Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1544 E. 2025/1620 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1544
- Karar No
- 2025/1620
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1544
KARAR NO : 2025/1620
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/09/2025 (Ara KArar)
NUMARASI : 2025/44 Esas (Derdest)
TALEP: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız FiildenKaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/11/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP: Davalı yanın kendisine verilen yetkiyi kötüye kullanarak müvekkili şirket hesaplarından 1.600.000,00-TL'yi uhdesine geçirmesi nedeniyle haksız alınan paranın iadesi için başlatılan icra takibi itiraz edilmesi sonucunda itirazın iptali ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebi ile işbu davanın ikame edildiğini, davalı yanın iddiaları uyarınca Bakırköy 13. Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/389 E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunu beklediğini, ilgili dosyada beklenen bilirkişi raporunun 03.08.2025 tarihinde tanzim olunduğunu, taraflarına 04.08.2025 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının "vergilendirilmeyen kayıt dışı paranın şirketin hakim hissedarı ... ve ailesine aktarıldığı ve bu nedenle banka hesaplarından para çekildiği" yönündeki iddiasının huzurdaki davanın konusunu oluşturmadığından şirket banka hesabındaki paranın kayıt dışı olamayacağının altını çizmekle yetindiklerini, ödemelerin hiçbiri adi ortaklık iddiası ile ilgili olmadığı gibi dava konusu haksız fiili oluşturan 1.600.000,00-TL bedelin hiçbir zaman müvekkili şirket ortağı yahut aile bireylerine getirilmediğini, davalı yan aynı gün içerisinde 1.600.000 TL gibi bir bedeli şirketin iki ayrı hesabından çektiğini ve daha sonra bu parayı hiçbir şekilde şirkete getirmediğini, aksini ispata yarar hiçbir delilin de sunulmadığını, gelinen aşamada davalının, şirket kaynaklarını, taraflar arasındaki iş akdi uyarınca kendisine verilen yetkiyi haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullanarak uhdesine geçirdiği ve şirketi bu şekilde zarara uğrattığının açıkça görüldüğünü, dosyanın tekemmül ettiği kanaatinde olduklarını, davalı yanın mal kaçırma saiki ile üzerindeki taşınmazları devretme gayretinde olduğunun haricen öğrenildiğini, izah edilen nedenle yargılama sürecinin uzaması müvekkili şirketin büyük bir hak kaybına uğrayacağının görüldüğünü, davalının mal kaçırma saiki ile hareket ettiği bilindiğinden teminatsız olarak davalı yanın mallarına dava değeri ölçüsünde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini, dolayısıyla evvela bilirkişi raporu ile de haklılığı bir kez daha ortaya konan davanın kabulüne, şayet sayın mahkeme aksi kanaatte ise dosyanın ivedilikle bilirkişiye tevdii ile eksik hususlar giderilerek netice itibari ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; "Tüm dosya kapsamı belgeler davacının ihtiyati haciz isteminde haklı olduğuna dair mahkememizde olumlu kanat uyandıracak nitelikte bulunmamış olup, sunulan belgelerin İİK.nun 258.maddesinde belirtildiği ölçüde ihtiyati haciz talebinin kabulüne yeterli bulunmadığı kanaatine varılmakla öte yandan İhtiyati haciz isteyen vekilince sunulan dilekçe ve eklerinin incelenmesi neticesinde, talebe dayanak taraflar arasındaki ilişki kapsamında tarafların edimlerini yerine getirip getirmedikleri, davacı iddiasının yargılamaya muhtaç olup, aleyhine ihtiyati haciz istenen tarafından mal kaçırma çabası içinde bulunduğuna dair bir delil sunulmadığından koşulları oluşmayan ihtiyati haciz isteminin reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz kurumu, hükmün güvencesi olarak alacaklının hak kaybına uğramasına mahal vermemek adına oldukça hayati bir öneme sahip olduğunu, nitekim huzurdaki davada alacağın ispatı olarak banka dekontları sunulmuş, davalı yan süresi içerisinde ve halen daha aksini ispata yarar bir delil sunamadığını, Mahkemenin beklediği rapor dosyaya sunulmuş iddialarımızın aksini ispata yarar bir tespitte bulunulmadığı görülmüş, o halde yaklaşık ispat kuralının yerine getirildiği ortada yargılamanın gelinen aşamasında ve yargılama süreleri göz önünde bulundurulduğunda talebinin reddine karar verilmesi davacıyı telafisi mümkün olmayan zarara uğratacağını, beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Talep, derdest şirket eski müdürünün haksız işlemi nedeniyle oluşan zararın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında İİK’nun 257 vd.devamı uyarınca ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş,bu karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz talep edebilmek için, İİK'nın 257/1.maddesine göre alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması ya da vadesi gelmemiş alacaklar yönünden İİK'nın 257/2.maddesindeki şartların bulunması gerekir. İİK'nın 258/1.maddesinin ikinci cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış olmakla birlikte bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması gerektiği kabul edilmiştir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır(Yargıtay 19 HD'nin 12/12/2019 Tarih,2019/2300 E-2019/5531 K). Somut olayda; davacı davalının şirket müdürü iken yapmış olduğu haksız işlemler nedeniyle zarara uğradığı iddiasına dayalı olarak icra takibi yapmış olup; davalının davaya cevabında iddiaları kabul etmediği , bu hale göre dosya mevcuduna göre muaccel alacağın varlığı, özellikle miktarı hususunda dosyanın geldiği aşama itibariyle davacı haklılığının yaklaşık olarak ispatı ölçüsünde delil bulunmadığı ,davalı savunmaları değerlendirildikten ve buna ilişkin deliller dtoplandıktan sonra sonra varsa alacak miktarı belirlenebilecek olup, tahkikat aşamasında olan davada varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç olan bir alacak talebi yönünden ortada muaccel veya müeccel bir bir para alacağı bulunduğu söylenemeyecektir.Buna göre dosya kapsamında davacı haklılığının yaklaşık olarak ispatı ölçüsünde delil bulunmayıp, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat şartı gerçekleşmediğinden mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda istinaf nedenleri yerinde görülmeyen ihtiyati haciz isteyen dava vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati haciz isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,İİK 265/son ve HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/11/2025