Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 2024/123 E. 2025/553 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/123
- Karar No
- 2025/553
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....
T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ..... KARAR NO : .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/10/2023 NUMARASI : ... Esas - ... Karar
DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLLERİ: Av...... Av..... DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak İSTİNAF KARAR TARİHİ : 27/03/2025 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 15/04/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 27/12/2021 tarihli ........ Bölge Şefliği Binası Yapım İşi işine ait sözleşme imzalandığını, davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında işe başlamasına rağmen davalı işverenin edimlerini yerine getirmediğini, hiçbir ödeme yapmadığını, inşaat maliyetlerinde anormal artışlar meydana geldiğini, bu artışlar nedeniyle fiyat farkı talep edilmesine rağmen davalı tarafından kabul edilmediğini, mevsim koşullarına rağmen işin tamamlanması için uygun olmayan süreler verildiğini beyan ederek, taraflar arasındaki sözleşmenin aşırı ifa güçlüğü nedeniyle feshine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacının dava tarihine kadar tamamladığı işlerden dolayı 100 TL. ve fiyat farkından dolayı 100 TL. olmak üzere 200 TL.'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, sözleşme gereğince davacı tarafından davalıya teslim edilen ........ Bankası Konya Şubesine ait 24/12/2021 tarihli 20.000 TL. ve 21.500 TL. olmak üzere toplam 41.500 TL. 2 teminat mektubunun da davalı tarafından davacıya iadesine, bu teminat mektuplarının irat kaydedilmesi halinde ise bedellerinin irat kaydedildiği tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin feshini talep etmesi üzerine taraflar arasındaki sözleşmenin ihale komisyonunun 14/07/2022 tarihli kararı ile feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "...Dava, "Sözleşmenin Feshi ve Alacak ile Teminat Mektubunun İadesi" davasıdır. Somut olayda ; taraflar arasında 27/12/2021 tarihli iş yapım sözleşmesi imzalandığı, işin toplam bedelinin 690.000 TL.+KDV olduğu, sözleşme gereğince davacı yükleniciden davalı idare (işveren) tarafından toplam 41.500 TL.'lik 2 teminat mektubu alındığı, işe sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 3 gün içinde yer teslimi yapılarak başlanacağı ve yer tesliminden itibaren de 40 gün içerisinde tamamlanacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Her ne kadar, davacı tarafından sözleşmenin haklı sebeplerle (aşırı ifa güçlüğü) feshi dava yoluyla talep edilmiş ise de; davacının veya davalının dava yoluna başvurmadan da sözleşmeyi tek taraflı (ve karşı tarafın ulaşması gereken) irade beyanı ile feshetmesi mümkün olduğundan, sözleşmenin feshi için dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, davalı taraf davadan önce ihale komisyonu kararı ile 14/07/2022 tarihinde taraflar arasındaki sözleşmeyi feshetmiştir. Hukuki yarar, her aşamada ve re'sen gözetilmesi gereken bir dava şartı (6100 s. HMK'nin 114/1-h, 115/1. maddeleri) olduğundan, sözleşmenin feshine ilişkin talep yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın yapılan iş bedeline ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan bilirkişi heyetinin 09/05/2023 tarihli raporuna göre, davacının yaptığı iş bedelinin 164.270,63 TL.+KDV=193.861,02 TL. olduğu, davalı tarafın ödemeye ilişkin herhangi iddia ve ispatta bulunmaması nedeniyle hiçbir ödemenin yapılmadığı belirlenmiş, davacının işin yapılan kısmına yönelik alacağının 193.861.02 TL. olduğu kabul edilmiştir. Davacı 25/07/2023 tarihli ıslah dilekçesiyle, bu talep yönünden alacaklarını 193.861.02 TL.'ye yükselttiğinden, bu alacağın dava dilekçesinde istenilen 100 TL.'lik kısmının dava tarihinden, kalan kısmının ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin gerektiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ilişkin ticari ilişki olup, davacının ya yasal faiz ya da avans faizi istemesi mümkün iken, ticari reeskont faizi talep etmesi ve talepten fazlaya karar verilemeyecek olması nedeniyle, hükmedilen alacağa ticari avans faizini geçmemek kaydıyla reeskont faizi yürütülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı tarafın fiyat farkına yönelik talebi yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesine göre, yüklenicinin gerek sözleşme süresi, gerekse uzatılan süre içerisinde sözleşmenin tamamen ifasına kadar vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerdeki artış veya yeni mali yükümlülüklerin iddiası nedeniyle fiyat farkı talebinde bulunamayacağı, ancak mücbir sebepler veya idareden kaynaklanan nedenlerle işin bitim tarihinin uzatımı verilmek suretiyle uzatılması halinde fiyat farkı verilebileceği kararlaştırılmıştır. Bilirkişi heyetinin raporuna göre, dava konusu işin bitim süresi 40 gün olmasına rağmen davacının talebi üzerine 85 günlük ek uzatma süresi verildiği, inşaat maliyetlerindeki artışın basiretli bir tacir olarak davacının öngörmesi gereken artışlar düzeyinde olduğu ve davacının ekonomik mahvına sebebiyet verecek düzeyde olmadığı, idareden kaynaklanan uzatmanın söz konusu olmadığı, dolayısıyla fiyat farkı verilmesinin sözleşmede öngörülen şartlarının oluşmadığı anlaşılmış, davacının fiyat farkına ilişkin 129.510,96 TL.+KDV=152.822.93 TL.'lik talebinin ispat edilememesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın toplam 41.500 TL. bedelli 2 adet teminat mektubunun iadesi veya bedelinin ödenmesine yönelik talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; taraflar arasındaki sözleşmenin 25/1 ve 25/3. maddesine göre, bu sözleşmede belirtilen süre uzatımı halleri hariç, yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak işi süresinde bitirmemesi halinde en az 10 gün süreli yazılı ihtar yapılarak gecikme cezası uygulanacağı, ihtarda belirtilen sürenin bitmesine rağmen aynı durumun devam etmesi halinde ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminatın gelir kaydedileceği ve sözleşmenin feshedilerek hesabın genel hükümlere göre tasfiye edileceği kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre işin bitim süresinin 40 gün olmasına rağmen, davacının talebi üzerine ek 85 günlük uzatma süresi verildiği ve bu uzatma süresinin 02/05/2022 tarihinde sona erdiği, idarenin 2. bir ek süre vermek suretiyle işin 22/06/2022 tarihine kadar bitirilmesini istediği görülmüştür. Davalı tarafından Ereğli.....Noterliğinin 23/06/2022 gün ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacı tarafa ihtarname gönderilmiş, işin yapılmadığı ve uzatma süreleri anlatılmış ve ihtarnamenin tebliğinden itibaren 10 takvim günü içerisinde işin bitirilmesi istenilmiş, bitirilmemesi halinde kesin teminatın gelir kaydedileceği ihtar edilmiş, ihtarname davacı tarafa 28/06/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Tebliğden itibaren 10 günlük süre 09/07/2023 tarihinde sona erdiği halde, bu süre içerisinde de işler bitirilmemiş ve davacının teslim ettiği teminat mektuplarının davadan önce 09/07/2023 tarihinde davalı tarafından irat kaydedilmesinin şartları oluştuğu görüldüğünden, davacının teminat mektuplarına yönelik de taleplerinin de ispat edilememesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş ve 22/12/2022 tarihli dava şartı arabuluculuk uzlaşmazlık son tutanağı düzenlenmiş ise de; sözleşmenin feshi ile birlikte istenilen alacak talepleri yönünden dava zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığından, arabulucuk tutanağında zorunlu arabuluculuk yazılsa dahi Mahkememizce bu arabuluculuğun zorunlu değil, ihtiyari arabuluculuk olduğu kabul edilmiştir. 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu davadaki yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacının sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmıştır. Dava görevsizlik kararı ile Mahkememize intikal etmiş ise de; davanın yetkili ve görevli Mahkememizce esastan sonuçlandırılıp, taraflar lehine vekalet ücretine hükmedildiği için Yargıtay HGK'nun 28.02.2019 gün ve 2017/2-3004 E. 2019/217 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, görevsizlik kararından dolayı davalı vekili için davalı lehine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle 1-Davacının davasının KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile davacının; a)Aşırı ifa güçlüğü nedeniyle, taraflar arasındaki 27/12/2021 tarihli sözleşmenin feshi talebinin hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, b)İş bedeline ilişkin alacak talebi yönünden (%18 KDV dahil) 193.861,02 TL.'nin, 100 TL.'sinin dava tarihi olan 19/07/2022 tarihinden itibaren, kalan 193.761,02 TL.'nin ıslah tarihi olan 25/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek (avans faizini geçmemek kaydıyla) reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c)Fiyat farkı bedeline ilişkin (%18 KDV dahil) 152.822,93 TL.'lik alacak talebinin REDDİNE, ç)Toplam 41.500 TL. bedelli 2 adet teminat mektubu bedelinin iadesi veya bedellerinin (41.500 TL.'nin) teminat mektuplarının irat kaydedildiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebinin reddine, karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece istinaf talebinin yapılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin 03.11.2023 tarihli muhtırasının açık olmadığı gibi, muhtırada istinaf harçlarının yatırılması gerektiği yerin sınırlandırıldığını ve bulundukları yer Adliye Hukuk Mahkemeleri Veznelerine yatırılmasının şartı konulduğunu, muhtırada istinaf giderlerinin yatırılmaması halinde sonuçların açık bir biçimde ihtar edilmediğini, bu nedenle muhtıranın geçersiz olduğunu, 10.11.2023 tarihli dilekçe ile de istinaf talebinde bulunulduğunu, 02.11.2023 tarihli dilekçelerinin tarihi itibarıyla davalı tarafın istinaf talebi mevcut olmadığını, davalı tarafın istinaf talebinin 03.11.2023 tarihinde olduğunu, ek istinaf taleplerinin tarihi itibarıyla katılma yoluyla istinaf yasa yoluna başvuru haklarının bulunduğunu,10.11.2023 tarihli dilekçelerinde konu bölümünde ek istinaf taleplerinin mevcut olduğunu, 10.11.2023 tarihli dilekçenin ilgili kısımlarını katılma yoluyla istinaf talebi olarak kabul edilmesi gerektiğini, kararın bu dilekçedeki istinaf sebepleri ve dosya kapsamındaki taleplerine aykırı kısımlar yönünden kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek istinaf talebinin kabulü ile istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına ilişkin kararı kaldırılarak istinaf taleplerinin incelenerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre; 5(a) maddesinde belirtilen yüzde ve hak ediş bedelinin hatalı olduğunu, zira raporda 5(b) maddesinde 'T.C. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/1346 Esas, 2022/2836 Karar sayılı, 25.05.2022 tarihli kararında “….kararlaştırılan işler toplam olarak kararlaştırıldığından 6098 Sayılı TBK'nın 480. maddesinde ifade edilen götürü bedelli sözleşmedir. Dairemizin içtihatları ve yerleşik uygulamalarında götürü bedelli işlerde işin tamamının yapılmamış olması halinde hakedilen bedelin, gerçekleştirilen imalâtın işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilerek, bu oranın götürü bedele uygulanarak hesaplanacağı kabul edilmektedir…. dosya kapsamından sözleşme gereği imal edilmesi gereken dört hattın 21.02.2015 tarihli sevk irsaliyesi ile davalı şirkete teslim edildiği, ancak sadece bir hattın kurulumunun yapıldığı anlaşılmıştır. O halde mahkemece yapılacak iş; davacı yüklenicinin işin bir kısmı için kurulum yapmadığı gözetilerek ve kurulum bedelinin sözleşme bedeli içindeki oranı tespit edilerek, işin fiziki tamamlanma oranının bulunup, bu oranı sözleşme bedeli olan 63.000 Euro+KDV götürü bedele uygulamak suretiyle yüklenicinin sözleşme kapsamında hak ettiği iş bedelini bulmak ve bulunan iş bedelinden 23.452,50 Euro ödemenin mahsubundan sonra taleple bağlı kalınarak hüküm kurmaktan ibarettir…” denildiğini ancak raporun Yargıtay kararına uygun düzenlenmediğini belirterek istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar re'sen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; eser sözleşmesinden haklı nedenle dönme nedeniyle iş bedeli fiyat farkı ve teminat mektubu alacağı istemine ilişkindir. Öncelikle davacı vekilinin istinaf harçlarını yerine getirmediğinden yapılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de; davalı vekilinin istinaf talebi üzerine süresinde sunduğu ve harçlarını ikmal ettiği dilekçenin katılma yoluyla istinaf talebi olduğu kabul edilerek ilk derece mahkemesinin 13/12/2023 tarihli davacı şirketin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Eldeki davadaki uyuşmazlığının giderilmesi açısından eda davaları hakkında bilgi verilmesi gerekir. Eda (edim) davaları, davalının mahkemeden bir şey vermesi, yapması ya da yapmamasının hüküm altına alınmasının istendiği davalar olup, eda davasının konusunu hem kişisel hem de ayni haklar oluşturabilir. Eda davasının kabulüne ilişkin kararlar davacının dayandığı hukuki durumun varlığını tespit etmekte olup cebri icraya elverişlidir. Eda davasının esastan reddine ilişkin kararlar ise yalnızca davacının dayandığı hak ve hukuksal ilişkinin mevcut olmadığını tespit ettikleri için olumsuz tespit hükmü niteliğindedir. Eda davası açılması mümkün olan hallerde tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Çünkü, yukarıda da belirtildiği üzere eda davası sonunda verilen hüküm ile, aynı zamanda dava konusu hukuki ilişkinin var olup olmadığı da tespit edilir ve ondan sonra bu tespite dayalı olarak eda hükmü kurulur. Hemen belirtmek gerekir ki; yasalarda sözleşmenin feshinin bazı koşullara bağlı tutulduğu istisnalar dışında, sözleşmeden dönme (fesih), mahkeme kararına gerek olmaksızın ileri sürülebilen, karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan, karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran, karşı tarafa ulaştıktan sonra tek taraflı geri alınması mümkün bulunmayan bozucu yenilik doğuran tek taraflı irade beyanıdır. Genel kural bu olsa da kat karşılığı inşaat sözleşmesi, kira sözleşmesi, iş sözleşmesi gibi bazı sözleşmeler yönünden yasalarda öngörülen sınırlayıcı kurallardan doğan istisnalar da mevcuttur. Nakit bedel karşılığı eser sözleşmeleri yönünden ise sınırlayıcı istisnai bir kural bulunmadığından mahkeme kararına gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeden dönme mümkündür. Hukuk Genel Kurulu'nun 08.11.2006 tarih 2006/15-702 Esas, 2006/691 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 6. HD'nin 04.06.1998 tarih 1998/513 Esas, 1998/2377 Karar sayılı kararında da bedel karşılığı eser sözleşmesinden dönme için tek taraflı irade beyanının yeterli olduğu benimsenmiştir. Tek taraflı irade beyanı ile dönme (fesih) mümkün olmakla birlikte, sözleşmeyi haksız ya da kusuruyla fesheden taraf, fesih bildiriminin sonuçlarına da katlanmak durumundadır. Fesih sonucu zarara uğrayan kimse koşulları mevcutsa haksız fesih sebebiyle uğradığı zararlarının tazminini isteyebilir. Bu bağlamda eldeki davada davacı yüklenici tarafından sözleşmeden dönüldüğü anlaşılmakta olup davanın sözleşmeden dönmenin haklı nedenle olduğunun tespiti ile alacak istemine ilişkin olduğu kabul edilmelidir. 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesinde; " Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca 6235 Sayılı HUAK’nın 18/A-2. Bendine göre, “Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” hükmü mevcuttur. Bu hüküm uyarınca “herhangi bir işlem yapılmadan” tabirinden kasıt arabulucuya başvuru için taraflara süre verilmeyeceği, başka hiçbir usuli işlem yapılmadan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğidir. Bu nedenle, yasanın çok açık hükmü karşısında zorunlu arabuluculukta arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı davadan önce gerçekleştirilmek zorunda olup HMK’nın 115/2.maddesi kapsamında tamamlanabilir bir dava şartı olarak görülmemiştir.( Emsal Yargıtay 6. HD'nin 27/03/2024 tarih, 2024/362 Esas ve 2024/748 Karar sayılı ilamı) Somut olayda davacı yüklenici tarafından eldeki davanın 19/07/2022 tarihinde Ereğli Asliye Hukuk Mahkemesinde ikame edildiği, mahkemece 19/07/2022 tarih, ... Esas ve ..... Karar sayılı ilamının istinaf edilmesi üzerine dairemizin 12/10/2022 tarih, ... Esas ve ..... Karar sayılı istinaf talebinin esastan reddi kararı ile kesinleşerek dosyanın Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra 29/11/2022 tarihinde davacının dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Eldeki dava ticari dava olup özü itibariyle eser sözleşmesinden kaynaklanan haklı nedenle dönme nedeniyle alacak istemine ilişkin olduğundan dava tarihi itibariyle TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Dairemizce de benimsenen emsal içtihatta bahsedildiği üzere yasanın çok açık hükmü karşısında zorunlu arabuluculukta arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı davadan önce gerçekleştirilmek zorunda olup HMK’nın 115/2.maddesi kapsamında tamamlanabilir bir dava şartı değildir. Mahkemece bu hususlar gözetilerek arabuluculuğa ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek karar evrilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 6100 HMK’nın 353/1-a-4 maddesi gereğince Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/10/2023 tarihli ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcının İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine, Davalı tarafından yatırılan 3.310,66 TL istinaf karar ve ilam harcının İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Karar tebliğ ve harç iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a maddesi uyarınca, kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.27/03/2025
..... Başkan ... ¸e-imzalıdır.
..... Üye ... ¸e-imzalıdır.
..... Üye ... ¸e-imzalıdır.
..... Katip ... ¸e-imzalıdır.
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸