Bölge Adliye Mahkemesi · Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 2023/879 E. 2025/946 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/879
- Karar No
- 2025/946
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/879 - 2025/946 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/879 KARAR NO : 2025/946 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2022 NUMARASI : ... Esas, ... Karar DAVACI : ... YAPI ELEMANLARI ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1 -... TİCARET VE NAKLİYAT ANONİM ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. 2 -... İNŞAAT MÜHENDİSLİK MADENCİLİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. 3 -... KÖMÜR ÇELİK SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. 4 -... MADENCİLİK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. 5 -... MADENCİLİK İNŞAAT VE NAKLİYECİLİK SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. 6 -... KÖMÜR TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. 7 -... TARIM SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - VEKİLLERİ : Av. DAVANIN KONUSU : Komşuluk Hukukundan Kaynaklanan El atmanın Önlenmesi ve Zarar Verici Faaliyetlerin Durdurulması, Eski Hale İade DAVA TARİHİ : 04/01/2022
DAİRE KARAR TARİHİ : 24/06/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/06/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK'nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili ilk derece mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın 1965 yılında İrlanda'da kurulduğunu, günümüzde yüksek performanslı yalıtım ve bina kabuğu çözümlerinde dünyanın sayılı lider firmalarından biri olarak üretim faaliyetlerine ... Serbest Bölgesi içerisinde devam ettiğini, karşı taraf olarak göstermiş oldukları sınır komşusu davalı firmaların tümüne dilekçe ekinde de sundukları ve dava konusuna ilişkin ihtarnamelerin 25/11/2020 tarihinde gönderdiğini, bu ihtamamede müvekkili ile sınır komşusu olan ilgili firmaların tesislerinde gerçekleştirmiş oldukları kömür depolama, eleme ve paketleme faaliyetleri ile alakalı olarak gerek işçi sağlığı yönünden gerekse çevre ve görüntü kirliliği ve sair yönlerden duyulan rahatsızlıkların ihtar yolu ile dile getirildiğini, ilgili firmaların ticari faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan ve çok geniş bir alana yayılan maden ve kömür tozları ve atıkları müvekkili firmada çalışan işçilerin sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini, müvekkili firmanın sınırları içerisinde gerek kapalı alan gerekse açık alanlarda çevre ve görüntü kirliliği oluşturduğunu, müvekkilinin üretim faaliyetlerinde kullanmış olduğu hassas elektronik alet ve cihazların sağlıklı ve güvenli çalışmalarını etkileyip üretim sistemini bozduğunu, yangın çıkmasına sebebiyet verme ihtimali bulunduğunu ve bu durumların müvekkiline ek maliyetler yüklediğini, müvekkilinin bu hususta üretim maliyetlerini azaltmak, güneş enerjisinden elektrik ve ısı enerjisi üretmek için fabrika binasının üzerine Solar Sistem kurmak istediğini, bu amaçla fabrikaya gelen uzman mühendislerin yaptıkları fizibilite çalışmalarında çevreye yayılan kömür tozu ve artıklarının bu sistemin kurulmasına engel olduğunu, bu durumun müvekkili açısından sıkıntı yarattığını iddia ederek davalıların çevre kirliliğine neden olmak sureti ile müvekkilinin iş yerine yaptıkları müdahalenin men'i ile sebebiyet verdikleri zarara vaki faaliyetlerinin durdurulmasına ve eski hale iade taleplerine yönelik davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, dava dilekçesinde tarafların ticaret şirketi oldukları ve ticari faaliyetlerinden kaynaklanan ihtilaf olduğundan bahisle uyuşmazlıkta Adana Ticaret Mahkemelerinin görevli ve yetkili olduğu kanaatini belirtmiş ise de genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, yetki konusuna gelince, tarafların işbu davaya konu işletmelerinin Ceyhan ilçesi sınırları içinde yer alması nedeniyle yargı çevresi bakımından Ceyhan Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı yanın müvekkili ... firmasına yönelik olarak ileri sürdüğü ilgili mevzuat hükümlerine güya uyulmadığı, işyerinde çevre ve sağlık önlemlerinin alınmadığı yolundaki, maddi gerçeğe ve resmi kayıtlara uymayan, asılsız iddia ve taleplerinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, 2003 yılından beri yurt dışından kömür ithal ederek, kendisine ait tescilli markalarla tüm yurt sathında kömür pazarlama ve satışıyla uğraşmakta olan müvekkili ...'nin 14 yıldır faaliyet gösteren Adana/Ceyhan'daki işyerinde de, diğer tüm tesislerinde yapıldığı üzere, ithal edilen kömürler elenip boyutlarına göre paketlendikten sonra davalı şirketin bölgedeki bayilerine sevk edildiğini, müvekkili davalı şirketin tesisinde, Adana Valiliği İl Çevre Müdürlüğünce 2872 Sayılı Çevre Kanunu / Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği kapsamında kendisine verilen Çevre İzin Belgesine dayalı olarak faaliyetlerini sürdürdüğü gibi ayrıca Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Belgesini de aldığını, ayrıca, müvekkili ... firmasına ait tesise, Adana Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından, tesiste kömür nemlendirme, yağış ve tesis içi yolların sulanmasından kaynaklı atık suların çökertme havuzlarında çökertildikten sonra tekrar tesis içi yolların sulanmasında kullanılacağına ve alıcı ortama atıksu deşarjı yapılmayacağına dair 20.11.2018 Tarihli ... No.lu Atıksu Arıtma/Derin Deniz Deşarjı Tesisi Proje Onay Genelgesi kapsamında uygunluk raporu verilmiş olmakla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat Müh. Mad. San. ve Tic. A.Ş. vekili ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açılmış olup usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirket söz konusu alanı tüm fenni koşullara uygun olarak kullandığını, müvekkili Şirket’in ithal ettiği kömür, niteliği itibariyle toz değil, büyük parçalı kömürler olduğunu, bu sebeple söz konusu alanda müvekkili şirket’in kullandığı kömürün herhangi bir toz veya başkaca çevre kirliliğine yol açmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket hem çevre hem de kendi bünyesinde çalıştırdığı işçilerin sağlığı açısından da riski en aza indirgemek adına sahada, levhalar ve ağaçlar ile gerekli tertibatı aldığını, yollara beton döküldüğünü, 18 adet döner başlıklı fıskiye ve arazözler ile sürekli sulama yapıldığını, iz bırakacak yakıt sistemi kullanmayarak toz yapıcı üretim yapılmadığını kömürün üzerinin nemli bir tabaka halinde tutularak savurma yapılmadan ekleme ve boşaltma yapılmakta olduğunu, konveyörlerin ve taşıyıcı bantların üzeri kapalı tutularak, ince malzemelerin üstü naylon branda ile kapatıldığını, müvekkili şirket faaliyetinin hiçbir surette davacı tarafından ileri sürüldüğü şekilde toz, is, kurum, gürültü kirliliği, vibrasyon vb. ne yol açmadığını, davaya konu işletme müvekkili şirket tarafından tüm gerekli çevresel yasal izin ve ruhsatlar neticesinde işletilmekte olup dosya kapsamında müvekkilinin faaliyetlerinin durdurulmasının mümkün olmadığını, davacının uğramış olduğu zararı ispat etmesi gerektiğini belirterek her türlü yasal hakları saklı kalmak kaydıyla davacı tarafından açılan haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Kömür Çelik Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevine itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin faaliyeti Ceyhan İlçesinde olup, işbu davaya Ceyhan İlçesinde bulunan mahkemelerin bakması gerektiğini, Müvekkilim faaliyetlerini yetkili makamlardan almış olduğu ruhsatlara ve mevzuata uygun olarak yürütüldüğünü Çevre Kirliliğine neden olması halinde Kamu Kurumlarının ağır müeyyideler uygulanacağını, ayrıca müvekkilimin tesisinde kömür eleme işlemi yapılmadığını, bunun dışında, toza neden olacak bir faaliyet de bulunmadığını belirterek davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Madencilik ve Nak. San. Tic. Ltd. Şti. vekili ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafin 25.11.2020 tarihli ihtamamesine karsılık ... Noterliği 23.12.2020 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarmamelerinde de belirttikleri üzere; müvekkili şirketin faaliyet göstermiş olduğu alanda alınması gerekli tüm tedbir ve izinleri almış olduğunu, bu hususta genelge, yönetmelik ve kanun kapsamında üzerine düşen tüm yasal sorumlulukları yerine getirdiğini, her daim çevrenin korunması bilinci ile hareket ettiğini, müvekkili şirketin faaliyetleri sonucunda çevreye yayılan bir körnür tozu veyahut çevreye zararlı bir atık söz konusu olmadığını, kaldı ki müvekkil şirkete ait huzurdaki davaya konu tesisin uzun süredir neredeyse faaliyet göstermediğini. söz konusu şirket neredeyse kullanımda dahi değilken müvekkili şirketin her iki yılda bir Hava Emisyonu Ölçüm raporları aldırdığını ve bu ölçüm sonuçlarının hiçbir zaman olması gerekenin üstünde çıkmadığını, en son aldırılan Hava Emisyon Ölçüm raporunun ise Mahkemeye sunulduğunu iddia ederek usul ve yasaya aykırı mesnetsiz davanın reddini talep etmektedir. Davalı ... Kömür Ticaret A.Ş. vekili ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye'nin sayılı kömür ithalatçısı şirketlerinden olup ana faaliyet alanının kömür ithalatı, eleme ve paketleme olduğunu, söz konusu alanın kömür depolama alanı olarak kullanıldığını, zararın ne olduğu ve ne zaman doğduğu belli olmadığından zamanaşımı defini yinelediklerini, müvekkili şirketin 2009 yılından beri faaliyette olduğunu, tüm faaliyetlerinin kanun ve usüle uygun olarak devamı ettiğini, genelge, yönetmelik ve kanun kapsamında üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, müvekkili şirketten çevreye yayılan bir kömür tozu ve atığın asla mevcut olmadığını, müvekkilİ şirket'in ithal ettiği kömürün, niteliği itibariyle toz değil, büyük parçalı kömürler olduğunu, şirket çalışanlarında iddia edildiği şekilde bir sağlık sorunu olmadığı gibi müvekkili tarafından sağlıklı şartlarda çalışma yapılması için yüksek özen gösterildiğini, iş sağlığı ve güvenliği ilkeleri kapsamında her türlü kontrol ve taramaların da yapıldığını iddia ederek haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmektedir. Davalı ... Tarım A.Ş. ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin faaliyetini tamamen yetkili makamlardan almış olduğu çevre izni ve lisansı çerçevesinde ilgili mevzuat hükümleri ve çevre kurallarına uygun olarak yürütmekte olduğunu, çevre kirliliğine neden olacak yada insan sağlığını tehlikeye düşürecek bir eylemi bulunmadığını, sahip olduğu mülkiyet hakkını tamamen hukuk düzeni sınırları içerisinde kullandığını, tanıklarının müvekkili şirketin faaliyetinin mevzuata uygun olarak yapıldığına dair bilgi sahibi olduklarını, gerekli tüm önlemlerin alındığını bildiklerini iddia ederek haksız olan davanın reddini talep etmektedir. Davalı ... Ticaret ve Nakliyat A.Ş. ilk derece mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın sektörde çok uzun süre faaliyette bulunmakta olup bu süreçte başla çevre mevzuatı olmak üzere tüm yasal mükellefiyetlerini çevrenin korunması bilincine sahip olarak istisnasız yerine getirdiğini, Müvekkilinin başta çevre kanunu hükümleri olmak üzere yönetmelik hükümlerine istinaden gerekli olan yasal izinlere sahip olduğunu, faaliyetlerini bu yasal çerçevede yürüttüğünü, müvekkilinin başta ÇED belgesinin dayanağı Proje tanıtım dosyamızda belirtilen taahhütleri yerine getirdiği gibi diğer tüm yasal kısıtlamaları yerine getirdiğinden mülkiyet hakkını taşkın kullanıldığından bahis edilemeyeceğini iddia ederek usul ve yasaya aykırı işbu davanın reddini talep etmektedir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; Dava dilekçesinde, davacıya ait Adana ... Serbest Bölgede bulunan işyerinin ve faaliyetlerinin davalı şirketlere ait çevredeki kömür işletmelerinin faaliyetleri nedeniyle zarara uğradığı, davalıların özetle çevreyi kirlettikleri, işçilerinin hastalanmalarına sebebiyet verdikleri elektrik ve su üretimi için toz nedeniyle solar enerji sistemi kuramadıkları iddiasıyla komşuları olan davalılara ait işletmelerden kendilerine verilen zararların haksız fiil olarak belirlenmesi bu haksız fiile ilişkin faaliyetlerinin durdurulması, önlenmesi ve eski hale iadesinin talep edildiği, davalı taraflarca özet olarak mevzuat çerçevesinde alınması lazım gelen izin ve ruhsatların alıp faaliyette bulundukları, davacının iddiası gibi çevreye zarar verici faaliyette bulunmadıkları belirtilerek davanın reddine yönelik savunmalarda bulunduklarını, mahkemece davacı ve davalı şirketlere ait ticaret sicil kayıtlarının dosya arasına alındığı, olay mahallinde kolluk araştırması yapıldığı, davacı çalışanlarının SGK'dan listesinin alındığı, dayanılan tanıkların dinlenildiği, çevre müdürlüğünden davalının kayıtlarının getirtildiği, taraflara iddia ve savunma hakları, delil öne sürme haklarının hatırlatıldığını, delillerinin toplandığını, mahallinde refakata alınan işletme alanında öğretim üyesi mali müşavir, kimya mühendisi, çevre mühendisi harita mühendisi, iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ile birlikte yapılan keşif sonrası bilirkişiler kurulundan rapor alındığını, dosya içeriğine göre davalıların davacıya iddia edilen şekilde zarar verdiklerine dair dosya kapsamında usulü dairesince öne sürülen ve toplanan bir delil bulunmadığını, iddialarının ispatlanamadığını gerekçe olarak belirtip davanın reddine yönelik karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf olarak bildirmiş oldukları sınır komşusu firmaların yapmış olduğu kömürcülük faaliyetleri nedeni ile dava dilekçesinde de ayrıntılı bir şekilde açıkladıkları üzere müvekkilinin ticari işletmesine ve ticari hayatına ciddi bir şekilde zarar verdiğini, iş bu zarar bilirkişi raporu ile de ispatlandığını, davalı firmaların gerçekleştirmiş oldukları kömür depolama, eleme ve paketleme faaliyetleri ile alakalı olarak gerek işçi sağlığı yönünden gerekse çevre ve görüntü kirliliği ve sair yönlerden müvekkili firmayı ciddi bir şekilde rahatsız eden faaliyetler içerisinde olduklarını, yine müvekkili firmada çalışan işçilerin sağlığının ciddi şekilde tehdit edildiğini, müvekkili firma sınırları içerisinde gerek kapalı alan gerekse açık alanlarda çevre ve görüntü kirliliği oluşturduğunu, müvekkilinin üretim faaliyetlerinde kullanmış olduğu hassas elektronik alet ve cihazların sağlıklı ve güvenli çalışmalarını etkileyip üretim sistemini bozduğunu, yangın çıkmasına sebebiyet verme ihtimalinin bulunduğunu ve müvekkiline ek maliyetler yüklediğini, yapılan keşif sonucu bilirkişilerin vermiş olduğu raporlarda, iddia ettikleri hiçbir hususun araştırılmadığını, teknolojik gelişmeler sonucunda, bilerek veya bilmeyerek bir takım çevre kirliliklerine sebep olunmakta ve bunun sonucunda da toplumsal veya kişisel zararlar doğduğunu, hukuk devleti anlayışı gereğince, herhangi bir kimsenin faaliyetinden zarar gören kimselerin bu zararlarının karşılanması, giderilmesi gerektiğini, zararlar, gerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi tehlike taşıyan bir faaliyette bulunmaktan da kaynaklanabileceğini, temel hak ve özgürlüklerin yaşanabilmesi, elverişli ve sağlıklı bir çevrenin bulunması ile mümkün olacağını, çevrenin, tüm hakların kullanılabileceği fiziksel ortamları ve mekanı oluşturduğundan, bu mekanın güvence altına alınması aynı zamanda diğer hakların içinde kullanılabileceği ortamın da güvenceye kavuşturulması anlamına geldiğini, davalı şirketlerin yaptıkları ticari faaliyetleri sebebi ile Çevre Kanununa, Maden Atıkları Yönetmeliğine, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğine, Tozla Mücadele Yönetmeliğine aykırı faaliyetlerde bulunuyor olmalarına rağmen ne mahkeme gerekçeli kararında ne de karara konu olan bilirkişi raporunda ilgili mevzuat açısından tek bir değerlendirmenin yapılmadığını, çevre mühendisi raporunun yeterli olmadığını, denetimden uzak olduğunu, fabrika içinde kömür tozlarının tespit edildiğini, ancak keşiften önce davalı taraflarca düzenlemeler yapıldığını, raporda uluslar arası hava kirliliğine dair katkı değeri yönünden ek rapor alınmadığını, rapora göre de bizim hangi tedbirlerin almamız gerektiğinin belirtilmediğini, müvekkile ait işyerindeki atıkların oluşumunda davalı şirketlerin ilgisinin yeteri kadar araştırılmadığını, bize ait fabrikada bulunan elektronik aletlere tozların zarar verip vermeyeceğinin tespit edilmediğini, yetkili firma tarafından solar sistem kurulamayacağını tozlar nedeniyle kendilerine bildirildiğini, buna ilişkin mahkemece araştırma yapılmadığını, işyerinin ve çalışan işçilerin zarar gördüğünü özetle belirterek yerel mahkemenin red kararının kaldırılmasına ve davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE: Taraflar arasındaki dava, Komşuluk Hukukundan Kaynaklanan El atmanın Önlenmesi ve Zarar Verici Faaliyetlerin Durdurulması ve Eski Hale İade istemine ilişkindir. TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, elatmanın önlenmesi davasına etkili değildir. Davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunması gerekir. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, elatmanın önlenmesine, eski hale getirme ve tazminata hükmedilebilir. Mahkemece yapılacak araştırmalarda somut olayın özelliği, komşu taşınmazların yerleri, nitelikleri, konumları, kullanma amaçları göz önünde tutularak, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Davacının sübjektif ve aşırı duyarlılığı ile değil, objektif her normal insanın duyarlılığına göre elatmaya katlanıp katlanamayacağı araştırılmalı; sonuçta katlanılabilir, hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya elatmanın varlığı tespit edildiği takdirde mülkiyet hakkının taşkın olarak kullanıldığı sonucuna varılmalıdır. Taşkın kullanma belirlendiği takdirde elatmanın tamamen ortadan kaldırılması veya tahammül sınırları içerisine çekilebilmesi için ne gibi önlemlerin alınması gerektiği bilirkişiler aracılığı ile tespit edilerek, tarafların yarar ve çıkar dengelerini gözetilerek bunların en uygununa karar verilmelidir. Bunun için de mahkemece öncelikle taraflara ait taşınmazların tapu kayıtları ile çap ve krokileri getirtilmeli, yapılacak keşifte, kadastro mühendisi veya tapu fen memuru bilirkişi yanında davanın niteliğine, tarafların iddia ve savunmalarına göre, en uygun ihtisas grubu ve meslek erbabından seçilecek bilirkişiler hazır bulundurulmalı; düzenlenecek bilirkişi raporlarında, alınması gereken önlemler ile tazminat, ecrimisil, yıkım ve eski hale getirme istekleri varsa, bunlar gerekçeli olarak gösterilmelidir. Davacının zararının önlenmesi esas olmakla birlikte, davalıya da en az zarar verecek veya külfet yükleyecek önlem veya önlemler belirtilmelidir. Davaya konu olayda uygulama imkanı bulunan TMK’nun 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmünü içermektedir. (Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/1211 Esas, 2016/8657 Karar sayılı ilamı) Somut olayda; davacı vekili müvekkilinin işletmekte olduğu iş yerinin ... Serbest Bölgesinde olduğunu, yalıtım ve bina kabuğu üretim faaliyetini yaptığını, davalı komşu şirketlerin kömür depolama, eleme ve paketleme işlerini yaptıklarını, faaliyetleri süresince işçi sağlığı, çevre ve görüntü kirliliği yönünden gerekli tedbirleri almadıklarını, üretim faaliyetinin, üretim maliyetinin ve işyeri olarak kullanılan binadaki aletlerin zarar gördüğünü, işçilerin hastaladıklarını beyan ederek müdahalenin meni ve zarar verici faaliyetlerinin durdurulması ve eski hale iadesini talep ettiği, davalı şirketlerin herhangi bir zarar olmadığını, mevzuat gereği alınması gereken çevre izinleri ve lisanslarını aldıklarını belirterek davanın reddini talep ettikleri, mahkemece yapılan yargılama sonucunda müdahale ve zarar olmadığından davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından istinafa taşındığı anlaşılmaktadır. Mahkemece toplanan delillere göre; davacı şirketin panel üretimi yaptığı, davalı şirketlerden olan ... Ticaret ve Nakliyat Anonim Şirketini ile davalı şirketlerden olan ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin davacı şirket olan ... Yapı Elamanları Anonim Şirkeli ile sınır komşusu olduğu, diğer davalı şirketlerin davacı şirkete komşu olmadığı 750 metre, 800 metre, 100 metre gibi uzaklıkta faaliyette oldukları, komşu ... şirketinin yapılan çalışmalarda tesiste tozun önlenmesi için sulama işlemi yaptığı, konveyör bantların üzerilerinin kapatılmış ve sulama sisteminin kurulmuş olduğu, sahanın etrafının yükseltilerek sahada düzenli depolama yapıldığı, söz konusu firmanın Çevre İzin Belgesinin mevcut olduğu, davalı komşu şirketlerden olan ... Anonim Şirketinin kömür deposu olarak kullandığı saha ve işyerinde alanın sadece depolama alanı olarak kullanıldığı ve sahanın etrafının yükseltilerek sahada düzenli depolama yapıldığının tespit edildiği, söz komusu firmanın geçerli Çevre İzin Belgesinin mevçut olduğu, davalı diğer şirketlerin geçerli Çevre İzin Belgesinin ve ÇED raporunun mevçut olduğu, gerekli tedbirlerin alındığı, mahkemece alınan heyet raporu içeriğinde davacı firma olan ... Yapı Elemanları A.Ş.'nin söz konusu adreste yer alan fabrikasında kömür kaynaklı tozdan etkilenmeler olduğunun gözlendiği ancak dosyaya sunulan evraklarda yapılan incelemelerde ise davalı şirketlerin çevre mevzuatı açısından gerekli izinleri aldığı ve gerek Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından yapılan denetimlerde, gerekse akredite laboratuarına yaptırılan ölçümlerde, ilgili yönetmeliğin Ek 2. maddesinde belirtilen sınır değerlerini aşmadıklarının tespit edildiği, yine davacı şirketin kaçınılması mümkün olmayan riskleri belirleyerek gerekli önlemi almakla yükümlü olduğu, dosya içeriğine göre mahkemece alınan heyet raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece somut olayın özelliği, komşu taşınmazların yerleri, nitelikleri, konumları, kullanma amaçları göz önünde tutularak, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunup bulunmadığının tespitine yönelik incelemenin yapıldığı görülmektedir. Davacı tarafça iddiasında belirttiği şekilde katlanılabilir ve hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya elatmanın varlığı ispat edilememiştir. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinafı yerinde değildir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 bendi uyarınca temyiz yolu açık olmak üzere esastan reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinafı reddolunduğundan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, HMK'nın 333. maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 4-Dairemizce celse açılmadan gerekli inceleme yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 5-Kararın, taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca, tebliğden itibaren iki hafta içerisinde, Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.24/06/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
¸e-imza. ¸e-imza. ¸e-imza. ¸e-imza.