Bölge Adliye Mahkemesi · Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2025/1338 E. 2026/23 K.

Konu: Elektrik Aboneliği Sözleşmesinden Kaynaklı Zararın Tahsili

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1338
Karar No
2026/23
Karar Tarihi
Konu
Elektrik Aboneliği Sözleşmesinden Kaynaklı Zararın Tahsili

T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1338 - 2026/23 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/1338 KARAR NO : 2026/23 KARAR TARİHİ : 09/01/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 02/11/2023 KARAR TARİHİ : 06/05/2025 NUMARASI : 2023/604 Esas - 2025/286 Karar

DAVACI : A DİAMOND THE RESORT SPA SAPANCA OTEL LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : SAKARYA ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... İHBAR OLUNAN : GULF SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Elektrik aboneliği sözleşmesinden kaynaklı zararın tahsili

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İSTİNAF EDEN : Davacı vekili

Taraflar arasındaki elektrik aboneliği sözleşmesinden kaynaklı zararın tahsili davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, Kurtköy Fatih Mah. Kaya Sok. A Diamond Hotel No:2/Z1 Sapanca/Sakarya adresinde bulunan A Diamond The Resort Spa Sapanca adlı otelin işletmeciğini yaptığını, davalı Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş ile de aralarında düzenlenen 20.02.2018 tarihli abonelik sözleşmesine istinaden davalı Sedaş'tan elektrik hizmeti aldıklarını, davalı Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş tarafından sağlanan elektrik enerjisinde abonelik sözleşmesinin kurulduğu 20.02.2018 tarihinden itibaren birçok kez elektrik voltajı düşmüş, yükselmiş ve aynı zaman da kesintiye uğradığını, voltaj değişiklikleri nedeniyle davacı işletmekte olduğu otelde bulunan, eşyalar ciddi şekilde zarar gördüğünü, eşyaların bir kısmı kullanılamaz hale geldiğini ve yenisi ile değiştirildiğini, davalı tarafın ayıplı hizmeti, elektrik akımındaki dengesizlikler nedeniyle otelde aşağıda belirtilen faturalar kapsamında yenileme, onarım ve tadilat yapılmak zorunda kalındığını, davalı şirketin ayıplı hizmet sunduğunu, davalı şirketle görüşüldüğünü ancak bir sonuç alınmadığını, fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davalı şirketin ayıplı hizmeti nedeniyle davacı şirketin uğramış olduğu şimdilik 10.000,00 TL zararın arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının elektrik kesintilerine karşı herhangi bir önlem almadığını, elektrik kullanan abonelerin müvekkilinin bilgisi dışında güç artırımında bulunmaları ve bölgedeki kaçak kullanılmasının elektrik kesintilerine neden olabildiğini, dolayısıyla bu tür durumlarda davalıya kusur izafe edilemeyeceğini, her türlü elektrik arızasının gerçek arızalanma nedeni araştırılmadan ve zararın gerçek nedeni irdelenmeden husumeti hedefteki ilk kişi olan Sedaş'a yöneltmek ve müvekkili kusursuz olduğu bilinse bile güdümlü ve tek taraflı olarak düzenlenen rapor, makbuz ve tutanaklara dayanarak, zararına müvekkili ortak etmek, aboneler, enerji kullanıcıları ve sigorta şirketleri için artık alışkanlık haline geldiğini, bu nedenle haksız ve mesnetsiz bir şekilde davalı şirket aleyhine ikame edilen davanın reddine karar verilmesini ayrıca davalı şirketin üçüncü kişilere karşı mali mesuliyet ve ürün sorumluluk sigortasının bulunduğunu bu sebeple GULF Sigortaya davanın ihbar edilmesini dava davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İhbar olunan Gulf Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı iddiasında bulunmuş, sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu , konun davaya esas bilirkişilerden rapor aldırılması gerektiğini, olayın sigorta teminatı içinde olup olmadığını ayrıca sigorta şirketinin faiz sorumluluğunun bulunmadığını , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; "Açılan davanın reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacıya ait elektrik aboneliğiyle ilgili arıza kayıtları incelendiğinde Ocak 2023 ve Temmuz 2023 dönemlerinde, çeşitli zaman dilimlerinde geçici arıza, ağaç değmesi, hava muhalefeti, kuş çarpılması, aşırı yükleme, iletken kopması gibi nedenlerle elektrik kesintisine neden olan arızaların oluştuğunun tespit edildiğini, ferilim dalgalanmalarının sebepleri incelendiğinde, kaynak dalgalanmaları, hat uzunluğu ve direnci, şebeke dalgalanmaları kaynaklı olduğunu, Bu kapsamda davacı şirkete ait elektrik aboneliğiyle ilgili arıza kayıtlarının gerilim dalgalanmasın neden olabilecek nitelikte olduğunu, yaşanan gerilim dalgalanmasının Elektrik Dağıtımı ve Perakende Satışına İlişkin Hizmet Kalitesi Yönetmeliği'nin Sistem Gerilimleri ve Teknik Kalite Şartları'na ve Elektrik Piyasasında Dağıtım ve Parekende Satış Faaliyetlerine İlişkin Kalite Yönetmeliği, Teknik Kalite Şartlarına uygun olmadığına, davalı Sedaş'ın vermiş olduğu hizmetin bu haliyle Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un ilgili maddesinde belirtilen Ayıplı hizmet tanımına dahil olduğuna, davalı Sedaş'ın bu hizmeti nedeniyle asli kusurlu olduğuna kanaat getirildiğini, davalının asli kusurlu olduğu ve yerel mahkemenin gerekçeli kararında değindiği kusursuz sorumluluğa gidilmesine engel olan illiyet bağının kopması durumunun bulunmadığını, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece yapılan değerlendirmelerde lehe olan hususların tamamını kabul ettiklerini, davaya konu yerde ve tarihte voltaj dalgalanmasından kaynaklı uğranılan zararın tazminine ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, davacının elektrik kesintilerine karşı herhangi bir önlem almadığını, bu nedenlerle birlikte mevzuatın çizmiş olduğu sınırlar içerisinde hizmet veren müvekkili şirket Sedaş'ın meydana geldiği iddia olunan zararın oluşmasında hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, elektrik aboneliği sözleşmesinden kaynaklı zararın tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 HMK, 6098 Sayılı TBK, 6102 sayılı TTK

3. Değerlendirme ve karar Davada, elektrik aboneliği sözleşmesi kapsamında voltaj dalgalanması nedeniyle davacının işletmekte olduğu otelde meydana gelen zararların tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dava konusu olayda davalı şirket (SEDAŞ) bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2020/1899 E., 2020/4058 K. Nolu 14/09/2020 tarihli ilamında da vurgulandığı üzere; Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrinde kusursuz sorumluluk halleri olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumlu- luğu şeklinde ikili ayırıma tabi tutulurken, TBK tarafından açıklanan hakkaniyet sorumluluğu- özen (sebep) sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ayırıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz. Özen sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğun düzenlendiği TBK'nın 69. maddesi gereğince "…imal olunan her hangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur." TBK'nın 71/1.maddesine göre de; "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur." Belirtilen yasal düzenlemeler gereğince, davalı, zarar- landırıcı sonucun doğmasına yol açan enerji hattının yapım ve bakım eksikliklerinden kaynaklanan zararlardan sorumludur. Sorumluluktan kurtulmanın olumsuz koşulu ise, zarar ile yapım bozukluğu ve bakım eksikliği arasındaki nedensellik bağının kesilmiş olmasıdır. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira, bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, yine de çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple, sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından; bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır. (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15) Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etmek zorunluluğu yoktur. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Uygun illiyet bağı ancak, üç halde kesilir. Bunlar; mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusurudur. Somut olay değerlendirildiğinde, davacı şirket bünyesinde faaliyet gösteren otelde abonelik sözleşmesinin kurulduğu 20.02.2018 tarihinden beri voltaj düşüklüğü meydana geldiği, bu sebeple işletmedeki elektrik tesisatı ve eşyaların zarar gördüğünü, ayıplı hizmet sebebiyle oluşan zararın giderilmesi onarım ve yenileme hizmeti aldıklarını, buna dair faturalara dayandıklarını, elektrik kesintisinin sık yaşanması sebebiyle jeneratör alınmak zorunda kalındığını, jeneratör kullanımı için yakıt masrafında bulunduklarını belirterek ayıplı ifadan kaynaklanan zararın tazmini için eldeki davayı açmıştır. Dava konusu yerde, ... tesisat numarası ile 20.02.2018 tarihinde dava dışı Engin Tekdaş adına abonelik sözleşmesi bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının dava dilekçesinde ayıplı hizmet sebebiyle meydana gelen zararın hangi tarihte meydana geldiğine ilişkin açıklama bulunmamaktadır. Davacı tarafın sunduğu zarar giderim faturaları 2023 yılına ilişkindir. Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. Davacı tarafça dava öncesinde dava konusu abonelik sebebiyle voltaj dalgalanmasından kaynaklı hasara ilişkin yaptırılmış delil tespiti, ihtar ve davalı şirkete başvuru bulunmamaktadır. Meydana gelen zararın davalı şirketin hizmetinin ayıplı ifasından kaynaklandığı iddia edilmiş ise de davacının zararlanma iddiasını yer ve zaman belirterek somutlaştırmadığı, zararlanmaya konu hasarın eşya ve makineler üzerinde delil tespiti yaptırılmadan üçüncü kişilere yaptırıldığından fatura konusu işlerin davalı dağıtım şirketinin ayıplı ifasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve sorumluluğunda olup olmadığının belirlenmesinin mümkün olmadığı, dosya kapsamındaki raporlarda davacının iddiaları ve sunduğu faturalar dikkate alınarak hasarlanmanın davalı şirketin sorumlu olduğu belirlenmiş ise de hangi bilimsel ve teknik gerekçelerle zararın voltaj dalgalanmasından meydana geldiğine açıklık getirilmediği, voltaj dalgalanmasından meydana geldiği ifade edilmesine rağmen zararın hangi tarihli hizmetten kaynaklandığının ve nasıl meydana geldiğinin açıkça ortaya konulmadığı, varsayım yoluyla değerlendirmelerde bulunulduğu, dava dosyası kapsamında davacının zararı ile davalı firmanın kusuru ya da hizmetinden kaynaklı olduğu ortaya konulamadığı gibi davacının zararı ile davalı dağıtım şirketinin hizmeti arasındaki illiyet bağı kurulamadığı, voltaj dalgalanmasından kaynaklı hasara ilişkin yaptırılmış delil tespiti, ihtar ve davalı şirkete başvuru bulunmadığından davalının hizmeti ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtladığı anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; ilk derece mahkemesi dosyasında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Sakarya Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 06/05/2025 tarih ve 2023/604 E - 2025/286 K. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,) 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, 6-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere 09/01/2026 oy birliği ile karar verildi.

* Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

Atıf: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/1338, K. 2026/23, T. 09.01.2026, www.arakarar.com/karar/sakarya-bolge-adliye-mahkemesi-5-hukuk-dairesi-2025-1338-e-2026-23-k-f0ab49d113a9