Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1540 E. 2025/1637 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1540
Karar No
2025/1637
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1540

KARAR NO : 2025/1637

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/06/2025

NUMARASI : 2024/530 Esas - 2025/524 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin davalı şirkete araç yükü taşınmasına ilişkin nakliye hizmeti verildiğini, davacı şirketin nakliye hizmeti karşılığı sefer başı ve km bazında ücretlendirme ve sair masrafların yansıtılması şeklinde fatura düzenlendiğini, köprü ve otoban ödemelerinin ek olarak fiyata yansıtıldığını, davalının bu durumu kabul ettiğine ilişkin e-mailler bulunduğunu, buna karşılık davalı şirket tarafından taşman yüklere ilişkin hasar faturaları düzenlendiğini, bu durumun davacı tarafından çok sonra fark edildiğini, hangi gerekçe ile kabul edilmediğini davalı şirkete bildirdiklerini, bu faturalar için davalı şirkete İade faturaları düzenlendiğini, açıklanan nedenlerle davalı şirketin ödemek zorunda olduğu köprü-otoban fark bedelleri ile haksız düzenlenen hasar ve yansıtma faturalara karşı kesilen iade faturaları sebebiyle davalıdan alacaklı olduklarını ve İst. Ana. 25. İcra Müd. ... E sayılı dosyada haksız itirazın iptali ve alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında "Taşıma İşleri Sözleşmesi" bulunduğunu, 3. Köprü nedeniyle yansıtılan faturalarda davacı şirket ile mutabık kalındığını, otoyollara yapılan her türlü zammın taşıma ücretlerine yansıtılacağına dair bir anlaşma yapılmadığını, davacı şirketin 01.10.2017 tarihi itibarı ile çalışmayı durdurduğunu, bu tarihten sonra taraflar arasında hizmet ilişkisi bulunmadığını, davacı şirketin düzenlediği köprü ücret farkı faturalarının noter kanalı ile iade edildiğini, davalı şirketin daha öncesinden itiraz etmeyerek kabul ettiği ve bedellerini ödediği hasar faturalarına daha sonra yansıtma adı altında fatura düzenlediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hangi yansıtma faturasının hangi hasar faturasına ilişkin olduğunun da belirsiz olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiğini, haksız takip nedeniyle % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Dava taraflar arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklanan eksik cari hesap bakiye ve 9 adet fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı ile davalı arasında ise yazılı bir taşıma sözleşmesi olmadığı fakat dosya içeriğine bakıldığı zaman aralarında taşıma işlemleri yönünden bir hizmet ilişkisi olduğu, Davacı taşımacı tarafından gerçekleştirilen hizmet ifasına ilişkin ilave olarak “köprü geçiş fark ücreti”, “otoban geçiş fark ücreti” gibi adlar altında ortaya çıkan ek maliyetlerin davacı taşımacının Taşıma sürecinde öngörülebilir değişiklikler kapsamındaki risk alanları içerisinde yer aldığı yani bu ücretlerdeki artışın zaten taşıyıcının maliyetleri içerisinde kaldığı, bu sebepten bu tür talepler eğer yazılı bir sözleşmeye de konu edilerek hüküm altına alınmamış ise tamamen hizmet alan tarafın kabulüne bağlı olduğu, diğer taraftan köprü, otoban v.b. masraf kalemlerini oluşturan diğer giderlerdeki düşüşler için de aynı şekilde davalı tarafından talep edilmesi muhtemel indirimlerin bu defa da davacı tarafın kabulüne bağlı olduğu, Davacı taşımacı tarafından iş bu dava ile talep edilen ve sözleşme ile hüküm altına alınmayan bu tür masraf kalemlerinin davalıya yansıtılabilmesi için öncelikle bu masrafların davalı tarafından açıkça kabul edilmesi gerektiği fakat dava dosya içeriğine bakıldığı zaman davalı tarafından sadece Ekim 2017 tarihinden itibaren yıl sonuna kadar geçerli olmak üzere 370 TL “Köprü Geçiş Ücreti” için onay verildiği, davacının diğer taleplerinin ise davalı tarafından onaylandığına veya açıkça kabul edildiğine dair dosyada tevsik edici mahiyette her hangi bir belgeye rastlanmadığından; 13.12.2017 tarihli 6.112,40 TL tutarlı fatura üzerinde davacı tarafından “14 adet Ekim 2017 ayı Köprü farkları” şeklinde açıklamalara yer verildiği ve 2017 Ekim ayından itibaren olan köprü ücretlerinin ise davalı tarafından yukarıda yer verilen eposta yazışmalarına istinaden kabul edildiği dikkate alındığında; 14x370TL= 5.180,00TL + KDV yani toplamda 6.112,40 TL köprü ücret farkından davalı tarafın sorumlu olacağı, davalının sorumlu olacağı bu tutara takip tarihi itibariyle açık hesaptan davacıya borç olarak gözüken 2.884,18 TL’nin ilavesiyle birlikte davacının takip tarihi itibariyle davalıdan (6.112,40+2.884,18)= 8.996,58 TL’yi talep edebileceği, 13.12.2017 tarihli 95.843,59TL tutarlı Fatura üzerinde davacı tarafından “2017 Y.S.S. KÖPRÜ GEÇİŞ ZAM FARKLARI” şeklinde açıklamalara yer verildiği, fakat geriye dönük düzenlendiği anlaşılan bu iade faturası kapsamı Ek ücretlerin davalı tarafından kabul edildiğine dair dosyaya davacı tarafından tevsik edici mahiyette belge sunulmadığından sebep, bu fatura kapsamı 95.843,59TL tutarında tatbik edilen ek maliyetten bu aşamada davalı tarafın sorumlu olmayacağı, ..., ..., ..., ... ve TLS2017101001085 sayılı faturalar ile davacının yansıtma gelirleri açıklamasıyla takibe dayanak yaptığı hasar tazmin bedeli faturalarının toplamının 13.732,89 TL olduğu, davacı tarafından takibe dayanak olarak gösterilen toplamda 13,732,89 TL tutarlı hasar tazmin bedeli faturalarının düzenlenmesine dayanak araçların hasarsız olarak taşınıp teslim edildiğinin davacı tarafça ispatının gerektiği, ancak bu konuda herhangi bir delil bulunmadığı, bu durumda bu fatura miktarlarının davalı lehine geçerli olduğunun kabulü gerektiği, takipte talep edilemeyeceği değerlendirilmiş olup davanın kısmen kabulüne, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan tespitin davalı firma tarafından dava dosyasına sunulan cevap dilekçesi içerisinde belirtilen kabule aykırı olduğu gibi yine taraflar arasında 2017 yılının başında, 2016 dönemini de kapsar şekilde Köprü ücret farklarının ödenmesi ile ilgili taraf mutabakatına da aykırı olduğunu, BAM Başkanlığı ve incelemede bulunan bilirkişiler tarafından, taraflar arasında konu ile ilgili geçmiş dönemde yapılan e-mail yazışmaları ve bu konu ile ilgili davalı tarafın da kabulünde olan ödemelerin dikkate alınmamış olmasına ve sadece ekim 2017 dönemi ile sınırlı şekilde hesaplama yapılmış olmasına ve Yerel Mahkeme tarafından oluşturulan karar içeriğine itiraz ettiğini, Davalı tarafından Yerel Mahkeme dosyasına ibraz edilen cevap dilekçesinin ilk sayfasında, 3. Köprü kullanımının zorunlu hale gelmesi ile, taşıma bedellerine yapılan yansıtmaları kabul ettiklerini dilekçesinde açıkça ifade etmiş yine BAM bozması öncesinde yapılan incelemelerde de tespit edildiği ve taraflar arasında e-mail yazışmalarına konu olduğu gibi müvekkil firma, 3. Köprü kullanımına ilişkin bedelleri 2016 yılı Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık ayları için davalı firmaya fatura etmiş olup davalı firma hizmet bedeline ek olarak 3. Köprü ve otoban ücretlerini ödediğini kabul etmekte iken davacı firma tarafından talep edilen 3. Köprü zam ve otoban ücretlerine dair alacaklara, davalının kabulü bulunmadığından bahisle neden hesaplama yapılmadığını, bu durumun anlaşılamadığını, 3. Köprü geçiş ücretleri ve otoban ücretlerinin bedelleri, Ocak 2017 ve Mart 2017 aylarında artmış olup davalı tarafın 280 TL olarak ödediği köprü geçiş ücretleri müvekkil firma tarafından yeni gelen zamlara istinaden güncellendiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kaynağının bu nokta olduğunu, köprü geçiş ücretlerine ne zaman zam yapıldığı ortada olup, müvekkil firma bu ücret ve bedeller üzerinden herhangi bir kar elde etmemekte sadece yasal zorunluluk çerçevesinde kullanmak zorunda olduğu güzergah sebebiyle katlanmak durumunda olduğu masrafları davalı firmadan talep ettiğini, yeniden belirtmek gerekirse, davalının prensip olarak zaten ek olarak ödemekte olduğu köprü ve otoban ücretlerini ödemesini talep etmekteyiz. Yerel Mahkemenin ilk kararına dayanak olan bilirkişi raporunda taraflar arasında yazılı bir anlaşma bulunmaması sebebi ile sektörel yönden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, ve netice olarak davalı firmanın 3. Köprü fark faturalarını kabul ettiği, bu durumun e-mail yazışmaları ile kabul edildiği, dolayısıyla müvekkil firmanın bu alacak kalemlerini talep edebileceği belirtildiğini, davalının 3. Köprü ve otoban ücretlerini öderken, ve bu ücretlere zam gelmesi ile ekim 2017 tarihinde yapılan zam bedelini de ödemeyi kabul etmişken, diğer zam farkına ilişkin bedelin ödenmesi yönünde bir kabulün bulunmadığı bahsi ile taleplerimizin hesap edilmemesine ve davamızın kısmen reddine karar verilmiş olmasına itiraz ettiklerini, davalı firma 3. Köprü- otoyol ücretlerini ödemiş - zam yapılması ile ise ekim 2017 için zam farkını da ödeyeceğini belirtmiş bu halde zam farkı için de artık taraflar arasında bir teamül oluştuğunu, zira davalı firma bu ödemeyi yapacak olduğunu e-mail de kabul etmiş olmasına rağmen, ilgili ödemeyi de gerçekleştirmediğini, eski beyanlarını da tekrarla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan eksik cari hesap bakiye ve 9 adet fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince2018/994 E. 2020/765 K. Sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı tarafça istinafı üzerine, dairemizin 2021/813 E. 2024/831 K sayılı ilamı ile; Taraflar arasındaki mail yazışmalarından 1 Ekim 2017 tarihi öncesinde köprü geçiş ücretlerinin aylık olarak mutabakat sağlanarak ödendiği belirlidir. 1 Ekim 2017 tarihinden itibaren maktu olarak 370 TL olarak belirlenen ücretin geriye dönük olarak farklarının ödeneceğine davalı kabulüne ilişkin bir belge dosyada mevcut değildir. Takip konusunun bir yandan 9 adet faturaya dayanırken aynı zamanda cari hesap alacağına da dayandığı görülmektedir. Dosyada toplanan deliller ile davacının düzenlediği 9 adet fatura da yansıtma faturası olarak düzenlendiği, bilirkişi raporuyla bu faturaların otoban geçiş, 3. Köprü geçiş farkı, 2017 yılı Ekim ayına ait kabul edilen kısma yönelik köprü geçiş farkı gibi kalemlerden oluştuğu belirtilmiş ise de her bir faturanın ayrı ayrı dayanağı belirtilmemiştir. Davacının 01/10/2017 tarihi öncesine ilişkin davalının bu ücretlerin ödeneceğini dair bir kabulü bulunmadığından bu miktarların talep edilme imkanı yoktur. Ancak 01 Ekim 2017 tarihinden sonası için davalının kabul ettiği 370 TL üzerinden 2017 yılı Ekim ayına ilişkin belirlenecek kısmın davacıya ödenmesi gerekir. Yine ilave nakliye faturasının dayanağı belgelendirilmediğinden bu yöne ilişkin talebin reddi gerektiği, davacı kayıtlarına itirazi kayıt konulamdan işlenen davalının düzenlediği hasar faturalarına TTK 21/2 gereği 8 gün içinde itiraz edilmediği, taraflar arasında inkar edilmeyen akdi ilişkinin bulunduğu, davalı tarafça hasar faturalarının akdi ilişkiye dayanılarak tanzim edildiği, davacı tarafça da herhangi bir itiazi kayıt konulamadan ticari defterlerine işlenip bedellerinin davalı tarafa ödendiği, taraflar arasındaki ticari ilişkini sonra ermesi ve faturalara itiraz süresinin geçmesinden sonra yansıtma faturası adı altında davalıya fatura edildiği, bu durumda davalı lehine TTK 21/2 oluşan karinenin aksini yani bahsi geçen hasar faturalarının düzenlenmesine dayanak araçların hasarsız olarak taşınıp teslim edildiğinin davacı tarafça ispatının gerektiği, ancak bu konuda herhangi bir delil bulunmadığı, bu durumda bu fatura miktarlarının davalı lehine geçerli olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibarıyla 7.926,60 TL cinsinden borcu, 966,76 Euro cinsinden bir miktar alacağı olduğu şeklinde kayıt bulunduğu, tarafların mutabakat sağladığı 31/10/2017 tarihinden sonra davalının ödemelerinin bulunduğu, ayrıca davacının düzenlediği ve karşılıklı olarak iade edilen yansıtma faturalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda takip tarihi itibariyle cari hesaptan veya faturalardan davacı alacağının yukarıda izah edilen ölçüler dikkate alınarak denetime elverişli rapor alınarak hüküm altına alınması gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi isabetli olmamıştır." gerekçesi ile kaldırılmıtır.Kaldırma kararı sonrası dosya içeriğine ve kaldırma kararına uygun denetime elverişli bilirkişi heyet raporu ile; TLS2017001000162 sayı ve 13.12.2017 tarihli 6.112,40 TL tutarlı fatura üzerinde davacı tarafından “14 adet Ekim 2017 ayı Köprü farkları” şeklinde açıklamalara yer verildiği ve 2017 Ekim ayından itibaren olan köprü ücretlerinin ise davalı tarafından yukarıda yer verilen e- posta yazışmalarına istinaden kabul edildiği dikkate alındığında; 14x370TL=5.180,00TL+ KDV yani toplamda 6.112,40 TL köprü ücret farkından davalı tarafın sorumlu olacağı, bu tutara takip tarihi itibarı ile açık hesaptan davacıya borç olarak gözüken 2.884,18 TL'nin ilavesiyle birlikte davacının takip tarihi itibariyle davalıdan (6.112,40+2.884,18)= 8.996,58 TL'yi talep edebileceği" hesaplanmıştır. Mahkemece de kaldırma kararı ve dosyaya alınan rapor doğrultusunda verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1540, K. 2025/1637, T. 17.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1540-e-2025-1637-k-30d437d11ac3