Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/707 E. 2025/2171 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/707
Karar No
2025/2171
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/707 Esas

KARAR NO : 2025/2171 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

ESAS NO: 2021/390 Esas - 2022/834 Karar

TARİHİ: 18/10/2022

DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 18/12/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, 2016 yılında plastik sektöründe yaşanan olumsuzluklar nedeniyle mali anlamda ciddi bir daralma yaşamış ve bu nedenle Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/455 Esas sayılı dosyası üzerinden iflas erteleme talebinde bulunmuş, bu dava 2019 yılında kabul edilmiş, istinaf incelemesinde iken yine aynı mahkemenin 2020/785 E. sayılı dosyası üzerinden iflas erteleme süresinin uzatılması ve tedbirlerin devamı talebinde bulunulmuş, en nihayetinde müvekkilinin iflastan kurtulduğunun tespiti üzerine 24/05/2021 tarihli karar ile davanın reddine ve verilen tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmiş olduğunu, müvekkili şirketin, hakkında işbu iflas erteleme davası kapsamında verilen tedbir kararları üzerine hem mali durumunu düzeltmek için ticari faaliyetlerini sürdürmüş hem de kendisinden alacaklı olan firmalarla protokoller düzenleyerek borçlarını yapılandırmış olduğunu, davalı tarafın da müvekkili aleyhine ekte suretlerini sundukları 18/05/2016 keşide tarihli 55.000 TL bedelli çek ile 25/05/2016 keşide tarihli 55.000 TL bedelli çeke istinaden müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/05/2016 tarih 2016/1685 sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı almış devamında da İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası üzerinden takip başlatmış olduğunu, davalı ile müvekkili arasındaki borç ilişkisi kapsamında davalı alacaklı ile 04.04.2017 tarihli borç tasfiye protokolü imzalanmış, bu protokolle davalı tarafın mezkur icra takibine konu ettiği çekleri de içeren borçlar yapılandırılarak bir takvime bağlanmış olduğunu, alacaklı davalı ile varılan anlaşmaya göre cari hesap borcu ödenecek ve tarafların birbirlerinden talep edeceği herhangi bir alacakları kalmayacağı şeklinde olup, bu doğrultuda müvekkili şirketin iflas erteleme kapsamında iken çok zor şartlar altında Alacaklı tarafa tüm borcunu ödeyerek cari hesap borcunu kapatmış olduğunu, ancak müvekkilinin içinde bulunduğu zor şartlara rağmen davalı tarafa aralarındaki protokolle kararlaştırılan tutardaki borç miktarının tamamını ödediği halde ve davalı taraf icra dosyasına borcun ödendiği yönünde tahsil bildiriminde bulunacağı yerde müvekkilinin iflas erteleme sürecinden çıkmasını fırsat bilerek kötü niyetli bir şekilde mezkur takibi yenilemiş, aynı dairenin yenilenen numarası ile ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden müvekkili aleyhine haciz işlemlerine girişerek müvekkilinin malvarlığı üzerine haciz koydurmuş olduğunu, iflas erteleme sürecinde bulunan müvekkili şirketin tüm sıkıntılarına rağmen borcunu peyderpey ödeyerek kapatmış, Yüklü sayılacak tutardaki ödemelerini yapan müvekkili şirket iflas erteleme sürecinden çıkarak deyim yerindeyse belini doğrultmaya çalıştığı bu zorlu süreçte, alacağını tahsil ettiği için Davalı tarafından takdir edileceği yerde yıkıma uğratılmaya çalışılmakta olduğunu, TBK, TTK ve ilgili yasal mevzuat hükümlerine göre alacaklı taraf, müvekkille imzaladığı protokol kapsamında müvekkil şirketin yapmış olduğu ödemelere itirazda bulunmamış, ihtirazı kayıt ileri sürmemiş ve her şeyden önemlisi sözleşmeyi feshettiğini ihtar etmemiş olduğunu, buna rağmen alacaklı taraf, iflas erteleme sürecinin meydana getirdiği zor şartların bir neticesi olarak bazı taksitlerin ödenmesinde yaşanan gecikmelerden dolayı fazladan hak iddia etmiş ve haksız bir biçimde fahiş miktarda taleplerde bulunmuş olduğunu, Oysa müvekkili tarafından protokol kapsamında yapılan ödemeleri ihtirazı kayıt ileri sürmeksizin kabul eden, bu anlamda müvekkiline herhangi bir ihtarda bulunmayan, sözleşmeyi fesih yoluna da gitmeyen alacaklı tarafın taraflar arasındaki protokol hükümlerine de aykırı davranarak müvekkilinin üzerine gelmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zra taraflar arasındaki protokolün 3.2 maddesinde açıkça borcun eksiksiz ödenmesi halinde tarafların birbirinden her ne nam altında olursa olsun borcunun kalmamış olacağı, birbirlerini gayri kabili rücu ibra etmiş sayılacakları 3 taksitin arka arkaya ödenmemesi durumunda ayrıca sözleşmede belirtilen vadelerden önce borçlu şirketin iflasına karar verilmesi durumunda protokolün geçersiz olacağının kararlaştırılmış olduğunu, davalı tarafın icra takibine konu ettiği çeklerin yapılandırma protokolü kapsamına alınarak ödenmiş olduğu sabit olup, Bilindiği üzere ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklının, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden Öönce sona ermesi yüzünden uUğradığı zararın giderilmesini de isteyebileceğini, somut olayda ise davalı tarafından müvekkiline herhangi bir ihtarda bulunulmamış, müvekkilinin temerrüde düşürülmemiş, devamında müvekkilince yapılan ödemeler ise davalı tarafından ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin kabul edilmiş olduğunu, daha da önemlisi ise icra takibi başlatıldıktan sonra protokole bağlanan çeklerin bedelinin ödenmiş olduğu hususu sabit olduğu halde aynı çeklere istinaden başlatılan takibin müvekkili aleyhine devam ettirilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu iddia ederek, esas sayılı takip dosyasına konu borçlar ile tüm fer' ileri ve vekalet ücretleri yönünden davalıya borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili aleyhinde haksız ve hukuka aykırı biçimde başlatılan takibin iptaline, Davalının haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olduğundan takip konusu alacakların en az %50'si oranında tazminata ve en az %10'u oranında para cezasına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı her ne kadar tedbirlerin kaldırılmasının fırsat bilerek haciz işlemlerinin başlatıldığını ve takibin yenilendiğini söylese de takip dosyası 07.03.2021'de yenilenmiş olup, Ardından sorgular yapılmak istenmişse de iflas erteleme sürecinden ötürü sorgu yapılamamış olduğunu, ayrıca davacının bilanço dönem kârı kayyım raporundan da anlaşılacağı üzere +474.240,75-TL olup, borca batıklıktan çıkmış olduğunu, davacı şirket borçlarının ödememek için krizi bahane ederek iflas erteleme talebinde bulunmuş, bahane edilen plastik sektöründeki yaşanan olumsuzlukların hepsi aynı sektörde çalışan müvekkili şirketi de etkilemiş olduğunu, davacı şirket bunun bilincinde olarak davalı şirkete yine de borçlarını zamanında ödememiş, bu kötü niyetini devam ettirerek borçlarından daha uzun bir süre kaçmak için iflas erteleme süresinin uzatılmasını ve tedbirlerin devamı talebinde bulunmuş olduğunu, davacı şirketin karını saklayamayacağı yüklü bir meblağa ulaşması sonucunda mahkeme 24/05/2021 tarihli karar ile davanın reddine ve verilen tedbirlerin kaldırılmasına karar vermiş olduğunu, davacı firma iflas erteleme döneminde davalı firmaya başvurarak ödenmesi gereken borçla alakalı bir protokol düzenlenmesini talep etmiş, Davalı firma iyi niyeti göstererek bu talebi kabul edip davacı firmayla bir araya gelerek 04/04/2017 tarihinde borç tasfiye protokolünü imzalamış olduğunu, davalı şirketin işbu protokolde uzun yıllardan beri devam eden davacı şirketle olan dostluklarını korumak için borcu anapara baz alınarak tam 36 taksite bölerek davacı şirkete deyim yerindeyse lütufta bulunmuş, aynı zamanda işbu protokol gerçekleşirken davalı vekili olarak tarafların biz avukatların vekalet ücretini bizim onayımız olmadan yok saymaları da usule aykırı olup, vekalet ücreti alacağının yok sayılmasına muvafakatleri olmadığını, davacı vekili bunun bilincinde olarak taraflar arasındaki protokolün bu 3.2 maddesini dilekçesine eksik olarak eklemiş olup, davalı firma vekili olarak şirketi güvenceye aldığımız bu maddeyi eksiksiz bir biçimde ifade etmek istediklerini, "Borcun eksiksiz ödenmesi halinde, tarafların birbirlerinden her ne nam adı altında olursa olsun borcu kalmamış olacak olup birbirlerini gayri kabili rücu olarak ibra etmiş sayacağı, 3 taksitin arka arkaya ödenmemesi durumunda, ayrıca sözleşmede belirtilen vadelerden önce borçlu şirketin iflasına karar verilmesi durumunda işbu protokol geçersiz olup alacaklı alacağının tahsili hususunda her türlü hakka sahip olacaktır." şeklindeki madde incelendiği takdirde 3 taksitin arka arkaya ödenmemesi durumunda işbu protokolün geçersiz olacağı ve alacaklı olan müvekkilinin alacağının tahsil hususunda her türlü hakka sahip olacağının görülmekte olduğunu, yalnızca protokolün 3.2 sayılı maddesine aykırılık nedeniyle bile protokol geçersiz sayılabilecekken davacı protokolün 3.4 sayılı maddesindeki şartları da sağlamamış, davaya konu protokol kayyım onayıyla geçerlilik kazanacakken davacının herhangi bir şekilde kayyım onayı da sunmamış olduğunu, davacı her ne kadar herhangi bir beyanda bulunulmadığını ve ihtirazı kayıt da olmadığını söylese de davacının da bahsettiği Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/455 Esas numaralı dosyasına 05.08.2020 tarihinde, ... emir numarası ile bildirdikleri beyan dilekçesinde "protokolün geçersiz olduğunu" bildirmiş olduklarını, ayrıca yine Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/785 Esas numaralı dosyasına da davacının müvekkiline olan borçlarının yaklaşık olarak 223.000,00 TL olduğunu ve borcun fer' ilerini de talep ettiklerini beyan ettiklerini, ancak tüm bunlara rağmen davacının protokolün geçersiz olduğunun taraflarına bildirilmediğini söylemekte olduğu, belirtilen tüm iyi niyetlere rağmen davacı firmanın tam 36 takside bölünerek oluşturulan bu cüz-i miktarlı taksitlerin 3 ay arka arkaya zamanında ödemeyerek işbu protokolün geçersiz olmasının sağlamış, davalı şirket yine tüm bu iyi niyetlere rağmen davacı şirketin protokolü geçersiz kıldığı için protokol tarihinden itibaren yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra alacaklarının faizlerini de talep etmeye karar vermiş olduğunu, 5 yıllık süre geçtikten sonra ana parayı ödeyerek davacının borçtan kurtulduğu şeklindeki iddiasının hukuki gerçeklere aykırı olup hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, Müvekkilinin iyiniyetli olarak davacının yaptığı ödemeleri de ilgili icra dosyasına bildirmiş olup davacı kötüniyetli olarak tedbir almış ve borcun müvekkiline ödenmesini engellemiş ve zarar ve mağduriyetlerinin de artmış olduğunu, özetle aşağıdaki 5 sebepten herhangi biri sebebiyle protokol geçersiz olduğundan davanın reddi ve icra dosyasındaki tedbirin kaldırılması gerekmekte olduğunu, davacı protokole uygun davranmamış ve üst üste 3 taksit ödemediği dönemler olduğunu, davacı İlgili protokolü kayyıma onaylatmamış olduğunu, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/455 Esas numaralı dosyasına 05.08.2020 tarihinde, ... emir numarası ile protokolün geçersiz olduğu bildirilmiş olduğunu, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/785 Esas numaralı dosyasına da davacının müvekkiline olan borçlarının yaklaşık olarak 223.000,00 TL olduğunu ve borcun fer' ilerini de talep edildiğinin bildirilmiş olduğunu, davacı, müvekkil ile gerek dava konusu borç için gerek diğer borçlar için herhangi bir şekilde ibralaşmamış ve mutabakat sağlamamış olduğunu beyan ve savunmalarıyla, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine ve takibin devamına, İst. And. 8. İcra Md.' nün ... Esas sayılı dosyasındaki tedbirlerin kaldırılmasına, davacı kötüniyetli olduğundan %20'den az olmamak üzere İcra tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi 18/10/2022 tarih ve 2021/390 Esas - 2022/834 Karar sayılı kararında;"...Dava hukuki niteliği itibariyle menfi tespit davasıdır......Tüm dosya kapsamı, taraf iddia, savunma, toplanan deliller ve mahkememizce aldırılan denetime elverişli bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin banka aracılığıyla, davalı şirketçe düzenlenen tahsilat makbuzları mukabilinde ve müşteri çekleri ile toplam 641.539,95-TL lik borç bakiyesini ödemiş olduğu, bu hususun her iki tarafın da lehine delil vasfı bulunan ticari defterlerinde kayıt altına alındığı ayrıca davacı şirket tarafından yapılan ödemelerin de ihtirazi kayıt koymadan kabul edildiği de gözönüne alınarak davalı şirketin hem ödemeleri kabul edip kayıtlarına alması hem de takip başlatmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile davacının, davalıya İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesinin ...(eski ...) Esas sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, davacının kötüniyet tazminatı talebinin takibin başlatılmasında davalı alacaklının haksız ve kötüniyetli olduğu değerlendirilerek kabulü ile icra dosyası ile talep edilen alacağın takdiren %20 sinin alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,''1-Davanın KABULÜ İLE ,-Davacının, davalıya İstanbul Anadolu 8. İcra Dairesinin ...(eski ...) Esas sayılı takip dosyasından dolayı BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE ve anılan icra takibinin iptaline,-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile icra dosyası ile talep edilen alacağın takdiren %20 sinin alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Borcun yenilenmesi şartlarının oluşmadığını, -Davaya konu protokolün 3.2 sayılı maddesinde "... 3 taksidin arka arkaya ödenmemesi durumunda, ayrıca sözleşmede belirtilen vadelerden önce borçlu şirketin iflasına karar verilmesi durumunda işbu protokol geçersiz olup alacaklı alacağının tahsili hususunda her türlü hakka sahip olacaktır." yazmakta olduğunu, 2 yıl bounca şirket herhangi bir ödeme yapılmadığını, Protokolün 3.4 sayılı maddesinde protokolü geçerlilik kazanması için kayyım onayının gerektiği yazsa da herhangi bir kayyım onayı da bulunmadığını, davacının kayyım onayını mahkemeye sunmadığını,Davacının ve bilirkişinin iflas davasına müdahil şirketler arasında davalının yer almadığını söylediğini, bu hususun eksik incelemenin kanıtı olduğunu, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/455 Esas sayılı dosyasına 05.08.2020 tarihinde ... emir numarası ile bildirdikleri beyan dilekçesinde "protokolün geçersiz olduğunu" bildirdiklerini, ayrıca yine Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/785 Esas numaralı dosyasına da davacının müvekkile olan borçlarının yaklaşık olarak 223.000,00 TL olduğunu ve borcun fer'ilerini de talep ettiğimizi beyan ettiklerini, ancak tüm bunlara rağmen davacı protokolün geçersiz olduğunu tarafına taraflarına bildirmediklerinin söylendiğini, Basiretli bir tacir olması beklenen davacı için bu protokolün geçersizliği için herhangi bir ihtara gerek olmadığını, zaten ilgili dava dosyalarından protokolün geçersiz olduğunu bilecek durumda olduğunu, davalının fahiş miktarlarda talepte bulunmadığını, İcra müdürlüğü tarafından yapılan dosya kapak hesabına istinaden talepte bulunulduğunu, protokol geçersiz olduğundan da icrai işlemlerin durmayacağını, davacı ile davalı arasında gerek dava konusu borç için gerekse de diğer borçlar için ibralaşmadığını ve mutabakat sağmadığını, davalıya verilen çeklerden dava tarihi itibariyle de ödenmeyenler olduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmayan rapora göre karar verilmesinin usul ve yasa aykırı olduğunu, Davalı şirket ile müvekkil şirket arasında düzenlenen protokolde uzun yıllardan beri devam eden dostluklarını korumak için borcu anapara baz alınarak tam 36 taksite bölerek davacı şirkete deyim yerindeyse lütufta bulunduğunu, aynı zamanda işbu protokol gerçekleşirken davalı vekili olarak tarafların avukatların vekalet ücretini onayları olmadan yok saymalarının da usule aykırı olduğunu, vekalet ücreti alacağının yok sayılmasına muvafakatlerinin olmadığını, Mahkeme kararında ihtirazi kayıt konulmadan ödemelerin alındığının yazıldığını, bunun doğru olmadığını, 2 farklı dava dosyasına protokolün geçersiz olduğunu, borcun fer'ilerini de talep ettiklerini 05.08.2020 tarihinde bildirdiklerini, ödemelerin ise bu beyandan çok sonra, Şubat 2021'de, yapıldığını, yapılan ödemelerin tarafların ticari defter kayıtlarından da belli olduğunu, Takip başlatmalarının da kötüniyetli olmadığını, zaten borçlar ödenmeden takiplerin başlatıldığını, Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan dava konusu icra takibine konu borçtan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında davacının davalıya cari hesap borcu ve karşılıksız çıkan çeklere ilişkin 04/04/2017 tarihli "Borç Tasfiye Protokolü" akdedildiği, söz konusu protokolün davacının davalıya olan ve protokolde yer alan toplam 641.539,95 TL borcuna ilişkin tasfiye protokolü olduğunun ihtilaf konusu olmadığı, Mahkemece protokolün borcun yenilenmesi niteliğinde olduğuna ilişkin bir tespitinin ve kabulünün bulunmadığı, söz konusu protokolde dava konusu icra takibi dayanağı çeklerin de yer aldığı, davacının protokolde yer alan borcun tamamının davacı tarafından davalıya ödendiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının bu hususta birbirleri ile örtüştüğü, davalı vekili tarafından davacının taksitleri protokolde belirtilen vadelerde ödemediği ve protokolün geçersiz olduğuna ve alacak miktarına ve fer'ilerine ilişkin iflas erteleme dosyasına itirazlarını sunduklarını ileri sürmüş ise de, itiraza ve taksilerin ödenmesinde gecikme olmasına rağmen davalı tarafından davacının yaptığı ödemelerin ihtirazi kayıtsız tahsil edilerek ticari defterlerine kaydedildiği ve davacının borcunun sıfırlandığı, davalının ticari defterlerinin kendisi aleyhine delil teşkil ettiği, icra takibinin yenilenmesinden önce ve sonra davalı tarafından icra takibine konu borcun ödenmesi sebebiyle ticari defterlerinden çeklerin davacıya iade kaydının dahi yapıldığı, bu durumda tarafların iradesi ile protokolde belirtilen taksit vadelerinin fiili olarak değiştirildiğinin kabulünün gerektiği, protokolde iflas erteleme dosyasında atanan kayyımın isim ve imzasının bulunduğu, dava konusu protokol ve ödemenin kayyım tarafından düzenlenen raporda yer aldığı, kayyım onayının bulunmaması ve taksitlerin vadesinde ödenmemesi halinde dahi davalının ödemeleri kabul ettiği, bu durumda protokolün geçersiz olduğunun ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davacı ve bilirkişinin iflasın ertelenmesine ilişkin gerekçeli karar başlığında müdahil olarak davalının yer almaması sebebiyle bu dosyada müdahil olmadığının ileri sürüldüğünün anlaşıldığı, bu sebeple eksik inceleme yapıldığının söylenemeyeceği, davalının vekalet ücretinin protokolde hüküm altına alınmamasının davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, bu hususun davalı ile vekili arasındaki vekalet ilişkisi kapsamında vekil edene karşı ileri sürebileceği, vekilin vekil edenin iradesine aykırı davranamayacağı, davalı tarafından davacının ödemelerinin kabul edilmeye devam edilmesine rağmen icra takibinin yenilenmesi sebebiyle davalının kötü niyetli olduğu ve aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.138,27-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 2.034,57-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.103,70-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 18/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/707, K. 2025/2171, T. 18.10.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-707-e-2025-2171-k-d1c081be67e7