Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 2024/1494 E. 2025/397 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1494
Karar No
2025/397
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1494 - 2025/397 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1494 KARAR NO : 2025/397

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.11.2021 NUMARASI : 2021/478 Esas 2021/917 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 21.03.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10.04.2025

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 30.06.2020 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın yaptığı tek taraflı kazada davacının sorumluluk alanı içindeki yolda bulunan bilgi yön ve trafik işaret levhasına zarar verdiğini, davalıya 12.08.2020 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlık ile sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.638,92 TL maddi tazminatın 23.08.2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili, İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, hasar yönünden bilirkişi raporu alınmasını, davacının davalıya başvurusu üzerine davadan önce 19.04.2021 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından 10.638,92 TL tazminat ödemesi yapıldığını, bu ödemeyle davacının davalı sigorta şirketinden hak ve alacağı kalmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece davanın, haksız fiile dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu, dosyadaki kaza tespit tutanağına göre, 30.06.2020 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında davalıya sigortalı ... plakalı aracın sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile meydana gelen kazada davacıya ait yapı elemanlarına zarar verildiği, davacının 10.08.2020 tarihinde 10.638,92 TL zararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde ödenmesi için davalı sigorta şirketine ihbarda bulunduğu, ödeme yapılmayınca davacı tarafından 24.11.2020 tarihinde arabulucuya başvurulduğu, görüşmede anlaşma yapılamamasına rağmen davalının 19.04.2021 tarihinde davacının talep ettiği 10.638,92 TL’yi davacının bildirdiği banka hesabına yatırdığı, davanın 12.08.2021 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle davacının davalıdan talep ettiği miktarın ödendiği, davacı vekili asıl borç ödense de alacağın ferileri konusunda alacak hakları bulunduğunu beyan etmiş ise de, kural olarak asıl borç ödenmekle faiz ferilerinin de sona erdiği, davacının davalıya ilk başvurusu sırasında faiz talep etmediği, davalının da faizsiz ödeme yaptığı, asıl borç ödendiğinde veya herhangi bir biçimde ortadan kalktığında, ona bağlı faiz ve diğer hakların da ortadan kalktığı, ek alacak niteliğinde olan faizin, esas alacak tahsil edilmedikçe ayrı bir dava ile istenmesine engel bulunmadığı, davacının faiz için ek bir dava açmadığı alacağını talep ettiği bu alacağa bağlı ferileri de aynı dilekçe ile istediği, faizin, asıl borca bağlı olarak doğduğu ve asıl alacağın ödeme veya başka bir sebeple sona ermesi durumunda faiz alacağının da sona erdiği (TBK m. 131/1),faiz alacağının devam etmesi için, sözleşme ile ya da ifa anına kadar (asıl alacak sona ermeden önce) yapılacak bildirimle, ihtirazı kayıtla saklı tutulmuş olması ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğunun anlaşılması gerektiği, davacının davalıya gönderdiği ihtarda banka hesap numarasını bildirdiği, asıl borç ödenmiş, faiz alacakları da davacı tarafından saklı tutulmadığından davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile açılan davanın usulden reddine, dava açılmasına davacının sebebiyet verdiği kabul edilerek yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinden açılan davanın 6100 sayılı HMK' nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş; karara kaşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yasal süresi içerisinde ödeme yapmayan davalının temerrüde düştüğünü, dava konusu trafik kazasından kaynaklı hasar hususunda davalı tarafa 10.08.2020 tarihinde başvuru yapıldığını, başvuru ve gerekli belgelerin davalı yana 12.08.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, tebliğden 10 gün geçmekle başvuruya cevap verilmediğinden davalı sigorta kuruluşunun 23.08.2020 tarihinde temerrüde düştüğünü, arabuluculuk sürecinin anlaşamama olarak tamamlanmasından sonra sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığını, davalının davanın açılmasına kendisi sebebiyet verdiği gibi açıkça huzurdaki davayı da kabul ettiğini, bu nedenle temerrüt süresinin dolması ve arabuluculuk aşamasının tamamlanmasından sonra yasal haklar doğrultusunda davanın açıldığını, yapılan ödeme ile dava davalı yanca kabul edilmiş olup, feriler ve yargılama giderleri bakımından da karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile Yerel Mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE HMK’nın 355 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava; trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli istemine ilişkindir. Davacı vekili, 30.06.2020 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın yaptığı tek taraflı kazada davacının sorumluluk alanı içindeki yolda bulanan bilgi yön ve trafik işaret levhasına zarar verdiğini, davalıya 12.08.2020 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlık ile sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere hasar bedeline mahsuben şimdilik 10.638,92 TL maddi tazminatın 23.08.2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,mahkemece talep konusu alacağın davadan önce ödenmiş olması nedeniyle davanın 6100 sayılı HMK' nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğundan reddine dair verilen karara karşı davacı vekili, temerrütten sonra yapılan ödeme nedeniyle davanın açılmasına neden olan davalının alacağın ferileri ve yargılama giderlerinden sorumlu olduğuna yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür. Türk Borçlar Kanunu'nun 131. maddesinde; "Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Faiz için açılan davada faize hükmolunabilmesi için, asıl alacağın, tahsil edilmemiş veya ihtirazî kayıtla tahsil edilmiş olması gerekir. Faiz yan edim olup, hukuki niteliği itibariyle asıl alacağı genişleten bir yan haktır. Bu nedenle, faiz borcunun varlığı ve devamı, herşeyden önce asıl alacak hakkının varlık ve devamına bağlıdır. Asıl alacak hakkı doğmamışsa faiz borcu da doğmaz. Keza faiz borcu asıl alacak devam ettiği sürece devam eder. Faiz, asıl alacağa bağlı yan hak olduğu için, asıl alacak sona ererse, faiz de sona erer (TBK m 131/1). Alacaklı asıl alacak sona erince, işlemiş faiz alacaklarını isteyebilmek için, bu hakkını saklı tutmak zorundadır. TBK'nın 131/1. maddesine göre, daha önce işlemiş olan faizleri isteme hakkının saklı tutulduğu bildirilmiş veya durumun özelliğinden anlaşılmış olmadıkça, bu faizler istenemez. Somut olayda; davacı vekili 12.08.2021 tarihli dava dilekçesi ile asıl alacağın süresinde ödenmediği iddiası ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.08.2020 tarihli ihtarnameye konu 10.638,92 TL hasar bedelinin temerrüt tarihi olan 23.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini istemiş ise de davadan önce davalı tarafından 19.04.2021 tarihinde ihtarnameye konu 10.638,92 TL hasar bedelinin davacıya ödendiği davacının işlemiş faiz alacak hakkını saklı tutmadığı dolasıyla 6098 sayılı TBK’nın 131/1. maddesi uyarınca asıl borç ödenmiş olmakla davacı aynı Kanunun 131/2. maddesi uyarınca hakkını saklı tutmadığı, bu durumda feri alacak olan faiz hakkı da düşmüş olduğu ve davanın açılmasına davalı sebep olmadığından dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, gerekçede dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde davanın hukuki yarar yokluğundan reddinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL’den mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ikmali işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2024/1494, K. 2025/397, T. 21.03.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-26-hukuk-dairesi-2024-1494-e-2025-397-k-b84975e310e7