Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1616 E. 2026/233 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1616
Karar No
2026/233
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1616 KARAR NO : 2026/233

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17.10.2025 NUMARASI : 2023/1006 Esas TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ : 11.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11.02.2026

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.10.2025 tarih 2023/1006 Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye.....tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkilinin .... Şirketi'ni kurduğunu, şirketi kurmasından hemen sonra davalının müvekkiline gelerek ortak olmak istediğini, kendisinin uzun yıllar Kent koleji olarak tabela ismine haiz okulda öğretmenlik ve yöneticilik yaptığını, bu nedenle ciddi bir müşteri portföyünün bulunduğu gibi beyanlarda bulunduğunu, müvekkilinin .... Kolejinde davalının yönetici olduğunu bilmesi ve müşteri portföyünün çok gelişeceği umudu ile şirketin %80 hissesini bila bedel karşılığında davalıya devrettiğini, 20 Şubat 2019 tarihinde yapılan ve müvekkilin alınmadığı şirket genel kurul toplantısında davalı tarafın hakim ortak sıfatıyla aldığı karar ile şirket sermayesinin 3.000.000,00 TL 'ye çıkarılmasına karar verildiğini, müvekkilinin sermaye arttırım kararına ve şirkette olan payına göre sermaye arttırımından kaynaklanan sermaye borcunu ödeyip ödemeyeceği yönünde bir tebligat yapılmadan müvekkilinin şirkette bulunan hissesinin %3,33'e düşürüldüğünü, müvekkiline şirket işleyişi ve şirket kayıtları hakkında bilgi verilmediğini, davalı tarafından kurulan.....Şirketi ve bizzat kendi adına ve muhasebe kayıtlarında karşılığı bulunmayan kişi ve kurumlara ait hesaplara kayıt dışı paralar gönderildiğinin öğrenildiğini, davalı tarafından müvekkilinin de ortak olduğu ..... Şirketi'nin Sosyal Güvenlik Kurumu ve Vergi Dairesi Başkanlığı nezdinde bulunan borçların zamanında ödenmediğini, yüksek miktarda borçların birikmesine sebep olunduğunu, 20.02.2019 tarihinden itibaren şirkete ait banka hesaplarından şirket kayıtlarında gider olarak bir karşılık kaydı bulunmayan bedellerin davalının ortağı olduğu diğer şirkete ait hesaba, kendi adına olan hesaba, eşi adına olan hesaba ve başkaca kişi hesaplarına bedellerin aktarılarak taşınmaz ve araç alımları yapıldığının öğrenildiğini, şirket tarafından çekilen bazı kredilerin ödemelerinin şirketin maddi durumunun iyi olmasına rağmen özellikle geciktirilerek ve/veya kredi arttırımı yapılarak yeni ödeme planları hazırlatılarak şirketin zarara uğratılmaya çalışıldığını, bazı kredilerde müvekkili adına kayıtlı taşınmazların ipotekli olması nedeni ile müvekkilinin zarara uğratılma kastı ile davrandığını belirterek dava sonuçlanıncaya kadar TTK 235 gereğince tedbiren kayyım tarafından yapılması ve/veya mevcut müdürlerin yetkilerinin tedbiren kısıtlanmasına, yapılacak yargılama sonucunda TTK 630/2 gereğince bariz ve somut usulsüzlükleri ve kötü yönetimleri nedeni ile davalı müdürün görevden alınarak yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına ve müvekkilinin müdür olarak atanmasına veya Mahkemece uygun görülecek birinin yetkili müdür olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafın dava dilekçesindeki ihtiyati tedbir talebinin Mahkemenin 05/01/2024 tarihli ara kararı ile iddia ve talebin yargılamayı gerektirdiği HMK 389 ve devamı maddeleri kapsamında yasal şartlarının mevcut olmadığından reddine karar verildiği, karar yönünden istinaf başvurusunun İzmir BAM 11. HD'sinin 2024/330 Esas 2024/680 Karar sayılı 26/03/2024 tarihli kararı ile reddine karar verildiği, davacı vekilinin 11/07/2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin Mahkememizin 16/07/2024 tarihli ara kararı ile davalı şirkette organ boşluğu bulunmadığı, iddia ve talebin yargılamayı gerektirdiğinden reddine karar verildiği, karar yönünden istinaf başvurusunun İzmir BAM 11. HD'sinin 2024/1471 Esas 2024/2041 Karar sayılı 20/11/2024 tarihli kararı ile reddine karar verildiği; davacı tarafın 08/05/2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin 12/05/2025 tarihli ara karar ile reddine karar verildiği, davacı tarafın karar yönünden istinaf başvurusunun İzmir BAM 11. HD'sinin 2025/903 Esas 2025/1052 Karar sayılı 07/07/2025 tarihli ilamı ile reddine karar verildiği; dosyaya 07/10/2025 tarihli bilirkişi raporunun verildiği, taraflara tebliğ edildiği, henüz beyan sürelerinin dolmadığı; davanın TTK 630/2 Maddesi gereğince davalı müdürün görevden alınarak yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, davacının müdür olarak atanmasına veya uygun görülecek birinin müdür olarak atanmasına yönelik olarak açıldığı, davalı şirkette organ boşluğu bulunmadığı ve dava konusu nazara alındığında, davayı sonuçlandırıcı ve çözümleyici nitelikte ve uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, HMK 389. Madde kapsamında şartları bulunmadığından davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, müvekkilin de ortağı olduğu şirkette davalının müdürlük yetkisinin kısıtlanmasına, dava sonuçlanıncaya kadar TTK 235 maddesi gereğince şirket yönetiminin kayyım tarafından yerine getirilmesine tedbiren karar verilmesi talepli olarak yerel Mahkeme nezdinde dava ikame edildiğini, dosyada mevcut cevabi yazılar gereğince davalı ....'un şirketi tam olarak idare edemediği, şirketin her geçen gün daha fazla zarar içinde kalmasına sebep olduğu açık olmasına rağmen ve bir şirkette mevcut yönetimin şirket ve şirket ortakları aleyhine çalıştığı, davalı....'un dava konusu şirkete ait hesaplardan kendi şahsi hesabına düzenli olarak para aktardığı sabit olmuş, ayrıca SGK ve Vergi Dairesinden gelen yazı cevaplarıyla borçlu şirketin çok fazla borçlu olduğu, şirketin ödemelerini düzenli yapmayarak işleyen faizler nedeni ile her geçen gün daha fazla borç altına girmeye devam ettiğinin ortaya çıktığı gerekçesiyle davalı yöneticinin hukuka aykırı davranışlarının ispatlandığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile müvekkilin de ortağı olduğu şirkette davalının müdürlük yetkisinin kısıtlanmasına, dava sonuçlanıncaya kadar TTK 235 maddesi gereğince şirket yönetiminin kayyım tarafından yerine getirilmesine tedbiren karar verilmesini, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda açık olarak belirtilen "şirketin öz kaynaklarını koruyamadığı tespitinin yok sayıldığını, bilirkişi raporu irdelendiğinde; davalı ....'un dava konusu şirkete ait hesaplardan kendi şahsi hesabına düzenli olarak para aktardığı, ayrıca SGK ve Vergi Dairesinden gelen yazı cevaplarıyla borçlu şirketin çok fazla borçlu olduğu, şirketin ödemelerini düzenli yapmayarak işleyen faizler nedeni ile her geçen gün daha fazla borç altına girmesine sebep olduğu, karara karşı oy kullanan mahkeme başkanı tarafından yazılan karşı oy şerhinde aynen; "Bu aşamada davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile davalı şirket müdürünün şirketin mal varlığının eksiltecek ve şirketi borç altına sokacak işlemler yapabilmesinin davacı ortağın onayına bağlı tutulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebileceği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararına katılmıyorum." gerekçesine göre en azından mevcut müdürün şirketin mal varlığında eksilmelere yol açacak işlemler ve borçlandırıcı işlemler yapabilmesinin diğer ortağın onayına tabi tutulması yönündeki ihtiyati tedbir kararının verilmesi gerektiğini, dosya kapsamına göre davalı ....'un şirketi tam olarak idare edemediği, şirketi tasfiye işlemlerine başladığı, şirketin her geçen gün daha fazla zarar içinde kalmasına sebep olduğu açık olmasına göre yöneticinin hukuka aykırı davranışları ispatlanmış olmasına rağmen yerel Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Talep, TTK'nın 630/2. maddesi gereğince davalı müdürün görevden alınarak temsil yetkisinin kaldırılması talebiyle açılan davada, TTK'nın 235. maddesi gereğince dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren kayyım atanması ve/veya mevcut müdürlerin yetkilerinin tedbiren kısıtlanması talebine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İhtiyati tedbir bir dava olmayıp, geçici hukuki korumadır. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir isteminde davanın esası açısından haklılığın yaklaşık olarak, ispat edilmesi ve tedbirin uyuşmazlık konusu hususa ilişkin olması gerekir. Geçici hukuki koruma olan ihtiyati tedbirin, davanın yerine ikâme edilmemesi ve uyuşmazlığın esasını çözecek mahiyette olmaması, başka bir deyişle yargılamanın sonunda elde edilecek menfaatin ihtiyati tedbirle elde edilmemesi gerekir. Aksi halde ihtiyati tedbir hukuki kurumu ile getirilmesi amaçlanan hükümlerle bağdaşmayacaktır. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse veya yasanın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Her ne kadar yerel mahkemece, davacının önceki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin ara kararlarına yapılan istinaf başvurularının reddine karar verildiğinden bahisle, davalı şirket müdürünün özen yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı hususları usulünce araştırılmadan söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ise de, istinaf incelemesine konu taleplerden sonra mahkemece aldırılan 07.10.2025 tarihli ek bilirkişi raporu ve diğer raporlar incelendiğinde, davalı şirket Müdürü ....’un kendi şahsi hesabından davalı şirket hesabına para gönderdiği gibi davalı şirket hesabından da şirket müdürünün şahsi hesabına paralar gönderildiği, bu şekilde şirket müdürünün şahsi hesabı ile davalı şirket hesabı arasında yoğun para transferlerinin bulunduğunun ek bilirkişi raporuyla da tespit edildiği, bu şekilde sonradan dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu dikkate alındığında davalı şirket müdürünün şirketin mal varlığını eksiltecek ve şirketi borç altına sokacak işlemleri yönünden davalı şirket müdürünün yetkilerinin kısıtlanarak dava sonuçlanıncaya dek şirketin mal varlığının eksiltecek ve şirketi borç altına sokacak işlemler yönünden dava dışı 3. bir kişinin tedbiren kayyım atanması koşullarının gelinen aşamada gerçekleştiği, buna göre şirketin işleyişinin sekteye uğramaması adına taraflarla husumeti bulunmayan dava dışı 3. bir kişinin şirketin mal varlığının eksiltecek ve şirketi borç altına sokacak işlemler yönünden tedbiren kayyım olarak atanmasına karar verilmesi gerekirken, mahkemece yerinde olmayan gerekçeyle ve sonradan alınan ek rapor gözetilmeksizin, yalnızca dairemizin önceki tedbir talepleri yönünden verilen istinaf başvurusunun reddi kararları gerekçe gösterilerek, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabet bulunmamış, bu yönüyle yerinde görülen davacı vekilinin istinaf itirazının yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin değerlendirilmemiş olması nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına ve davacının ihtiyati tedbir talebi koşulları kısmen gerçekleştiğinden, davalı şirket müdürünün yetkileri kısıtlanarak, taraflarla husumeti bulunmayan dava dışı 3. bir kişinin şirketin mal varlığının eksiltecek ve şirketi borç altına sokacak işlemler yönünden tedbiren kayyım olarak atanmasına karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.10.2025 tarih ve 2023/1006 Esas sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1616, K. 2026/233, T. 11.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1616-e-2026-233-k-aecc0ba80e8a