Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/282 E. 2026/560 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/282
Karar No
2026/560
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/282 - 2026/560 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/282 KARAR NO : 2026/560 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/10/2023 NUMARASI : 2023/29 E. - 2023/333 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/10/2023 tarih ve 2023/29 Esas - 2023/333 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin çok sayıda "...", "sözcük + ..." ve "....com" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek, davalı şahsın 2021/093296 sayılı ve "... ... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2022-M-16073 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, dava konusu markanın müvekkilinin markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkiline ait seri marka izlenimi yaratarak iltibasa sebebiyet vereceğini, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da başvurunun reddinin gerektiğini, dava konusu markanın müvekkilinin markalarıyla birebir aynı sınıfları içerdiğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, başvurunun haksız rekabete de sebebiyet vereceğini ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-16073 sayılı kararının iptaline ve tescil edilmiş olması halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şahıs, "..." ibaresinin davacıya ait olmadığını, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili tarafından sunulacak hizmetlerin tüketicilerinin dikkat düzeyinin yüksek olduğunu, markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının sağlandığı; her iki markada da baskın unsurun "..." ibaresi olduğu; taraf markaları arasında ortak ve baskın olan "..." ibaresinin, diğer ibareleri geri plana ya da ikinci plana attığının düşünüldüğü; bu ibarenin her iki markada aynen yer almasının benzerliği artırdığı, taraf markaları arasında işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu; "..." kelimesinin 35. sınıftaki emtialar için ayırt edici bir ibare olduğu da "..." kelimesine yönelik vurguyu güçlendirdiği; ayrıca davacının tanınmış "..." ibareli markasını gören ve bilen bir tüketicinin, davalının başvruru markasını gördüğünde, davacı markası ile ilişkilendirebileceği, kaynağın davacı olduğunu düşünebileceği, davacının internet satış portalında "..." adı altında marangozluk mal ve hizmetlerini satışa sunmuş olabileceğini düşünebileceği ve böylelikle iltibas oluşacağı; ayrıca, davacı markasının ayırt edici unsuru olan "..." ibaresinin aynı şekilde davalı markasında kullanılmasının, davacının seri markası olduğu izlenimi vereceği ve iltibasa sebebiyet vereceği; "....com+şekil" markasının 2016 yılı itibariyle tanınmışlık düzeyine eriştiği, dava konusu markanın başvuru tarihi 25/06/2021 tarihi itibariyle tanınmışlığın devam ettiği; somut olay açısından davalı başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığı; davalının kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, TÜRK PATENT YİDK'nın 2022-M-16073 sayılı kararının iptaline, 2021/093296 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs, istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı gerçek kişinin 2021/093296 sayılı "... ... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığı, davacı şirket tarafından "..." ve "..." ibareli markalara dayalı olarak karıştırılma tehlikesi ve tanınmışlık gerekçeleriyle başvuruya itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddine karar verildiği, davacının bu karara yaptığı itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 28.11.2022 tarih ve 2022-M-16073 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 29.11.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın iki aylık süre içinde 20.01.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ... öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "... ..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ibaresi bir işaret zamiri olduğundan ayırt ediciliği düşüktür. Ayırt ediciliği düşük bu tür zayıf ibarelerinin ortaklığı ise tek başına iltibasa sebebiyet vermez. Davacının itirazına mesnet markaları ise "..." ve "..." ibareleri etrafında oluşturulmuştur. Bunlar dışında, davacının "..." ve ilave kelime unsuruyla oluşturulmuş markaları da vardır. Bu hale göre, taraf markalarında zayıf nitelikteki "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, davacının mesnet markalarında "..." ibaresinin öne çıktığı, "..." markasının tanınmış olduğu, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında iltibasa sebep olmadığı, zira markalardaki ilave unsurların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2025 tarih ve 2024/3416 E.- 2025/1775 K. sayılı kararında "... ....com" ibaresi, 05.05.2025 tarih ve 2024/5000 E.- 2025/3068 K. sayılı kararında "... ..." ibaresi, 10.02.2026 tarih ve 2025/4043 E.- 2026/866 K. sayılı kararında ise "organikburada" ibaresi davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmamıştır. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM  : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekili ile diğer davalı ...'ın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 26/10/2023 gün ve 2023/29 Esas - 2023/333 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90-TL’nin mahsubu ile bakiye 552,10-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 4-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şahısa verilmesine, 7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 200,00-TL posta ve tebligat gideri ile 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 1.369,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 9-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı Kuruma iadesine, 10-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı şahısa iadesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 04/04/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/282, K. 2026/560, T. 06.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-282-e-2026-560-k-e8683dabcc06