Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/309 E. 2022/131 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/309
- Karar No
- 2022/131
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1907 KARAR NO : 2024/2154 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/05/2022 NUMARASI : 2021/309 E. - 2022/131 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Gerçek Hak Sahipliğinin Tespiti Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/05/2022 tarih ve 2021/309 E. - 2022/131 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 1993 yılında İzmir'de kurulan müvekkili şirketin Türkiye'de "müzik enstrümanlarını sektörünün lideri haline geldiğini, davalının, 12.03.2021 tarihinde 2021/041402 sayılı “...” markasını 15. sınıf “Müzik Aletleri ve Kutuları” emtialarında ve 35. sınıfta tescil ettirmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuru yaptığını ve markanın 25.08.2021 tarihinde davalı adına tescil edildiğini, oysa müvekkili şirketin 29.05.2020 tarihinden beri "..." markalı piyanoları ürettirerek satışını gerçekleştirdiğini, bu markayı davalının başvurusundan çok önce kesintisiz ve yoğun şekilde kullanarak sektöründe ayırt edicilik sağladığını, müvekkili şirketin, “...” markalı ürünlerinin www...com isimli çevrimiçi satış platformunda ilk kez 10.11.2020 tarihinde, www.trendyol.com isimli çevrimiçi satış platformunda ilk kez 10.11.2020 tarihinde satışa sunulduğunu, davalının, geçmişte müvekkili şirketin bayisi olduğunu, davalı, bayisi olduğu dönemde müvekkili şirketten farklı markalı müzik aletleri satın aldığını, davalının, “...” ibareli markanın gerçek sahibinin müvekkili şirket olduğunu uzun süredir bildiğini, buna rağmen, dava konusu markayı bir harf (C) ekleyerek tescil ettirmesinin davalının kötü niyetli olduğunu ispatladığını; davalının, ekli arabuluculuk davet mektubundan da anlaşılacağı üzere, müvekkili şirkete karşı marka tecavüzü ve haksız rekabet davası açma hazırlığı içerisinde olduğunu, açmayı planladığı davasında müvekkili şirketin mağazalarında bulunan “...” markasının basılı bulunduğu ürünlerin toplatılması, müvekkili şirkete ait www...com internet sitesinin kapatılması gibi tedbirlere başvurabileceğini, davalı tarafından açılacak bu davada, dava dilekçesi taraflarına tebliğ edilmeden ve savunma hakkı tanınmaksızın “...” markasının davalı adına tescilli olmasından hareketle tedbir kararı verilmesi muhtemel olduğundan, müvekkili şirketin, bu tedbir kararından ancak tedbir kararının icrası esnasında haberdar olacağını, müvekkili şirketin “...” markasının gerçek sahibi olduğunu, davalının kötü niyetli olarak markayı tescil ettirdiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli olan 2021/041402 sayılı “...” markasının gerçek hak sahibinin müvekkil şirket olduğunun tespitine, müvekkil şirketin hâlihazırda “...” markasını piyano ürünlerinin üzerinde markasal olarak kullanmasının davalının marka hakkına karşı tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında bayilik ilişkisi bulunmadığı, müvekkilinin basiretli bir tacir gibi "..." ve diğer markalarına SMK kapsamında koruma sağlamak istemesi nedeni ile 06.04.2021 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2021/041402 numaralı "..." ibareli markanın tescili talebi ile başvuru yaptığını, müvekkilinin, işletmesini açtığı ilk günden beri "..." markalı ürünlerin satışını yaptığını ve markayı Türkiye çapında maruf hale getirdiğini, müvekkilinin ilgili markayı bizzat yaratan taraf olduğunu, gerçek hak sahipliğinin de müvekkiline ait olduğunu, davacı tarafın müvekkilinin üstün hak sahibi olduğu tescilli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden davacının müvekkilinin marka başvurusuna itirazda bulunmadığını, davacının kendisini müvekkili markasına sahipmiş gibi gösterdiğini, davacının müvekkilinin markasını herhangi bir lisans sözleşmesi veya sair hakka dayanmaksızın kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, davacının, "..." ibareli marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun tespitine karar verilmesi isteminin mahiyeti itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davası hükmünde olduğu, tespit davasının görülebilmesi için, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar hariç olmak üzere, hukuken korunmaya değer güncel bir yararın bulunmasının gerektiği, nitekim hukuki yararın aynı zamanda dava şartı olup 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h bendinde düzenlendiği, HMK'nın 115/2 maddesi hükmüne göre ise dava şartı noksanlığının tespiti halinde mahkemenin davanın usulden reddine karar vermesi gerektiği, belirtilen açıklamalar ışığında yapılan incelemede; Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/302 Esas sayılı dava dosyasında, eldeki davanın davacısının, yine eldeki davanın davalısına karşı "..." markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğu iddiasıyla, 28.10.2021 tarihinde 2021/041402 sayılı markanın kısmen hükümsüzlüğü isteminde bulunduğu, buna göre davacının, işbu davadan evvel hükümsüzlük davası açtıktan sonra işbu dava ile birlikte "..." markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun tespitine karar verilmesi isteminde hukuki yarar bulunmadığı; davacının "..." ibaresini ticaretini yaptığı piyano ürünleri üzerinde kullanması eyleminin, davalının 2021/041402 sayılı marka hakkını ihlâl etmediğinin tespiti istemi de mahiyeti itibariyle HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davası hükmünde olup, söz konusu istem bakımından 6769 sayılı SMK'nın 154. maddesi hükmü uyarınca, davacı tarafın iş bu istemi dava yolu ile ileri sürmesinde hukuki yarar bulunduğu, zira, SMK'nın 154. maddesinin HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen istisnai kanun hükümlerinden birini teşkil ettiği; SMK'nın 154. maddesi hükmüne göre, davacının "..." ibareli markayı "piyano" ürünleri üzerinde kullanması eylemlerinin davalı yana ait tescilli marka hakkına tecavüz oluşturmadığının tespiti isteminde bulunmasında menfaatinin bulunduğu, eldeki uyuşmazlıkta; dava tarihi itibariyle, davacıya karşı davalı tarafından açılmış tecavüz davası bulunmadığından davayı görmeye engel usuli bir eksiklik de bulunmadığı; davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen faturalar incelendiğinde; davacının "..." ibaresini, davalıya ait 2021/041402 sayılı marka tescil başvuru tarihinden önce, ulusal düzeyde, birbiri ile yakın veya uzak bir çok şehirde yer alan kişilere satış işlemi yapmak suretiyle "piyano" ürünleri üzerinde tescilsiz olarak ve bu ibareye bilinirlik kazandıracak derecede ciddi surette kullandığı, başka bir deyişle; davacının, davalı marka başvurusundan önce, "..." ibaresini "piyano" ürünleri üzerinde ciddi ve yoğun surette kullanmak kaydıyla öncelik ilkesi bağlamında üstün bir hak elde ettiği, davalının, davacının tescilsiz kullanımlarından sonra marka tescil başvurusunda bulunması ve tescil belgesi elde etmesi nedeniyle davacının "..." ibaresini "piyano" ürünleri üzerinde markasal olarak kullanmasını engelleyemeyeceği, davacının üstün hakkının tescilli marka hakkından kaynaklı tecavüz iddialarına karşı "hukuka uygunluk sebebi" oluşturduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalı adına tescilli 2021/041402 sayılı "..." markasının gerçek hak sahibinin davacı olduğunun tespitine ilişkin istemin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının "..." markasını piyano ürünleri üzerinde markasal olarak kullanması eylemlerinin 6769 sayılı SMK'nın 154 madde hükmü uyarınca davalının 2021/041402 sayılı marka hakkına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafın müvekkiline ait markayı haksız kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davacı tarafça sunulan faturaların müvekkilinin dava konusu markayı kullanmaya başladığı tarihten sonraki tarihli olduğunu, davacının ciddi ve yoğun kullanımına ilişkin somut delil bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında bayilik ilişkisi bulunduğu iddialarının da mesnetsiz olduğunu, davacı kullanımının kötüniyetli olduğunu, davacı iddialarının aksine dava konu markayı müvekkilinin yarattığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, gerçek hak sahipliğinin ve tecavüzün mevcut olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafça gerçek hak sahipliği iddiasına dayanıldığı, SMK'nın 6/3. maddesinde başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmesi halinin gerçek hak sahipliği olarak korunduğu, davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen faturaların ilk derece mahkemesince incelenmesi sonucunda davacının "..." ibaresini, davalıya ait 2021/041402 sayılı marka tescil başvuru tarihinden önce, ulusal düzeyde, birbiri ile yakın veya uzak bir çok şehirde yer alan kişilere satış işlemi yapmak suretiyle "piyano" ürünleri üzerinde tescilsiz olarak ve bu ibareye bilinirlik kazandıracak derecede ciddi surette kullandığının, başka bir deyişle; davacının, davalı marka başvurusundan önce, "..." ibaresini "piyano" ürünleri üzerinde ciddi ve yoğun surette kullanmak kaydıyla öncelik ilkesi bağlamında üstün bir hak elde ettiğinin tespit edildiği, gerçekten de, davacının, davalının "..." ibareli marka için yaptığı 12.03.2021 tarihli başvurudan çok önce ve en eskisi 29.05.2020 tarihine ait faturalarla Türkiye'nin yedi bölgesine de yaptığı satışlarla "..." ibaresini tescilsiz ve markasal olarak yoğun ve yaygın olarak kullandığını ve gerçek hak sahipliğini kanıtladığı, kaldı ki, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.05.2024 tarih ve 2023/676 E.-2024/3737 sayılı kararında tescilsiz kullanılan bir işaret üzerinde gerçek hak sahibi olmak için tescil veya tescil başvurusundan önce söz konusu işaretin ticaret sırasında markasal kullanımının yeterli olduğunun ve başka bir şart aranmasına gerek bulunmadığının belirtildiği; davalı tarafça ise savunmalarını destekler herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı; öte yandan, davalının marka başvurusundan önce, başvuruyu oluşturan ibare üzerinde hak iddia eden davacı eylemleri davalının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği gibi, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının da bulunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 26/01/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...