Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/89 E. 2026/281 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/89
- Karar No
- 2026/281
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/89 - Karar No:2026/281 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/89 KARAR NO : 2026/281
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/06/2023 NUMARASI : 2017/749 E-2023/500 K
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/03/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklananalacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; davalı ile müvekkili arasında 15/10/2015 tarihli ön protokol ve 02/11/2015 tarihinde Gölhisar (Burdur) kanalizasyon, yağmur suyu ve içme suyu inşaatı yapım işine ait eser sözleşmesi imzalandığını, 44 kişilik taşeronlardan oluşan ekipleri ile işin yapımına zamanında başladıklarını, davalı Şirket yetkililerinin şantiye sahasına girerek müvekkilinin taşeronları ile samimiyet kurduklarını, birkaç hafta sonrasında müvekkili ile davalı taraf ile görüşerek alt taşeronları ile tanıştıklarını ve müvekkilinin kâr marjının yüksek olduğunu öğrendiklerini, yeni bir sözleşme ile daha düşük kâr marjı ile sözleşme yenilemek istediklerini söylediklerini, müvekkilinin bunu kabul etmemesi üzerine davalı şirket yetkililerinin "burada sana iş yaptırmayız" dediklerini, davalı tarafın 3.şahuslara müvekkili adına ödeme yaptıklarını, bunları müvekkilinin kabul etmediğini, müvekkilinin eşinin hastalığı nedeniyle birkaç gün şantiyeden ayrılmasını müteakip davalı tarafın işveren sıfatıyla sgk şifresini alabildiklerini ve bu şifre ile alt taşeronların personelinin işten ayrılışlarını yaparak kendi Şirketlerine giriş yaptıklarını, kendisinin döndüğünde şantiyeye alınmadığını, iki ayrı tarihte noterden ihtarname keşide etmelerine rağmen yaptıkları işler için ödeme alamadıklarını belirterek, müvekkilinin yaptığı işlerden kaynaklanan alacağının tespiti ile bu alacağının şimdilik sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 5.000,00 TL ile kâr kaybından doğan şimdilik 5.000,00 TL'nin ihtarnamenin tebliğini takip eden 11.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsilini talep etmiş, 10.01.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; cari hesaptan kaynaklanan alacak talebini 47.093,41 TL arttırarak 52.093,41 TL ile mahrum kalınan kar payı alacak talebini 1.028.213,42 TL arttırarak 1.033.213,42 TL olmak üzere toplam 1.085.306,83 TL'nin 11.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı tarafın iddialarının gerçek dışı ve haksız olduğunu, dava konusu iş ile ilgili olarak 17/02/2016 tarihinde onaylanan fesih ve kesin hak ediş düzenlendiğini, tarafların bu hak edişi onaylamasını müteakip sözleşmenin fesih işlemlerinin yapıldığını, davacının bir alacağının bulunmadığını beyanla haksız ve hukuki dayanaktan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama, bilirkişi raporları ve davacı tanıklarının beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında 15/10/2015 tarihli ön protokol ve 02/11/2015 tarihinde Gölhisar (Burdur) kanalizasyon, yağmur suyu ve içme suyu inşaatı yapım işine ait eser sözleşmesi imzalandığı, davacının, davalının sözleşmeyi eylemli olarak ve haksız şekilde feshettiği iddiasına dayalı olarak işi ifa etmesine rağmen ödenmediğini ileri sürdüğü cari hesaptan kaynaklanan fatura konusu hakediş bedeli alacağı ile yoksun kalınan kâr kaybı zararının tazminini talep ettiği, davacının dava konusu hak ediş bedeli alacağını talep edebilmesi için işi sözleşmeye uygun şekilde tam ve gereği gibi ispat etmekle yükümlü olduğu ancak dosyaya sunulan bilirkişi heyeti raporları dikkate alındığında, davacı şirketin uyuşmazlık konusu 2016 yılına ait yevmiye defterinin yasal kapanış tasdikinin yapılmaması nedeni ile kanuna uygun olarak tutulmadığının sabit olduğu, bu durumda davacı şirketin ticari defterlerinin kendisi lehine delil teşkil etmesine hukuken olanak bulunmadığı, diğer taraftan dosya kapsamında davacının fatura konusu hak ediş alacağının dayanağı olan imalat kalemlerini ifa ve davalı yüklenici şirkete teslim ettiğini usulüne uygun deliller sunarak da kanıtlayamadığı, dinlenen davacı tanıklarının beyanları dikkate alındığında dosyada mevcut 17/10/2015 tarihli sözleşmede taşeron şirket kaşesi üzerine atılan imzanın kendisine ait olduğu, ... İnşaat...Ltd.Şirketi yetkili temsilcisinin kendisi olup bu şirketin kendisine ait olduğu, davacı şirketin kendisinin şirketi dışında dava konusu işi aldıktan sonra hiçbir şirket ile taşeron olarak anlaşmadığı, kendisinin şirketi dışında işi taşere etmediği, işin yapılması sırasında işin gerektirdiği uzmanlığa ve tecrübeye sahip ve 3.kişilere taşeronluk yapan kişileri işçi olarak çalıştırdıkları, davalı şirketinin işçilerini kendi sigortalı işçisi yaptırdığı ve yaptırdıktan sonra da kendi sigortalısı olan bu işçilere dava konusu işi taşeron olarak verdiği hususlarının sabit olduğu, bu nedenle davacının dava konusu hakediş faturasına dayalı alacak isteminin haklılığının kanıtlanamadığı, yine sözleşmenin karşı tarafı olan ... şirketinin sahibi olan ...'nın 17.10.2015 tarihli sözleşmeyi vergisel yükümlülükleri en aza indirmek ve karşı tarafın iş deneyim belgesi alabilmesi için yaptıklarını beyan ettiği ve dava konusu yoksun kalınan kâr talebinin dayanağı olarak bu sözleşmeye de dayandığı ancak söz konusu beyanlar çerçevesinde yapılan işlemin muvazaalı olduğu, söz konusu sözleşmenin muvazaalı olması nedeni ile taraflar yönünden geçerli şekilde hüküm ve sonuç doğuramayacağı, davacının kendi oluşturduğu muvazaasına dayalı olarak istemde bulunmasına hukuken olanak bulunmadığı, açıklanan tüm maddi ve hukuki olgular ile toplanan tüm kanıtlar çerçevesinde davanın haklılığının sabit olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin taraflar arasında imzalanan sözleşmeye konu işi tam ve eksiksiz olarak yaptığını, davalı şirkete faturalar keşide ettiğini ve davalının bu faturaları yasal süresi içinde fatura içeriğine itiraz etmeden ticari defterlerine işlediğini, davalının, müvekkilinin keşide ettiği bu faturalarda yazılı işlerin bedelini asıl işveren olan idareden aldığını, bu faturalarda yazılı işler tam ve eksiksiz yapılmış olmazsa asıl işveren olan idarenin davalıya ödemelerini yapmayacağını, dava dosyasında asıl işveren olan idarenin davalıya ödemelerini yaptığına dair belgelerin bulunduğunu, bilirkişi raporlarının tamamında müvekkilinin sözleşme konusu işi tam ve eksiksiz olarak yaptığının, davalının idareden bu işlerin bedelini tahsil edip müvekkiline ödeme yapmadığının, bu nedenle müvekkiline borçlu olduğunun tespit edildiğini, dava dosyasında bulunan müvekkilinin keşide ettiği faturaların, davalının ve müvekkilinin ticari defter ve kayıtları ve asıl işveren olan idarenin kayıtlarının sözleşme konusu işlerin müvekkili tarafından tam ve eksiksiz yapıldığına dair uyumlu olmasına rağmen mahkemece bu belgelerin görmezden gelinerek davanın reddine karar verildiğini, mahkemece müvekkilinin muvazaalı işlem yaptığını, bu nedenle hak iddia edemeyeceğine karar verdiğini, ortada muvazaalı bir işlem bulunmadığını, her şey açık ve yasaya uygun olup, müvekkilinin çalıştırdığı taşeron ekibi ile sözleşme konusu üstlendiği işleri eksiksiz olarak yaptığını, yaptığı işlerle ilgili davalıya faturalar keşide ettiğini, davalının bu faturaları alıp itiraz etmeden ticari defterlerine işlediğini, faturalara konu müvekkilinin yaptığı işler için asıl işveren idareye müracaat edildiğini ve müvekkilinin yaptığı işlerin bedelinin tamamının asıl işveren idareden alındığını ancak davalının müvekkiline ödeme yapmadığını, mahkemenin bu kadar açık ve net bir olayda nasıl muvazaa tespit ettiğinin anlaşılamadığını, müvekkilinin alacağını ödememek için çabaladığını, dinlenen müvekkili tanıkları ... ve ...'nın beyanları ile dava dosyasına bulunan bilirkişi raporlarının tamamındaki tespitlerle dava konusu olayda yüklenici/ davalı ... İnşaat'ın taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinde açık ve ağır kusurlu olduğunun kanıtlandığını, tanıkların beyanlarına göre, davalının müvekkili ile imzaladığı sözleşmeden hiçbir gerekçe göstermeksizin ve tek taraflı/ eylemli olarak dönmesinin ve sözleşmeyi feshetmesinin nedeninin müvekkilinin alt taşeronu (ve vergi kaydı olmadığı için sigortalı işçi olarak gösterilen iş ekibi ve ekip liderleri) ile yaptığı sözleşmeden davalının sonradan haberdar olması, müvekkilinin büyük bir kar marjı ile alt taşeronları ile çalıştığını öğrenmesi ve halk tabiri ile bu büyük karı müvekkiline yedirmek istememesinden kaynaklandığını, yine tanık beyanlarına göre; davalının, bu büyük karı müvekkiline yedirmemek için önce müvekkilinin (vergi kaydı olmadığı için sigortalı işçi olarak gösterilen) ekibin lideri ve ekibin tüm işçileri ile gizlice anlaştığını, ana işveren olduğu için SGK'dan müvekkili için aldığı internet şifresini müvekkilinden izin almadan ve habersiz olarak kullanarak müvekkilinin sigortalı işçilerinin bir gün içinde sigorta çıkışlarını yapıp ertesi gün tamamının kendi şirketine sigorta girişlerini yaptığını, müvekkilinin bir daha şantiye sahasına sokulmadığını, müvekkilini bu şekilde zorla devreden çıkardıktan sonra müvekkilinin işçileri ile kalan işi bitirdiğini, dava dosyasına gelen taraf şirketlerin SGK kayıtlarının, tanıkların beyanlarındaki bu hususların doğru olduğunu kanıtladığını, tanık beyanları ile uyumlu SGK kayıtlarının mahkemece görmezden gelindiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında 6098 Sayılı Yasa'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi kapsamında, 02.11.2015 tarihli "Gölhisar (Burdur) Kanalizasyon, Yağmur Suyu ve İçme Suyu İnşaatı Yapım İşi Kanalizasyon, Yağmur Suyu ve İçme Suyu Hatları İmalat ve Montajı İşçiliği Sözleşmesi" düzenlendiği ihtilafsızdır. Sözleşmenin "İşin Adı Yeri" konusu başlıklı 1.maddesinde; davacı tarafından Gölhisar (Burdur) kanalizasyon, yağmur suyu ve içme suyu inşaatı yapım işine ait ana sözleşme şartlarına, ek şartname, projelerine ve listelere göre tüm norm ve şartlara uygun olarak, kazı, dolgu, her türlü boru döşenmesi işçiliği, her türlü kaynak işleri, parsel bağlantıları, muayene bacaları, içme suyu abone bağlantıları, yağmur suyu ızgaraları bağlantılarının kendisine ait iş makinaları ve işçilerle makinalı işçilik işlerinin yapılacağı, "İşin Süresi" başlıklı 2.maddesinde ise sürenin 720 gün olduğu, "İşin Bedeli Ve Ödemeler" başlıklı 17.maddesinde ise iş bedelinin (birim fiyatlı) birim fiyatlara göre hakedişlerden çıkan rakam olup, birim fiyatlarda KDV'nin hariç olduğu ve ödemelerin nasıl yapılacağı , yine sözleşmenin "Sözleşmenin Feshi" başlıklı 22.maddesinde ise, yüklenici ve alt yüklenicinin sözleşme ve eklerinde tayin olunan vecibelerden herhangi birisini kısmen veya tamamen riayet etmediği takdirde yüklenici veya alt yüklenicinin yazılı ihbarname göndererek diğer tarafa bir süre tanıyacağı ve bu süre içerisinde vecibeler yerine getirilmediği takdirde başka bir merasim ve hüküm almaya ihtiyaç kalmaksızın yüklenici veya alt yüklenicinin sözleşmeyi feshetmeye yetkili olduğu hususları düzenlenmiştir. Davacı vekilince, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasıyla bakiye hakediş alacağı nedeniyle 5.000 TL, mahrum kalınan kâr nedeniyle 5.000 TL, 10.01.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle de bakiye hakediş alacağı nedeniyle toplam 52.093,41 TL'nin, mahrum kalınan kâr nedeniyle toplam 1.033.213,42 TL alacak talebinde bulunulduğu belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin fesihle sona erdiği, taraflar arasında 15.02.2016 tarihine kadar yapılan işlere ait "1 no'lu hakediş" başlığı ile fesih ve kesin kabul hakedişi olduğu belirtilmek suretiyle 541.717,28 TL hakediş düzenlendiği, yine taraflar arasında sözleşme kapsamında tarafların defterlerinde kayıtlı olan 10.02.2016 tarihli 031098 sıra no'lu 100.000 TL bedelli "Altınkaynak makinası, elektro füzyon kaynak makinası, honda konjektör benzinli 20.000 LT mazot tankı, segal 2.000 LT mazot tankı, trafik uyarı ve ikaz malzemeleri"ni içeren fatura, yine, 10.02.2016 tarihli 031099 no'lu 924.527,99 TL bedelli "Doğal stabilize malzeme temini ve şantiye sahasına nakliyesi 1 no'lu kesin hakediş"i içeren fatura ve yine taraflarca düzenlenen fesih hakedişine uygun 17.02.2016 tarihli 031100 sıra no'lu 541.717,28 TL bedelli "Gölhisar Burdur kanalizasyon yağmur suyu içme suyu inşaatı yapım işi 1 no'lu fesih kesin hakedişi bedeli"ni içeren fatura düzenlendiği, yine davalı tarafından, alınan 25.10.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre çek ve banka ile yapılan ödeme miktarının 1.497.800,29 TL olduğu, taraf defterlerinde kayıtlı olmamakla birlikte davacı tarafça 10.02.2016 tarih ve 031097 yevmiye no'lu 924.527,99 TL bedelli Gölhisar (Burdur) Kanalizasyon, Yağmur Suyu ve İçme Suyu İnşaatı Yapım İşi 1 (bir) no'lu hakediş bedeli" açıklamalı fatura kesildiği, davalı tarafça bu fatura numarası belirtilmek suretiyle bedelin ödendiği ancak ödemenin aynı bedeli içeren 031099 no'lu faturaya mahsuben yapıldığı, sehven 031097 no'lu faturaya mahsuben ibaresinin yazıldığının belirtilerek, 031097 no'lu fatura kapsamında herhangi bir işin yapılmadığı, yapılan iş için kesilen faturanın 031099 no'lu fatura olup, bunun da ödendiği belirtilmek suretiyle itiraz edildiği anlaşılmıştır. Yine dosyanın incelenmesinde, mahkemece Borçlar Hukuku'nda nitelikli hesap uzmanı olarak atanan Prof. Dr. ...'dan alınan 25.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda davacının kayıtlarında olan ve davalı tarafından ödenen ancak davalı kayıtlarına girmeyen 031097 no'lu 924.527,99 TL'nin ödendiği göz önüne alındığında, mali müşavir Sezai Topal'ın hesapladığı 170.579,98 TL alacağa ilave 10.02.2016 tarihli doğal malzeme temini için kesilen fatura bedeli eklendiğinde toplam 1.095.595,25 TL davacının alacaklı olduğu, davacı işe devam etseydi mahrum kalının kârın 2.446.356,73 TL olduğu belirtilmiş, tarafların bilirkişi raporuna itirazı üzerine alınan 02.05.2019 tarihli ek raporda ise, kök rapordaki görüşü değiştirecek yeni bilgi ve belge sunulmadığından kök rapordaki görüşün değişmediğinin belirtildiği, tarafların ek rapora itirazları üzerine mahkemece inşaat mühendisi ..., Borçlar ve Ticaret Mevzuatından kaynaklı nitelikli uzman ... ve SMMM ...'den oluşan yeni heyetten 11.06.2020 tarihli bilirkişi raporu alındığı, alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşmenin yüklenici tarafından eylemli biçimde ve haksız olarak feshedildiği, mahrum kalınan kar bedelinin kesinti yöntemine göre 1.032.847,90 TL olduğu, cari hesap alacağı olarak 10.02.2016 tarihli 031099 seri no'lu fatura bedeli ve ayrıca defter kayıtlarına göre 170.599,98 TL olmak üzere toplam 1.095.595,25 TL davacı alacağının bulunduğunun belirtildiği, taraf itirazları üzerine alınan 01.12.2020 tarihli ek raporda mahrum kalınan kar bedelinin aynı şekilde hesaplandığı, cari hesap alacağı olarak da 10.02.2016 tarihli 031099 no'lu fatura bedeli ve ayrıca defter kayıtlarına göre 2.155,02 TL borçlu olmak üzere alacağın 922.472,97 TL olduğunun saptandığının belirtildiği, yine taraf itirazları üzerine alınan 21.04.2021 tarihli ek raporda mahrum kalınan kârın 1.072.017,83 TL olduğu, cari hesap alacağının 66.099,78 TL olduğunun belirtildiği, yine taraf itirazları üzerine alınan 13.10.2021 tarihli ek 3.bilirkişi raporunda ise ek 2.bilirkişi raporundaki sonuçla aynı sonuca varıldığının belirtildiği, mahkemece 12.04.2022 tarihli duruşmada alınan kök raporlar arasında çelişkiler bulunduğu ve bunların giderilmemesi nedeniyle yeni bir heyetten rapor alınmasına karar verilmesi üzerine Borçlar Mev. Kaynaklı nitelikli hesaplamalar uzm. ..., Ticaret Mev. Kaynaklı nitelikli hesaplamalar uzm. ...ve mali müşavir ...'den alınan 14.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının cari hesaptan kaynaklanan alacağının 52.093,41 TL olduğu, mahrum kalınan karın ise 1.033.213,42 TL olduğunun saptandığının belirtildiği anlaşılmış, mahkemece alınan tüm kök ve ek bilirkişi raporları gerekçeli kararda özetlenmiş ise de, alınan bilirkişi raporlarına neden itibar edilmediği yönünde bir gerekçe oluşturulmadan karar verildiği anlaşılmıştır. Diğer yandan, HMK'nın 297.maddesi gereğince mahkemece her talep hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerektiği hususu düzenlenmiş olmakla, bu kapsamda mahkemece tarafların iddia, savunma ve delilleri değerlendirilerek her bir talep hakkında gerekçelendirilmek suretiyle kabul veya ret yönünde gerekçe oluşturulması gerekirken mahkemece alınan bilirkişi raporlarında tespitlerin ve değerlendirmelerin neden dikkate alınmadığı hususuyla birlikte ıslah dilekçesine karşı yapılan zamanaşımı def'i yönünden de herhangi bir gerekçe konulmadan ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi HMK'nın 297.maddesine aykırı olup, doğru olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken iş, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında, eser sözleşmeleri hukukunda uzman bir bilirkişi, mali müşavir ve kesin hesap konusunda uzman olan bir bilirkişinin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından feshedilmiş olduğu ve taraflarca tasfiye hakedişi düzenlenmiş olduğu hususları gözetilerek, taraflar arasında düzenlenen hakedişler, kesilen ve ihtilafsız olan taraf defterlerinde kayıtlı olan faturalar, tarafların iddia, beyan ve delilleri, bu kapsamda davalı tarafça kabul edilmeyen 031097 no'lu fatura da irdelenip değerlendirilmek suretiyle, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafça yapılan işler ve arsa faturaların nitelikleri de belirlenmek suretiyle sözleşme dışı iş yapılıp yapılmadığı da irdelenip değerlendirilmek suretiyle, bu kapsamda sözleşmenin feshine kadar yüklenici ile idare arasındaki sözleşme kapsamında yapılan işlere ilişkin hakediş ve belgeleri de getirtilerek kesin hesabın çıkarılması, yine, davalı tarafça ispatlanan ödeme miktarları tespit edilerek hakediş bedelinden düşülmesi suretiyle davacının bakiye hakediş alacağının olup olmadığının saptanması, sözleşmenin feshi halinde tarafların kusuruna başka bir deyişle sözleşmenin haklı veya haksız feshedildiğine bağlı olmaksızın varsa bakiye hakedişe hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınması, feshe bağlı mahrum kalınan kâr talebi yönünden ise, fesihte kusurlu olmamak gerektiği hususu dikkate alınarak, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin hükümler de dikkate alınarak fesihte tarafların kusur durumunun saptanması, sonucuna göre Yargıtay yerleşik içtihatları dikkate alınarak TBK'nın 408.madde hükümlerine göre kesinti yöntemiyle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak hesap yapılması yönünde dosya kapsamına uygun, daha önce alınan tüm raporlar değerlendirilerek çelişkileri giderecek şekilde denetlenebilir bilirkişi heyeti raporu alınması, alınacak rapora itirazların bulunması halinde itirazları tek tek karşılayacak şekilde denetime elverişli ek rapor alınarak ve mahkemece alınan ek rapor da değerlendirilerek gerekli yargılamanın yapılması suretiyle karar verilmesi gerekirken, belirtilen ilkeleri açıklar nitelikte olmayan ve talep edilen kalemler yönünden denetlenebilir nitelikte olmayan yazılı gerekçeyle karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.06.2023 tarih ve 2017/749 Esas- 2023/500 K arar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, 3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 5-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 09/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Üye e-imzalıdır
Katip e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır