Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1615 E. 2025/1918 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1615
- Karar No
- 2025/1918
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/1615 Esas 2025/1918 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1615 KARAR NO : 2025/1918
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/09/2017 NUMARASI : 2017/97 Esas 2017/699 Karar
DAVA : Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak DAVA TARİHİ : 07/02/2017
KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2025
Taraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin birikimini istediği zaman geri alabileceği ve yüksek oranda kar getirecek bir yatırıma dönüştürmek için davalıya belge karşılığı 50.080,00 DM yatırdığını, müvekkilinin ihtiyacı nedeniyle ödediği parasının talep etmesine rağmen paranın ödenmediğini, davalıların başlangıçta istendiği an paranın iade edileceği vaadinde bulunduklarını, davalıların dolandırmak kastıyla hareket ettiğini, bu durumun SPK raporlarında açıkça anlatıldığını, yatırdığı para karşılığında müvekkiline ve diğer mağdurlara sadece ortaklık durum belgesi veya tahsilat makbuzu verildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin esasında ortaklık değil kredi anlaşması niteliğinde olduğunu, davalının taraflar arasındaki sözleşmeye uygun hareket etmediğini, hukuka aykırı olarak hisse senetlerini izinsiz halka arz ettiklerini, müvekkiline hisse senedi verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.080,00 DM karşılığı 25.605,49 Euro'dan şimdilik 1.000,00 Euro'nun tahsil edildiği 08/02/2000 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca Devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı ile geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında ibraz ettiği ıslah dilekçesi ile müvekkili tarafından davalıya verilen 25.600,00 EURO'nun tahsil edildiği tarihten itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ödeme tarihine ilişkin açıklamalarının çelişkili olduğunu, davacının teminat göstermesi gerektiğini, davacının dayanak olarak gösterdiği belgenin müvekkilini ilzam etmediğini, somut uyuşmazlıkta bankalar kanunu hükümlerinin uygulanamayacağını, müvekkilinin SPK mevzuatını ihlal etmediğini, hile iddiasının yasal dayanağının bulunmadığını, davacı taleplerinin hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, haksız fiil hükümlerinin uygulanamayacağını, davanın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı definin dürüstlük kuralına aykırı olmadığını, davacının talep ettiği alacağın ve faiz talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını, dava değerinin dava tarihindeki TL değerinin hatalı gösterildiğini, davacının elinde müvekkili şirkete ait hisse senedi aslı mevcut ise taraflar arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davacıya primli hisse senedi satışı yapmadığını, taraflar arasında kurulan ortaklık ilişkisinin doğrudan şirkete ödeme yaparak oluşmadığını, davacının hisse senetlerini dava dışı 3. kişilerden devren aldığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı şirketin tek taraflı olarak düzenlediği pay defterlerinde davacının hisse nominal değeri 2 TL'den olmak üzere 640 adet şirket hissesi karşılığı toplam 1.280,00 TL üzerinden davalının ortağı olarak gözüktüğü, davalıların SPK'ya sundukları tahsilat dağılım listelerinin davacı lehine delil niteliği taşıdığı, anılan listelerde davacı tarafından davalı şirkete toplam 25.600,00 EURO ödendiğinin yer aldığı, bu şekli ile davalı şirketin ortaklardan hisse karşılığı olarak listelerde yer alan tutarları aldığının kabulü gerektiği, listelerin davalı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen belgeler olması nedeniyle davacı taraf aleyhine delil olarak değerlendirilemeyeceği, davalının davacıdan aldığı paraya karşılık davacıya ne verdiği ile ilgili davalıyı sorumluluktan kurtarmaya yönelik bir belge sunamadığı, davalının haksız fiil teşkil eden uygulamaları karşısında yemin delili hakkında bir işlem yapılmadığı, temerrütün dava tarihi itibarıyla oluştuğu, SPK tahsilat listelerine göre davacının davalı şirkete 25.600,00 EURO ödediğinin anlaşıldığı, haksız fiile maruz kalan davacının telafi edilen zararı var ise bu miktarın alacağından düşülmesi gerektiği, davalının ise davacıya herhangi bir ödeme yaptığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, 25.600,00 Euro'nun dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca Devlet bankalarının Euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek döviz faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılarca geri alma taahhüdünün verildiğine ilişkin hiçbir somut delil bulunmadığını, aksi düşünülse bile ortaklık ilişkisinin mi yoksa geri alma taahhüdünün mü hükümsüz olduğu konusunda ayrım yapılmadığını, mahkemenin ortaklık ilişkisinin hükümsüz olduğuna dair kabulünün hiçbir delile dayanmadığını, hükümsüzlük ve buna bağlı tazminat talebinin zaman aşımı yönünden sonuçlarının aynı olmadığı, haksız fiil tazminat talebinde iyi niyete aykırılığın ortadan kalkmayacağına ilişkin yaklaşımın hukuki olmadığını, dürüstlük kuralına aykırılık iddiasının somut delile dayanmadığını, zamanaşımı kuralların yasaya aykırı bir şekilde ortadan kaldırıldığını, SPK listelerinin yanlış değerlendirildiğini, mahkemece davacının ıslah talebinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin davacının hile ve haksız fiil iddialarını ispat ettiğine yönelik kabulünün hatalı olduğunu, SPK raporlarında mahkeme kabulünün aksine tespitler de bulunduğunu, taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığına yönelik kabulünü kanuna aykırı olduğunu, davacının yedinde bulunduğu iddia edilen hisse senetlerinin davalı şirkete iadesine karar verilmemesinin hatalı olduğunu, davacının ıslah talebinin kabul edilemeyeceğini, mahkemece SPK'ya sunulan CD ve üst yazı içeriklerinin hatalı değerlendirildiğini, celbi gereken belgeler toplanmadan karar verildiğini, yemin delilini kullanma haklarının engellendiğini, istivcap istemlerinin usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, ıslah ile artırılan miktar yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının davada talep edilen alacak yönünden ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek olmadığını, hüküm altına alınan alacağın ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının faiz başlangıç tarihi yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı vekili Av. ... 24/12/2025 tarihli beyan dilekçesi ile davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Davacı vekilinin Elazığ 2. Noterliği'nin 21/12/2016 tarih ve 29956 yevmiye numaralı vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu görülmüştür. Davalı vekili Av. ...'in 24/12/2025 tarihli beyan dilekçesi ile davacıdan vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinin bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür. HMK'nun 307 vd. maddeleri uyarınca feragat davaya son veren ve davacının talep sonucundan vazgeçmesine ilişkin taraf işlemi olup karşı yanın ve mahkemenin kabulüne bağlı değildir. HMK'nun 310/2. maddesi "Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir. " hükmünü içermektedir. Hal böyle olunca, HMK'nun 310/2. maddesi uyarınca hükmün verilmesinden sonra, karar kesinleşinceye kadar davadan feragat halinde, bölge adliye mahkemesince dosya ilk derece mahkemesine gönderilmeden feragat doğrultusunda ek karar verilebilir. Davacı vekilinin feragat talebi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın feragat nedeniyle reddine, davalı vekilinin talebi gözetilerek davalı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin feragat talebi nedeniyle Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2017 tarih ve 2017/92 Esas 2017/699 Karar sayılı kararı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davacının davasının feragat nedeniyle REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu 22 madde gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının 2/3'ü oranına isabet eden 410,27 TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 67,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 342,52 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı vekilinin talebi gözetilerek davalı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansı varsa, hükmün tebliğinden sonra kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, B)1-İstinaf kanun yoluna başvuru sırasında davacı tarafından peşin yatırılan 31,40 TL davacıya iadesine, 2-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin istemleri nedeniyle üzerilerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dair, tarafların yokluğunda HMK 361.maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.30/12/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -