Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/308 E. 2022/150 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/308
- Karar No
- 2022/150
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1915 KARAR NO : 2024/2152 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/05/2022 NUMARASI : 2021/308 E. - 2022/150 K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Gerçek Hak Sahipliğinin Tespiti Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/05/2022 tarih ve 2021/308 E. - 2022/150 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin Türkiye'de "müzik enstrümanları" sektöründe lider haline gelmiş bir şirket olduğunu, davalının 15. sınıfta yer alan "Müzik Aletleri ve Kutuları" emtiaları üzerinde 2021/055868 sayılı "..." ibareli markayı adına tescil ettirdiğini, oysa ki; müvekkilinin, 2013 yılından beri "..." markalı klarnetleri ürettirip satışını gerçekleştirdiğini, müvekkilinin, davalının marka tescil başvurusundan önce "..." markasını yoğun şekilde kullanarak ciddi bir tanınmışlık ve kendi lehine ayırt edicilik sağladığını, dolayısıyla bu marka üzerinde müvekkilinin gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu, müvekkil şirket arşivinde yapılan araştırma neticesinde en eski tarihli olarak 10.07.2013 tarihli satış faturasının bulunduğunu, "..." ibaresini 2018-2019-2020-2021 yıllarında 15.sınıfta yer alan müzik aletleri ve kutuları emtialarında markasal olarak yoğun bir şekilde kullandığını, ayrıca, "..." markalı ürünleri www...com ve www....com gibi çevrimiçi satış platformlarında da ilk olarak 2014 ve 2019 yıllarında satışa sunduğunu, müvekkilinin "..." markalı klarnetleri Çin Halk Cumhuriyeti'nde bulunan bir üreticide ürettirdikten sonra, Türkiye pazarında satışını gerçekleştirdiğini, davalının geçmişte müvekkilinin bayisi olduğunu ve "..." markasını kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, müvekkiline karşı hukuki takibat yapmak üzere arabuluculuk sürecini başlattığını ileri sürerek, davalı adına tescilli olan 2021/055868 sayılı "..." markasının gerçek hak sahibinin müvekkili şirket olduğunun tespiti ile müvekkili şirketin hali hazırda "..." markasını klarnet ürünleri üzerinde markasal olarak kullanmasının davalının marka hakkına karşı tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili ile davacı taraf arasında bayilik ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafça kesilen faturaların ise başka mallara ilişkin olduğunu, müvekkilinin, işletmesini açtığı ilk günden beri satışını yaptığı ve markasal kullanımını kendi çabası ile Türkiye çapında maruf hale getirdiği "..." ibareli markaya haiz ürünlerin satışı konusunda tek başına hareket ettiğini müvekkilinin ilgili markayı bizzat yaratan taraf olduğunu, gerçek hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu, gerçek hak sahibi olduğunu iddia eden davacını müvekkilinin marka başvurusuna itiraz etmediğini, markayı bizzat yaratan ve maruf hale getiren müvekkilinin "..." markalı ürünlerin satışını gerçekleştirmesinin haklı bir kullanım olduğunu ve davacı tarafın, iddiasının aksine, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturan taraf olduğunudavacı tarafın gerçek hak sahipliği iddiasının herhangi bir somut delile dayanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, davacının, "..." ibareli marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun tespitine karar verilmesi isteminin mahiyeti itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 106. maddesindeki tespit davası hükmünde olduğu, Kanun hükmüne göre; tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesinin talep edildiği, tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerektiği ve maddi vakıaların, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamayacağı; tespit davasının görülebilmesi için, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar hariç olmak üzere, hukuken korunmaya değer güncel bir yararın bulunması gerektiği; nitekim hukuki yarar aynı zamanda dava şartı olup 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h bendinde düzenlendiği, HMK'nın 115/2 hükmüne göre ise dava şartı noksanlığının tespiti halinde mahkemenin davanın usulden reddine karar vermesi gerektiği; belirtilen açıklamalar ışığında somut olayda yapılan incelemede; Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/303 Esas sayılı dava dosyasında; eldeki davanın davacısının, yine eldeki davanın davalısına karşı "..." markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğu iddiasından kaynaklı olarak 28.10.2021 tarihinde 2021/055868 sayılı markanın hükümsüzlüğü isteminde bulunduğu, buna göre; davacının, davalıya karşı 2021/055868 sayılı markanın "gerçek hak sahipliği" iddiasından kaynaklı olarak iş bu davadan evvel hükümsüzlük davası açtıktan sonra iş bu dava ile birlikte "..." markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun tespitine karar verilmesi isteminde hukuki yarar bulunmadığı açık olduğundan, bu sebeple söz konusu istemin usulden reddine karar verildiği; davacının "..." ibaresini ticaretini yaptığı klarnet ürünleri üzerinde kullanması eyleminin, davalının 2021/055868 sayılı marka hakkını ihlâl etmediğinin tespiti istemi de mahiyeti itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davası hükmünde olup, söz konusu istem bakımından 6769 sayılı SMK'nın 154. maddesi uyarınca, davacı tarafın iş bu istemi dava yolu ile ileri sürmesinde hukuki yarar bulunduğu, zira, SMK'nın 154. maddesi hükmünün, HMK'nın 106. maddesinde düzenlenen istisnai kanun hükümlerinden birini teşkil ettiği; belirtilen kanun hükümlerine göre; davacının "..." ibareli markayı "klarnet" ürünleri üzerinde kullanması eylemlerinden kaynaklı olarak, bu eylemlerin davalı yana ait tescilli marka hakkına tecavüz oluşturmadığının tespiti isteminde bulunmasında menfaati bulunduğu, eldeki uyuşmazlıkta; dava tarihi itibariyle, davacıya karşı davalı tarafından açılmış tecavüz davası bulunmadığından davayı görmeye engel usuli bir eksiklik de bulunmadığı; davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen faturalar incelendiğinde; davacının "..." ibaresini, davalıya ait 2021/055868 sayılı marka tescil başvuru tarihinden önce, ulusal düzeyde, birbiri ile yakın veya uzak bir çok şehirde yer alan kişilere satış işlemi yapmak suretiyle "klarnet" ürünleri üzerinde tescilsiz olarak ve bu ibareye bilinirlik kazandıracak derecede ciddi surette kullandığı, başka bir deyişle; davacının, davalı marka başvurusundan önce, "..." ibaresini "klarnet" ürünleri üzerinde ciddi ve yoğun surette kullanmak kaydıyla öncelik ilkesi bağlamında üstün bir hak elde ettiği, davalının, davacının tescilsiz kullanımlarından sonra marka tescil başvurusunda bulunması ve tescil belgesi elde etmesinden kaynaklı olarak davacı tarafın "..." ibaresini "klarnet" ürünleri üzerinde markasal olarak kullanmasını engelleyemeyeceği, zira, davacının önceki tarihli yoğun ve sıkı tescilsiz kullanımı nedeniyle öncelik ilkesi bağlamında üstün hakkının bulunduğu, bu durumun tescilli marka hakkından kaynaklı tecavüz iddialarına karşı "hukuka uygunluk sebebi" oluşturduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalı adına tescilli 2021/055868 sayılı "..." markasının gerçek hak sahibinin davacı olduğunun tespitine ilişkin istemin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacının "..." markasını klarnet ürünleri üzerinde markasal olarak kullanması eylemlerinin SMK'nın 154. maddesi hükmü uyarınca davalının 2021/055868 sayılı marka hakkına tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının müvekkiline ait markayı haksız kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, dava konusu markanın müvekkili tarafından yaratıldığını ve piyasada maruf hale getirildiğini, davacının ciddi kullanımına dair delil bulunmadığını, "..." markasının müzik aletleri emtiasında hak sahibi olarak kabul edilebilecek olan şirketin davacı şirket değil yabancı bir şirket olduğunu, davacının resmi distribütörlük dahil resmi bir sahipliği bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, gerçek hak sahipliğinin ve tecavüzün mevcut olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafça gerçek hak sahipliği iddiasına dayanıldığı, SMK'nın 6/3. maddesinde başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmesi halinin gerçek hak sahipliği olarak korunduğu, davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde ibraz edilen faturaların ilk derece mahkemesince incelenmesi sonucunda davacının "..." ibaresini, davalıya ait 2021/055868 sayılı marka tescil başvuru tarihinden önce, ulusal düzeyde, birbiri ile yakın veya uzak bir çok şehirde yer alan kişilere satış işlemi yapmak suretiyle "klarnet" ürünleri üzerinde tescilsiz olarak ve bu ibareye bilinirlik kazandıracak derecede ciddi surette kullandığın, başka bir deyişle; davacının, davalı marka başvurusundan önce, "..." ibaresini "klarnet" ürünleri üzerinde ciddi ve yoğun surette kullanmak kaydıyla öncelik ilkesi bağlamında üstün bir hak elde ettiğinin tespit edildiği, gerçekten de, davacının, davalının "..." ibareli marka için yaptığı 06.04.2021 tarihli başvurudan çok önce ve en eskisi 2013 yılına ait faturalarla Türkiye'nin yedi bölgesine de yaptığı satışlarla "..." ibaresini tescilsiz ve markasal olarak yoğun ve yaygın olarak kullandığını ve gerçek hak sahipliğini kanıtladığı, kaldı ki, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09.05.2024 tarih ve 2023/676 E.-2024/3737 sayılı kararında tescilsiz kullanılan bir işaret üzerinde gerçek hak sahibi olmak için tescil veya tescil başvurusundan önce söz konusu işaretin ticaret sırasında markasal kullanımının yeterli olduğunun ve başka bir şart aranmasına gerek bulunmadığının belirtildiği; davalı tarafça ise savunmalarını destekler herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı; öte yandan, davalının marka başvurusundan önce, başvuruyu oluşturan ibare üzerinde hak iddia eden davacı eylemleri davalının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği gibi, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının da bulunduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 26/01/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...