Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1411 E. 2025/1677 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1411
Karar No
2025/1677
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1411 KARAR NO : 2025/1677

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19.09.2025 NUMARASI : 2025/772 Esas TALEBİN KONUSU : İhtiyati tedbir KARAR TARİHİ : 27.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 27.11.2025

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.09.2025 tarih 2025/722 Esas sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen (davacı) vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili, dava dışı ...'nün davalı şirketin ortağı iken; davacı ile ... arasında noterde düzenlenen 16.05.2025 tarihli şirket pay devri sözleşmesi ile ...’ye ait toplam 5.984,50 adet ve 149.612,50 TL nominal değerli payın davacıya devredildiğini, davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının 30.07.2025 tarihinde yapıldığını, davacı adına vekaletname ile ...'ın toplantıya katıldığını, vekilin 3, 4, 5, 6 ve 7. maddelere ihtirazı kayıt koyduğunu, bu itiraz nedeniyle 3,4,5,6 ve 7. maddelerde önce oy çokluğu şeklinde tutanak yazılmış iken, diğer hissedar ve kendilerini yönetim kurulu seçtiren ... ve ...'nün, vekilin katılımına rıza göstermekten vazgeçip, tutanaktan ...'ı ve beyanlarını çıkardıklarını, oy çokluğu ibaresinin oy birliği olarak değiştirildiğini, yasal hissedarın genel kurula alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, gerçeğe aykırı tutanak tutulduğunu davacı vekilinin genel kurula alınmamasının gerekçesi olarak "Hisse devri, şirkete bildirilmemiş ve pay defterine işlenmemiştir." denildiğini iddia ederek, dava sonuna kadar Çeşme'de bulunan taşınmazıın satışına ilişkin yönetim kurulunun yetkisinin kısıtlanması için ihtiyati tedbir konulmasına ve 30.07.2025 tarihli toplantıda alınan genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı şirket ortaklarının ..., ..., .... ve ... olduğu, dava konusu edilen genel kurul hazirun cetvelinde toplantıya ... ve ...'nün katıldığı, diğer ortaklar ... ve ...'nün katılmadığının belirtildiği, genel kurul toplantısının 6. maddesinde şirket yönetim kuruluna 3 yıl görev yapmak üzere ... ve ...'nün seçildiği, söz konusu ortakların genel kurul öncesinde de şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğu, her ne kadar davacı tarafça davalı şirketin 30.07.2025 tarihli toplantıda alınan genel kurul kararının iptaline karar verilmesine yönelik olarak dava açılmış ve dava dilekçesinde dava sonuna kadar davalı şirket adına kayıtlı Çeşme'deki taşınmazın satışına ilişkin yönetim kurulunun yetkisinin kısıtlanması için tedbir karar verilmesi talep edilmiş ise de; davanın genel kurulun iptaline yönelik bir dava olduğu, yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılmış ve yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin kısıtlanmasına ilişkin bir dava niteliğinde olmadığı, dava konusu edilmeyen bir husus ile ilgili ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği ve HMK 389 vd maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin yasal koşulların oluştuğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalı şirket üzerine kayıtlı, Çeşme ...'da denize sıfır 10.000 m2 büyüklüğünde değeri 1 milyar TL olan bir taşınmaz bulunduğunu, şirketin bu taşınmaz dışında hiçbir işi ve ticari faaliyetinin bulunmadığını, yönetim kurulu üyesi seçilen ... ve ...'nün bu taşınmazı onlarca alıcıya pazarladıklarını, bu alıcılardan yüksek miktarda kaporalar topladıklarını, daha sonra anlaştıkları alıcılara satış taahhütlerini yerine getirmediklerini, aldıkları paraları da ödemediklerini, bu konuda şirkete ve şahıslara karşı açılmış dava ve icra takipleri olduğunu, ceza şikayet ve soruşturmalarına da uğradıklarını, davacının davalı şirketin pay sahibi olduğunu, buna rağmen genel kurula katılımının haksız şekilde engellendiğini, yönetim kurulunun bu taşınmaz üzerinde satış/devretme gibi işlemlere girişmesinin, dava konusunu fiilen ortadan kaldıracağını ve müvekkilinin pay sahipliği haklarını değersiz hale getireceğini, davacının genel kurulda temsil edilmesinin engellenmesinin, TTK’nın temel hükümlerine aykırı olduğunu, pay sahipliği hakkının özünü ortadan kaldırdığını, talep edilen tedbirin yalnızca Çeşme’deki taşınmazla sınırlı olduğunu, şirketin diğer faaliyetlerini engelleyecek nitelikte olmadığını, genel kurulun iptali davası ile korunması amaçlanan haklar bakımından önem arz ettiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Talep, anonim şirket genel kurulunda alınan kararların iptali davasında, davalı şirkete ait taşınmazın satışına ilişkin yönetim kurulunun yetkisinin kısıtlanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. HMK'nın 390/3 maddesinde, ihtiyati tedbir isteğinin kabul edilebilmesi bakımından, ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, yasanın gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimâl de olsa aksinin mümkün olduğu ihtimâlini de gözardı edemez. Dava açılmış olması tek başına ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirmez. Karar tarihi itibariyle davacının ileri sürdüğü deliller tam olarak toplanmamış ve incelenmemiş ise yargılama aşamasında delillerin toplanıp incelenmesinden itibaren tedbir istemleri konusunda tekrar mahkemenin yaklaşık ispat şartları çerçevesinde talep üzerine değerlendirme yapabileceği açıktır. Talep ve karar tarihi itibariyle, davalı şirket yönetim kurulunun yetkisinin şirkete ait taşınmazın satışı hakkında kısıtlanmasına ilişkin ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığının belirlenmesine, dosyadaki mevcut deliller ile davanın mahiyeti, yaklaşık ispat kuralıyla birlikte değerlendirildiğinde bu yönde de ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına ve yaklaşık ispatın yerine getirilememesine göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen (davacı) vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen (davacı) yönünden istinaf karar harcı olan 1.013,90-TL'den peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 398,50-TL'nin ihtiyati tedbir isteyen (davacı)dan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyenin (davacının) yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1411, K. 2025/1677, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1411-e-2025-1677-k-2a23a27c24bf