Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/531 E. 2025/1533 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/531
- Karar No
- 2025/1533
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/531 Esas
KARAR NO: 2025/1533 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/01/2024
NUMARASI: 2022/620 E. - 2024/24 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 28/11/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu senet altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin böyle bir senedin altına imza atmadığını, imzanın müvekkiline ait olduğu çıksa dahi farklı A4 kağıtlarının bilgisayar ortamında montelenmesi ile müvekkilinin ulaşılan ıslak imzasının birleştirilerek sahte bir senet tanzim edilmiş olabileceğini, davalı ile müvekkilinin Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesinin 2018/1061 Esas sayılı dosyası ile boşandıklarını, boşanma davasının davalı tarafından açıldığını, bu davada istediklerine ulaşamadığını, açmış oldukları karşı dava ile de talepleri doğrultusunda karar verilerek mahkemenin tarafların boşanmalarına karar verdiğini, boşanma davası açmadan önce davalının müvekkiline anlaşmalı olarak boşanmayı teklif ederek kredi ile alınan evi ve çocuğunun velayetinin kendisine verilmesini talep ettiğini, bu taleplerin müvekkili tarafından kabul edilmeyince evlilik birliği içerisinde ... Bankasından bizzat kendisinin kullandığı ve müvekkilinin de kefil olduğu konut kredisinin de ödemesini bilerek ve isteyerek yapmadığını ve tarafların oturdukları evin icra yolu ile satılmasına sebebiyet verdiğini, Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile oturulan evin satışına sebebiyet verdiğini, satışı yapılan bu evden bankanın alacağı düştükten sonra kalan miktarın taraflar arasında eşit olarak paylaştırıldığını ve müvekkiline bu evin satışından 95.000,00-TL gibi bir miktar düştüğünü, yerel mahkemece boşanma davası karara bağlandıktan sonra evlilik döneminde davalının müvekkiline borcundan dolayı vermiş olduğu 200.000,00-TL senedin müvekkili tarafından İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icraya verildiğini ve halen iş bu senet takibinden dolayı davalının maaşından kesintilerin devam ettiğini, müvekkili tarafından davalıya karşı yapılan icra takibine davalının İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını, bu dava dosyasının da davalı aleyhine sonuçlandığını, davalının düzenleyip icraya konu yapmış olduğu senedin müvekkili tarafından imzalanmadığını, müvekkilinin boşanma davası sürecinden sonra davalı ile müşterek çocuğun teslimi anı dışında bir araya gelmediklerini belirterek, açmış oldukları davanın kabulüne, senet altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığının tespitine, bilirkişi incelemesi ile sahteliği ortaya çıkacak senet dolayısıyla İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibi dolayısıyla davalı tarafa herhangi bir borçlarının olmadığının tespitine, dava sonunda takibin iptaline, haklı dava ile teminatsız olarak müvekkili aleyhinde başlatılan İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibin durdurulmasına, mümkün değilse de icra veznesindeki paranın alacaklı tarafa ödenmesinin durdurulmasına karar verilmesini, haksız yapılan takip dolayısıyla davalı hakkında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, avukatlık ücreti ve mahkeme masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından davalıya karşı İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası kapsamında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibe ilişkin ödeme emrinin 23/08/2022 tarihinde borçlu davacıya tebliğ edildiğini, 5 günlük itiraz süresi içinde icra mahkemesinde imza itirazı yahut borca itiraz yoluna gitmemesi, 10 günlük sürede de ödeme yapmaması üzerine haciz yoluna gidildiğini, davacının senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, ait olsa dahi davalının kendi imzasına ulaşarak metinleri birleştirmek suretiyle bir senet oluşturduğunu iddia ettiğini, davacının bu iddiasını 5 günlük yasal süre içinde icra mahkemesinde ileri sürüp, çok daha kısa bir zamanda sonuçlandırabilecekken daha uzun ve zahmetli olan huzurdaki davayı açmasının izaha muhtaç olduğunu, salt imza incelemesi için menfi tespit davasının açılmasının usul ekonomisine aykırı olduğunu, dava dilekçesinde imzanın sahteliği veya açığa atılması dışında hile, tehdit, takas, ibra, zamanaşımı benzeri bir iddianın olmadığını, bu halde uyuşmazlığın imzanın davacı tarafından atılıp atılmadığı, atıldı ise metinde birleştirme ve kopyalama suretiyle bir usulsüzlük olup olmadığı noktasında toplandığını, bu aşamada ispat yükünün davacıda olduğunu, celbini istediği imza örnekleri ile senet metnindeki imza örnekleri kıyaslandığında yazı karakteristiğinin aynı olduğunu, senet metninde gözle görülür bir birleştirme, kopyalama durumunun da olmadığını, davalı ile davacının boşanma aşamasında olduğunu, boşanmanın, davacının iddia ettiği gibi kendileri lehine değil her iki tarafın eşit kusuruna dayalı olarak sonuçlandığını, ilk derece kararının istinaf aşamasında olduğunu, müvekkilinin devlet memuru olarak görev yaptığını ve adli sicilinin temiz olduğunu, sırf davacıdan haksız kazanç sağlamak için sahtecilik ve dolandırıcılık yapması, bu suretle memuriyetini tehlikeye atması, kızı ve ailesine mahcup olacak bir eylemde bulunmasının mümkün olmadığını, davacının sahtelik iddiasının ispat yükü kendi üzerinde olması karşısında elle tutulur hiçbir delille ortaya konulmadığını, davacının asılsız iddialarla davalı müvekkilinin soyut borç ikrarı içeren kambiyo senedine dayalı alacağına ilişkin icra takibini akamete uğratmak için asılsız hukuki ve cezai yollara tevessül ettiğini, huzurdaki davanın açılabilmesi için arabuluculuk yolunun tüketilmesi gerektiğini belirterek, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, esasa girilmesi halinde iddiasını ispatlayamayan davacının davasının reddine, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 11/01/2024 tarihli 2022/620 E. - 2024/24K. sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; mahkememize ibraz edilen denetime elverişli konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyeti raporunda; senetteki imzanın davacı ... Baş'ın eli ürünü olmadığı tespit edildiğinden; Davanın Kabulüne, davacının İstanbul 3 İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasındaki takibe konu 15/02/2022 tanzim tarihli 31/05/2022 vadeli 650.000TL bedelli senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, davacının senette keşideci davalının da lehtar konumunda bulunduğu, davacı ve davalının karı/koca oldukları, Küçükçekmece 1 Aile mahkemesinin 2018/1061 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda boşandıkları, davalının imza sahteliğini bilebilecek durumda olduğu kötü niyetli olarak icra takibi yaptığı anlaşıldığından; %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın Kabulüne, davacının İstanbul 3 İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasındaki takibe konu 15/02/2022 tanzim tarihli 31/05/2022 vadeli 650.000TL bedelli senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, 2-Kabul edilen toplam alacak miktarı üzerinden hesap edilen 134.252,60-TL %20 tazminatın davalıdan tahsiline..." karar verildiği görülmüştür.İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; yargılama sürecini anlatarak, davacının sunduğu uzman görüşü nedeniyle Mahkemenin yeni bir bilirkişi raporu aldığını ve bu rapora dayanarak davanın kabulüne karar verdiğini, kendileri tarafından da uzman görüşü sunulmasına ve rapora itiraz edilmesine rağmen yeniden bilirkişi raporu alınması taleplerinin reddine ya da kabulüne dair bir karar verilmeden davanın sonuçlandırıldığını, davacı tarafın taleplerinin süresinde olmadığına dair beyanlarının aksine süresinde talepte bulunduklarına dair sundukları delillerin dikkate alınmadığını,26/10/2023 tarihli bilirkişi raporunun, davacı tarafça sunulan 01/09/2023 tarihli uzman görüşünün kötü bir kopyası olduğunu, davacının seçtiği alakasız ve eski tarihli imza örnekleri incelenerek davacıyı haklı çıkarma kaygısı ile yazıldığını,Adli Tıp Kurumu raporu ile daha sonra alınan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunması nedeniyle Mahkemece İstanbul Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan yeniden rapor alınması gerektiği halde, çelişki giderilmeden Mahkemece alelacele davanın sonuçlandırıldığını, son rapora neden itibar edildiğinin de açıklanmadığını,
Taraflarınca dosyaya sunulan 08/01/2024 tarihli uzman görüşünün karşı tarafa tebliğ edilmediğini, değerlendirilmediğini, Mahkemece yok sayıldığını,Uzman görüşünün neden dikkate alınmadığının izah edilemediğini, önceden hazırlanan kararın gerekçesinin oluşturulmaya çalışıldığının akla geldiğini,Örnek Yargıtay kararlarında da belirtildiği şekilde, HMK'nın 293. maddesi uyarınca uzman görüşünün Mahkemece görmezden gelinmesinin mümkün olmadığını,Mahkemece tarafların evli oldukları dönemde birbirlerine senet vermelerinin olağan olmadığı belirtilmişse de, davacının da müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlattığını, buna ilişkin menfi tespit davası açtıklarını ve halen istinaf aşamasında olduğunu, bu deliller dosyada mevcut olmasına rağmen Mahkemenin bu gerekçeye dayanarak karar vermesinin doğru olmadığını,Davacının vekaletnamesinin usulüne uygun olmadığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini belirterek, dosyanın yapılacak duruşmalı istinaf incelemesi ile yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası incelemesinde; davalı tarafından davacı aleyhine 15/02/2022 düzenleme tarihli, 31/05/2022 ödeme tarihli, toplam 650.000-TL bedelli kambiyo senedine dayalı olarak, 650.000,00 TL asıl alacak, 19.963,01 TL işlemiş faiz, 1.300,00 TL bono komisyonu olmak üzere toplam 671.263,01 TL alacak için 15/08/2022 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı görülmüştür.Davaya konu senet örneği incelendiğinde; 15/02/2022 düzenleme, 31/05/2022 ödeme tarihli, 650.000,00 TL bedelli, borçlusu ..., lehtarı ... olan bono olduğu, bedelinin nakden ahzolunduğunun yazıldığı tespit edilmiştir.İstanbul C. Başsavcılığının 2022/154748 Sor. sayılı soruşturma evrakı incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine işbu davaya konu bononun sahte olarak düzenlendiği iddiasıyla şikayette bulunulduğu ve soruşturmanın devam ettiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan alınan 14/08/2023 tarihli raporda; inceleme konusu senette yer alan basit tersimli borçlu imzası ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın kuvvetle muhtemel ...'ın eli ürünü olduğunu yönünde rapor ibraz edilmiştir.İlk derece Mahkemesince ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 21/10/2023 tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; bilirkişilere sunulan dava dosyasında yer alan belge ve bilgilerin optik aletler (HS110, HS525 ve HS9P Document Dedector) ve UV ışık altında grafolojik ve grafometrik ve kaligrafik olarak incelenmesi neticesinde, bono üzerindeki borçlu ... adına atılı bulunan imzanın kişinin asıl imzası esas alınarak takliden oluşturulmuş bir imza olup, davacı ... Baş'ın eli mahsulü olmadığının tespit edildiğine dair görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
G E R E K Ç E : Dava, imza inkarına dayalı menfi tespit davasıdır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin vekaletnamesi usulüne uygun olup, davanın açıldığı 06/09/2022 tarihinde menfi tespit davalarında arabuluculuk dava şartı olmadığından, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talepleri yerinde değildir.Mahkemece, bono üzerinde yapılan imza incelemesi sonucu 14/08/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nden ve 21/10/2023 tarihli bilirkişi heyetinden rapor alınmış, ancak bono üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda çelişkili sonuçlar açıklanmıştır. Ayrıca resen yapılan incelemede, Mahkemece üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 21/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi ... dışındaki bilirkişilerin ıslak imzalarının bulunmadığı, UYAP üzerinden yapılan incelemede raporun e-imza ile de imzalanmadığı tespit edilmiştir.Bu durumda Mahkemece öncelikle 21/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda eksik olan bilirkişi imzalarının tamamlattırılması, bundan sonra üç kişiden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kurulundan çelişkili raporları değerlendiren, tartışan, tarafların dosyaya sundukları uzman görüşleri ve taraf vekillerinin itiraz noktaları üzerinde yeterince duran, raporlar arasındaki çelişkiyi giderici ve denetime elverişli yeni bir rapor alınması, imzanın davacıya ait olduğunun tespit edilmesi halinde ise davacının başka bir yere attığı imzanın taşınması ya da kopyalanması suretiyle davaya konu bononun oluşturulup oluşturulmadığının da bilirkişilerce incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince, İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 11/01/2024 tarihli 2022/620 E. - 2024/24 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya devam olunmak üzere dosyanın, karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davalı tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi'nce verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 28/11/2025 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.