Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/126 E. 2025/1482 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/126
- Karar No
- 2025/1482
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/126 KARAR NO : 2025/1482
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28.11.2023 NUMARASI : 2021/541 Esas 2023/797 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 27.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10.12.2025
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 06.11.2017 tarihinde davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davacı hakkında Katip Çelebi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından 28.06.2021 tarihli rapor düzenlendiğini, davalı ... şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 6.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında geçici iş göremezlik tazminatı talebini 1.404,06 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 217.336,82 TL’ye artırmıştır. Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamasının usul kurallarına aykırı olduğunu, davacı tarafça davadan önce usulüne uygun başvuru yapılamadığını, davalı ... şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, kusur ve maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 21.02.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, kazaya karışan diğer araç sürücüsünün kusursuz olduğunun belirtildiği, davacının sigortalı araçta yolcu konumunda olduğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 26.12.2022 tarihli raporda davacının özür oranının % 5 olduğu, 1 ay süreyle iş göremez halde kaldığının belirlendiği, davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilemediği, ancak araçtan fırlamadığı, davalı tarafça müterafik kusur bulunduğuna dair belge de ibraz edilemediğinden davacının müterafik kusurunun bulunmadığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapor ve 09.03.2023 tarihli ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 1.404,06 TL geçici işgörmezlik tazminatı, 217.336,82 TL sürekli işgörmezlik tazminatı olmak üzere toplam 218.740,88 TL'nin temerrüt tarihi olan 06.08.2021 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davaya konu kazanın 2017 yılında meydana gelmiş olup Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlenmesi gerektiğini, hatalı yönetmelik hükümlerine göre rapor düzenlendiğini ve hükme esas alınmasının doğru olmadığını, maluliyete ilişkin raporda uzman hekimlerin imzası bulunmadığını, maluliyete göre uzman hekim tarafından değerlendirme yapılması gerektiğini, maluliyete ilişkin raporun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenmesi gerektiğini, davacının araçta yolcu konumunda olup arazları kafa bölgesinde olduğunu, tazminattan emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davalı ... şirketinin geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerinden sorumluluğu bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 06.11.2017 tarihinde davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olup davacının yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı kazada davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinde bulunmuş, mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Davalı ... vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna ilişkin istinaf nedenlerinin incelenmesinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda 06.11.2017 tarihinde meydana gelen kazada yaralanan davacı hakkında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 26.12.2022 tarihli raporda, davacının çiğneme bozukluğu nedeniyle özür oranının % 5 olduğu, 1 ay süreyle iş göremez halde kaldığının belirlendiği, raporun davacı muayene edilerek ve hakkında düzenlenmiş tedavi evrakları değerlendirilmek suretiyle Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümlerine göze düzenlendiği, raporun gerek başlangıç kısmında ve gerek içeriğinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiğinin ifade edildiği, sonuç bölümünde farklı yönetmelik yazılmış olmasının maddi hata niteliğinde olduğu anlaşıldığından hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 2-Davalı ... vekili, geçici iş göremezlik tazminatından davalı ... şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde "Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği" belirtilmiştir. Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zarardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı ... şirketinin geçici işgöremezlik zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir. 3-Türk Borçlar Kanunu'nun "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Davalı ... vekili, sigortalı araçta yolcu konumunda olan davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı belirlenerek müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirlenemediği, araçtan fırladığı yönünde bir tespit bulunmadığı, davacının kaza sonucu yüzünde ve yanağında cam kesisi meydana geldiği hususları toplanan tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde davacının yaralanması ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasında illiyet bağı bulunduğunun ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik yoktur. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 14.942,18 TL istinaf harcından peşin alınan 3.735,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.207,18 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 27.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.