Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1468 E. 2026/128 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1468
- Karar No
- 2026/128
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1468
KARAR NO: 2026/128
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/05/2024
NUMARASI : 2022/579 Esas, 2024/398 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 03/02/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili, taraflar arasında davalıya ait sondaj işinin müvekkili davacı yanca KDV dahil 113.280,00 TL bedel karşılığında yapılması için 03/11/2015 tarihli sözleşme yapıldığını, müvekkili davacının sözleşme gereğince üstlendiği tüm edimleri eksiksiz yerine getirdiğini, sözleşmede belirtilen işi zamanından önce tamamladığını, davalı yanca iş bedelinin 50.000,00 TL'sinin müvekkiline parça parça ödendiğini, bakiye iş bedeli için düzenlenen faturanın davalı yanca tebliğ alındığını ancak bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 63.280,00 TL bakiye iş bedelinin 18/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkilinin sözleşme gereğince tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davacının işi eksik ve ayıplı yaptığını, davacı yanın işi görürken ... Yeraltı Suları Teknik Yönetmeliği'nin "Kırıntı Numune" başlıklı 4. maddesine aykırı davrandığ ını, sondaj yapımında her bir metre inildiğinde doğru şekilde numune alınıp numune kutusundaki yerine koyulmasını zorunlu kıldığını ancak davacı yüklenicinin bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının Yönetmeliğin "Teçhiz ve Tecrid İşlemleri " başlıklı 5.maddesi gereğince sondaj yapımı sonrası kuyu logo cihazı ile etüt yapması ve kuyu teçhizi yapması gerekirken yapmadığını, davacının bu ihmallerinden ötürü kuyu debisi ve suyun kalitesinin ciddi anlamda etkilendiğini, yine Yönetmeliğin "Çakıllama" başlıklı 6 .maddesi uyarınca çakılalma işlemini gereği gibi yapmadığını, bu eksikliğin sondja işleminde çok büyük öneme sahip olup suyun berraklığını etkilediğini, davacının ihmal ettiği bu eksikliği müvekkilinin ısrarları üzerine yerine getirdiğini ancak kullandığı çakılların sondaj kuyusuna uygun kalitede olmadığını ve daha da önemlisi uygun miktarda çakıl dökülmediğini, bu aşamadan yeterli verim alınamadığını, iki römork çakıl alabilecek kapasitede iken bir römorktan daha az çakıl ile doldurulduğunu, bu suretle ayıplı ifada bulunduğunu, ayrıca çakılların en önemli olan pompa seviyesine ulaşmadığını, yine yüklenicinin bir diğer asli edimi olan kuyunun temizliğinin davacı yanca yerine getirilmediğini, davacı yanın sözleşmenin 12. Maddesine aykırı hareket ederek sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini 3. kişilere müvekkilinin yazılı onayı olmaksızın devir ettiğini, yapılan işten müvekkilince beklenen fayda sağlanamadığından müvekkilinin TBK'nın 475. Maddesinde düzenlenen sözleşme uyarınca belirlenen bedel üzerinden ayıp oranında indirim yapılması hakkını kullanarak sadece 50.000,00 TL ödemede bulunduğunu, kuyunun mevcut hali ile müvekkili tarafından kullanılması aşırı güç olduğundan müvekkili şirketin sözleşmeden dönme, bedel iadesi ve her türlü tazminat haklarını saklı tuttuğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesiyle, davalının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, bu konuda herhangi bir tespit yaptırılmadığını belirtmiştir.Davalı vekili ikinci cevap dilekçesiyle, taraflarınca ayıp ihbarının davacı yana Beşiktaş Noterliği'nin /01/2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yapıldığını bildirmiştir.Mahkemece ilk olarak 2016/179 Esas - 2018/1225 Karar sayılı kararla, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalara göre, davacı tarafın sondajı yaparken eksik ve hatalı işlemleri olduğu, suyun bulanık ve kirli akmasının davalı tarafından yapılan filtrasyon sistemleri sayesinde çözüme kavuşturulduğu, davalı tarafın eksik ifa iddiasında bulunduğu, bu iddiası kapsamında raporlarda da yer verildiği üzere davacı tarafından ifanın tam olarak yerine getirilmediğine kanaat edildiği, bilirkişilerin belirlemesine göre sondajın bedelinin 48.710,00 TL olduğu, davalı tarafça davacıya 50.000,00 TL ödeme yapıldığı ve davacı tarafın eksik ödendiği belirtilen 63.280,00 TL'nin ödenmesini talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 2019/1625 Esas - 2022/1004 Karar sayılı ilamıyla, mahallinde yapılan keşif akabinde hazırlanan bilirkişi kök ve ek raporlarında işin davacı yanca eksik ve ayıplı yapıldığı tespit edilerek ayıp bedeli hesaplanmış ve mahkemece bu raporlar hükme esas alınmak suretiyle bilirkişilerin belirlemesine göre sondajı bedelinin 48.710,00 TL olduğu, davalı tarafça davacıya 50.000,00 TL ödeme yapıldığı, iş eksik ve ayıplı yapıldığından davacı tarafın bakiye iş bedeli olan 63.280,00 TL'yi talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı yanın davalının işin ayıplı yapıldığına ilişkin taraflarına süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığına yönelik iddiasının mahkemece araştırılmadığı, bu hususa ilişkin delillerin toplanmadığı, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğu, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de kanıtlanabileceği, mahkemece; öncelikle ayıp ihbarıyla ilgili olarak davalının delilleri toplanıp, ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı ve süresinde olup olmadığı saptandıktan sonra, sözleşme tarihine göre yürürlükte bulunan TBK'daki haklar değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrasında, Mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde, istinafa konu kararla, istinaf kaldırma kararı doğrultusunda tanık dinlendiği, bilirkişiden raporlar alındığı, dinlenen tanıklar ve alınan bilirkişi ek raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, özellikle tanık olarak dinlenen davacı firma sahibi ...'in beyanları göz önünde bulundurulduğunda, tarafların anlaşmasına konu sondaj kuyusunun teslimi sırasında dahi davalının taraflarına ''kuyunun çamurlu aktığını söyledi ve biz çalıştırdık test ettik daha sonra temizlenince test ettik'' şeklindeki beyanı dikkate alındığında sondaj işinin bitimi sonrasında kuyunun belirtildiği şekilde çamurlu veya kirli aktığı hususundaki davalı tarafça davacıya yapılan uyarının ve devamında davalı tarafça kuyuya filtreleme malzemelerini veya tesisatını döşemesinin davalı açısından ayıplı bir iş olarak nitelendirildiği, ancak işin yapılması ve halen de davalı tarafça sondajın kullanılması hususu dikkate alındığında davalı tarafça işin gereği %100 sorunsuz teslim edilmemiş ise de bu ayıp oranının işin tamamına teşmil edilerek davacının hiçbir talepte bulunulmayacağına ilişkin yaklaşımının doğru olmadığı, davalının sondajı kullanması ve davacının da ayıplı ifa şeklindeki davranışı bir bütün olarak göz önünde bulundurularak bilirkişi marifetiyle tespit edilen bedelden %30 oranında nefaset kesintisinin yapıldığı, böylece davacının davasının kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, takdiren %30 hak ve nefaset kesintisi yapılarak 44.296,00 TL ‘nin 19/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında;
1-)Mahkemece hükme esas alınan 09.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda, ayıplı ifa nedeniyle belirlenen bedel indiriminin düşük olduğunu, yüklenici nezdinde meydana gelen kusurun süreklilik arz etmesi, müvekkili şirketin ek harcamalar yapmasına yol açması ve kuyudan beklenen faydanın sağlanamaması hususları birlikte değerlendirilerek bedel indiriminin hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin, eserin ayıplı hali ve ayıpsız hali arasındaki fark kadar zarara uğradığını, hem de ayıbı gidermeye yönelik yeni bir filtre sistemi kurarak ek maliyet altına girdiğini, su kuyusunun en temel işlevi olan sulamaya elverişli su çıkarma fonksiyonu hiçbir şekilde yerine getirilmediğinden eserde çok büyük oranda bedel indirimi yapılması gerektiğini,2-)Ayrıca, müvekkilinin filtre sistemi harcamalarının da menfi zarar kapsamında davacının alacaklarından mahsup edilmesi gerektiğini,3-)Ek rapor alınmadan bu hususların anlaşılması imkanı bulunmayıp, eksik incelemeye dayalı karar verildiğini belirterek,kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafında;
1-)Davalı tarafından süresinde yapılmış herhangi bir ayıp ihbarı bulunmadığını, Davalı vekilince kaldırma kararı sonrasında sunulan ve "ayıp ihbarına dair her türlü delilin sunulmasından ibarettir" açıklaması yer alan dilekçede tanık delilinden bahsedilmediğini, davalı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığının bir çok yazılı beyanıyla ikrar edildiğini,Davalı tarafın 01.06.2016 tarihli İkinci Cevap Dilekçesinin 5. sayfasında yer alan 11. maddesinde "... Müvekkil Şirket yapılan bu baskı neticesinde, kendisine teslim edilen işin incelemesini yapmadan, davacıya bir kısım ödeme yapmıştır. Müvekkil Şirketin yapmış olduğu bu ödeme ayıpları tespit ettiği, bildiği ve kabul ettiğini göstermekten ziyade kendisinin hüsnüniyet çerçevesi içinde uzlaşmacı tavrını gözler önüne sermektedir." beyanında bulunduğunu, davalı yana işin teslim tarihinin dosyada sabit olduğu üzere 02.01.2016 olduğunu, davalı yanın kısmi ödeme tarihinin ise 11.01.2016 olduğunu, buna göre davalı tarafın, kuyunun tesliminde sonra 9 gün boyunca ayıp ihbarı için denetim görevini yerine getirmediğini beyan etmekte olduğunu,Davalı tarafın 01.06.2016 tarihli İkinci Cevap Dilekçesinin 4. sayfasında yer alan 10. maddesindeki "Nitekim Müvekkil Şirket bu yöndeki iradesini de Davacının kendilerine gönderdiği ihtarname ve beraberindeki faturaya açıkça itiraz ederek ortaya koymuştur. Müvekkil Şirket'in ayıplı ifa nedeniyle herhangi bir bir bildirimde bulunmadığı iddiasının, 25.01.2016 tarihinde keşide edilen ihtarnameden de açıkça görüleceği üzere gerçek dışı olduğu delillerle sabittir..." beyanıyla da 02.01.2016 tarihinde teslim aldığı kuyu ile ilgili 25.01.2016 tarihli ihtarnameye cevap ile ayıp ihbarında bulunduğunu iddia etmekte olduğunu, bunun da ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını gösterdiğini,Bu beyanlarına göre davalı tarafın tanık ile ayıp ihbarını ispat etmesinin mümkün olmadığını, hem bu zamana kadar sunduğu tüm beyanlarda ayıp ihbarını yazılı olarak yaptığını iddia ettiğini, hem de Mahkemenin ayıp ihbarı ile ilgili delil sunması için verdiği kesin sürede Basiretli Tacir olarak tanık delilinden bahsetmediğini,Bir an için tanık deliline dayanabileceği varsayılsa dahi dinlenen tanıklarla ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispat edemediğini, dinlenen tanıkların da ayıp ihbarında bulunulmadığını beyan ettiklerini, üstelik dinlenen davalı tanıklarının, davalı Şirketin kanuni temsilcisi, davalının uhdesindeki çalışanlar veya iş ilişkisi olan kişiler olduğunu, bağımsız ve tarafsız olarak ifade vermelerinin mümkün olmadığını, buna rağmen ayıp ihbarı ile ilgili bilgileri olmadıklarını beyan ettiklerini,Davalı yanın maddi gerçeğe aykırı olarak ayıp ihbarında bulunduğunu iddia etmesine karşın herhangi bir seçimlik hakkı kullandığından bu zamana kadar bahsetmediğini,Davacının iddia ettiği ayıp ihbarının, ayıp ihbarının koşullarını karşılamadığını, hatta davalı Şirketin kanuni temsilcisi ...'in iddiasına göre, bu şekilde suyun çıkmasının normal olduğu davacı tarafından beyan edilince buna karşı bir itirazda bulunduğundan bahsetmeyerek ve kuyuyu kullanmaya devam ederek, kuyuyu kabul ettiğini ikrar etmekte olduğunu,Davacı yetkilisi ...'in 28.03.2024 tarihli celsedeki ifadesinde açıkça ayıp ihbarında bulunulmadığını, kararlaştırılan ücreti ödemek istemedikleri için davalı yanca bahane olarak ileri sürüldüğünü beyan ettiğini, ancak Mahkemenin gerekçeli kararında bu ifadede geçen ''kuyunun çamurlu aktığını söyledi ve biz çalıştırdık test ettik daha sonra temizlenince test ettik'' beyanını tüm ifadeden ayrıştırarak, gerçek anlamı dışında, sadece lafza bakarak aleyhe değerlendirme yaptığını, evdeki muslukların dahi bir kaç gün kullanılmayınca ilk aktığında bulanık aktığını, ...'in bahsettiği "kuyunun ilk başta bulanık akması ancak sonra berraklaşmasının" her kuyuda istisnasız yaşanan bir vakıa olduğunu,09.06.2023 tarihli Bilirkişi Raporunda da süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı hususunun ortaya konulduğunu,2-)Yapılan kuyunun Devlet Su İşleri görevlilerince denetlendiğini ve mevzuatta yer alan teknik düzenlemelere uygun yapılması sebebiyle su kullanma belgesi verildiğini, davalının bu kuyuyu kullanarak tarımsal üretim yapmakta olduğunu, yasal düzenlemeler gereğince çakıllama işleminin müvekkili tarafından mevzuata uygun şekilde gerçekleştirildiğini,3-)Ayrıca, bilirkişi raporuna aykırı şekilde yapılan %30 hak ve nesafet kesintisinin hukuka ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu, 09.06.2023 tarihli Bilirkişi Raporu'nda tespit edildiği üzere ayıbın oransal karşılığının %7, TL olarak karşılığının ise 7.926,60 TL olduğunu belirterek,kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Taraflar arasında 03/11/2015 tarihli Su Sondaj Sözleşmesi imzalanmıştır. Sondaj Birim Fiyatı konusunda taraflarca belirli bir birim fiyatta yazılı mutabakat sağlanmış ve yapılan iş 04/01/2016 tarihinde faturalandırılmıştır.Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili talebine ilişkin olup, davalı tarafça, işin eksik ve ayıplı yapıldığı, yapılan işten müvekkilince beklenen fayda sağlanamadığından TBK'nın 475. Maddesi kapsamında sözleşme bedelinden ayıp oranında indirim yapılarak sadece 50.000,00 TL ödemede bulunulduğu belirtilerek davanın reddi istenmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesiyle, davalının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı itirazında bulunmuş, davalı vekili ise ikinci cevap dilekçesiyle, taraflarınca ayıp ihbarının 25/01/2016 tarihli ihtarname ile yapıldığını belirtmiştir.Buna göre, sözleşmeye konu kuyunun yapılıp davalıya teslim ediliği ve davalı tarafça toplam 50.000,00 TL ödemede bulunulduğu hususları ihtilafsız olup, taraflar arasındaki ihtilaf, sözleşmeye konu kuyunun ayıplı yapılıp yapılmadığı, ayıplı ise açık mı yoksa gizli ayıplı mı olduğu, davalı iş sahibi tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı, ayıbın niteliğinin TBK'nın 475. Maddesinde düzenlenen iş sahibinin seçimlik haklarından hangisinin kapsamına girdiği, davalı tarafça buna dayalı olarak sözleşme bedelinden yapılan indirim miktarının mevcut ayıpla uyumlu olup olmadığı ve tüm bunların sonucuna göre de davacının bakiye iş bedeli alacağının yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.TBK'nın 474. maddesi gereğince, iş sahibi tarafından, eserin teslimden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirilmesi ve ayıp var ise bunun uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirilmesi gerekmektedir.Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı sonrasında alınan 09.06.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davaya konu ayıp "açık ayıp" olarak nitelendirilmiş ve raporun 10-11. Sayfalarda yapılan değerlendirmeler neticesinde davalı iş sahibinin davaya konu ayıp savunması bakımından süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı görüşünde bulunulmuştur. İstinafa konu kararda ise sadece davacı şirket temsilcisi ...'in tanık olarak alınan beyanındaki bir cümleye dayalı olarak süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu kabul edilmiştir. 28.03.2024 tarihli duruşmada alınan söz konusu beyana bakıldığında davacı yetkilisi ...'in açık bir şekilde "biz kuyuyu teslim ettikten sonra davalı tarafça gerek resmi gerekse şifai bir şekilde sözleşme gereği yaptığımız işin ayıplı olduğuna dair herhangi bir talep veya ihtarname gönderilmedi,.. inşaat sahasına giderek ordaki malzeme ve araçlarımızı aldık, inşaat sahasına yani kuyunun başına gittiğimizde herhangi bir ayıp itirazı yapılmadı" şeklinde beyanda bulunduğu, davalı vekilinin sorusu üzerine ise ''kuyunun çamurlu aktığını söyledi ve biz çalıştırdık test ettik daha sonra temizlenince test ettik'' şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.Davacı yetkilisi ...'in ifadesinin bütünü, davalı iş sahibi tarafından cevap dilekçesinde ve öncesinde 25.01.2016 tarihli ihtarnamede ileri sürülen ayıp iddialarının kapsamı, davalı iş sahibi vekilinin 2. Cevap dilekçesinde açık bir şekilde, belirttikleri ayıpların gizli ayıplar olduklarını, bu nedenle bunları tespit ettikleri zaman 25.01.2016 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarında bulunduklarını ve son ödemeyi (teslimden 9 gün sonraki) teslim edilen kuyuyu incelemeden yaptıklarını belirtmesi, Mahkemece 12.01.2023 tarihli duruşmada Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda davalı vekiline ayıp ihbarına ilişkin delillerini sunması için ihtaratlı olarak verilen sürede sunulan 26.01.2023 tarihli davalı vekili dilekçesinde de ayıp ihbarının 25.01.2016 tarihli ihtarname ile yapıldığının belirtilmesi, davalı tarafça bildirilen tanıkların süresinde ayıp ihbarında bulunulduğuna dair bir anlatımda bulunmaması, kuyunun bitirilip teslim edildiği tarihin 02.01.2016, ihtarname tarihinin 25.01.2016 olması hususları göz önünde bulundurulduğu nda, davalı tarafça cevap dilekçesinde ileri sürülen ayıplara ilişkin olarak makul süre içerisinde davacıya ayıp ihbarında bulunulduğunun sunulan ve toplanan mevcut delillerle ispat edilemediği, buna göre, Mahkemece mevcut gerekçe doğrultusunda davalı tarafça süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu kabul edilerek davanın esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğu, Mahkemece yapılması gerekenin, davalı tarafça mevcut delileriyle süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu ispat edilemediği göz önünde bulundurulmak suretiyle davalı tarafa bu hususta dava dilekçesinde açıkça dayanmış olduğu "yemin kesin delilinin" hatırlatılması ve bu delillin kullanılıp kullanılmama durumuna göre oluşacak sonuçlar dairesinde esas hakkında yeniden bir değerlendirme yapmak olduğu, Mahkemece bu yönde bir uygulamaya gidilmeksizin yazılı olan gerekçe doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinafı incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ......./05/2024 tarih, 2022/.... Esas, 2024/398 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/02/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.