Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/648 E. 2024/424 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/648
Karar No
2024/424
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1557 - 2024/1772 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1557 KARAR NO : 2024/1772 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2024 NUMARASI : 2023/648 E. - 2024/424 K. DAVACI : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Yurtiçi Hava Taşımacılığından Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/05/2024 tarih ve 2023/648 Esas - 2024/424 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 16/12/2022 tarihinde Türk Hava Yolları bünyesindeki ... firmasına ait uçakla Ankara’dan Elazığ’a seyahat ettiğini, bu seyahat sırasında müvekkilinin teslim ettiği bagajın kaybedildiğini, müvekkilinin yetkililere seyahate konu işin süreli olduğunu, kaybolan bagajındaki teknik malzemeleri olmadan hiçbir iş yapamayacağını açıkça ifade ettiğini, ayrıca eğer bulunamazsa malzemeleri tedarik etmesi gerektiğini yetkililere ilettiğini, müvekkilinin kayıp valize ilişkin prosedürün uzun sürmesi ve saatin geç olması sebebiyle Tunceli’ye gidecek servisi de kaçırdığını, ekstra ücret ödeyerek çok geç saate kalsa da Tunceli’ye kendi imkanları ile ulaştığını, ancak hava yolları sisteminde yaptığı sorgulamada bagajın bulunamadığı yanıtını alması ve öğrenci yurtlarında bulunan yüksek yangın olasılığı sebebiyle bulunamayan bagajındaki teknik malzemeleri satın almak durumunda kaldığını, müvekkilinin işini tamamlayıp dönüş için havalimanına gittiğini, akşama doğru bagajının bulunduğunu, müvekkilinin 25.948,20 TL zararının olduğunu, süreli işin yetişmemesi ve onarım gerektiren işin hayati bir önem arz etmesi sebebi ile yaşamış olduğu bu elem ve ızdırap dolayısıyla 10.000,00 TL. manevi tazminat talep ettiklerini ileri sürerek, toplam 35.948,20 TL.'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının bagajının eksiksiz şekilde kendisine teslim edildiğini, bu hususun delilleri arasında ibraz edilen bagaj etiketine ilişkin ekran görüntüsü ile sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, dava konusu uyuşmazlık hususunda, taşıma hukuku alınında uzman bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiği ve davacıya HMK 324. maddesi gereğince ek delil avansını yatırması hususunda kesin süre verildiği, davacı tarafça kesin süreye riayet edilmediği, dosya kapsamındaki delillere göre, uyuşmazlığın esası çözülemediğinden alanında uzman bilirkişiden rapor alınması zorunluluğunun bulunduğu, ancak davacının kesin sürede delil avansını yatırmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava dilekçesinin ekine dava konusu yazışma ve belgelerin bulunduğunu, keza davalı işletmenin de müvekkiline kayıp bagaja yönelik EZDTK19269 referans numaralı kayıp bagaj formunu teslim ettiğini, müvekkilinin görevini ifa etmek için geldiği Elazığ’da işbu kayıp nedeniyle konaklamak durumunda kalıp, Tunceli’ye hareket edemediğini, davalının müvekkiline ait tamir aletlerinin teslimini yapamadığı için müvekkilinin ilgili resmi görevini tamamlamak amacıyla aynı iş aletlerini yeniden temin etmek zorunda kaldığını, zararın hesaplanmasının da manevi yönüyle ilgili takdir yetkisinin de mahkemeye ait olduğunu, dosyanın karar verilmeye elverişli olmasına rağmen usul ve yasaya aykırı şekilde kurulan bilirkişi incelemesi yönündeki kararın dayanak yapılarak davanın reddine karar verildiğini, maddi zarara yönelik evrakların, müvekkilinin maddi anlamda ne kadar zarara uğradığını net bir şekilde ortaya koyduğunu, ayrıca ilgili karar kapsamında kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılmasının, ilgili anlatımlarının tutanağa geçirilmesinin, bunlara uyulmaması halinde mevcut kanıtlara göre karar verilip gerektiğinde davanın reddedilebileceğinin de açıkça vurgulanmasının gerektiğini, mahkemece kurulmak istenen bilirkişi incelemesi yönündeki ara kararının hem eksik hem hukuken hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak talepleri doğrultusunda kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, yurtiçi hava taşımacılığından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece davacı vekilinin hazır bulunduğu 06/03/2024 tarihli oturumda davacı vekiline, dosyanın taşıma hukuku alanında uzman bilirkişiye tevdi ile uyuşmazlık konusunda rapor alınmasına, bilirkişiye 2.500 TL ücret takdirine, 2.500 TL bilirkişi ücretinin HMK'nın 324. maddesi uyarınca delil avansı olmak üzere davacı tarafça 2 haftalık kesin süre içinde karşılanmasına, aksi halde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, davacı vekilince bilirkişi ücretinin yatırılmaması üzerine, davacının davasının reddine karar verilmiştir. Somut uyuşmazlık, mahkemece verilen kesin sürenin usulüne uygun olup olmadığı, davanın esası yönünden de bilirkişi ücretinin davacı tarafından karşılanmasının gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nun 324. maddesinde, taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda oldukları, tarafların birlikte aynı delilin ikamesini talep etmiş olmaları halinde gereken gideri yarı yarıya avans olarak ödeyecekleri ve taraflardan birisinin avans yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, diğer tarafın bu avansı yatırabileceği ve aksi hâlde, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiştir. 03/04/2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45. maddesinde, “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2) Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (5) Delil avansının ödenmesine, hâkim tarafından dilekçelerin verilmesi, ön inceleme aşaması veya tahkikatın başında karar verilir.” düzenlemesi mevcuttur. Buna göre delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağının açıkça belirtilmesi ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir. Yargıtayın emsal uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay 3. HD.'nin 23.05.2018 tarih ve 2016/19570 E.- 2018/5727 K., 3. HD.'nin 04.04.2018 tarih ve 2016/11972 E.- 2018/3497 K., 5. HD.'nin 25.04.2018 tarih ve 2017/3513 E.- 2018/8206 K., 11. HD.'nin 28.02.2018 tarih ve 2016/7652 E.- 2018/1503 K., 20. HD.'nin 05.06.2018 tarih ve 2017/3304 E.- 2018/4335 K.). Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece delil ikamesi için gereken masrafın yatırılması amacıyla 06/03/2024 tarihli oturumda yapılan ihtaratta, bilirkişi için belirlenen ücret miktarı ve delil ikamesi için eksik kalan meblağın ödenmemesi halinde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı belirtilmiş olmasına karşın, yine aynı halde eldeki diğer delillere göre karar verileceği hususu belirtilmeyerek, hukuki sonuç kısmı tam olarak açıklanmamış ve hataya düşülmüştür. Dolayısıyla delil ikamesi için avans yatırılmasına dair mahkemece yapılan ihtarat, hukuka uygun değildir. Davanın esası yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasının gerekip gerekmediği konusuna gelince; somut uyuşmazlıkta incelenmesi gereken hususlar, davacı yararına maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı konularından ibarettir. 6100 sayılı HMK’nın “hukukun uygulanması” başlıklı 33. maddesine göre, hakim, hem usul hukuku hem maddî hukuk bakımından Türk hukukunu resen uygular. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275. maddesi ile HMK’nın “bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller” başlıklı 266. maddesine göre ise, mahkemece, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz ve HMK'nın 282. maddesine göre de, hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bilindiği üzere; HMK’nın 266. maddesinin gerekçesinde hâkimin, genel hayat tecrübeleri uyarınca sahip olunması gereken bilgilerle çözümleyeceği konularla, hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konular hakkında, bilirkişiye başvuramayacağı; ancak, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlarda, bilirkişiden yararlanabileceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Burada sözü edilen özel bilgiden maksat, hukuk dışında, belirli bir bilim dalının araştırıp ortaya koyduğu sonuçlara ilişkin bilgidir. Teknik bilgi ile kastedilen ise fizik, kimya, matematik gibi, pozitif bilimlerin verilerini uygulamaya yeterli bilgidir. Yine, belirli bir işletme boyutunu aşan, genel nitelik kazanmış, yetkili kişi, kurum ve kurullarca tespit edilmiş olan teknik standartlar da, teknik bilgi kavramının kapsamı içerisinde yer alır. Öte yandan, hukuk kurallarını re’sen araştırıp bulma ve olaya uygulama, zaten hâkimin işidir. Bu kural uyarınca, hukukî sorunların en yetkin bilirkişisi, hâkimin kendisidir. Sözü edilen kuralı öngören ve HMK’nın 33. maddesinde yer alan “Hukukun Uygulanması” başlıklı düzenleme de (HUMK m.76, 1,c.), hâkimin hukukî sorunlarda, bilirkişiye başvurmasının mümkün olamayacağının bir başka kanıtını teşkil etmektedir. Ayrıca Anayasa'nın 138/1-2. cümlesine göre de hakimlerin, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm vereceği açıkça düzenlenmiştir. Bu nedenle yasal düzenlemenin yorumlanması ve somut olaya uygulanması hâkime aittir. Hukuki bilgiyi gerektiren bu husus bilirkişi düşüncesine terk edilemez. Nitekim Yargıtay HGK'nın 08/06/2016 gün ve 2014/11-696 E, 2016/778 K sayılı kararında da aynı görüş benimsenmiştir. Bu açıklamaların ışığı altında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, her ne kadar mahkemece dosyanın taşıma hukuku alanında uzman bilirkişiye tevdi ile uyuşmazlık konusunda rapor alınmasına karar verilmiş ise de davacının manevi tazminat talebinde bulunup bulunamayacağının değerlendirilmesi, bulunabilecekse bunun miktarının tayini hakimin genel hukuk bilgisi ile çözülüp bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulamayacak bir konu olduğu gibi mahkemece maddi tazminat yönünden hukukçu bir bilirkişinin görüşüne başvurulmasının mümkün olmadığının gözetilmemesi de doğru olmamıştır. Bu itibarla mahkemece, somut uyuşmazlıkta davacının talep edebileceği maddi tazminat tutarının tespiti yönünden bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve dolayısıyla bilirkişi ücretinin davacı tarafından karşılanması zorunlu ise de genel hukuk bilgisi ile çözülmesi mümkün olan davacının manevi tazminat talebi konusunda davacıya bilirkişi ücreti yatırması için kesin süre verilmesi, maddi tazminat talebi konusunda ise bilirkişinin hukuk alanında uzman bir bilirkişi olarak belirlenmesi, kesin süre verilirken de bilirkişi ücretinin delil avansı olduğu ve yatırılmaması halinde, 6100 sayılı HMK'nın 324/2. maddesi uyarınca yapılan ihtaratta, verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin ikmal edilmemesi halinde, eldeki diğer delillere göre karar verileceği ifade edilmeyerek, mehilin sonuçları da hatalı belirtilmek suretiyle neticeten davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Dairemizce davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiş, istinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/05/2024 gün ve 2023/648 E. - 2024/424K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/11/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/11/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/648, K. 2024/424, T. 05.06.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-648-e-2024-424-k-c8033b306641