Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/892 E. 2026/334 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/892
Karar No
2026/334
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/892 - 2026/334 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/892 KARAR NO : 2026/334

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.05.2024 NUMARASI : 2022/713 Esas 2024/363 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 03.03.2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 13.09.2014 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası meydana geldiğini ve davacının yaralandığını, beden gücü kaybının tespitini talep ettiklerini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine başvurudan sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının bedensel zarara uğraması nedeniyle 700,00 TL iş gücü kaybı tazminatı, 100,00 TL geçici iş gücü kaybı tazminatı, 100,00 TL bakıcı gideri ve 100,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 268.000,00 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davaya karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını ve taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, talep sonucunun yeterince açık olmadığını, velayet hakkının anne ve baba birlikte kullanıldığını, davacıya velayeten anne tarafından dava açıldığını ve davanın reddi gerektiğini, davacıların dava şartı niteliğinde olan başvuru yapılmaması nedeniyle reddi gerektiğini, sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, kusura ilişkin rapor alınmasını talep ettiklerini, emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur itirazında bulunduklarını, kazada hatır taşıması mevcut olduğunu tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 12.02.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kusur yönünden yapılan değerlendirmede kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsünün kusursuz olup davacının yolcu konumunda olduğu, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit işlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 09.01.2024 tarihli raporda davacı ...'ün özür oranının %2,1 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 21 gün olduğu ve bakıma ihtiyacı olmadığının belirlendiği, 12.02.2024 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 268.000,00 TL daimi iş göremezlik maddi tazminatının 26.09.2022 temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderlerine dair fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğramadığı yönündeki gerekçenin hatalı olduğunu, kaza tarihine göre 8 yıllık uzamış zamanaşımı geçtiğini, davanın zamanaşımı ve usule uygun başvuru yapılmadığı gerekçesiyle reddi gerektiğini, davanın velayeten anne ve baba adına açılmış olup velayet anne ve baba ile birlikte kullanıldığını, davacının sadece annesi adına açıldığını ve babanın yazılı beyan vermesinin sonucu değiştirmeyeceğini, velayeten birlikte işlem yapmaları gerektiğini, kaza nedeniyle davacının maluliyeti olmadığını, davalı sigorta şirketi tarafından sunulan uzman mütalaasında maluliyet oranının %0 olarak belirtildiğini, çelişkinin giderilmesi için yeniden rapor alınması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde sol şeritte duraklayan ve geriden gelen araçlara uyarıcı levha, reflektör vs. gibi tedbir almayan davacının içinde bulunduğu aracın sürücünün tam kusurlu olduğunu, kusura ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, hükme esas alınan tazminat hesaplamasına ilişkin raporun hatalı olup Genel Şartlara göre 1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, hüküm altına alınan tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmamasının hatalı olduğunu, davacının yaralandığı bölgelerden emniyet kemeri takmadığının sabit olduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı belirlendiğini, dava öncesinde maluliyet oranının belirli olmadığını, dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu tutulabileceklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 13.09.2014 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davacı ...'ün yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı kazada davacı küçüğün ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kabulüne, diğer taleplerin reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Dosya içeriğinden, yargılama sırasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit işlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen 09.01.2024 tarihli raporda davacı ...'ün alnın solunda sol kaşın 1 cm superiorunda, horizontal seyirli 1,1x0,2 cm'lik, ciltten açık renkte, ciltten hafif çökük yara tamir dokusu bulunduğu belirtildikten sonra Vücut yüzeyinin %10'unun kaplayan ve plastik ameliyatla giderilemeyene keloid ve hipertrofik sikatrisler nedeniyle olayın olduğu tarihteki yaşına göre (4 yaş) olan davacının meslekte kazanma gücünde azalma oranının %2,1 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 21 gün olduğu ve bakıma ihtiyacı olmadığının belirtildiği, mahkemece davacının sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından bu rapor esas alınarak yargılama sürdürüldüğü, ancak raporda davacının görmüş olduğu tedavi sürecini ve sonuçlarını tam olarak yansıtılıp değerlendirilmediği, davalı tarafça bu rapora tıbbi görüş sunularak itiraz edildiği, davacının maluliyetine ilişkin raporun hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, davacı ...'ün alnının solunda oluşan yara tamir dokusunun keloid veya hipertofik skar niteliğinde olup olmadığı, vücut yüzeyinde kapsadığı alanın oranın belirlenip değerlendirilmesi, kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenerek değerlendirilmesi ve davacının maluliyet oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu heyetten olay tarihinde Yargıtay uygulamalarına göre Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ve hüküm bulunmayan durumda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor alınması gerekirken eksik ve yetersiz rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması nedeniyle zararın doğmasına veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde müterafik kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Somut olayda, davalı vekili, davacının yolcu konumunda olduğunu, emniyet kemerinin takılı olduğu işaretlenmese bile yaralandığı bölgelerinden emniyet kemerinin takılı olmadığı sabit olan davacı için hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş olup mahkemece bu konuda yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece sağ ön koltukta yolcu olduğu ifade edilen davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının ceza dosyası, ifade tutanakları ve tüm deliller değerlendirilerek belirlenmesi, emniyet kemeri takılı değil ise kazanın oluş biçimi ve davacının yaralanmasının niteliği değerlendirilerek emniyet kemerinin takılı olmamasının davacının yaralanmasına etkisi (illiyet bağı) araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususa ilişkin inceleme ve hükme elverişli değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2024/27136 esasına yatırılan 450.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/892, K. 2026/334, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-892-e-2026-334-k-724e812d2bb4