren her yıl devredildiğini ve ödeme yapılmadığından alacağımızın tahsili için İstanbul 19. İcra Dairesi'nin... İcra sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, İstanbul 19. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası ile 100.949,62 TL asıl alacak ve 99.077,21TL cari hesap alacağına işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, İstanbul 19. İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra dosyasından düzenlenen ödeme emrinin karşı taraf-borçluya 24.09.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, karşı tarafın takibe, borca, faize, işlemiş faize ve faiz oranına, takibin tüm ferilerine itiraz edildiğini, icra müdürlüğünce düzenlenen tensip zaptıyla takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu nedenlerle; davanın kabulü ile, haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, icra takibinde talep edilen meblağ ve faiz oranı üzerinden takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilerek, yargılama sonuna kadar alacağımızın teminat altına alınması için öncelikle teminatsız olarak, mümkün değil ise sayın mahkemenizin takdir edeceği teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesini, vekalet ücreti ve dava masraflarının karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 23/10/2025 tarih ve 2025/768 Esas sayılı ara kararında;"...Her ne kadar yukarıda açıklanan hususlar muvacehesinde ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş ise de; talep konusu alacak yönünden yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, alacak miktarının ihtilaflı olması ve alacağın doğup doğmadığının yargılama sonucunda ortaya çıkacak olması ile alacağın varlığı ve vadesinin gelip gelmediği hususları yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, ''1-İhtiyati haciz talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Alacaklı ... ... Geri Dönüşüm - ... ile borçlu ... ... - ... arasında gerçekleşen ticari ilişki kapsamında takip edilen cari hesap sonucunda borçlu firmanın müvekkile 100.949,62 TL borçlu olduğunu, işbu cari hesap bakiyesinin ödenmesi talep edilmiş ise de borçlu yanın ödeme yapmadığını, cari hesap bakiyesinin tahakkuk ettiği tarihten itibaren her yıl devredildiğini ve ödeme yapılmadığından alacağın tahsili için İstanbul 19. İcra Dairesi'nin... İcra sayılı dosyası ile takibe geçilmiş olduğunu, ticari temerrüt faizi işletilerek icraya konu edilmiş olduğunu, takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali talebi ile açılmış olan davada müvekkilin yargılama neticesinde alacağını tahsil edebileceği başkaca herhangi bir muhatap olmadığından söz konusu olay ve davaya ilişkin olarak taraflarınca ihtiyati haciz talep edildiğini, mahkemenin bu taleplerini 23.10.2025 tarihli ara karar ile değerlendirdiğini ve yerel mahkeme ara kararının Yargıtay içtihatları ışığında usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davalının ödeme yükümlülüğünün muaccel olduğunu, delil dilekçesi ile birlikte tarafların cari hesaplarını, borç ve alacaklarını gösteren muavin defterlerinin tablo halinde sunulduğunu, davalının ise borcunun mevcut olmadığına dair herhangi bir belge sunamadığını, söz konusu icra takibine konu edilen borcun bir süredir sonraki döneme devreden bir borç olduğunu, müvekkil tarafından gerek sözlü gerek yazılı talep ve ikazlarda bulunulmuş ise de bugüne dek herhangi bir ödeme yapılmadığını, alacağın muaccel olduğunu, bu sebeple karşı tarafın sırf borcunu sürüncemede bırakmak niyetinde olduğu görülmekte olduğundan ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair ara kararın hukuka aykırı olduğunu, Söz konusu icra takibine girişmeden önce karşı taraf ile yapılan görüşmelerde borcun ödenmesi bakımından herhangi bir yol kat edilememiş olduğunu, davalı borçlu tarafından takibe kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, gelinen aşamada icra takibine itiraz edilmiş olması ve takibin durdurulmuş olması nedeniyle müvekkilin ticari nitelikteki alacağını güvence altına alabileceği hukuki bir yöntem kalmadığını, davalı borçlunun da bu süreçte mal kaçırma tehlikesinin mevcut olduğunu, bu nedenle ilgili ara kararın kaldırılarak ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Somut olayda; ihtiyati haczin İİK.m.257 vd. maddesinde de ayrıca ve açıkça düzenlenmiş bulunması, ihtiyati haciz kararı verilmesi için davanın tam olarak ispatlanmış olmasının gerekmemesi, yaklaşık ispat halinde de ihtiyati haciz kararının verilebilmesi, ihtiyati haciz şartlarının mevcut olması göz önünde bulundurularak istemlerinin kabulünün gerektiğini, yerel mahkemenin ihtiyati haciz talepli dava dilekçeleri, tüm açıklamaları ve sundukları delillere rağmen taleplerini reddetmesinin kabul edilemeyeceğini, koşulları oluşan ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile yasaya ve hakkaniyete aykırılık teşkil eden kararın iptaline karar verilmesi halinde doğacak hakların güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkindir.Mahkemece, İhtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiş ve ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. İİK'nun 257/1.maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmü, İİK'nın 258/1.maddesinde ise; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." hükmü yer almaktadır.Somut olayda, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı davacı tarafın davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı açılan davada iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında ortaya çıkacağından talep eden davacı tarafından dosyaya ibraz edilen belgeler HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Karşı tarafın, mallarını kaçırmaya, gizlemeye veya kendilerinin kaçmaya çalıştığını gösterir delil de sunulmamıştır. Bu hali ile, ara karar tarihi itibariyle İİK 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, değişen durum ve şartlara göre de her zaman yeniden talepte bulunulabilecek olup buna göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen karar, usul ve yasaya uygun olduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/2139, K. 2025/2113, T. 11.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-2139-e-2025-2113-k-e820e7cfe31b