Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/140 E. 2025/445 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/140
Karar No
2025/445
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/140 Esas - 2025/445 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/140 KARAR NO : 2025/445

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2017 NUMARASI : 2014/1302 Esas 2017/173 Karar

DAVA : Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ : 22/09/2014 KARAR TARİHİ : 25/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2025

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı ...'ün Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasına kayıtlı ... Çimento Akaryakıt İnş. Mak. Nak. Turz. İç ve dış Tic. San. Ltd. Şti.‘nin ortakları ve münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürleri olduğunu, davalı ...'ün 09/09/2013 tarihinde şirket genel kurulu, yönetim kurulu ve ortaklar kurulu kararı olmaksızın , davacının bilgisi dışında Ankara ilinde işletmeyi 09/09/2013 tarihli Ankara 58. Noterliği 23366 yevmiye nolu İşletme Devir Sözleşmesi ve aynı amaçla yapılan 30/05/2012, 20/04/2013 ve 19/07/2013 tarihli sözleşmeler ile, Kayseri ilinde bulunan işletmeyi, 09.09.2013 tarihli Ankara 58. Noterliği 23365 yevmiye nolu işletme devir sözleşmesi ve aynı amaçla yapılan 20/08/2013, 02/09/2013 ve 09/09/2013 tarihli sözleşmeler ile, Gaziantep ilinde 14/08/2012 tarihinde 2886 sayılı devlet ihale kanunu kapsamında ihalesi yapılan ve 27/09/2012 tarihinde sözleşmesi imzalanan mülkiyeti Gaziantep Belediyesi'ne ait, ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerine 5393 sayılı Belediye Kanunun 18. maddesinin (j) fıkrası gereğince yap-işlet-devret modeliyle kurulan CNG dolum ve ikmal tesisinin işletilmesi hakkının devri amacıyla imzalanan 09/12/2013 tarihli devir sözleşmesinin şirket menfaatine uygun olmayan ve şirket malvarlığının hileli ve kanuna aykırı olarak şirket ortağı davacıdan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını belirterek, işletme hakkı devir sözleşmelerinin ipaline, TTK m. 630 gereğince davalı şirket müdürünün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekilleri ayrı ayrı cevap dilekçelerinde özetle; açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının dava ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, 30/05/2012 tarihli kira taahhütnamesi başlıklı anlaşmada, devir taahhüdünde bulunan ... Çimento Ltd. Şti'nin ortakları olan ... ve ... imzasının bulunduğunu, bunun taahhütnamenin 3. maddesinde, ortaklar kurulu kararı niteliğinde olduğunun açıkça belirtildiğini, ayrıca Ankara 2.İdare Mahkemesi'nin 2014/21 esas sayılı dosyasında Ankara Büyükşehir Belediyesi aleyhine, davalıya işletme ruhsatı vermesi nedeniyle dava açıldığını, açılan davanın esastan reddedildiğini belirterek, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı tarafın, mevcut sözleşmeden kaynaklanan ve davalı tarafın sorumlu olduğu bir alacağının bulunup bulunmadığı ancak yapılacak bilirkişi incelemesi ile anlaşabileceğinden, bilirkişi inceleme gideri yatırılmadığından, dosyadaki mevcut delillere göre subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece kurulan ara kararda dosya içerisinde bulunan delil avansının düşülmediğini, dosyada kullanılabilir masraf olmasına rağmen bu masrafın düşülmeden taraflarına fazla masraf yatırması için süre vermesinin ve bu masrafın da yatırılmadığı gerekçesi ile davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, davacı ...' un hiçbir malvarlığı bulunmamakta olup bu husus delillendirilerek adli yardım talebinde bulunulduğunu, davacının üzerine kayıtlı menkul ve gayrimenkul malvarlığı bulunmadığı gibi bir gelire de sahip olmadığını, bu hususlar ileri sürülerek ve gerekli resmi kurumlardan evraklar alınarak mahkemeden adli yardım talebinde bulunulduğunu, mahkemece dava dilekçesi ekinde davacıların adli yardımdan faydalanmasını gerektirir dosyaya yeterli belge sunulmadığı gerekçesi ile adli yardım talebinin reddedildiğini, oysa adli yardım taleplerinin ekinde belgeler sunulduğunu, resmi kurumlardan alınan tüm bu evraklara rağmen mahkemece "adli yardımdan faydalanmasını gerektirir yeterli belge sunulmamıştır" gerekçesinin kabulü mümkün olmadığını, davacının tek geçim kaynağının ... Çimento Akaryakıt İnş. Mak. Nak. Tur. İç ve Dış Tic. LTD. ŞTİ' nin işletmesinde olan benzinlikler olduğunu, bu benzinliklerin tamamı davalı ...'ün imzası ile davalının amcasının kurmuş olduğu diğer davalı ... Akaryakıt Çimento İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti. şirketine devredildiğini, bu işletmelerin devredilmesi ile davacının yegane geçim kaynağı elinden alındığını ve adli yardım talebinde bulunulduğunu, davacının ekonomik olarak zor durumda olduğunu, huzurdaki gerekçeli kararın tebliğini dahi yıllar sonra talep ettiğini, tüm bu açıklamalar doğrultusunda davacının adli yardım talebinin keyfi bir biçimde reddedilmesi adil yargılama ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiş olup sunmuş oldukları diğer deliller incelenmediğini, ... Çimento Akaryakıt İnş. Mak. Nak. Tur. İç ve Dış Tic. LTD. ŞTİ' nin tüm mal varlıkları davalı müdür ... tarafından amcasının kurmuş olduğu şirkete devredildiğini, bu hususun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, şirketin tüm mal varlıklarının devredilmesi müdürün yetkisinde olmayıp ortaklar kurulu kararı arandığını, bu hususun bilirkişi rapordu dahi alınmaksızın dosya içerisindeki evraklardan sabit olduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; ticari işletmelerin devri sözleşmelerinin iptali, limited şirket yöneticisinin temsil yetkisinin kaldırılması istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı tarafça, davalı ...'ün davacıdan mal kaçırmak amacıyla davalı şirkete ait işletmeleri devir ettiğini bildirerek, davaya konu işletme devir sözleşmelerinin iptaline, TTK m. 630 gereğince davalı şirket müdürünün yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılması talebiyle 5.000,00 TL üzerinden harç ikmal edilerek eldeki davanın açıldığı, Mahkemece 10/12/2014 tarihli ara karar ile, Ankara 58. Noterliğince onaylanan 09/09/2013 tarih 23365 yevmiye numaralı devir sözleşmesi (işletme hakkı) noterden belirtilen 5.000 TL değeri, 30/05/2012 tarihli kira sözleşmesinin devrine ilişkin taahhütname, bu taahhütnameye istinaden düzenlendiği anlaşılan 20/04/2013 tarihli ve 19/07/2013 tarihli sözleşmelerde belirtilen 1.200.000,00 TL değer olmak üzere toplam 1.205.000,00 TL üzerinden Harçlar Kanunu uyarınca hesaplanan 1/4 oranında hesaplanan nispi peşin harç tutarı olan 20.578,39 TL harcı yatırması için davacı tarafa Harçlar kanunu 30. ve HMK. 150 maddesi uyarınca iki hafta kesin süre verildiği, bunun üzerine 29/12/2014 havale tarihli dilekçesi ile davacının adli yardım talebinde bulunduğu ve Mahkemece davacının adli yardım talebinin 30/12/2014 tarihli ara kararı ile red edildiği, Mahkemece, 20/10/2016 tarihli celsede; ''Tarafların alacak borç durumu harç ikmali yapılan sözleşmeyle ilgili fesih koşulları ve diğer hususlarda resen seçilecek bir uzman , bir makine mühendisi, bir mali müşavir bilirkişi marifetiyle dosya üzerinde inceleme yapılmasına, bilirkişiler için ayrı ayrı 1.000,00 TL den 3.000,00 TL ücretin davacı tarafça karşılanmasına, delil avansının ikmali için davacı tarafa iki hafta kesin mehil verilmesine, bilirkişi inceleme gideri verilen süre içinde karşılanmadığı takdirde davacı tarafın bu delilden vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre karar verileceği hususunun hatırlatılmasına, (hatırlatıldı) bilirkişi raporunun taraf sayısından bir fazla örneğinin dosyaya sunulmasına, sunduğunda taraf vekillerine tebliğine, varsa itirazların ve yazılı beyanların sunulması için iki hafta kesin mehil verilmesine, itirazlar bildirildiğinde ve gerektiğinde resen ek rapor alınmasına, dosyanın ek deliller dosyaya bildirme süresi geçtikten sonra bilirkişilere teslimine, bilirkişilere HMK.nun 278/4 madde uyarınca mahallinde inceleme yetkisi verilmesine, mahallinde inceleme gerektiği takdirde taraf vekillerine haber verilerek birlikte veya taraf vekillerinin bilgisi dahilinde inceleme yapılmasına'' şeklinde karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 114/g maddesinde gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir. HMK’nun “harç ve avans ödenmesi” başlıklı 120. maddesinde; “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.(3) (Ek:22/7/2020-7251/9 md.) Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır.” hükmü getirilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde ise: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “delil ikamesi için avans” başlıklı 324. maddesinde ise “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir. Anılan madde gerekçesinde de; “harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125 inci maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “dava şartları” başlıklı 119 uncu maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125 inci madde hükmüdür…” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla, delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği vurgulanmıştır. 03/04/2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde; “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2) Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.(3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir. Gider avansının yatırılmaması halinde açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir (Yön. m. 45/3); delil avansının yatırılmaması halinde ise, o delilden vazgeçilmiş sayılır. (Yön. m. 45/3). Bu durumda Yönetmeliğin 45. maddesinin 1. fıkrası ile 4 ve 5 fıkraları arasında uyum bulunmadığından, HMK.’nun 324. maddesi gözetilerek Yönetmeliğin 45. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının öncelikle uygulanması gerekir (Pekcanıtez H./Atalay O./ Özekes., M., Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku 13. Bası, Ankara 2012, s.354 ). Dolayısıyla yukarıda belirtilen Yönetmelik hükümleri, 6100 sayılı Kanun’un 120. maddesindeki gider avansı ile ilgili düzenleme ve özellikle 7251 sayılı yasa ile getirilen 3. fıkra ile 324. maddedeki delil ikamesi için avans kuralının birlikte değerlendirilerek dava şartı olan gider avansının delillerin ikamesi dışındaki yargılama giderleri için dikkate alınması, tanık dinlenmesi, bilirkişi raporu alınması ve keşif gideri gibi delil ikamesine yönelik giderlerin ise gider avansı içinde değerlendirilmemesi gerekir. Bu bağlamda somut olay irdelendiğinde; davacının davalı şirketin davacıdan mal kaçırma amacıyla işletmeleri devrettiği ve davalı yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneğini kaybettiği iddiasının ispatı için bilirkişi delilline dayandığı ve mahkemece belirlenen kesin sürede bu delilin ikamesi için gerekli giderin usulüne uygun ihtara rağmen mahkeme veznesine depo edilmediği, tarafların alacak borç durumu harç ikmali yapılan sözleşmelerin iptal koşullarının oluşup oluşmadığı ve yine davalı yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal edip etmediği veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneğini kaybedip kaybetmediğinin tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasının zorunlu olduğu nazara alınarak; bilirkişi giderleri nedeniyle istenilecek giderlerin delil avansı kabul edilip, HMK’nın 324. maddesi uygulanmak suretiyle delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması ile mevcut delil durumuna göre sonuca gidilmesi ve bu suretle davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/04/2025

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-... ... ... ... ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/140, K. 2025/445, T. 25.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-140-e-2025-445-k-48ead281583a