Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/3323 E. 2024/5474 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/3323
Karar No
2024/5474
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/1245 KARAR NO: 2024/2286 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 21/02/2022 NUMARASI: 2020/204 Esas - 2022/85 Karar DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ: 26/12/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu kaza tarihi olan 02.05.2019 tarihinde sürücü ...n'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... Mahallesi istikametinde seyir halinde iken karşı yönden gelerek Kayabaşı Mahallesi istikametinde seyreden müvekkili sürücü ... sevk ve idaresindeki ...plakalı motosiklet ile çarpışmaları neticesinde yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, sürücü ...ın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 46/2-c maddesini ihlal ettiği, davacının yaralandığını, Ordu Devlet Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, kaza nedeniyle meydana gelen sakatlanma neticesinde oluşan maddi zararın Güvence Hesabı'na 14.06.2019 tarihinde başvurulduğunu yapılan yazılı başvuruya talebi karşılayacak nitelikte bir cevap gelmediğini, davacının 29.05.1995 doğumlu olup kaza tarihinde 24 yaşında olduğunu, 5.500,00-TL daimi maluliyet (sakatlık) tazminatının davalı Güvence Hesabı'ndan başvuru tarihi olan 14.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dosyanın KTK. md. 97 deki dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, davalının kuruma başvuru yapıldığını, 15 gün içerisinde kurum tarafından cevap verildiğini ve eksik evrakların gönderilmesi halinde dosyanın değerlendirmeye alınacağının bildirildiğini, başvuru esnasında 20/02/2019 tarih 30692 Esas sayılı Erişkinler için Engellilik değerlendirmesi yönetmeliği uyarınca sağlık kurul raporu alınması belgelerin gönderilmesi gerekirken evraklar kuruma iletilmeden doğrudan komisyona başvuru yapılmış olmasının kabul edilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulü ile; 1-64.782,04 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kuruma başvuru şartı yerine getirilmediğinden, açılmış olan davanın öncelikli olarak başvuru şartları yerine getirilmemiş olması sebebi reddi gerektiğini, kusur raporu denetime elverişli olmadığını, hükme esas alınan kusur raporu tek taraflı beyan ile hazırlandığını, kaza yerinde keşif yapılarak heyet bilirkişisi tarafından belirlenmesi gerektiğini, genel şartların destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplamasını düzenleyen maddelerin 4. bendi gereğince TRH 2010 tablosu ve iskonto oranı (teknik faiz), %1,8 olarak dikkate alınması gerektiğini, müterafik kusur hususu tartışılmadan karara hükmedilmiş olması hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 02.05.2019 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... Mahallesi istikametinde seyir halinde iken karşı yönden gelerek ... Mahallesi istikametinde seyreden davacı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile çarpışmaları neticesinde davacının yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde yapılan yasal değişiklikle birlikte, artık mahkemeye dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir. KTK'nın 97. maddesi ile getirilen bu başvuru koşulu HMK’nın “dava şartlarını” düzenleyen 114/2. maddesinde yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü kapsamında özel bir dava şartıdır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça 14.06.2019 tarihinde yazılı olarak davalı sigorta şirketine müracaat edildiği anlaşıldığından, eksik olduğu belirtilen yönetmelikteki kriterleri sağlayan maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK'nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının kabulü gerekir. Bu kapsamda başvuru koşulu yerine getirilmiş olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde değildir. Dosya kapsamından hükme esas alınan kusur raporunun istinaf talep eden davalıya HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalının süresi içerisinde kusur yönünden rapora itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde kusur oranları bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının kask ve koruyucu ekipman takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı (belirsiz olarak işaretlenmiştir) gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusura yönelik istinaf itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K., 2021/13398 E. - 2022/10498 K. sayılı kararları). Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.425,25 TL harçtan peşin alınan 1.106,31‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 3.318,94 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.26/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/3323, K. 2024/5474, T. 14.06.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-3323-e-2024-5474-k-67dcf5e2b3b7