Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2024/633 E. 2024/1993 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/633
- Karar No
- 2024/1993
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2024 NUMARASI : Esas Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : VEKİLİ : Av. ...
İSTİNAF EDEN DAVALI : VEKİLLERİ : Av. ... & Av. ...
DAVA : İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 17/12/2024 YAZIM TARİHİ : 18/12/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 06/02/2024 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı, tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin CNC ve benzeri iş makinası, yedek parça ve buna benzer ihtiyaçların satış faaliyetini yürütmekte olduğunu, davalı şirketin ise iş makineleri ithal ederek satışı ile ilgili ticaret yapmakta olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında müvekkiline araç sağlanmak suretiyle CNC makinalarının satışı konusunda müvekkiline satış bedelinin %4 oranında bedel karşılığı aracılık yapması konusunda 25.02.2012 tarihli protokolün yapılmış olduğunu, bu protokol gereği müvekkiline ... plakalı aracın teslim edildiğini, protokolün 2. maddesi gereğince müvekkiline ödenecek aylık 6.000,00-TL bedelin birkaç ay ödendiğini, müvekkilinin gerek iş çevresi ve gerekse de yeni kurduğu iş ilişkileri ile davalı şirket adına iş makinası satışları yaptığını, satış öncesi temas ve pazarlıkların müvekkili tarafından yapıldığını, satışların ise davalı şirket nezdinde gerçekleştiğini, müvekkilinin bu çerçevede toplam değeri 2 milyon doları geçen birçok satış gerçekleştirdiğini, protokolün 6. maddesi gereği davalı şirketin Ankara İli içerisinde yapmış olduğu tüm satışların müvekkili tarafından yapılmış sayılacağı ve %4 komisyon ödeneceği belirlenmiş olmasına rağmen müvekkilinin bizzat aracılık ettiği ve protokol gereği hak ettiği tüm komisyonların davalı tarafından ödenmediğini, komisyon bedellerini alamayan müvekkilinin davalı şirket aleyhine Konya .. İcra Müdürlüğünün .... E. numaralı dosyası ile alacağının bir kısmı olan 65.000 USD için icra takibi başlattığını, davalının icra takibine itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle itirazının iptali ile alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle 25.02.2012 tarihli protokoldeki tarafların ne davacı şirket ne de davalı şirket olduğunu, protokolde tarafların ...- ...... ve .... olduğunu, her ne kadar protokol şahıslar arasında yapılmış olsa da aslında protokolün şirketler arasında akdedilmek istendiğini, ancak Türkiye'de şirketlerin sahibi eşittir şirket gerçeği olduğundan protokolü imzalayanların şirket yetkililerinin olduğunu, bu protokol ile 30.06.2012 tarihli dilekçedeki şirket ve şahıs iradelerinin aynı olduğunu, bahsedilen 30.06.2012 tarihli dilekçe ile yapılan protokolün bağlayıcı bir yanının kalmadığını, işbu dilekçe ile 25.02.2012 tarihli protokolün ......'ın isteği ile sonlandırıldığını, bu sebeple davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, diğer bir hususun da davacının 65.000 Doları hangi delil, bilgi ve belgeye dayalı olarak tespit ettiği olduğunu, zira protokolde Ankara'da satılacak ürünlerden %4 komisyon alınacağının kararlaştırılmış olduğunu, ancak yurt dışından getirilen makinalarda kâr marjının çok yüksek olmayıp ortalama %5 olduğunu, müvekkilinin davacıya %4 vermesi durumunda kendisine herhangi bir kârın kalmayacağını, aksi düşünülerek toplam bedelin % 4'ü kâr payı olarak verilecek olsa bile müvekkilinin davacı şirkete 65.000 Dolar ödemesi için sadece Ankara ilinde 1.625.000 Dolarlık satış yapmasının gerektiğini, davacının icra dosyasına sadece 25.02.2012 tarihli protokolü sunmuş olduğunu ve alacağın kaynağını belirtmediğini, sunulan protokol 30.06.2012 tarihli dilekçe ile hükümsüz hale getirildiğinden alacağın kaynağının meçhul olduğunu, bu sebeple dava aşamasında sunulacak başkaca belgelere muvafakatlerinin olmadığını, davanın reddi ile takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Konya BAM. 6.HD'nin .... Esas .... Karar sayılı ilamı sonrası bilirkişilere gerekli inceleme yaptırılmış, ticari defterler ve dosyamıza kazandırılan deliler üzerinde yapılan inceleme neticesinde, Prof. Dr. .... ile Dr. Öğretim Üyesi .... tarafından düzenlenen rapora göre; Finansal kiralama işlemine dayalı satışlar dikkate alındığında davacının alacağının 15.599,79 USD olduğu yönünde tespitte bulunulduğu, davacı tarafa 15.599,79 USD dışında alacaklı olduğuna ilişkin yemin teklifinde bulunup bulunulmayacağı hatırlatılmış, davacı vekilince sunulan 06/11/2023 tarihli dilekçe ile yemin teklifinde bulunulmayacağı belirtilmiştir...." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; davalı şirketin Konya .. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile, takibin 15.599,79 USD üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan 15.599,79 USD alacağın %20’si oranındaki 3.119,958 USD icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece finansal kiralama şirketlerine müzekkereler yazıldığını, bu müzekkerelere göre verilen bir kısım cevaplara göre alınan rapora göre hesaplama yapıldığını, ancak taraflarınca yazılan yazılara verilen cevapların eksik olduğu yeniden müzekkere yazılması gerektiği taleplerinin değerlendirilmediğini, bu hususun 05/09/2024 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesi ve 07/11/2024 tarihli beyan dilekçelerinde talep edildiğini, müvekkilinin satışına aracılık ettiği kişi ve şirketlerin yerel mahkemeye bildirildiğini ve şirketlere müzekkere yazıldığını, ancak finansal kiralama şirketleri tarafından titiz bir çalışma yapılarak müzekkerelerin cevaplandırılmadığını, mahkemece talepleri değerlendirmeksizin, kaldırma kararının gereği eksik yerine getirilerek hukuka aykırı ve eksik karar kurulduğunu, müvekkilin tüm delilleri toplanmaksızın yargılama sonlandırılarak hüküm kurulması nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini, aynı zamanda bilirkişi düzenlenen raporda şirket dışı kişiler tarafından .... hesabına aktarılan tutarların müvekkili şirket komisyon tutarlarından mahsup edilmesini kabul etmediklerini, yapılan dolar ödemeleri davalı şirket tarafından yapılmamış olup, davalı ile ilgisi olmayan işlemler nedeniyle bu mahsupların kabul edilemeyeceğini, bu ödemelerin müvekkil şirket komisyon tutarından mahsup edilmesinin doğru olmadığını, müvekkil lehine sadece 17.900 TL vekalet ücretine karar verilmesinin de doğru olmadığını, vekalet ücretinin eksik hesaplandığını beyanla istinaf taleplerinin kabulü ile davanın tümü ile kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle işbu davanın zamanaşımı nedeniyle tamamen reddi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından kaldırma kararının dışına çıkılarak müvekkilin kazanılmış hakkı ve aleyhe bozma yasağının ihlal edildiğini, kaldırma kararında belirtilmemiş olan hususlar kapsamında da inceleme yapılarak karar verildiğini, dosyaya sunulan 30.06.2012 tarihli sözleşmenin dikkate alınmadığını, yerel mahkeme kararının yerinde olmadığını, yerel mahkemenin 30.06.2012 tarihli fesih iradesini geçersiz saymasının kabul edilemeyeceğini, taraflar arasındaki 25.02.2012 tarihli sözleşmenin 30.06.2012 tarihinde sona erdiğini, bu tarihten sonra yapılan ticari ilişkilerle alakalı sürecin yeni bir anlaşmayı ihtiva ettiğini, 25.02.2012 tarihli sözleşmede zikredilen %4 sözleşme kârın %4'ü olup brüt satıştan %4 hesabının yapılmasının hatalı olduğunu, brüt satış bedeli üzerinden %4 komisyon hesabı yapılarak alınan bilirkişi raporları ve bu raporlara itibar edilerek tesis edilen kararın hatalı olduğunu, dosyadaki mevcut raporlar çelişkili olup bu çelişkilerin giderilmediğini, raporların denetime ve karar vermeye yeterli olmadığını, ihale kapsamında satılan mallardan davacıya komisyon verilmesinin yerinde olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için TMK.’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olacağı da hüküm altına alınmıştır. (HMK 222/4). Davacının CNC ve benzeri iş makinası, yedek parça ve buna benzer ihtiyaçların satış faaliyetini yürütmekte olduğunu, davalı şirketin ise iş makineleri ithal ederek satışı ile ilgili ticaret yapmakta olduğunu, davalı şirket ile aralarında kendisine araç sağlanmak suretiyle CNC makinalarının satışı konusunda kendisine satış bedelinin %4 oranında bedel karşılığı aracılık yapması konusunda 25.02.2012 tarihli protokolün yapılmış olduğunu, bu protokol gereği kendisine ..... plakalı aracın teslim edildiğini, protokolün 2. maddesi gereğince kendisine ödenecek aylık 6.000,00-TL bedelin birkaç ay ödendiğini, gerek iş çevresi ve gerekse de yeni kurduğu iş ilişkileri ile davalı şirket adına iş makinası satışları yaptığını, satış öncesi temas ve pazarlıkların kendisi tarafından yapıldığını, satışların ise davalı şirket nezdinde gerçekleştiğini, kendisinin bu çerçevede toplam değeri 2 milyon doları geçen birçok satış gerçekleştirdiğini, protokolün 6. maddesi gereği davalı şirketin Ankara İli içerisinde yapmış olduğu tüm satışların kendisi tarafından yapılmış sayılacağı ve %4 komisyon ödeneceği belirlenmiş olmasına rağmen kendisinin bizzat aracılık ettiği ve protokol gereği hak ettiği tüm komisyonların davalı tarafından ödenmediğini, komisyon bedellerinin tahsili için davalı şirket aleyhine Konya .. İcra Müdürlüğünün ... E. numaralı dosyası ile alacağının bir kısmı olan 65.000 USD için icra takibi başlattığını, davalının icra takibine itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, açıklanan nedenlerle itirazının iptali ile alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak kendisine verilmesine karar verilmesini talep ettiği, davalının ise davanın reddini talep ettiği, her ne kadar davaya konu protokol gerçek kişiler arasında imzalanmış ise de; davacı ile davalının bu protokolün şirketler adına imzalandığını kabul ettikleri, dava dışı ....'ın 30/06/2012 tarihli fesih beyanının 25/02/2012 tarihli protokolde .... a ödenmesi kararlaştırılan ücret alacağına yönelik olduğu, ayrıca davalının Konya 3.Noterliğin den çektiği 31/05/2016 tarihli ihtarname ile 25/02/2012 tarihli protokolü feshettiğini bildirdiği, davalının yargılama sırasında zamanaşımı def'inde bulunmadığı, 6100 sayılı HMK 357/1 maddesi gereğince ilk derece mahkemesince ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf aşamasında dinlenemeyeceği, alacağın likit olduğu, ilk derece mahkemesince hatırlatılmasına rağmen davacının yemin teklifinde bulunmadığı, dava tarihindeki efektif satış kuruna göre ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücretinin doğru olduğu, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından tarafların istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Tarafların istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Alınması gereken 3.132,92 TL harçtan peşin alınan 783,23 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.349,69 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-İstinafa başvuranlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, 7-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/12/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır