Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi 2025/1327 E. 2026/184 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1327
- Karar No
- 2026/184
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1327 - 2026/184 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1327 KARAR NO : 2026/184
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/04/2025 NUMARASI : 2025/83 Esas - 2025/285 Karar
DAVANIN KONUSU : Alacak KARAR TARİHİ : 05/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02/03/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde, 13.12.2017 tarihinde davacının karşıdan karşıya geçmekte olduğu sırada davalı sürücü ...'un, sevk ve idaresindeki araçla yaya olan davacıya çarpmasıyla meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının daimi olarak bakıcıya muhtaç kalması nedeni ile 100,00TL, daimi işgücü kaybı nedeni ile 100.00TL olmak üzere toplam 200,00TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 26.05.2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile dava değerini sürekli iş görmezlik tazminatına ilişkin olarak 125.856,99TL ve bakıcı giderine ilişkin olarak 3.119,52TL olarak artırmıştır. Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti.vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...; davaya cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan ilk yargılama neticesinde; davanın kabulü ile 125.856,99TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 3.119,52TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 128.976,51TL 'nin davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 26.06.2018 tarihinden, davalılar ... Sağlık Ürünleri.....Ltd. Şti. ve ... yönünden kaza tarihi olan 13.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... Ltd. Şti. vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 2023/1081 Esas - 2024/1711 Karar nolu 26/12/2024 tarihli ilamı ile kararın ‘mahkemece tüm kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette üç kişilik Karayolları Fen Heyeti üyelerinden veya İTÜ öğretim üyelerinden oluşan heyetten kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderici mahiyette ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınması ve kusur durumunun netlikle belirlenmesi,gerektiğinde aktüer bilirkişiden ek rapor alınması, hükmedilecek tazminata davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğinin nazara alınması suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği’gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılamada davanın kabulü ile 125.856,99TL sürekli iş görememezlik tazminatı ile 3.119,52TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 128.976,51TL'nin davalı sigorta şirketi yönünden, dava tarihinden, davalılar ... Sağlık Ürünleri.....Ltd. Şti. ve ... yönünden kaza tarihi olan 13.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacının dava devam ederken vefat etmesine rağmen yerel mahkemece taraf teşkili sağlanmadan karar tesis edildiğini, davacının kazadan önce de iş göremez olduğunu, hükme esas alınan raporda davacının ölüm tarihi dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, 2023'te vefat eden davacının 2030'a kadar yaşayacağı varsayımıyla yapılan hesaplamanın hükme esas alındığını, dava açıldığı tarihte pasif dönemde olan davacıya ilişkin gelir kaleminin de hatalı hesaplandığını, kazadan önce davacıya demans tanısı konulduğu sabit olduğundan davacının kazadan önce de iş göremez durumda olduğunu,davacının iş göremezliğinin kazadan kaynaklanmadığını, davacının salt bu hastalıklar nedeniyle kazadan önce de iş göremez/bakıma muhtaç durumda olup olmadığı, bakıma muhtaç değil ise bakım gücüne sahip olup olmadığı ve gelir getiren bir işte çalışabilir durumda olup olmadığının ayrıca ve özel olarak saptanması, kaza kaynaklı meydana gelen maluliyet ile önceki demans ve parkinsondan kaynaklı iş göremezlik oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini, dosya kapsamındaki kusur tespitini kabul etmediklerini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafın sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca, 13.12.2017 tarihinde sürücü ...’un, sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında karşıya geçmekte olan yaya ...’e çarpmasıyla meydana gelen kazada kural ihlali belirlemesinin yapılmadığı, mahkemece kusur bilirkişisinden alınan rapor ve ek rapor uyarınca, olayın meydana gelişinde davacı yayanın %10, CD görüntülerine göre yaya geçidini uzun süreli park haline geçerek kapatan, geçişlere büyük oranda engel olan plakası ve sürücüsü belli olmayan okul servis aracının %25 ve ... plakalı araç sürücüsünün %65 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, itiraz üzerine ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı’ndan alınan 22.06.2021 tarihli rapor uyarınca, davacı yaya ...'in olayın meydana gelişinde kusurunun bulunmadığı, CD görüntülerine göre yaya geçidini uzun süreli park haline geçerek kapatan, geçişlere büyük oranda engel olan plakası ve sürücüsü belli olmayan okul servis aracının %20 ve ... plakalı araç sürücüsünün %80 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Ankara 40.ASCM’nin 2018/723 Esas nolu dosyasında yapılan yargılamada sanık ...'un taksirle yaralanmaya neden olmak suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, ceza yargılamasında hükme esas alınan kusur durumu uyarınca, sanığın meydana gelen olayda 2918 sayılı Kanun'un 52/a, 47/c ve 74. maddelerine aykırı olarak trafik işareti ile belirlenmiş olan yerlere yaklaşırken araçlarını yavaşlatmak ve geçmek üzere bulunan kişilere geçiş hakkını vermek zorunda olunan kuralı ihlal etmesi sebebiyle asli kusurlu sayıldığı, buna karşılık yaya katılanın ise 2918 sayılı Kanun'un 68/b-3. maddesine aykırı olarak ışıkta işaret ve yetkili kişilerin bulunmadığı geçit ve kavşaklarda güvenlik açısından yaklaşan araçların uzaklık ve hızının göz önüne alma zorunluluğuna ilişkin kuralı ihlal ederek tali kusurlu davrandığının belirlendiği, mahkemece kaldırma kararından sonra Karayolları Fen Heyeti üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 14/03/2025 tarihli bilirkişi raporu uyarınca kazanın oluşumunda davalı sürücü ...'un %80 oranında, sürücüsü ve plakası belirlenemeyen okul taşıtının %20 oranında etkili olduğu, davacı yayanın kazanın gerçekleşmesinde kusurunun bulunmadığının belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 8 ve 28. maddelerine göre, her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak bütünüyle doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava tarihinden önce ölmüş kişi adına dava açılamayacağı gibi dava tarihinden önce ölmüş kişiye karşı açılmış olan bir dava, o kişinin mirasçılarına tebligat yapılmak suretiyle, mirasçılara karşı da sürdürülemez. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (4721 sayılı TMK m. 28/1). Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için bir ayrım yapmak gerekir. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır, bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (6100 sayılı HMK m. 55). Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (TBK m.43/1, 513/1). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Somut olayda; davacı ...’in yargılama sürerken vefat ettiği, vekilinin bulunduğu, ölüm ile vekalet ilişkisi son bulmasına rağmen yargılamaya devam olunarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Öte yandan, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda davacının muhtemel bakiye ömür sonunun 2030 yılı olarak kabulü ile zarar tazminatı hesaplanmıştır. Ne var ki adı geçen davacının vukuatlı aile nüfus kaydına göre 29.08.2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Gerçek durum varken, varsayımlara dayalı tazminat hesabı yapılamaz. Açıklanan tüm maddi ve hukuki vakıalar karşısında mahkemece; yargılamanın devamı sırasında ölen davacının davada taraf olma ehliyetinin son bulduğu, davacının malvarlığına ilişkin olan tazminat haklarının mirasçılarına geçtiği, ölüm ile kişilik hakları ve vekillik ilişkisinin son bulduğu anlaşılmakla, mahkemece öncelikle, müteveffa davacı ...’in yasal mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması ve daha sonra müteveffanın vefat ettiği tarihe kadar tazminatın hesaplanması yönünden hükme esas alınan tazminat raporunu düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Belirtilen nedenlerle davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf talebinin, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle kabulüne, HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle yukarıda açıklandığı üzere vefat eden davacı mirasçıları davaya dahil edilerek, taraf teşkilinin sağlanması, akabinde müteveffanın vefat ettiği tarihe kadar tazminat hesaplanması için aktüer bilirkişiden ek rapor alınması, istinaf eden tarafın sıfatına göre usuli kazanılmış hakların da korunmasıyla oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre istinaf eden taraf vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle KABULÜ İLE, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 29.04.2025 tarihli, 2025/83 Esas - 2025/285 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre,istinaf eden taraf vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, usulünce taraf teşkili sağlanarak belirtilen eksikliklerin tamamlanması ve sonucuna göre karar verilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.