Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2025/1074 E. 2025/1097 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1074
Karar No
2025/1097
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1074

KARAR NO : 2025/1097

KARAR TARİHİ: 18/09/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN ARA KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 26/06/2025

NUMARASI : 2024/214 E.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/09/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça ... ibaresinin ön plana çıkarılarak, müvekkilinin T/... sayılı tanınmış markası olan ... ... markası ve ... ibareli markalarına tecavüz edildiğini ileri sürerek; ihtiyati tedbir talebin kabulünü, davalının Bostancı Mah. 6 Nolu Sk. ... ... Karma Organize Sanayi Gönen/BALIKESİR adresindeki “...” ve “...” şeklindeki marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturan mallarına, ambalajlarına, tabelasına ve her türlü ticari emtiasına tedbiren el konulmasına ve bunların yediemin olarak müvekkillerine yahut adli yediemine teslimini, www.....com.tr internet alanından, mutlulezzetailesi instagram hesabından, ... Grup facebook sayfasından ve davalıya ait her türlü internet alanından “...” ve “...” şeklindeki marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturan kullanımın tedbiren çıkartılmasını, bu durum teknik olarak mümkün değil ise söz konusu davalıya ait internet alanlarına tedbiren erişimin engellenmesini, davalının “...” ve “...” şeklindeki marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturan mallarına, ambalajlarına, tabelasına ve her türlü ticari emtiasına el konulmasına ve bunların imhasına, davalının “... Nak. ... Gid. Oto.Tar.ve Hay. San. Ve Tic. Ltd. Şti.” ticari unvanındaki “...” ibaresinin çıkartılmasına ve terkinini, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet eylemleri sebebi ile 17.02.2024 tarihinden dava tarihine kadar olan süre için müvekkil zararları, davalının ve müvekkillerinin ticari hacmi, müvekkilleri markasının tanınmış bir marka oluşu ve tecavüzün müvekkilin onlarca marka tesciline karşı gerçekleşmiş oluşu dikkate alınarak 100.000TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile verilmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;Davada talep ve anlatıma göre ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, vekil eden davalı şirketin merkezi Balıkesir'in Gönen ilçesinde olduğunu, Bu nedenle İstanbul Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, huzurdaki dava tarafları, talepleri ve konusu aynı olan Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/ 67 Esas sayılı davası ile derdest olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat talepleri para alacağına ilişkin olduğundan arabuluculuğa tabii olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının tüm taleplerine karşı zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davalı şirketin ticaret ünvanının “...” olduğu, 17/01/1997 tarihinde ticari sicile kayıt edildiği, karşılaştırması yapılan davacıya markaların tescil tarihlerinin ise; davalı şirketin ticari sicile tescilinden sonra gerçekleştiği, vekil edenin kullanımlarının tescilli marka, ticaret unvanı ve tasarımlar olduğu, davacının tanınmış markasının birleşik kelime şeklinde iki kelimeden oluşan “...” ibarelerinden kombine edildiği, TPMK nezdinde içerisinde “...” ibaresi geçen birçok kombinasyonun tescilli olduğu, karşılaştırması yapılan dava konusu markaların; ibare, ..., yazı karakteri ve yazı boyutlarının farklı olmasından dolayı görsel benzerliğin olmadığı, ...-genel görünüm gibi herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasının mümkün olmadığını, tek taraflı iddialar esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporunun tamamına açıkça itiraz ettiklerini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, yapılacak yargılama neticesinde ise haksız, usul ve yasaya aykırı davanın her bir talep bakımından ayrı ayrı reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 28/01/2025 tarihli ara kararı ile; "...Davacının ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, davalının ihtiyati tedbir kararının TEBLİĞ TARİHİNDEN İTİBAREN 1 HAFTALIK KESİN SÜRE İÇERİSİNDE 6769 sayılı SMK'nun 159/2-c maddesi uyarınca toplam 1.500.000,00 TL (birmilyonbeşyüzbintürklirası) nakdi teminatı ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubunu Mahkememize depo etmelerine, kesin süre içerisinde teminatın depo edilmemesi halinde İHTİYATİ TEDBİR KARARININ AĞIRLAŞTIRILACAĞININ İHTARINA," şeklinde karar verildiği görülmüştür. Davalı vekili 17/02/2025 tarihli cevap dilekçesi ile tedbirin kaldırılmasını, davacı vekili 24/02/2025 tarihli dilekçesi ile tedbirin ağırlaştırılmasını talep etmiştir.Mahkemece verilen 28/01/2025 tarihli karara karşı, davacı vekilinin istinaf dilekçesi Dairemizce incelenmiş, Dairemizin 28/03/2025 tarihli ara kararı ile İhtiyati tedbir kararı davalı tarafça teminat yatırılmaması nedeniyle, kendiliğinden kalkmış sayıldığından, konusuz kalan davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesini yer yolmadığına karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince 26/06/2025 tarihli ara karar ile; "...Tüm dosya kapsamı yukarıda izah edilen mevzuat kapsamında bir bütün olarak değerlendirildiğinde, teminatın taraf menfaatleri arasında denge unsuru oluşturacağı kanaatine varılarak mevcut durumun muhafazası ve davanın etkinliğinin sağlanması bakımından davacının itirazının kabulü ile, mahkememizce verilen 28/01/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına ilişkin olarak 6100 sayılı HMK'nın 394/4 mad. ve 395/2. maddeleri uyarınca takdir olunan 1.500.000,00-TL (birmilyonbeşyüzbintürklirası) nakdi teminat bedelinin 2.500.000,00-TL'ye (ikimilyonbeşyüzbintürklirası) yükseltilmesine, bu hususta davacı vekiline 1 hafta kesin süre verilmesine, davalı vekilinin ihtiyati tedbire ilişkin itirazlarının reddine dair "Davacının ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE Davalının ihtiyati tedbir kararının TEBLİĞ TARİHİNDEN İTİBAREN 1 HAFTALIK KESİN SÜRE İÇERİSİNDE 6769 sayılı SMK'nın 159/2-c maddesi uyarınca toplam 2.500.000,00-TL (ikimilyonbeşyüzbintürklirası) nakdi teminatı ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubunu Mahkememize depo etmelerine, kesin süre içerisinde teminatın depo edilmemesi halinde İHTİYATİ TEDBİR KARARININ AĞIRLAŞTIRILACAĞININ İHTARINA, davalı vekilinin 28/01/2025 tarihli ihtiyati tedbir ara kararına karşı itirazının REDDİNE," karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkilinin T/... sayılı “... ...” tanınmış marka tescili yanı sıra, 29,30,32,35,43. Sınıflarda tescilli onlarca “...” esaslı unsurunu ihtiva eden seri marka tescilleri bulunduğunu, davalının ... ibaresini markasal kullanarak müvekkilinin markasının tanınmışlığından faydalanarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, markaya tecavüzün davanın başında yapılan delil tespiti raporu ile tespit edildiğini, delil tespiti sonucunda alınan 24.01.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davalının söz konusu markasal kullanımının iltibasa sebebiyet verdiği ve müvekkilin marka haklarına tecavüz teşkil eder mahiyette olduğu kanaatine varıldığını, 26.06.2025 tarihli mahkeme kararı ile yine bir önceki karar gibi 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 sayılı SMK’ nın 159/2-c maddesi uyarınca toplam 2.500.000TL teminatı depo etmesine dair ihtiyati tedbir kararı verildiğini ancak Davalının yatıracağı 2.500.000TL teminatın müvekkilin zararını karşılayamayacağını, dosya kapsamı delil durumu, yapılan delil tespiti, dosyaya sunulan noter tespiti tutanakları, dava başında alınan bilirkişi raporları içerikleri, davacının daha evvel teminatı depo etmemesi üzerine davalıya herhangi bir yaptırım uygulanmadığı, 26.06.2025 tarihli mahkeme kararı ile yine bir önceki karar gibi 1 haftalık kesin süre içerisinde 6769 sayılı SMK’ nın 159/2-c maddesi uyarınca toplam 2.500.000TL teminatı depo etmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmiş olmasının hangi amaca hizmet ettiğinin anlaşılamaması nedeniyle davanın mahiyetine uygun biçimde müvekkilinin talebine uygun infazı kabil bir biçimde, tecavüzün durulmasına ve telafisi imkansız müvekkil zararlarının önlenmesine yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Davalı şirketin ticaret ünvanının “...” olduğunu, 17/01/1997 tarihinde ticari sicile kayıt edildiğini, karşılaştırması yapılan davacıya markaların tescil tarihlerinin ise; davalı şirketin ticari sicile tescilinden sonra gerçekleştiğini,-müvekkilinin kullanımlarının tescilli marka, ticaret unvanı ve tasarımlar olduğunu,-davacının tanınmış markasının birleşik kelime şeklinde iki kelimeden oluşan “...” ibarelerinden kombine edildiği, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde içerisinde “...” ibaresi geçen birçok kombinasyonun tescilli olduğunu, ,-Karşılaştırması yapılan dava konusu markaların; ibare, ..., yazı karakteri ve yazı boyutlarının farklı olmasından dolayı görsel benzerliğin olmadığını, ...-genel görünüm gibi herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasının mümkün olmadığını, ortalama tüketicinin karıştırmasına neden olacak düzeyde ve tarzda kullanımın söz konusu olmadığını, davacı markası ile ilişkili olduğu ihtimalini kapsamadığını, -müvekkili şirketin 1994 yılından beri resmi ve tescilli olarak faaliyette olduğunu, Şirketin gerçek kişi ortaklarının ve organik bağ içerisinde olduğu diğer firmaların adına olan markalar hariç, 20 civarında marka başvurusu bulunduğunu, davacının uzun yıllara yayılan bu markalara ise hiç bir itirazı olmadığını, sessiz kalma nedeniyle hak kaybı müessesesinin hakkaniyet ilkesine dayandırıldığını, davacının tutumunun başlı başına MK 2'ye aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin ticaret unvanı, markaları ve ambalajları tescilli olduğundan Davacının bu tescillerin iptalini talep etmeden iş bu davada ileri sürdüğü talepleri dava konusu edebilmesin mümkün olmadığını, davacı tarafından vekil eden aleyhine iş bu davaya dayanak yaptığı markalar gerekçe gösterilerek pek çok marka hükümsüzlük/iptali konulu davalar açıldığını, bu davaların tamamının davacı aleyhine sonuçlandığını, taraflar arasındaki Ankara 2. FSHHM 2022/ 532 E. , Ankara 3. FSHHM 2023/ 216 E. , Ankara 5. FSHHM 2023/19 E. , Ankara 5. FSHHM 2023/ 119 E. , 2023/148 E. ve 2023/381 E. , Gönen Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/ 323 E. sayılı dosyalarından görülen davalarda alınan bilirkişi raporlarında özetle; "-Davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusunun, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığı, -Davacı markasının tanınmış marka olduğu değerlendirilmekle birlikte, dava konusu marka ile davacının tanınmış markasının benzer olmadığı, bu nedenle davalıya ait markanın davacı markasının tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlaması, davacı markasının itibarına zarar verilmesi veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesi risklerinin bulunmadığı,-Somut olayda 6769 sayılı SMK madde 6/3 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı, -Somut olayda 6769 sayılı SMK madde 6/6 koşullarının oluşmadığı," yönünde görüş bildirilmiş ve karara bağlanan tüm davaların davacı ... A.Ş. aleyhine sonuçlandığını, usule ve esasa ilişkin tüm nedenlerden dolayı davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair kararın tamamen kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; -davalının soy isminin ... olduğunu ifade etmiş ise de, bu durumun davalıya “...” ibaresini markasal olarak kullanması için bir hak bahşetmeyeceğini, Davalı taraf “...” ibareli marka tescilleri bulunduğundan bahsetmiş ise de, bu tescillerin davalıya sadece markayı olduğu gibi kullanmak hakkı bahşedeceğini, davalının tescil dışında markasal kullanımda bulunamayacağını, davalının ... ibareli herhangi bir marka tescili bulunmadığı halde “...” ibaresini büyük puntolar ile farklı renkte yazıp ön plana çıkartarak, ticari etki oluşturacak biçimde müvekkili markalarına yaklaştırarak kullanmasının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiği, ayrıca davalının nihai kullanımının bu şekilde gerçekleşmesinin davalının baştan itibaren kötü niyetli tesciller aldığını açıkça ortaya koyduğunu, davanın konusunun davalının “...” ibaresini büyük puntolar ile farklı renkte yazıp ön plana çıkarması, böylelikle tescil dışı kullanım ile, müvekkilinin markasına yaklaştırmak sureti ile gerçekleştirdiği tecavüz olduğunu, müvekkilinin 1972 yılında kurulduğunu, bu tarihten beri ... ibaresini marka olarak kullandığını, müvekkilinin her halükarda marka tescilinin davalıdan önce olduğunu, T/... sayılı “... ...” tanınmış marka tescili yanı sıra, 29,30,32,35,43. Sınıflarda tescilli onlarca “...” esaslı unsurunu ihtiva eden seri marka tescilleri ile marka haklarını koruma altına aldığını, davalının basiretli bir tacir gibi itibastan ve haksız rekabetten kaçınma zorunluluğu bulunduğunu, buna rağmen davalının “...” ibareli markasal kullanımda bulunmayı, marka tecavüzü ve haksız rekabette bulunmayı tercih ettiğini, Davalı taraf her ne kadar kendisinin “...” ibareli marka tescilleri bulunduğundan bahsetmiş ise de, somut olayda tüm bu tescillerin müvekkili tescillerinden sonra olup her halükarda SMK 155 uyarınca davalının bu tescilleri huzurdaki davada savunma vasıtası yapamayacağını, SMK 155 dikkate alındığında, davalının “...” ibareli marka tescilleri iptal edilmeden huzurdaki davayı açamayacağı yönündeki savunmasının da mesnetsiz olduğunu, Davalının ...” ibaresini büyük puntolar ile farklı renkte yazıp ön plana çıkarması, böylelikle tescil dışı kullanım ile, müvekkilin markasına yaklaştırmak sureti ile marka tecavüzünde bulunduğu 3 ayrı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan bilirkişi raporları ile sübuta erdiğini, (İstanbul 1.Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ nin 2024/17 D.İŞ sayılı dosyasında yapılan delil tespiti neticesinde düzenlenen 01.03.2024 tarihli bilirkişi raporu, İstanbul 4. FSHHM’ nin 2024/214 E. sayılı dosyasında alınan 24.01.2025 tarihli bilirkişi raporu, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’ nin 2024/67 E. dosyası ile açtığımız dava dosyasında alınan 13.05.2025 tarihli bilirkişi raporu), davalının istinaf talebinin reddi ile, ihtiyati tedbir kararının davalının iş bu teminatı yatırmamasının hukuki neticesinin ne olduğunun kararda açıklanmadığı, infazı kabil olmayan tedbir kararı verilmesinin yasanın amacı ile bağdaşmadığından, 26.06.2025 tarihli mahkeme kararının kadırılmasına, davanın mahiyetine uygun biçimde müvekkilinin talebine uygun infazı kabil bir biçimde, tecavüzün durulmasına ve telafisi imkansız müvekkili zararlarının önlenmesine yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı vekilince, tanınmış markaya tecavüz iddiasıyla tedbir talepli olarak açılan davada, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, kararın tebliğinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde, davalının SMK 159/2-c maddesi uyarınca 2.500.000,00 TL nakdi yada kesin ve süresiz banka teminat mektubunu depo etmelerine , davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verdiği, davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabul edilen kısmı yönünden itiraz ettiği, davacı vekilinin tedbir talebinin reddine karar verilen kısım yönünden istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.Davacının T/... başvuru numaralı 27.07.2021 başvuru tarihli “...” ibaresini ve görseline ilişkin tanınmış markası bulunduğu, davacı adını 2018/66975 başvuru numaralı 18.07.2018 başvuru ve 20.05.2019 tescil tarihli, “...” ibaresini ve görselini ihtiva eden markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 29 ve 30.sınıflarında tescilli olduğu, 2010/76249 başvuru numaralı 03.12.2010 başvuru ve 24.04.2012 tescil tarihli, “mutluluk tadında ... ...” ibaresini ve görselini ihtiva eden markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 30.sınıfında tescilli olduğu, 2016/82301 başvuru numaralı 17.10.2016 başvuru ve 07.06.2017 tescil tarihli, “... ... ...” ibaresini ve görselini ihtiva eden markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 30.sınıfında tescilli olduğu, 2022/073600 başvuru numaralı 24.05.2022 başvuru ve 09.01.2024 tescil tarihli, “... ...” ibaresini ve görselini ihtiva eden markanın Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’in 29 ve 30.sınıflarında tescilli olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece alınan 24/01/2025 tarihli delil tespiti raporunda ,Davacı markaları ve tespit edilen markasal kullanımların ve kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olarak nitelenebileceği, dava konusu marka ve kullanımların arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek kadar benzerliğin var olduğu, ilgili markasal kullanımların davacı marka hakkına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğunun değerlendirilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 28/01/2025 tarihli ara kararı ile kısmen tedbir talebinin kabul edildiği, Davalı vekilinin 17/02/2025 tarihli cevap dilekçesi ile tedbirin kaldırılmasını, davacı vekili 24/02/2025 tarihli dilekçesi ile tedbirin ağırlaştırılmasını talep ettiği, bunun üzerine Mahkemece verilen 28/01/2025 tarihli karar verildiği ve bu karara karşı, davacı vekilinin istinaf dilekçesinin Dairemizce incelendiği, Dairemizin 28/03/2025 tarihli ara kararı ile İhtiyati tedbir kararı davalı tarafça teminat yatırılmaması nedeniyle, kendiliğinden kalkmış sayıldığından, konusuz kalan davacı vekilinin istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer yolmadığına karar verildiği, bu karardan sonra Mahkemece 26/06/2025 tarihli ara karar kurulduğu bu kararın konusuz kalma kararından sonra verilmesi nedeniyle yeni bir karar olduğunun kabul edilmesi ve itiraz yolu açık olarak değerlendirilmesi gerektiği, kararın karşı taraf vekiline tebliği üzerine istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılıyorsa da, 6100 sayılı HMK 394/4 maddesinde "Tedbir kararına itiraz edilmesi halinde mahkemece ilgililerin dinlenmek üzere davet edileceği, gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verileceği, itiraz hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği" düzenlenmekle, 26/06/2025 tarihli karara karşı sunulan dilekçenin itiraz dilekçesi olarak kabul edilmesi ve itiraz yolu tüketilmeksizin istinaf başvurusunda bulunulamayacağından aleyhine tedbir istenen vekilinin istinaf başvurusunun HMK 341/1 maddesi ve HMK 394/4 maddesi gereğince usulden reddine, dosyanın dilekçenin itiraz dilekçesi olarak mahkemece incelenmek üzere mahkemesine gönderilmesine, Davacı vekilinin istinaf isteminin itiraz sonucunda karar verildikten sonra geldiğinde değerlendirilmesine, bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre dahili davalılar aleyhine tedbir istenen vekilinin istinaf başvurusunun HMK 341/1 maddesi ve HMK 394/4 maddesi gereğince usulden reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin itiraz sonucu değerlendirme yapıldıktan sonra dosya geldiğinde değerlendirilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin isteminin, davalının itirazı hakkında karar verildikten sonra geldiğinde değerlendirilmek üzere bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, Aleyhine tedbir istenen davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 341/1 maddesi ve HMK 394/4 maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,2-Dosyanın aleyhine tedbir istenen davalı vekilinin dilekçesinin tedbire itiraz olarak değerlendirilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf talebinin esası incelenmediğinden aleyhine tedbir istenen taraf vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde yatırana iadesine,4- 6100 Sayılı HMK' nun 326/1 maddesi gereğince taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5- 6100 Sayılı HMK'nun 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine YER OLMADIĞINA,6- 6100 Sayılı HMK' nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,7- 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.18/09/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2025/1074, K. 2025/1097, T. 18.09.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-44-hukuk-dairesi-2025-1074-e-2025-1097-k-f5b545119432