Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1538 E. 2026/451 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1538
- Karar No
- 2026/451
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1538 Esas
KARAR NO : 2026/451
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/12/2023
NUMARASI : 2020/530 Esas, 2023/941 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ, İSTİRDAT
BİRLEŞEN 8.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN
2020/482 ESAS SAYILI DOSYASI
DAVANIN KONUSU: ALACAK, MAHRUM KALINAN KÂR
KARAR TARİHİ: 02/04/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında 15/03/2011 tarihinde ... yarış organizasyonuna ilişkin sözleşme akdedildiğini, sözleşme bedelinin 3.600.000 Euro + KDV olduğunu, davalının sözleşmenin 18. maddesine aykırı davranarak taksitleri zamanında ödemediğini ve tüm taksitlerin muaccel hale geldiğini, sözleşme uyarınca müvekkili tarafından düzenlenen 26/12/2011 tarihli, ... sıra numaralı, ''... Yarış Organizasyonu Hizmet Bedeli'' açıklamalı 250.000,00 TL + KDV olmak üzere toplam 295.000,00 TL bedelli faturaya karşılık davalı tarafından 21/02/2012 tarihinde 100.000,00 TL ödeme yapılmasına rağmen bakiyesinin ödenmediğini, ödeme yapılması için davalıya gönderilen ihtarnameye de bir cevap alınamadığını, alacağın tahsiline yönelik İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; müvekkili ... ticari işletme işletmediğinden tacir sıfatına haiz olmadığını, sözleşmedeki yetki şartı da dikkate alındığında İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğunu, müvekkili ile davacı arasında imzalanan 15/03/2011 tarihli sözleşmede taraflardan birinin edimini önce ifa edeceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediğini, ancak davacı yarış organizasyonunu düzenlemeyi üstlendiğinden ve sözleşmede önce davacıya ait yükümlülüklere yer verildiğinden davacının ancak kendi yükümlülüklerini yerine getirdikten sonra müvekkilinden ödeme talebinde bulunabileceğini, davacı edimini ifa etmediği gibi ifasını teklif dahi etmediğini, bu nedenle müvekkilinin ödemezlik definden yararlandığını, kaldı ki sözleşme sona erdiğinden davacının edimini ifa etmesinin de mümkün olmadığını, müvekkilinin kısmi olarak 100.000,00 TL ödemesinin ifa sırasının onda olduğu anlamına gelmediğini, ticari defterlerin ancak ticari davalarda delil olabileceğini, huzurdaki davanın ise ticari olmadığını ve tacir olmayan müvekkilinin de ticari defterlerinin bulunmadığını, davacının noter ihtarnamesine karşı müvekkilinin cevabi ihtarname ile cevap vererek davacının sözleşmesel yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle müvekkilinden tahsil edilen 100.000,00 TL'nin ödenmesinin ihtar edildiğini, karşı dava kapsamında bu bedelin müvekkiline ödenmesinin talep edildiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine; karşı davanın ise kabulü ile, 100.000,00 TL'nin 21/02/2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini savunmuştur.
BİRLEŞEN İSTANBUL 8. ATM'NİN 2020/482 ESAS SAYILI DAVASI:
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... yarış organizasyonu projesinin 2009 yılında müvekkili tarafından tasarlanarak fikri mülkiyet haklarının tescil edildiğini, davalının projeye ilgi göstermesi ve proje tanıtımının olumlu geçmesi üzerine 2010 yılı Eylül ayında yapılması planlanan organizasyonun davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmenin imza edilemediğini, daha sonra davalının daveti üzerine sözleşmenin 15/03/2011 tarihinde imzalandığını, sözleşmenin her iki tarafa da çeşitli edimler yüklediğini, ancak müvekkilinin edimlerini yerine getirmesinin, davalının edimlerini öncelikli olarak ifa etmesine bağlı tutulduğunu, bu kapsamda öncelikle yarışlarda yer alacak otomobillerin ve sponsorların temin edilmesi gerektiğini, buna göre sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen otomobil ve malzemelerin davalı tarafından sponsorlardan temin edileceğini, aksi halde bunların bedelinin davalı tarafından müvekkiline ödeneceğini, ayrıca sözleşmenin 11. maddesi uyarınca, Kulüpler Birliğinin, organizasyon için isim hakkı da dahil tüm sponsor anlaşmalarını imzalama yükümlülüğünün bulunduğunu, davalı tarafından bunlar yapılmadan müvekkilinin ediminin büyük bölümünü yerine getirmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin, kendisinden beklenen hazırlıklara başlamasına rağmen davalının sözleşmede öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmekten sürekli olarak imtina ettiğini, müvekkilinin hizmetlerine karşılık ödenmesi gereken sözleşme bedeli ve ödeme planının sözleşmenin 18. maddesinde düzenlendiğini, bu ödeme planına uyulmaması ve ödemelerin tam ve zamanında yapılmaması diğer tüm taksitlerin muaccel hale geleceğinin düzenlendiğini, buna göre Temmuz 2011'de ödenmesi gereken 200.000,00 Euro + KDV davalı tarafından ödenmediğinden diğer taksit ödemelerinin muaccel hale geldiğini, buna rağmen müvekkilinin sözleşmeyi ayakta tutmak adına davalının verdiği yetki uyarınca organizasyon için yapılan yatırım ve harcamaların bir kısmını telafi edebilmek için 26/12/2011 tarihinde 295.000,00 TL bedelli fatura keşide ettiğini, davalının 21/02/2012 tarihinde bu faturanın yalnızca 100.000,00 TL'sini ödediğini, yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalının çelişkili biçimde 2012 yılı ortalarında gazetelerde ... üzerine haberler vererek organizasyonun detaylarını açıklaması sebebiyle müvekkilinin organizasyonun düzenleneceğine dair inancını canlı tuttuğunu ve bu kapsamda masraf yapmaya devam ettiğini, müvekkilinin, yıllardır ertelenen organizasyon ile ilgili net karar alınması aksi halde yasal yollara başvurulacağına yönelik ihtarlarına karşı davalının 2015 yılında müvekkili şirket yetkilisi ile yaptığı görüşmede gerekli hazırlık ve çalışmalara başlama niyetinde olduğunu bildirdiğini, buna rağmen davalının edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmenin 18. maddesi uyarınca muaccel olan tüm sözleşme bedelinin tahsili için davalıya Beyoğlu 28. Noterliğinin 19/06/2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini, davalının bu ihtarnameye cevabında, herhangi bir borcunun olmadığını ve 100.000,00 TL'lik ödemenin ise sehven yapıldığını iddia ettiğini belirterek müvekkilinin, davalının sözleşmede öngörülen yükümlülüklerine uymaması sebebiyle muaccel olan tüm sözleşme bedeli alacağına 31/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte hak kazandığının tespitine ve şimdilik 105.000,00 TL'ye tekabül eden kısmının 31/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; alacak miktarını tam ve kesin olarak saptayabilecek davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, vekalet ve eser sözleşmesi özelliklerini barındıran taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı alacakların TBK m.147 uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabi olması sebebiyle talebin zamanaşımına uğradığını, organizasyonun 2010 yılı Eylül ayından itibaren başlayacağına dair medya üzerinden çıkan haberlerin müvekkili vasıtasıyla olduğunun ispata muhtaç olduğunu, ayrıca bu tarihlerde imzalanmış bir sözleşme bulunmadığından iddia edildiği üzere müvekkilinin bir yükümlülüğünün de bulunmadığını, taraflar arasında 15/03/2011 tarihinde imzalanan sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlüğe gireceğini ve 2013-2014 futbol sezonunun sonuna kadar geçerli olacağını, sözleşmenin iki tarafa da borç yükleyen bir niteliğinin olduğunu ve sözleşmede taraflardan birinin edimini daha önce ifa edeceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediğini, ancak sözleşmeye göre organizasyonun gerçekleşmesi için gerekli ana edimlerin, davacı tarafından öncelikli olarak yerine getirilmesi gerekirken hiçbirinin yerine getirilmediğini, davacının buna dair somut bir delil de sunamadığını, davacının kendi edimini yerine getirmeden müvekkilinden edimin ifasını ve gerçekleşmemiş organizasyonun tüm sözleşme bedelini istemesinin kötüniyetli ve hukuka aykırı olduğunu, iddia edildiğinin aksine müvekkili tarafından kira sözleşmeleri yapılması için davacıya bir talimat verilmediğini, organizasyon ile alakası olmayan kira masrafları ve giderlerinin hukuka aykırı şekilde müvekkiline yükletilmeye çalışıldığını, davacının 2008 yılı ortasından beri ticari merkez olarak kullandığı depoyu (kira sözleşmesinin 2011 yılından itibaren başladığı) proje için kiraladığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, ayrıca hiçbir aşaması hayata geçmemiş proje için 4 yıl boyunca taşınmaz kiralanmasının basiretli tacir anlayışı ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin defalarca sözlü ve yazılı olarak uyarıldığı iddialarının doğru olmadığını, dava dilekçesi ekinde yer alan ve müvekkiline gönderildiği belirtilen 14/02/2012 ve 19/07/2012 tarihli belgelerin müvekkilinin kayıtlarında bulunmadığını, sözleşmenin karşılıklı olarak ifa edilmeyeceğinin netleştiği 19/11/2012 tarihinden çok sonra ve bu davaya dayanak teşkil etmesi için müvekkiline usulüne uygun şekilde gönderilen tek belgenin Beyoğlu 28. Noterliğinin 19/06/2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi olduğunu, bu ihtarın kabul edilmediğinin de müvekkili tarafından gönderilen Beyoğlu 1. Noterliğinin 15/07/2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bildirildiğini, Nisan ve Haziran 2012 tarihli gazete haberlerinin müvekkili tarafından yaptırılmadığını, projenin gerçekleşmemesinin esas sorumlusunun edimlerini yerine getirmeyen davacı olduğunu, karşı dava kapsamında, davacı karşı davalının edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle organizasyonun gerçekleştirilememiş olmasının müvekkilini gerek doğrudan bu organizasyon dolayısıyla elde edeceği gerekse de müvekkilinin üye kulüpler dolayısıyla elde edebileceği kârdan mahrum bıraktığını belirterek davanın usulden ve esastan reddine; karşı davanın ise kabulü ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin mahrum kaldığı kârdan şimdilik 50.000,00 TL'sinin davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; asıl dava bakımından, davacı karşı davalının ticari defterlerinin icra takibi ile talep edilen 195.000,00 TL ile uyumlu olduğu, buna göre davacı karşı davalının icra takip ve dava tarihi itibariyle bu tutar ve faizi ile birlikte toplamda 196.640,40 TL tutarında davalı karşı davacıdan alacaklı olduğundan itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği; asıl dava kapsamında açılan karşı dava bakımından, TTK hükümlerine göre yasal sürede icra takibine konu bir kısmı ödenen faturaya ait herhangi bir yazılı ihtar vs. belgenin dosyaya bulunmadığı, davacı karşı davalının sözleşme kapsamında bir kısım edimlerini yerine getirdiği ve bu kapsamda davalı karşı davacıdan alacaklı olduğu, bu hususun tarafların defterleriyle sabi olduğu, bu nedenle haksız olan karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiği; birleşen dava bakımından, tarafların ticari defterlerinde işbu sözleşme hükmüne göre ödeme bulunmadığı, davalı karşı davacının savunmasında da bu yönde bir beyanın olmadığı, sözleşmeye göre asli edimler bakımından ilk ödeme yükümlüsünün davalı karşı davacı olduğu, ancak asli edim yükümlülükleri dışında ifaya hazırlık hareketi niteliğinde ve her bir taraf bakımından düzenlenmiş yan edim yükümlülüklerinin de bulunduğu, dolayısıyla her bir tarafın karşı edimini (ödeme ve yarışların fiilen başlaması) ancak bu ifaya hazırlık hareketlerini eş deyişle yan edim yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde talep edebileceği, bunlardan bir kısmında taraflar arasında önce ifa yükümlülüğünün kararlaştırıldığı, bu kapsamda sözleşmenin "D" kısmının 2 ve "E" kısmının 16. maddelerinin davalı karşı davacı tarafından ifa edilmesi gerektiği, sözleşmenin "E" kısmının 3. ve 4. maddelerinin ise davacı karşı davalı tarafından ifa edilmesi gerektiğini, TBK'nun 97. maddesine göre, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu ve alacaklı taraflardan birisinin önceden ifada bulunma yükümlülüğü mevcut değilse tarafların edim ifalarını aynı anda yapmak zorunda olduğu, sonuç olarak somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin karışlıklı asli ve yan edim yükümlülükleri içerdiği, aralarında öncelik sonralık ilişkisi olmadığı, davacı karşı davalı tarafından edimlerin yerine getirilmediği, davalı karşı davacının bu haliyle ödemezlik definden yararlanabileceği, bu sebeplerle davacı karşı davalının sözleşme kapsamında alacağın tamamının muaccel olduğundan bahisle alacağın tahsiline yönelik talebinin reddine karar verilmesi gerektiği; birleşen dava kapsamında açılan karşı dava bakımından, gerek tarafların ticari defterleri gerekse de sunulan deliller incelendiğinde taraf yükümlülüklerinin ne kadarının yerine getirildiği yada getirilmediği hususunun para ile ölçülebilen nitelik taşımadığı gibi davalının zararını ispatlar nitelikte herhangi bir delil sunmadığı, bu sebeple ispatlanamayan karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek sonuç olarak asıl davanın kısmen kabulüne, itirazın 195.000,00 TL asıl alacak ve 90.111,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 285.111,37 TL üzerinden iptali ile takibin aynen devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl dava kapsamında açılan karşı dava, birleşen dava ve birleşen dava kapsamında açılan karşı davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece birleşen davanın reddine dair verilen kararın hatalı olduğunu, dosyada mevcut bilirkişi raporları ile, asli edim yükümlülükleri bakımından ilk yükümlünün davalı karşı davacı olduğunun sabit olduğunu, bu kapsamda 2011 yılı Eylül ayında başlayacak organizasyon için davalı karşı davacının Nisan ayında bu yükümlüğünü ifa ederek 200.000,00 Euro tutarında ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini, bu nedenle mahkemenin edimler arasında öncelik sonralık ilişkisi olmadığına yönelik değerlendirmesinin hatalı olduğunu, davalı karşı davacının sözleşmenin 18. maddesi gereğince ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle de diğer tüm taksitlerin muaccel hale geldiğini, asli edim yükümlülüğünün davalı karşı davacıda olduğu gerek bilirkişi raporu gerekse de mahkemece yerinde bir şekilde tespit edilmesine rağmen tarafların ifaya hazırlık hareketi niteliğindeki yan edimleri arasında öncelik sonralık ilişkisi olmadığından bahisle davalı karşı davacının ödemezlik def'inden yararlanabileceği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, zira mahkemece yan edim yükümlülüklerinin yalnızca kendi içerisinde değerlendirildiğini ve yan edim yükümlülüklerinin asli edim yükümlülüğünden bağımsız değerlendirilemeyeceğinin göz ardı edildiğini, müvekkilinin ifaya hazırlık niteliğindeki yan edim yükümlülüklerinin doğması için öncelikle davalı karşı davacının asli ödeme yükümlülüğünü ifa etmesinin zorunlu olduğunu, yan edim yükümlülüklerinin doğduğundan bahsedebilmek için öncelikle davalı karşı davacının asli edimi olan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesinin şart olduğunu, müvekkilinin yan edim yükümlülüklerini ifa etmediğinden bahisle davalı karşı davacının ödemezlik def'inden yararlanabileceği kabul edilmiş ise de, yan edimler için ödemezlik def'inin ileri sürülemeyeceğini, karar içeriğinde herhangi bir dayanak ve gerekçe belirtilmediğinden savunma hakları gözetilmediği gibi denetime imkan da verilmediğini belirterek ilk derece mahkemesinin birleşen davaya ilişkin kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Asıl ve birleşen davalarda davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; asıl dava ve asıl davaya ilişkin karşı davada verilen karar yönünden, taraflar arasındaki 15/03/2011 tarihli sözleşmenin “...’nin Yükümlülükleri” başlıklı "D" maddesinde, organizasyonun gerçekleştirilmesi için davacı karşı davalının yerine getirmekle yükümlü olduğu edimlerin düzenlendiğini, ancak davacı karşı davalının bu maddenin 1, 2, 3 ve 4 numaralı alt bentlerinde belirlenen yükümlülüklerini ve sözleşmeye konu ... Organizasyonun düzenlenmesi amacıyla ifası gereken diğer edimlerinin hiçbirini yerine getirmediğini, icra takibi ile istenen bedelin ticari defterler ile uyumlu olmasının edimlerini yerine getirmeyen davacı karşı davalıya alacak hakkı tanımayacağını ve müvekkilinin ödemezlik def'inden yararlanabileceğini, kaldı ki birleşen davaya ilişkin mahkemece yapılan değerlendirmelerde, sözleşmenin karışlıklı asli ve yan edim yükümlülükleri içerdiği, aralarında öncelik sonralık ilişkisi olmadığı, davacı karşı davalının edimlerini yerine getirmediği gerekçeleri ile müvekkilinin ödemezlik def'inden yararlanabileceğinin kabul edildiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkili vakfa yönelik ifası gereken edimlerin hiçbirini yerine getirmeyen davacı karşı davalıya müvekkili tarafından sehven yapılan 100.000,00 TL tutarındaki ödeme dolayısıyla müvekkilinin alacaklı olduğunu, bu sebeple davacı karşı davalının sebepsiz zenginleştiğini; birleşen davaya ilişkin karşı davada verilen karar yönünden, müvekkilinin bir mal topluluğu niteliğine sahip olması karşısında ... organizasyonunun davacı karşı davalının edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle gerçekleştirilememiş olması karşısında müvekkili vakfın gerek doğrudan bu organizasyon dolayısıyla elde edeceği gerekse müvekkili vakfa üye kulüpler dolayısıyla elde edebileceği kârdan mahrum kaldığını, bu nedenle karşı davanın reddine karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin asıl dava ile asıl ve birleşen dava kapsamındaki karşı davaya ilişkin kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Taraf vekilleri istinafa cevap dilekçelerinde, istinaf başvurularının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Asıl dava itirazın iptali; asıl davaya yönelik karşı dava, istirdat istemine ilişkin olup birleşen dava ise, sözleşme bedelinin tümünün muaccel olduğundan bahisle şimdilik bir kısmının tahsili; birleşen davaya yönelik karşı dava ise, mahrum kalınan kârın tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
İstinaf incelemesi kapsamında, hem asıl hem de birleşen davada davacı karşı davalı olan ... .... Ltd. Şti.'den "...", davalı karşı davacı ...Vakfı'ndan ise "..." olarak bahsedilmiştir.
Asıl dava bakımından, İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 08/11/2016 tarih ve 2015/774 Esas 2016/816 Karar sayılı kararı ile, davanın ticari dava olmadığı ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
Karar, ... vekili tarafından istinaf edilmiş olup İstanbul BAM 19. HD'nin 31/05/2018 tarih ve 2018/1496 Esas 2018/1008 Karar sayılı kararı ile, Vakfın tacir olup olmadığına ilişkin delillerin toplanmadığı, taraflar arasındaki sözleşme, Vakfın tüzüğü ve faaliyetlerine göre TTK'nun 4 ve 16. maddeleri çerçevesinde ticari faaliyeti olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçeleri ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.
İstinaf kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 26/09/2019 tarih ve 2018/706 Esas 2019/915 Karar sayılı kararı ile, Vakfın, ... ...A.Ş.'de %16,81 oranında hissesi bulunsa da, bu hususun davalıyı tek başına tacir kılmaya yeterli olmadığı, dosya kapsamına göre vakfın tacir sayılmasını gerektirecek ticari işletmesinin de mevcut olmadığı, bu nedenlerle davanın ticari dava olmadığı ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçeleri ile tekrardan görevsizlik kararı verilmiştir.
Karar ... vekili tarafından istinaf edilmiş olup İstanbul BAM 19. HD'nin 09/01/2020 tarih ve 2019/3768 Esas 2020/45 Karar sayılı kararı ile, Vakfın, bir ticari işletme olan ..., ...A.Ş.'nin hissedarı ve ortağı olduğu, Vakıflar Kanununun 26. maddesi de göz önünde bulundurulduğunda Vakfın tacir olarak kabulü gerektiği, bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemelerinin görevli olduğu gerekçelerine istinaden işin esası hakkında karar verilmek üzere ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmıştır.
İstinaf kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 2. ATM'nin 05/02/2020 tarih ve 2020/16 Esas 2020/107 Karar sayılı kararı ile, Vakfın yetki itirazı gözetilerek sözleşmedeki yetki şartı düzenlemesi uyarınca İstanbul ATM yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmiştir. Gönderilen dosya İstanbul 12. ATM'nin 2020/530 Esas sırasına kaydedilmiş olup daha sonra İstanbul 8. ATM'nin 2020/482 Esas sayılı dosyası (İstanbul 21. ASHM'nin 2018/517 Esas 2020/138 Karar sayılı kesinleşen görevsizlik kararı üzerine dosya bu mahkemeye gönderilmiştir) işbu dosya ile birleştirilmiş ve neticede asıl ve birleşen davalar kapsamında istinaf başvurusuna konu kararların verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece uyumazlık ile ilgili bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 09/09/2022 tarihli raporda; her iki tarafın incelemeye sunulan ticari defterlerinin V.U.K. 221 ile T.T.K. 64. madde hükümlerine göre yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı, takibe konu 295.000,00 TL bedelli faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve takip tarihi itibariyle davacının 195.000,00 TL alacaklı göründüğü, bu faturadan başka davacı tarafından davalıya 4 adet faturanın daha düzenlendiği, davalının ise kendi ticari defterlerine göre icra takip tarihi itibariyle 196.660,42 TL borçlu olduğu, davacının 2011 ve 2012 yılları hesap hareketleri elde edilemediğinden 1.640,40 TL farkın sebebinin bulunamadığı, davacının ediminin, maddi varlığı olmayan bir eser yaratma şeklinde değerlendirilmesi halinde, taraflar arasındaki 15/03/2011 tarihli sözleşmenin bir eser sözleşmesi olduğunun kabul edileceği, asıl davaya karşı dava ile 295.000,00 TL bedelli faturanın 21/02/2012 tarihinde ödenen 100.000,00 TL'si talep edilmiş ise de, davalı karşı davacı tarafından TTK hükümlerine göre yasal sürede işbu bir kısmı ödenen faturaya ait herhangi bir yazılı ihtar vs. belgenin dosyada bulunmadığı, birleşen dava ile sözleşmenin 18. maddesine göre Temmuz ayında ilk ödeme yapılmadığından tüm taksitlerin 31 Temmuz'dan itibaren muaccel hale geldiği iddiası ile talepte bulunulduğu, tarafların ticari defterlerinde sözleşmenin bu hükmüne göre ödeme bulunmadığı, birleşen davaya karşı dava ile, davalı karşı davacı tarafından davacı karşı davalının sözleşme uyarınca yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle şimdilik 50.000,00 TL tutarın dava edildiği, gerek tarafların ticari defterleri gerekse de sunulan deliller incelendiğinde taraf yükümlülüklerinin ne kadarının yerine getirildiği yada getirilmediği hususunun para ile ölçülebilen nitelik taşımadığından mali açıdan tespit yapılamadığı bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 22/08/2023 tarihli ek raporda; asıl davaya konu icra takibi ile 94.546,95 TL işlemiş faiz talep edilmiş ise de, yapılan hesaplamaya göre bunun 90.111,37 TL olarak tespit edildiği, bu durumda toplam alacağın 285.111,37 TL olduğu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, yarışların 2011 yılı Eylül ayında başlayacağı ve 2011 yılı Nisan ayında da 200.000,00 Euro'luk ilk ödemenin yapılacağı, asli edimler bakımından ilk ödeme yükümlüsünün ... olduğu, ancak asli edim yükümlülükleri dışında her bir taraf bakımından ifaya hazırlık hareketi niteliğinde olan yan edim yükümlülüklerinin bulunduğu, dolayısıyla her bir tarafın karşı edimini (ödeme ve yarışların fiilen başlaması) ancak bu ifaya hazırlık hareketleri ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde talep edebileceğinin düşünüldüğü, bunlardan bir kısmında taraflar arasında önce ifa yükümlülüğünün kararlaştırıldığı, bu kapsamda sözleşmenin "D" kısmının 2 ve "E" kısmının 16. maddelerinin ... tarafından ifa edilmesi gerektiği, sözleşmenin "E" kısmının 3. ve 4. maddelerinin ise ... tarafından ifa edilmesi gerektiği bildirilmiştir.
Asıl davanın konusu olan İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası ile, ... tarafından, Vakfa karşı 195.000,00 TL asıl alacak ve 94.546,95 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 289.546,95 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, Vakfın takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın alacaklı ...'ye tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
... tarafından keşide edilen Beyoğlu 28. Noterliğinin 19/06/2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, taraflar arasında imza edilen sözleşme bedelinin 3.600.000,00 Euro + KDV olduğu, ... tarafından sözleşmenin 18. maddesine aykırı davranılarak taksitler zamanında ödenmediğinden tüm sözleşme bedelinin muaccel hale gelmesi sebebiyle hem icra takibine konu faturadan kalan bakiye 195.000,00 TL hem de sözleşmeden kalan 3.500.000,00 Euro + KDV'nin gecikme faizi ile birlikte tebliğden itibaren 7 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiş olup buna karşı ... tarafından keşide edilen Beyoğlu 1. Noterliğinin 15/07/2015 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile, ... tarafından hiçbir edim yerine getirilmediğinden talepte bulunulmasının hukuken mümkün olmadığı, icra takibine konu faturaya ilişkin sehven yapıldığı belirtilen 100.000,00 TL ödemenin tebliğden itibaren 7 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiştir.
Taraflar arasında 15/03/2011 tarihli sözleşmenin yapıldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Bu sözleşme ile, ... tarafından ... adına ... Liginde temsil edilen/temsil edilecek olan toplam 18 profesyonel futbol kulübüne tahsis edilmiş birbirine tamamen eşit 18 adet yarış otomobili ile "..." adında bir pist yarış organizasyonu düzenleneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşme imzalandığı tarihte yürürlüğe girecek ve 2 yıl süreli olup 2013-2014 futbol sezonuna kadar geçerli olacaktır.
Sözleşmenin 1. maddesine göre, ...'nin, organizasyonda yarışacak pilotların kulüpler adına belirlenmesi ve organizasyon konusunda tek yetkili olduğu ve yarışlarda otomobil sporları ile ilgili tüm kuralların uygulanmasından sorumlu olduğu; sözleşmenin 2. maddesine göre, ...'nin, ... yarış organizasyonunda kullanılacak tüm otomobilleri uluslararası ... kurallarına uygun olarak hazırlayacağı veya sponsor otomobil fabrikasından bu kurallara uygun olarak hazırlanmasını sağlayacağı belirtilmiş olup organizasyonda kullanılacak; 20 adet yarış otomobili, 300 litre motor yağı, 150 litre şanzıman yağı, 960 adet yarış lastiği ve jantı, 40 adet akü ve 20.000,00 litre benzinin ... tarafından sponsorlardan temin edileceği, aksi takdirde tüm bu malzemelerin bedelinin ... yada Vakfın sponsorları tarafından nakden ...'ye ödeneceği; sözleşmenin 3. maddesine göre, organizasyonda verilecek hizmetlerin (bu maddede sayılan) ... tarafından karşılanacağı, ancak bedellerinin ... tarafından ödeneceği; sözleşmenin 4. maddesine göre, ... organizasyonunda her bir kulübü temsil edecek pilotların ... tarafından belirleneceği, ...'nin, pilotların organizasyonla ilişkisini düzenleyecek sözleşmeleri yapmakla yükümlü olduğu, tüm pilotların ...'ye karşı sorumlu olacağı; sözleşmenin 5. maddesine göre, ...'nin yarış günleri yarışın yapılacağı pistlerde her kulüp için bir garaj ve servis vererek mekanik ekip tahsis edeceği, ayrıca yarışlarda çalışacak mekanik elemanlar ve tüm organizasyon ekibini sağlayacağı, ancak bedellerinin ... tarafından ödeneceği; sözleşmenin 11. maddesine göre, ... organizasyonu için isim hakkı da dahil tüm sponsor anlaşmalarının ... tarafından imzalanacağı; sözleşmenin 16. maddesine göre, 2. maddede belirtilen malzemelerin ... tarafından ... adına sponsorlardan temin edileceği, temin edilemeyenlerin bedelinin ...'nin hazırlayacağı ödeme takvimine göre ...'ye ödeneği; sözleşmenin 17. maddesine göre, Vakfın, 3. maddede yer alan hizmetlerin bedelini karşılıklı hazırlanacak ödeme takvimine göre ...'ye ödeyeceği; sözleşmenin 18. maddesine göre, Vakfın, 2011-2012 yarış sezonu için ...'ye 1.200.000,00 Euro + KDV ödeyeceği, Temmuz 2011'de 200.000,00 Euro + KDV ve Ağustos 2011 ile Nisan 2012 arasında aylık 10 eşit ödemenin nakden yapılacağı, bu ödeme takviminin, takip eden yarış sezonlarında ise Mayıs ayında başlayarak takip eden yılın Nisan ayında sona erecek şekilde aylık 12 eşit taksitte ödeneceği, taksitlerden birinin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde diğer tüm taksitlerin muaccel hale geleceği, tüm ödemelerin, fatura karşılığı yapılacağı ve ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kurunun esas alınacağı kararlaştırılmıştır.
Asıl dava bakımından istinaf başvurusunun değerlendirilmesi:
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, asıl davanın kısmen kabulüne, itirazın 195.000,00 TL asıl alacak ve 90.111,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 285.111,37 TL üzerinden iptali ile takibin aynen devamına, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; asıl davaya yönelik açılan karşı davanın ise reddine karar verilmiş olup her iki karar da ... tarafından istinaf edilmiştir.
İcra takibine konu ... tarafından düzenlenen 26/12/2011 tarihli, ... numaralı, KDV dahil toplam 295.000,00 TL bedelli faturada ''... Yarış Organizasyonu Hizmet Bedeli'' açıklaması yer almakta olup buna karşılık ... tarafından Vakfa gönderilen 19/07/2012 tarihli niyet mektubundan ise (...'nin kendi tabiri ile), söz konusu faturanın organizasyonun yapılamaması sebebiyle ...'nin bu süreçte uğradığı ileri sürülen zararının bir bölümü için düzenlendiği anlaşılmakta olup ayrıca bu yazıda, fatura bedelinin ... bütçesinden ayrı tutularak ödenmesi talep edilmiştir. Bu faturaya karşılık ... tarafından 21/02/2012 tarihinde 100.000,00 TL kısmi ödeme yapıldığı sabittir.
Bilirkişi raporuna göre, icra takip tarihi itibariyle, ...'nin incelenen ticari defterlerine göre ...'dan 195.000,00 TL alacaklı olduğu, Vakfın ise incelenen ticari defterlerine göre ...'ye 196.660,42 TL borçlu olduğu anlaşılmakla asıl davada ...'nin takip konusu fatura sebebiyle bakiye 195.000,00 TL alacaklı olduğu ispatlanmış olup ticari defterler ile ortaya konan bu durum karşısında Vakfın, bu fatura sebebiyle sehven ödediğini iddia ettiği 100.000,00 TL'nin istirdadına ilişkin karşı davasında haklı olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle bu yönlere ilişkin Vakfın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.... icra inkar tazminatı yönünden de hükmü istinaf etmiştir.
İtirazın iptali davalarında İİK'nun 67/2 maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması gerekir. Yapılan açıklamalar gözetildiğinde, tarafların incelenen ticari defterlerine göre Vakfın, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla bu hususa yönelik istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.Birleşen dava bakımından istinaf başvurularının değerlendirilmesi:... tarafından açılan birleşen dava ile, sözleşmenin 18. maddesi uyarınca 2011 yılı Temmuz ayında ... tarafından ödenmesi gereken 200.000,00 Euro + KDV'nin ödenmemesi sebebiyle üç sezon için yapılan (2011-2012, 2012-2013, 2013-2014) sözleşmenin tüm taksitlerinin 31/07/2011 tarihinde muaccel olduğundan bahisle tüm sözleşme bedeli alacağına (3.600.000,00 Euro + KDV) hak kazandığının tespiti ile şimdilik 105.000,00 TL'nin tahsili talep edilmiş olup ... tarafından birleşen davaya yönelik açılan karşı dava ile ise, ...'nin edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle organizasyonun gerçekleşmediğinden bahisle mahrum kalınan kârın tahsili talep edilmiştir.
"...Şayet, sözleşme, kanun, işin niteliği ve teamül, taraflardan birinin borcunu önce ifa etmesini gerekli kılmıyorsa, taraflardan hiçbiri diğerinden önce borcunu ifaya mecbur değildir; başka bir ifade ile, her iki tarafın borcu karşılıklı olarak aynı anda ifa edilmek gerekir..." (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman / Prof. Dr. M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, İstanbul 2016, 14. Bası, s. 336). Bu husus 6098 sayılı TBK'nun 97. maddesinde "Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir." şeklinde düzenlenmiştir.
"...Kendisinden ifa talep edilen kişinin (davalının) borcu henüz doğmamış ise veya ifa, takas, imkansızlık vb. sebebiyle sona ermiş ise, bu kişinin ödemezlik def'i kullanmasına gerek yoktur. Borcun doğmamış veya sona ermiş bulunması talebin reddi için yeter sebeptir. İfa talebinde bulunan tarafın (davacının) karşı borcu henüz doğmamışsa veya sona ermişse, kendisinden ifa talep edilen tarafın (davalının) ödemezlik def'ine dayanak olacak bir alacağı yoktur..." (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman / Prof. Dr. M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, İstanbul 2016, 14. Bası, s. 342-343).
Taraflar arasında akdedilen sözleşme hukuki niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen bir niteliğe sahiptir. Sözleşme ile, ...'nin asli edimi yarış organizasyonunun düzenlenmesi buna karşılık Vakfın asli edimi ise sözleşme bedelinin belirlenen vadelerde ödenmesi olarak kararlaştırılmış olup asli edim dışında her iki tarafın belirlenmiş başka yükümlülükleri de bulunmaktadır. İki taraf da, diğerinin sözleşme ile üstlendiği edimlerini ifa etmediğini iddia etmektedir. Ancak somut olayda, ... tarafından sözleşmeye konu ... yarış organizasyonu gerçekleştirilmediği gibi buna karşılık ... tarafından da sözleşme bedeli ödenmemiş olup taraflar arasında 2013-2014 futbol sezonuna kadar geçerli olacak şekilde yapılan 15/03/2011 tarihli sözleşmenin artık yürürlükte olmadığı da dikkate alındığında bu haliyle borç ifa edilmediğine göre artık ifa imkanı da kalmamış, başka bir deyişle ifa imkansız hale gelmiştir. Bu durumda, hem ifa talebinde bulunan ...'nin hem de kendisinden ifa talebinde bulunulan Vakfın borcu sona erdiğinden, başka bir deyişle borcun ifası artık imkansız hale geldiğinden TBK'nun 97. maddesi kapsamında ödemezlik def'i kullanılmasına gerek olmadan ...'nin tüm sözleşme bedelinin muaccel olduğundan bahisle talepte bulunması mümkün olmadığı gibi buna karşılık Vakfın da, ...'nin yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle organizasyonun gerçekleşmemesi sebebiyle mahrum kaldığı kârın tahsilini talep etmesi mümkün değildir. Bu anlamda her iki tarafın istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle, Vakfın asıl dava ve asıl davaya yönelik açılan karşı davada tesis edilen kararlara ilişkin istinaf başvurusu ile ... ve Vakfın birleşen davada tesis edilen kararlara yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/530 Esas, 2023/941 Karar sayılı ve 12/12/2023 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,
2-Birleşen dava yönünden; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan, birleşen davanın davacı karşı davalısı ... .... Ltd. Şti. tarafından yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın adı geçen taraftan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Asıl dava yönünden; hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın, asıl davanın davalı karşı davacısı ... tarafından yatırılan 4.869,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.137,00 TL harcın hüküm kesinleştiğinde talebi halinde adı geçen tarafa İADESİNE,
4-Asıl davaya yönelik karşı dava yönünden; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan, asıl davanın davalı karşı davacısı ... tarafından yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın adı geçen taraftan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Birleşen davaya yönelik karşı dava yönünden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan, asıl davanın davalı karşı davacısı ... tarafından yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın adı geçen taraftan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6-Taraflarca yapılan yargılama giderinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/04/2026