Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1475 E. 2025/1016 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1475
- Karar No
- 2025/1016
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 32. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1475 - 2025/1016 T.C ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 32. HUKUK DAİRESİ (2. HEYET)
DOSYA NO : 2025/1475 KARAR NO : 2025/1016
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.02.2023 NUMARASI : 2019/107 Esas - 2023/58 Karar
DAVA : Alacak
Yerel Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası yazılı İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)|Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) ve kira ilişkisinden kaynaklı faydalı ve zorunlu masraf talebi davalarında verilen karara yönelik, davalı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla; dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı taraf ... Hastanesi'nin sahibi olup müvekkili şirket ile 15/06/2017 tarihinde Kantin ve Kafeteryanın Anlaşmalı İşletme Sözleşmesi'nin imzalandığını, müvekkilinin sözleşmede belirtildiği gibi A Blok kantin ve kafeteryası ile B Bloktaki mutfak ve kafeterya işlettiğini, hastane personeli, hasta ve refaketçilere tabldot yemek hizmeti verdiğini, verilen ürün ve hizmet bedelinin müvekkili şirket tarafından faturalandırılıp tüm faturaların davalı tarafa ibraz edildiğini, davalının sözleşmede öngörülen sürede ödeme yapmadığından müvekkili şirket tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davalının müvekkili şirkete gönderdiği 21/01/2019 tarihli mutabakat yazısında cari hesapta 31/12/2018 tarihi itibariyle 357.265,29 TL borçlu olduğunu kabul ettiğini, davalının herhangi bir ödeme yapmaması üzerine aleyhine icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1016 E sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında 15/06/2017 tarihli Kantin ve Kafeterya İşletme Sözleşmesi akdedildiğini, davacının sözleşmede belirtilen koşul ve şartlara uygun bir şekilde sözleşmenin gereği gibi ifa etmediğini, müvekkilinin muvafakati olmadan tek başına karar vererek hareket ettiğini, davacının hazırlaması gereken menüler yerine maliyeti daha düşük olan menüleri hazırladığını, sözleşmeye aykırı davranmasına rağmen sözleşmede kararlaştırılan hizmeti sunmuş gibi yüksek ücretlendirme üzerinden takip konusu faturaları düzenlediğini, müvekkili şirketin doğmuş olan tüm borçlarını vadesinde ödediğini, davacının muaccel olmamış alacakları için başlattığı takibin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin haksız ve erken feshedildiğini, davacı alacağının kabulü anlamına gelmemek koşulu ile sözleşmenin haksız ve erken feshedilmesi, davacıya sözleşme ve teslim edilen birtakım demir başların eksiksiz teslim edilmemesi ve sözleşmenin esasları hükümlerine aykırı davranılması sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu zararlardan dolayı takas mahsup def'inde bulunduklarını bildirerek davanın reddine ve lehlerine tazminata karar verilmesini istemiştir. DAVA Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/364 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafın, ... Hastanesi'nin sahibi olduğu, müvekkil şirket ile 15/06/2017 tarihinde Kantin ve Kafeterya'nın Anlaşmalı İşletme Sözleşmesini imzaladığını, müvekkilinin, ... Hastanesinin A Blok 1. Katında yer alan kantin ve kafeterya ile B Blok mutfak ve kafetaryanın uygun görülen inşaat ve dekorasyonlarının yapılması, bu kafeterya ve işveren tarafından uygun bulunan mobilya, ekipman, teçhizat ve araçların satın alınması, 15/08//2017 tarihinde bu yerleri açılarak, sözleşme süresince işletilmesi ve yemekhanenin mutfağı ile hastane personeli, hasta ve refakatçilere tabldot yemek hizmeti verilmesi işini yüklendiğini, müvekkil şirketin hizmetleri verdiğini, sözleşme gereğince tüm işlerinn yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirildiğini, davalı tarafça müvekkil şirkete vadesinde borçlarını ödemediğini, müvekkilce Ankara 18. Noterliği'nden ihtarname çekilip vadesi gelen borçların ödemesinin yapılmasının istenildiğini, davalı tarafa Ankara 13.İcra Müdürlüğü'nün 2018/11181 sayılı dosyası vadesinde ödenmeyen borçlar nedeniyle, 200.000-TL değerinde icra takibi başlatıldığını, davalının icra dosyasına itiraz etmediği ve icra kanalıyla alacağını tahsil ettiğini, yine davalı tarafın vadesi gelen borçları ödememesine devam etmesi nedeniyle Ankara 31.İcra Müdürlüğü'nün 2019/1016 sayılı dosyası ile ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığını, davalının bu takibe itiraz ettiği ve takibin durduğunu, müvekkilce Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/107 E. sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açılıp, davanın halen derdest olduğu, müvekkilce yapılan her türlü taminat tadilat ile satın alınan araç-gereç bedelleri için karşılığı yapılan ödemelerin fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000-TL'lik kısmının temerrüt tarihi olan 29/11/2018 tarihinden itibaren başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınacak müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/364 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen 15/06/2017 tarihli sözleşme gereği davacının yüklendiği işi yerine getirmediğini ve dava konusu tamirat, tadilat, araç-gereç bedellerini talep etme hakkının bulunmadığını, davacı tarafça talep edilen inşaat, malzeme ve amortisman bedellerine, faturalara itiraz edildiğini, müvekkilden bedeli ödenmesi istenen müvekkilinin onayının alınmadığı malların karşı tarafça götürülmesi, işletmede bırakılmaması ile müvekkil tarafından teslim edilmiş demirbaşların tam ve sağlam olarak iade edilmesinin ihtar edildiğini, karşılıklı ihtarlar gönderildiğini, ihtarlar sonrasında karşı tarafın 15/11/2018 tarihinde mecuru tahliye ettiğini, tahliye sonrası işletmede sözleşme gereği tutanaklar ile demirbaşların mevcut olmadığını, 05/12/2018 tarihinde ihtar edildiği ihtar sonrası malların bir kısmının işletmede bırakıldığı ve faturalarda yapıldığı iddia edilen mal ve hizmetlerin ise yapılmamış olduğunun görüldüğünü, davacının beklediği karı elde edememesi sebebiyle sözleşmeyi haksız ve erken feshettiğini, davacıya sözleşme hükümlerine uygun olarak ödemelerin yapıldığını bu nedenle davacının tamirat tadilat, araç-gereç bedeli hakkının bulunmadığını, davacı tarafça dayanak gösterilen faturalara müvekkilce itiraz edildiğini, faturaların gerçeğe uygun olmadığını, davacının kullanmadığı ürünlere de fahiş tutarlarda fatura düzenlediğini, davacının sözleşme hükümlerine aykırı hizmeti gereği defalarca uyarıldığını, davacının alacağının kabul anlamına gelmemekle birlikte, sözleşmenin haksız ve erken feshedilmesi, davacıya sözleşme ile teslim edilen demirbaşların eksiksiz teslim edilmemesi, sözleşme hükümlerine aykırı davaranılması sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu zararlardan dolayı takas mahsup defini ileri sürdüğünü, beyanla fazlaya dair hakkı saklı kalmak üzere, haksız ve davanaksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; asıl davanın kabulü ile davalının Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1016 E sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF Davalı vekili istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur. İstinaf Sebepleri Davalı vekili; bilirkişi raporlarında sadece davacı tarafın müvekkili şirkete göndermiş olduğu ihtarnamelerin irdelendiğini, diğer yandan davacının ileri sürdüğü, demirbaşların karşı tarafın talimatlarıyla depoda tutulduğu yönündeki iddiasının da gerçeğe aykırı olduğunu, davacının takibe konu faturalarının içeriklerini ve bedellerinin haksız olduğunu ve gerçek hizmet bedelini yansıtmadığını, bu faturalara ilişkin başlatılan icra takibinin de bu yönden de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça talep edilen inşaat, malzeme ve amortisman bedellerine ve ayrıca sunulan faturalara itiraz edildiğini, davacının kullanmadığı ürünlere ilişkin fahiş tutarlarda düzenlenmiş fatura bedellerini talep ettiğini, yerel mahkeme tarafından, eksik, yetersiz, gerekçelendirilmemiş, hukuki dayanaktan yoksun, gerçeğe aykırı tespitler içeren bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna gelmiştir. UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ NİTELENDİRME Asıl dava hizmet bedelinin tahsili amacıyla yapılan takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup, birleşen dava ise kiralanana yapıldığı iddia edilen faydalı ve zorunlu masrafların talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Kira sözleşmesi 6098 sayılı TBK.nun 299 vd. maddesinde düzenlemiş olup, 299. maddesinde kira sözleşmesinin tanımı "Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini kiraya verene ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." şeklinde yapılmıştır. Hizmet sözleşmesi ise 6098 sayılı TBK.'nun 394. maddesinde düzenlenmiş olup, maddede "Hizmet sözleşmesi, kanuda aksine bir hüküm olmadıkça özel bir şekle bağlı değildir. Bir kimse durumun gereklerine göre ancak ücret karşılığından yapılabilecek bir işi belli bir zaman için görür ve bu iş de işveren tarafından kabul edilirse, aralarında hizmet sözleşmesi kurulmuş sayılır...." şeklinde düzenlenmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir. (6100 sayılı HMK m.33). Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. (HMK 1 m.) Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesi görevi dava şartları arasında saymıştır. Bu itibarla görev kuralları tarafların ileri sürmesine gerek olmaksızın hâkim tarafından ve yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. HMK’nın 1 ve devam maddelerine göre mahkemelerin görevinin dava konusuna göre belirlendiği anlaşılmaktadır. Dava konusu ise dava dilekçesinde ileri sürülen vakıalar ve talep sonucundan anlaşılır. Taraflarca ileri sürülen hususlar iddia ve savunma mahiyetinde olup dava konusunun belirlenmesine hakimin yorumuna yardımcı unsurlardır. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 2. maddesine göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. 6100 Sayılı HMK.nun 4/1-a maddesine göre ise; Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin kurallardan olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine ya da re'sen gözetilmesi gerekir. Somut olayda taraflar arasında düzenlenen 16.06.2017 tarihli sözleşme ile iki ayrı konuda tek bir yazılı metinle iki ayrı akit düzenlendiği anlaşılmaktadır. Hukukumuzda bu hususta bir kısıtlama bulunmayıp taraflar serbestçe düzenleme yapabilirler. Taraflar arasındaki akitlerden birincisi ... adresinde bulunan ... Hastanesinin 1. Katı ile, ... adresindeki kafeterya ve yemekhane olarak kullanılmak üzere kiralama anlaşmasına ilişkin olup bu hususta uyuşmazlık bulunmamaktadır. İkinci sözleşme ise bu adreslerde ... Hastanesi adı altında faaliyet gösteren ... Sağlık Hizmetleri Ticaret AŞ.nin hastane personeli ile hastalarına yerinde kahvaltı ve tabldot yemek verilmesine ilişkin sözleşmedir. Taraflar arasındaki ilk sözleşmede kantin ve kafeteryanın aylık cirosunun belli bir yüzdesinin kiraya verene verilmesinin kararlaştırılmış olduğu ve kira sözleşmesi niteliğinde olduğu, ikinci sözleşmenin ise verilecek kahvaltı ve tabldot yemek başına ücretlendirme ile davalı hastane sahibi şirket tarafından davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, Bu haliyle ilk sözleşmenin kira sözleşmesi, diğer yemek hizmeti sözleşmesinin ise hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. İnceleme konusu asıl dava ve birleşen davadan taraflar arasında kafeterya ve kantine ilişkin kira alacağından kaynaklı bir uyuşmazlığın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Asıl davada davacının dava konusu ettiği husus hizmet sözleşmesi kapsamında verdiği yerinde kahvaltı ve tabldot yemek hizmeti nedeniyle ödenmesi gereken hizmet bedeline ilişkin olup, davanın niteliği itibariyle Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesinde herhangi bir şekilde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ne var ki birleşen dava taraflar arasındaki kira sözleşmesi nedeniyle kiralananda yapılan faydalı ve zorunlu masraflara ilişkin olup yargılama yapma görevi Sulh Hukuk Mahkemesindedir. Yerel mahkemesince bu nedenle tefrik kararı verilerek bu dava yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirdi. Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. (HMK m.1) Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesi görevi dava şartları arasında saymıştır. Bu itibarla görev kuralları tarafların ileri sürmesine gerek olmaksızın hâkim tarafından ve yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvuru isteminin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.02.2023 tarihli ve 2019/107 Esas, 2023/58 Karar sayılı hükmünün HMK'nun 353/1-a-4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Dosyanın yeniden karar verilmesi için yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine, İstinaf peşin harcının istek halinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafa iadesine, HMK 27. maddesi gereği, tarafların hukuki dinlenilme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Yasanın 27. maddesi ile HMK 302. maddesine eklenen 5.fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinde yapılan incelemede 18.09.2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 18.09.2025
Başkan ¸e-imzalıdır
Üye ¸e-imzalıdır
Üye ¸e-imzalıdır
Katip ¸e-imzalıdır
H.Y.