Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/655 E. 2026/99 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/655
Karar No
2026/99
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/655 KARAR NO : 2026/99

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/1108 KARAR NO : 2022/407 DAVA TARİHİ : 28/09/2018 KARAR TARİHİ : 28/04/2022 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 22.01.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 22.01.2026

İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.04.2022 tarih ve 2018/1108 Esas, 2022/407 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalılar tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı ... yetkilisi olan ...’ın 02/08/2017 tarihinde davalı taraf ile iletişime geçerek İngiltere'de satışını gerçekleştireceği organik bebek kıyafetleri imalatı yaptırmak istediğini bildirdiğini, bunun üzerine mail üzerinden karşılıklı yapılan konuşmalar neticesinde 100 adet oyun çadırı, 600 adet body, 210 adet ikili takım, 100 adet onlu set ve 100 adet battaniye ve 40 adet uyku tulumunun 8840 Euro karşılığında imalatı ve 4 hafta içerisinde teslimi hususunda karşılıklı anlaşılmış olduklarını, sözleşme gereğince malların bedelinin %40 ının peşin, %60 ının teslim sırasında ödeneceği hususunda anlaşılmış olduğunu, taraflar arasında anlaşma sağlandıktan sonra, davacının bahsedilen mallar karşılığı olan tutarın 1800 Euro'sunu 12/10/2017 tarihinde, davalının bildirmiş olduğu .... Bankası .... İBAN nolu hesabına, Euro karşılığı olan 7730 TL'yi ise 16/10/2017 tarihinde yine maillerde talep edildiği üzere müvekkilime bildirilen ... IBAN noıu hesaba göndermiş olduğunu, 21/10/2017 tarihinde davalının üretimde sona yaklaşıldığı maili gönderilmiş ve bunun üzerine davacı tarafından 18/10/2017 tarihinde kalıp ücreti olarak yine ....Bankası ... IBAN nolu hesaba 840 TL ödeme yapılmış olduğunu, davacının, sözleşme gereğince kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmiş olduğunu, ancak 07/09/2017 tarihinde yapılan anlaşmanın üzerinden 4 hafta geçmesine karşın dayalı tarafından malların teslim edilmemiş çeşitli bahanelerle sürekli ertelenmiş olduğunu ifade etmiştir. 28-29/11/2017 tarihlerinde tarafların İzmir”de bir araya geldikleri ve davalının çok kısa zaman içerisinde üretime geçileceğini bildirdiğini, 09/01/2018 tarihinde davalının davacıya göndermiş olduğu 'üretime yarın başlıyorum' mailinden sonra hiçbir aksiyon alınmadığını, 18/01/2018 tarihinde 'hastaneye yatış yapıyorum' demek suretiyle, malların imalatı ve tesliminin tekrar ertelenmiş olduğunu, açıkladığı nedenlerle borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün 9018/8286 Esas sayılı üzerinden devamına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun takip konusu 18.276,30 TL’nin işlemiş yasal faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında herhangi sözleşme kurulmadığını, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerden, bedel edimine ilişkin sorumluluklarını yerine getirmemiş olduğunu, zira sözleşme (akit); tarafların bir birine uygun iradeleri / beyanları sonucu sözleşmenin temel şartları üzerinde anlaşma sağlanması ve bu şartların gereği olan bazı sonuçlara katlanılmayı gerektiren ve hukuk dünyasında yer edinen, kendisine hukuki sonuç bağlayan işlemler olduğunu, taraflar arasında 02/08/2017 de iletişimin gerçekleştiği ve 07/09/2017 tarihinde anlaşmanın sağlandığı, bu tarihten itibaren 4 hafta içerisinde malların teslim edeceği, ancak bu süre geçmesine rağmen, davalı müvekkilin sözleşmeden kaynaklı edimini yerine getirmediği, oyalama yoluna gittiği ifade etmiş olduğu, buna rağmen davacının sözleşmeyi feshetmediğini, aksine davacının bütün bunlara rağmen 12/10/2017 ve 16/10/2017 tarihlerinde davalıya ödeme yaptığını ifade ettiğini, davacının bu beyanlarının kendi içerisinde çelişkili ve tutarsız olduğunu, davalının hesabına geçen herhangi bir bedel de olmadığını, davalı yanın beyanlarının aksine; davacının bu eyleminin daha önce kurulmamış bir sözleşmenin getirdiği öfkeyle, davalının üzerinde psikolojik baskı kurup etraf tarafından yanlış anlaşılmalara neden olduğunu, adeta kin gütme saiki ile hareket etmiş olduğunu, işyeri işgali neticesinde, davalı ile davacı arasında tartışmalar çıkmış olduğu hatta üretimini durmasına ve diğer siparişlerin ifasında, davalının temerrüde düşmesine neden olduğunu, açıkladığı nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ. İlk derece mahkemesinin 28.04.2022 tarih ve 2018/1108 Esas, 2022/407 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacı tarafından sunulu maillerin incelenmesiyle, taraflar arasında sözlü “tekstil imalat sözleşmesi” sözleşme kurulmuş olduğu, Bu sözleşmeye göre davalı şirkete, 13.10.2017 tarihinde 1800,00 Euro, davalı tarafından bildirilen ...ıban numaralı hesaba, 16/10/2017 tarihinde 7.730,00 TL, davalı tarafından bildirilen .... ıban numaralı 18/12/2017 tarihinde işlem 840,00 TL yatırıldığı, davacı tarafından gerek davalı şirkete gerekse davalının yönlendirmesi/talimatı ile belirtilen iban numaralı hesaplara para aktarılması ile ediminin yerine getirildiği, davalının sözleşme gereği edimlerini yerine getirdiğine dair bir delil bulunmadığı, Davacı tarafından, davalıya Üsküdar 2. Noterliği’nin 06.03.2018 tarih ve 3768 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; “…sözleşmenin feshi ve 3600 Euro ve 840,00 TL nin iadesinin talep edildiği, 5 gün süre verildiği…” görülmüştür. İhtarnamenin 07.03.2018 tarihinde davalılara tebliğ edildiği bu halde, 13.03.2018 tarihinde temerrüdün oluştuğunun anlaşıldığı, Dinlenen tanıkların; taraflara arasındaki ticari ilişkinin olduğu, borcu davalı ...' ın borcu kabul ettiği ancak ödeyemeyeceğini söylediği, sözleşme sonrası davacı tarafından davalıya tarafında ödeme yapıldığı davalının örnek ürün gönderdiği ancak sözleşme konusu ürünlerin gönderilmediğini beyan ettikleri anlaşılmıştır. 18.01.2022 tarihli celse ara kararı ile, banka dekontlarına konu ödemelerin sebebinin davalıdan sorulması nedeniyle, davalı ....Şti 'ne dosyada mevcut icra dosyası içerisinde bulunan banka dekont fotokopileri eklenip isticvap davetiyesi çıkartılarak; "HMK’nun 171/1. Maddesine göre 18/12/2017, 16/10/2017, 12/10/2017 tarihli dekont ve ödeme belgeleri davetiyeye eklenerek ihtaratlı isticvap davetiyesi tebliğ edilmiş davalı tarafından usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen duruşmaya katılmamıştır. Davacı tarafından davalılar aleyhine, 29.03.2018 tarihinde İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü’nün 2018/8286 E. Sayılı takip dosyası ile, 8.874,00 TL asıl alacak, 436,47 TL işlemiş faiz, 7.730,00 TL asıl alacak, 371,09 TL işlemiş faiz, 840,00 TL asıl alacak, 24,74 TL işlemiş faiz, 18.276,30 TL takip çıkışı üzerinden asıl alacağa işleyecek yıllık ticari temerrüt faizi ile tahsilinin talep edildiği, Davacının iki ödemesi “Türk Lirası” cinsinden olup, sadece 13.10.2017 tarihli ödemesi Euro olduğu takip dosyasında Euro alacağı TL ye çevrilip, ödeme tarihinden itibaren faiz işletildiği davalıların temerrüdü 13.03.2018 olmakla, Euro alacağı da bu tarihteki kur üzerinden TL ye çevrilerek TL faizi işletileceği, 13.10.2017 tarihinde 1 Euro = 4,3285 TL olduğu,1.800,00 Euro * 4,7701 TL = 8.586,18 TL ödeme tarihindeki TL karşılığı olarak hesap edildiği, İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü’nün 2018/8286 E. Sayılı dosyasında davalının 8.586,18-TL asıl alacak, 36,70-TL işlemiş faiz, 7.730,00-TL asıl alacak, 33,04-TL işlemiş faiz, 840,00-TL asıl alacak, 3,59-TL işlemiş faiz olmak üzere 17.229,51-TL üzerinden, asıl alacağa yıllık ticari faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar tarafından verilen 15.11.2022 havale tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Öncelikle davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği hususların hukuki mesnetten yoksun ve haksız olduğunu, İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünce aleyhine açılan icra takibine yapmış olduğu itirazın haklı olup, bu itirazın haksız ve karşılıksız olan bir ödemenin önüne geçtiğini, bu anlamda yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu ve istinaf ettiklerini, -Yine davacı yanın, dava dilekçesinde belirttiği sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri ile ifa ile ilgili beyanlarının, mahkemeyi aldatma kastı taşıdığı, bu nedenle de temelsiz olduğunu, keza, davacının beyanlarının aksine, davacı tarafla aralarında herhangi bir sözleşme kurulmadığını, davacı yanın, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerden, bedel edimine ilişkin sorumluluklarını yerine getirmediğini, bu nedenle söz konusu bu sözleşmenin kurulmadığını, zira sözleşmenin tarafların bir birine uygun iradeleri/beyanları sonucu sözleşmenin temel şartları üzerinde anlaşma sağlanması ve bu şartların gereği olan bazı sonuçlara katlanılmayı gerektiren ve hukuk dünyasında yer edinen, kendisine hukuki sonuç bağlayan işlemler olduğunu, sözleşme tanımından ve şartlarında yola çıkarak, kendisi ile davacı taraf arasında, sözleşmenin temelini oluşturan bedel üzerinde anlaşma sağlanmadığı için hukuk dünyasında yok hükmünde olduğunu, bu nedenle iş bu geçersiz sözleşmeye dayanarak verilen yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep ettiğini, -Yine davacı yanın dava dilekçesinde; taraflar arasında 02/08/2017 de iletişimin gerçekleştiği ve 07/09/2017 tarihinde anlaşmanın sağlandığı, bu tarihten itibaren 4 hafta içerisinde malların teslim edeceği, ancak bu süre geçmesine rağmen, kendisinin sözleşmeden kaynaklı edimini yerine getirmediği, oyalama yoluna gittiğinin ifade edildiğini, buna rağmen davacı yanın sözleşmeyi feshetmediğini, aksine davacının bütün bunlara rağmen 12/10/2017 ve 16/10/2017 tarihlerinde kendisine ödeme yaptığının ifade edildiğini, zira davacı yanın bu beyanları kendi içerisinde çelişkili ve tutarsız olduğunu, -Taraflar arasında yapılan sözleşmenin temelini oluşturan ve süresinde mal teslim yükümü yerine “getirilmemiş ise, davacı tarafından yapılan bu ödemenin karşılığı/dayanağı nedir? gibi meşirli bif sorunun cevabını bulmak ve davanın selameti açısında hayati öneme sahip olduğunu, nitekim kendi içersinde anlam bütünlüğünden yoksun bu beyanlara itibar sağlanamayacağı gibi davacının söz konusu ifadelerin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, -Davacı yanın dava dilekçesi anlam bütünlüğü içerisinde değerlendirildiğinde; davacının sözleşme kurulduktan yaklaşık 4 ay sonra, fiilen kendisine ait iş yerine geldiği ve sözleşmeden kaynaklı yükümünü yerine getirmedikleri gerekçesiyle, para iadesi talebinde bulunduğu, buna mukabil taraflarınca davacıyı cezalandıracakları ve yapılan bu ödemeyi iade etmeyeceklerini beyan ettiğini, davacı yanın bu beyanlarının ciddiye alınır bir tarafının olmadığını, kendileri hesabına geçen herhangi bir bedelin de olmadığını, beyanlarının aksine; davacının bu eyleminin daha önce kurulmamış bir sözleşmenin getirdiği öfkeyle, üzerlerinde psikolojik baskı kurup, etraf tarafından yanlış anlaşılmalara neden olduğunu, adeta kin gütme saiki ile hareket ettiğini, işyeri işgali neticesinde, kendileri ile davacı arasında tartışmalar çıktığını, hatta üretimini durmasına ve diğer siparişlerin ifasında, kendisinin ve şirketin temerrüde düşmesine neden olduğunu, durum bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının bu haksız ve hukuksuz davasının istinaf incelemesi sonunda ortadan kaldırılması için iş bu talepte bulunma gereği hasıl olduğunu, İzah ettikleri nedenler ve resen saptanacak sair sebeplerle usule, yasaya ve hukuka ve hakkaniyete aykırı olan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2018/1108 -Esas ve 2022/407 kararının istinafen incelenerek yeni bir hükümle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, eser sözleşmesinin feshi nedeniyle ödenen iş bedelinin iadesi için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalılar tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Somut olayda davacı iş sahibi ile davalı yükleniciler arasında karşılıklı gönderilen e-maillerle tekstil imalatı konusunda eser sözleşmesi kurulduğu, davacı iş sahibi tarafından iş bedeli olarak 13.10.2017 tarihinde 1800,00 Euro, 16/10/2017 tarihinde 7.730,00 TL, 18/12/2017 tarihinde 840,00 TL gönderildiği halde davalı yüklenicilerin eser sözleşmesine konu tekstil ürünlerini davacı iş sahibine teslim etmeyerek sözleşmeye konu edimlerini yerine getirmedikleri, bu kapsamda davacı iş sahibi tarafından eser sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinden davalılara ödenen iş bedelinin iadesini talep edebileceğinden Mahkemece verilen kararda usule ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalıların istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalıların istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.04.2022 tarih ve 2018/1108 Esas, 2022/407 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalıların istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 1.176,94 TL istinaf karar harcından davalılar tarafından peşin olarak yatırılan toplam (294,25 TL + 294,25 TL) 588,50 TL harcın mahsubu ile kalan 588,44 TL'nin davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalılar tarafından yatırılan toplam (492,00 TL + 220,70 TL) 712,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/655, K. 2026/99, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-655-e-2026-99-k-8338a80c6ec9