Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/988 E. 2025/1683 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/988
- Karar No
- 2025/1683
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/988 Esas
KARAR NO : 2025/1683
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/02/2024
NUMARASI : 2023/75 Esas, 2024/53 Karar
DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/03/2023
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
2023/203 E. SAYILI DOSYASI
DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/10/2023
KARAR TARİHİ: 25/12/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... esas unsurlu markalara azımsanmayacak derecede maddi ve manevi yatırımlar yaptığı, ... ibareli markaların 2014 yılından bu yana aktif olarak kullandığı, davalının 2019 yılında müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanmak maksadıyla 3.sınıfta "..." ibareli 3. Sınıfta tescilli marka kötü niyetli tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin ... unsurlu marka başvurularının ilgili marka başvurusundan önce olduğunu, müvekkilinin dava konusu marka bakımından gerçek hak sahibi olduğunu, bu nedenlerle davalının 2019/02368 tescil numaralı markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkini hususlarını iddia, beyan ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının markasının esas unsurunun ... ibaresi olmadığını, zira ilgili ibarenin ayırt edicilikten yoksun olduğunu, müvekkilinin ilgili markayı mevzuata uygun biçimde 10 yıl için tescil ettirdiğini, ilgili markaya tescil sürecinde herhangi bir itirazın yapılmadığını, müvekkilinin markasıyla davacı yan markasının ayrıştırılamayacak derecede benzerliğinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tüm maddi ve manevi dava ve talep hakları mahfuz kalmak kaydı ile davalı adına tescilli cins, çeşit, malların karakteristik özelliklerini ihtiva eden 2019/02368 tescil numaralı marka tescil belgesinin hükümsüzlüğünü, Türk Patent Enstitüsü Markalar Sicilinden Terkinini, Kararın masrafları davalı tarafça karşılanmak üzere Türkiye çapında tirajı en yüksek 2 ayrı gazete de ikişer hafta ara ile ilanen kamuoyuna duyurulması ile dosya ile İstanbul Anadolu (1) Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2023/75 E. sayılı dosyasının birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle tarafları ve konusu bakımından halihazırda açılmış ve halen mahkememizce görülmekte olan bir dava bulunduğundan sonradan açılan birleşen davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın mahkemenin 2023/75 E. Sayılı dosyası ile haksız şekilde açtığı dava ile bir neticeye ulaşamayacağını anlayınca bu defa da birleştirme talepli açtığı dava ile müvekkiline ait markanın tanımlayıcı olduğundan bahisle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürdüğünü, iddiaların tamamımın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 2019 02368 tescil numaralı "..." markasının davalı adına 03.sınıfta tescilli olduğu, alınan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere ... ibaresinin Fransızca siyah anlamına gelen ve 3.sınıftaki emtialarla özdeşleşen bir yapısının olmadığı, her ne kadar sektörde yaygın olarak kullanılsa da tek başına 03.sınıftaki temizlik, diş macunu, parfümeri, sabunlara ait ürünler bakımından sektörü ya da sektördeki emtiaları tanımlar mahiyette olmadığı, bu haliyle SMk'nın 5/1-c maddesi gereği birleşen dava yönünden hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davacı adına tescilli 2016 07879 tescil numaralı marka dışındaki diğer marka tescillerinin davalı markasının tescil başvuru tarihinden sonrasına ait olduğu, bu haliyle 2016 07879 tescil numaralı marka dışındaki markaların SMK'nın 6/1.maddesi gereği hükümsüzlük gerekçesi olamayacağı, davacı tarafa ait 2016 07879 tescil numaralı markanın esas unsurunun "... ..." ibaresi olduğu, davalı markasının ana unsurunun ... ibaresi olduğu, her iki markanın da 03. Sınıftaki emtialar yönünden tescilli olsalar da markaların görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzer olmadıkları, markalarda müştereken yer alan ... unsurunun ihtiva ettiği anlam nispetinde marka korumasının zayıf olduğunun değerlendirilebileceği, her ne kadar davalı tarafa ait marka davacı tarafa ait dayanak markada birebir olarak yer alıyor ise de davacı tarafa ait markanın bütünsel olarak davalı tarafa ait markadan uzaklaştığı, karşılaştırmaya tabi markalar arasında iltibas riskinin var olmadığ ve dava konusu markanın SMK 6/1 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, gerçek hak sahipliği iddiasının ispat edilemediği, davalı markanın SMK 6/3 kapsamında hükümsüzlüğü şartlarının oluşmadığı, davalı tarafın markasını tescil ettirdiği tarih itibariyle ... ibaresinin tanınmış marka olarak nitelendirilebilecek markalardan olmadığı dikkate alındığında SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri gereği de hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle hem asıl davanın hem de birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; birleşen dosyada ... ibaresinin sektörde yaygın kullanımına ve tanımlayıcı ibare olduğuna ilişkin beyan ettikleri hususlar ve sunulan delillerin hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelemeye dahi alınmadığını, konuya ilişkin itirazlarını sunulmasına rağmen, dosyada ek rapor dahi alınmadığını, hükme esas alınan raporun denetime elverişli olmadığını, gerçek hak sahipliğine ilişkin sunulan deliller hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelenmediğinden, müvekkilin ... markasını maruf hale getirmediğine ilişkin gerçeğe aykırı tespit yapıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkilin markasının tanınmışlığına ilişkin bilirkişilerce hukuki değerlendirmeler yapıldığını, yapılan bu hukuki değerlendirmelerin ile raporun sonuç kısmının çeliştiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:
Asıl ve birleşen dava marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Karar asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Asıl davada, davacı adına tescilli 2016 07879 no'lu "... ..." ibareli marka ile, davalı adına 2019 02368 tescil numaralı "..." ibareli marka karşılaştırıldığında, davalı markasının davacı markasındaki asli unsur olan ... ibaresinden oluştuğu, her iki markada da şekil unsurunun bulunmadığı, her iki markanın da 3.sınıftaki emtialar yönünden tescilli olduğu, davalının "..." ibaresine başka bir ibare ve şekil eklemeden tescil ettirdiği görülmektedir. Bilirkişi raporunda; "her ne kadar davalı yana ait marka davacı yana ait dayanak markada birebir olarak yer alıyor ise de davacı yana ait markanın bütünsel olarak davalı yana ait markadan uzaklaştığı" belirtilmişse de, uzaklaşması gereken markanın davacı markası değil, sonradan tescil edilen davalı markası olması gerekmektedir. Raporda zayıf olarak nitelendirilen, Fransızca bir kelime olan Türkçe karşılığı siyah anlamına gelen "..." ibaresinin, hangi nedenlerle zayıf olarak nitelendirildiği açıklanmamış, bu hususta raporda yeterli sektörel bir değerlendirmeye rastlanmamış, dolayısıyla yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak, SMK'nın 6/1 maddesi değerlendirme yapılması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin asıl dava yönünden sair istinaf itirazları ile, birleşen dava yönünden tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;
1-Asıl davada davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, 2-İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/02/2024 gün ve 2023/75 Esas, 2024/53 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin asıl dava yönünden sair istinaf itirazları ile, birleşen dava yönünden tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararla birlikte değerlendirilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.25/12/2025