Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/447 E. 2025/1321 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/447
- Karar No
- 2025/1321
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/447 Esas 2025/1321 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/447 KARAR NO : 2025/1321
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/11/2022 NUMARASI :2017/419 Esas 2022/815 Karar
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 08/06/2017 KARAR TARİHİ : 19/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/11/2025
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...Ş. ile iş ortağı ... arasında, Afganistan İslam Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Oaısar'dan Laman'a kadar olan çevre yolunun rehabilitasyonu ve inşası işini yapmak üzere bir ... Ortak Girişimi (... - ...) oluşturulduğunu, söz konusu yol yapım işinin sözleşme şartlarına göre gerekli olan kesin teminat mektubunun (20/01/2012 tarih, 5962814601120056 numaralı Kesin Teminat Mektubu) davacının ortaklıktaki %50 hissesini temsil etmek üzere davalı ...'nce vade tarihi 29/03/2016 olmak üzere düzenlendiğini, Afganistan İslam Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile yapılan yol yapım sözleşmesinin 02/09/2014 tarihinde taraflarınca haklı nedenle feshedildiğini, bu feshin haklılığına karar vermeye yetkili uluslararası makamın karar dilekçesini ekte sunduklarını, bu feshin hukuki sonucu olarak 20/01/2012 tarih, 5962814601120056 numaralı Kesin Teminat Mektubu'nun iadesinin Afganistan İslam Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'ndan talep edildiğini ve bu durumun davalı ... yetkililerine yapılan toplantıda bir rapor halinde sunulduğunu, Afganistan İslam Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın teminat mektubunu iade etmemesi üzerine 25/09/2014 tarihinde Uyuşmazlık Çözüm Kurulu'na (Dispute Board) başvurulduğunu, Uyuşmazlık Çözüm Kurulu'nun (Dispute Board) Kesin Teminat Mektupları ile ilgili Garantilerin derhal iadesinin yapılması şeklindeki bağlayıcı kararının 17/12/2014 tarihli e-posta ile de davalı ...'ne bildirildiğini, buna rağmen 17/09/2014'ten 30/06/2016 tarihine kadar olan süre için banka komisyonu ve dış ticaret temerrüt faizlerinin, davalı ... tarafından, müvekkili ... İnşaat Ticaret A.Ş.'nin davalı nezdinde bulunan hesaplarından haksız bir şekilde tahsil edildiğini, söz konusu haksız tahsilatların iadesinin davacı müvekkili tarafından 05/10/2016 tarih ve GİE-807 sayılı yazı ile davalı ...’nden talep edildiğini, söz konusu talebin davalı ...’ne 10/10/2016 tarihinde tebliğ edildiğinden davalının en geç bu tarih itibariyle temerrüde düşmüş olduğunu bildirerek müvekkili alacağının şimdilik 10.000,00 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya iadesine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 27/05/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle; talebini 698.956,76 USD karşılığı 11.262.239,75 TL'ye çıkarmıştır. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası yoluyla açılamayacağını, zaman aşımı ve husumet itirazlarında bulunduklarını, davalı Bankanın teminat mektubundan kaynaklı sorumluluğunun teminat mektubunun iadesi, Bankanın ibrası, vadenin sona ermesi ve teminat mektubunun hükümsüz kalması durumlarında bir tazmin gerekmeksizin sona ereceğini, dava konusu edilen teminat mektubu incelendiğinde ilk yazılı talepte bulunulması için bir vade öngörülmüş olduğunu, bu vade tarihi teminat mektubunun 6. paragrafından da açıkça anlaşılacağı üzere en geç 29/03/2016 tarihi olduğunu, ancak bu tarihte teminat mektubu hükümsüz kalmadığını, müvekkili Bankanın teminat mektubundan kaynaklı sorumluluğunun 20/07/2016 tarihine kadar devam ettiğini, yani dava konusu edilen teminat mektubunun 20/07/2016 tarihinde hükümsüz hale geldiğinin teminat mektubu metninden açıkça anlaşıldığını, her ne kadar davacı tarafından muhatabın teminat mektubunu iade etmemesi üzerine Uyuşmazlık Çözüm Kurulu'na başvurularak mektubun iadesine ilişkin kesin karar alındığını ve bunun da Bankanın ... Şubesine e-posta ile derhal bildirildiğini belirtilmekte ve bildirim tarihi olan 17/04/2014'ten itibaren kendilerinden komisyon tahsil edilmesinin haksız olduğu iddia edilmekte ise de yine teminat mektubunun içeriğinden davacının bu iddiasında haksız olduğunın açıkça anlaşıldığını, zira işbu davaya konu teminat mektubunun 5. ve 6. paragrafı incelendiğinde tarafların aralarındaki ihtilaf nedeniyle Uyuşmazlık Çözüm Kurulu'na başvurması halinde Kurul kararı ancak Uyuşmazlık Çözüm Kurulu'na başvurulan ihtilafın yüklenicinin ödemesi gereken tutara ilişkin bir uyuşmazlık olması halinde Bankanın ödemeden kaynaklanan sorumluluğu açısından bağlayıcı olacağını, somut durumdaki uyuşmazlığın teminat mektubuna konu bedelden kaynaklanmadığını, mektup muhatabı ile lehtar/davacı arasındaki sözleşmenin lehtar/davacı yan tarafından feshedilmesine ilişkin olduğunun davacı tarafça da kabul edilmekte olduğunu, uyuşmazlık çözüm kurulu tarafından verilen kararın müvekkili bankaya bildirilmiş ise de kararın yalnız sözleşmenin taraflarını bağladığından, kararın bankaya bildirildiği tarihten 20/07/2016 tarihine kadar bankanın tazmin yükümlülüğünün devam etmekle vadesinde iade edilmeyen mektup için müvekkili bankanın komisyon tahsil etme yetkisinin bulunduğunu, bankanın vadesinde iade edilmeyen vadeli mektuplar için iadelerine kadar komisyon hesap etmeye ve tahsiline yetkili olduğunu, Dispute Board kararının kendi kendine icra edilebilirlik özelliğine de haiz olmadığını, davacı tarafça Dispute Board kararının bağlayıcı olduğu ileri sürülmekte ise de bir kararın tarafları bağlaması ve bağlayıcı karar olduğundan söz edebilmek için tarafların iştirakiyle alınmış olması gerektiğini, anılan karar davacı şirket ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığını ilgilendirdiğini, anılan kararın müvekkili Bankayı bağladığından bahsetmek mümkün olmadığını, kaldı ki, tenfiz edilmiş bir mahkeme kararı veya yabancı hakem kararının bulunmaması karşısında da müvekkili Bankanın davacı şirketten komisyon ve faiz tahsil etmesi usule ve hukuka uygun olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı banka tarafından teminat mektupları için tahsil edilen komisyon bedellerinin bilirkişi ...'in 08/10/2021 tarihli raporuna göre bankacılık uygulamalarına paralel olduğu, taraflar arasında imzalanan Kredi Genel Sözleşmesi hükümleri gereğince banka tarafından davacıya kullandırılan gayri nakdi kredi kapsamında teminat mektuplarının iadesi sürelerinin dolması veya hükümsüzlüğüne kadar komisyon bedeli talep edebileceği, davacıdan fazladan komisyon bedellerinin tahsil edilmediği kanaatine varılmakla davacının davasının reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın teminat komisyon bedelleri ve dış ticaret temerrüt faizlerini müvekkil şirketten müvekkil şirketin ibraz etmiş olduğu likit delillere rağmen hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilecek bir biçimde hukuka aykırı olarak tahsil ettiğini, 17/12/2014 tarihli Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (Dispute Board) (Anlaşmazlık Kurulu)'nun kararı sonrası Afganistan İslam Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ya da bir başka kuruluşça 28 gün içerisinde "karardan memnun olmadıklarına, tahkime gitme niyetinde olduklarına" dair yazılı bir bildirimin yapılmamış olması, ayrıca bu şekilde bir yazılı bildirimin yapılmadığı noktasında işbu dosya tarafları arasında bir ihtilafın bulunmamasına rağmen likit bir delil olarak kabul edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, banka tarafından müvekkil şirkete dayatılan sözleşme metninin genel işlem koşulu olarak kabul edilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeksizin hüküm kurulmuş olmasının , yargılama gideri ve vekalet ücretinin yanlış hesaplanmasının da hukuka aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davalı ... ile davacı ...Ş. arasında 19/12/2011 tarihinde Kredi Genel Sözleşmesi imzalanarak, söz konusu firmaya 87.500.000,00 USD limit tahsis edildiği, ... tarafından, ... - ... adına, ... İnşaat Ticaret A.Ş.'nin iş ortaklığının %50 payını temsil etmek üzere, Afganistan İslam Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nin muhatabı olduğu 20/01/2012 tarih, 5962814601120056 numaralı 10.693.304,25 USD tutarlı Kesin Teminat Mektubu düzenlendiği ve 20/01/2012 tarih, 5962814601120057 numaralı 53.466.521,25 USD tutarlı Avans Teminat Mektubu düzenlendiği görülmüştür. Davacı ... Tic. A.Ş. tarafından, .... Genel Müdürlüğü ve .... ... Şubesi adına Ankara 24. Noterliği üzerinden keşide edilen 07732 yevmiye numaralı 14/03/2016 tarihli ihtarname ile 20/01/2012 tarih ve 5962814601120057 sayılı 53.466.521,25 Amerikan Doları tutarlı avans teminat mektubunun 01/03/2016 tarihi itibari ile hükümsüz kaldığının bildirildiği, TTK madde 18 uyarınca kayıtlı e posta üzerinden gönderildiği, muhatap kullanıcı tarafından 14/03/2016 tarih ve 17:02'de kabul edildiği dosya kapsamı ile sabittir. Davacı tarafça davacı ...Ş. ile iş ortağı ... tarafından üstlenilen yol yapım işinin sözleşme şartlarına göre gerekli olan kesin teminat mektubunun davalı ...’nce düzenlendiğini, mektupta, teminatın konusunun davacının , Afganistan İslam Cumhuriyeti Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile yaptığı yol yapım sözleşmesine dayanarak üstlendiği yükümlülüğünü yerine getirmemesi ihtimalinin teminat altına alındığının kesin bir dille belirtildiğini, ancak söz konusu yol yapım sözleşmesinin 02/09/2014 tarihinde feshedildiğini ve durumun davalı ... yetkililerine bildirildiğini, talep edildiği halde geri verilmeyen banka teminat mektubu hakkında ise 25/09/2014 tarihinde Uyuşmazlık Çözüm Kurulu’na (Dispute Board) başvurulduğunu ve buradan alınan derhal iadenin yapılması şeklindeki bağlayıcı kararın da 17/12/2014 tarihli e-posta ile davalı ...’ne bildirildiğini, dolayısıyla teminat mektubu ile garanti altına alınan yol yapım işindeki yükümlülüğün ihlal edilmesi imkânı kalmadığından artık davalı banka tarafından üstlenilen bir rizikoda kalmadığını ve teminat mektubunun hükümsüz kaldığını iddia ederek kesin teminat mektubu nedeniyle haksız tahsil edilen banka komisyonu ve dış ticaret temerrüt faizlerinin davalıdan tahsilinin talep edildiği, davalı tarafça tahsilatların usulüne uygun yapıldığı bildirilerek davanın reddine karar verilmesinin savunulduğu, mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davacının davasının reddine karar verildiği ve istinafa davacı tarafça gelindiği uyuşmazlık konusu değildir. Dosyamız kapsamındaki uyuşmazlık davacının belirttiği dönemler için dava konusu kesin teminat mektubundan kaynaklanan komisyon ödemelerinin iadesini isteme hakkının bulunup bulunmadığı var ise miktarının belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür. Dosya kapsamında tercümesi yer alan, 20/01/2012 tarih ve 5962814601120056 numaralı kesin teminat mektubu incelendiğinde; "...-C ... ORTAK GİRİŞİMİNİN (bundan böyle "yüklenici" olarak anılacaktır) "0244-AFG:MFF YOL AĞI GELİŞTİRME YATIRIM PROGRAMI- PROJE 2 MPW/441 VE 800/ADB/ICB:GENEL UZUNULĞU 11.00 METRE OLAN (HER BİR TARAFTA) 0.5 METRE GRANÜLER ŞERİTLİ VE 1.5 METRE ÇİFT BİTÜMLÜ YÜZEY KAPLAMA (DBST) ŞERİTLİ, 2 ŞERİTLİ 7 METRE GENİŞLİĞİNDE ASFALT BETON YOLUN TASARIM VE İNŞAAT/ REHABİLİTASYONU İÇİN QUISAR'DAN LAMAN'A ÇEVRE YOLUNUN REHABİLİTASYON VE YAPIMI İÇİN İNŞAAT İŞLERİ'NİN (bundan böyle "Sözleşme" olarak anılacaktır)" yürütülmesi için sizinle MPW/441-800ADB/ICB nolu, 31.12.2011 tarihli Sözleşme imzaladığı tarafımıza bildirilmiştir. Ayrıca, Sözleşme Koşulları uyarınca, bir kesin teminat mektubunun gerekli olduğunu anlıyoruz. Bu teminat mektubu ...- ... ORTAK GİRİŞİM lehine düzenlenmiştir ve ... İnşaat Ticaret A.Ş'nin ortak girişimdeki %50 hissesini temsil etmektedir. Yüklenicinin talebi üzerine,... Dış İşlemler Müdürlüğü, ... olarak, toplamda 10.693.304,25 ( on milyon altı yüz doksan dört bin üç yüz dört Amerikan Doları ve Yirmi beş Sent) ABD Doları tutarını aşmayan herhangi bir meblağı veya meblağları, Yüklenicinin Sözleşme kapsamındaki yükümlülük(ler)ini ihlal ettiğini ve bu talep kapsamında talep edilen tutarın ... İnşaat Ticaret A.Ş'nin %50 sorumluluk payına tekabül ettiğini belirten yazılı bir beyan ile birlikte yazılı olarak ilk talebinizin tarafımıza ulaşması üzerine, bu talebinizi veya bu talepte belirtilen tutarı kanıtlamanıza veya gerekçe göstermenize gerek olmaksızın, Sözleşme Bedelinin ödenebilir olduğu para birimleri cinsinden ve oranlarında ödemeyi gayrikabili rücu olarak taahhüt ederiz. Ödeme talebinize aşağıdakiler de eşlik etmelidir: (i) ... Bankası'nın bu teminat kapsamında bir talepte bulunma niyetinize ilişkni yazılı bildirim aldığını teyit eden bir mektubu ve (ii)Uyuşmazlık Kurulu'ndan (Sözleşmede tanımlandığı şekilde) (a) Yüklenicinin, Yükleniciye talep bildiriminizin tarihinden itibaren 42 gün içinde talep ettiğiniz tutarla ilgili olarak Uyuşmazlık Kurulu'na uyuşmazlık başvurusunda bulunmadığını veya (b) Uyuşmazlık Kurulu'nun, işbu Sözleşme kapsamındaki ödeme talebinizde yer alan tutardan az olmamak üzere, talebinizle ilgili olarak lehinize bir karar verdiğini teyit eden bir mektubu. Bu teminat, en geç 29 Mart 2016 tarihinde (bundan böyle "Sona Erme Tarihi" olarak anılacaktır), söz konusu tarihten önce Uyuşmazlık Kurulu'ndan Yükleniciye karşı talep ettiğiniz bir tutarla ilgili olarak Uyuşmazlık Kurulu nezdinde bekleyen bir uyuşmazlık olduğunu teyit eden bir mektup almamız koşuluyla sona erecektir, Sona Erme Tarihi, Anlaşmazlık Kurulundan (sözleşmede tanımlandığı şekilde) Anlaşmazlık Kurulunun kararını verdiğini teyit eden bir mektubun tarafımıza ulaştığı tarihten 28 gün sonrasına denk gelecek şekilde, ancak her halükarda en geç 20 Temmuz 2016 tarihine kadar otomatik ve koşulsuz olarak uzatılacaktır. Sonuç olarak, yukarıda belirtilenlere bakılmaksızın, bu teminat kapsamındaki herhangi bir ödeme talebinin 20 Temmuz 2016 tarihinde veya öncesinde ofisimize ulaşması gerekmektedir ve söz konusu ödeme talebinin bu tarihte veya öncesinde ulaşmaması halinde, bu teminat hükümsüz olacak ve söz konusu tarihin bir bankacılık günü olup olmadığına bakılmaksızın bu teminat kapsamındaki tüm yükümlülüklerimizden kurtulmuş olacağız. Kimlik tespiti amacıyla, her türlü ödeme talebi ve diğer yazışmalar, imzaların yasal olarak geçerli ve sizin için bağlayıcı olduğunu teyit eden birinci sınıf bir banka aracılığı ile bize sunulmalıdır. Bu teminat şahsınıza özeldir ve devredilemez veya temlik edilemez. Bu teminat, IIC (Uluslararası Ticaret Odası) Yayın No.758, Talep Garantileri için Yeknesak Kurallara tabidir." şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür. Uyuşmazlık Kurulu'nun "Sözleşmenin feshi sonrası, işverenin kesin teminatını yükleniciye iade edememesi hususunda yüklenicinin müracatına/başvuruya ilişkin uyuşmazlık kararı" başlıklı 17/12/2014 tarihli kararının tercümesi incelendiğinde de özetle, yüklenici olan davacı firmanın, işverene sözleşme koşullarına uygun olarak 14 gün süreli bildirim yayınlayarak fesih bildiriminde bulunduğu, yine sözleşmeye göre fesih bildirisinin yürürlüğe girmesinden sonra (02/09/2014) işveren tarafından derhal teminatın yükleniciye iade edilmesi gerektiğinin ifade edildiği, ancak buna rağmen teminatın iade edilmemesi üzerine, yüklenici konumundaki davacı firma tarafından Uyuşmazlık Kurulu'na teminatın iadesi için 25/09/2014 tarihinde başvuru yapıldığı; taraflar arasında yapılan müzakerelerde, işverenin feshin geçerliliği konusunda yüklenici davacı ve Uyuşmazlık Kurulu ile ihtilafta bulunduğu, Uyuşmazlık Kurulu'nun ise yüklenici tarafından feshin geçerliliği konusunun taraflar arasındaki bir ihtilaf konusu olduğunu, feshin geçerliliği konusunun kendi yetkisinin dışında olduğunu, ancak tarafların sözleşmede kesin teminat başvurusu konusunda Uyuşmazlık Kurulu'nun yetki alanında olduğunu kabul ettiklerini ve taraflarına yapılan başvurunun kesin teminatın yükleniciye iadesi hususunda olduğunu, (yukarıdaki bölümde değinilen) sözleşmenin 20.4 fıkrası hükümleri ve 16.4 (a) bendinin hükümleri uyarınca işverenin, feshin yürürlüğe girmesi üzerine kesin teminatı derhal yükleniciye iade etmesi hususunda karar aldığı anlaşılmaktadır. Davacının ortağı olduğu adi ortaklığın imzaladığı 31/12/2011 tarihli sözleşmenin 20.3/5-6 maddesi incelendiğinde; " Eğer Taraflardan biri AK'nin verdiği kararda memnun olmazsa Taraflardan her biri söz konusu kararın alınmasına müteakip 28 gün içerisinde diğer Tarafa karardan memnun kalmadığını ve tahkime gitme niyetini belirten yazılı bir bildirimde bulunacak olup, AK'nin kendine yapılacak başvuruyu müteakip kararın 84 gün (veya diğre şekilde kararlaştırılacak bir süre) içerisinde vermemesi halinde Taraflardan her biri bu sürenin sona ermesini müteakip 28 gün içerisinde diğer Tarafa memnuniyetsizliğini ve tahkime gitme niyetini belirten yazılı bir bildirimde bulunacaktır. Eğer AK her iki Taraf içinde anlaşmazlığa konu bir husus üzerinde kararını verir ve Taraflarca da AK'nin söz konusu kararını almalarını müteakip 28 gün içerisinde bir memnuniyetsizlik bildiriminde bulunmazlarsa bu karar her iki Taraf içinde nihai ve bağlayıcı olacaktır. " hükmü düzenlenmiştir. Dosya kapsamı içerisinde bahsi geçen anlaşmazlık kurulu kararının kesinleştiği veya Türk mahkemelerince kararın tanındığı ve tenfiz edildiğine ilişkin bilgi ve belge bulunmamaktadır. Dava dışı Afganistan yetkili makamlarınca davacı tarafça kendilerine verilen dava konusu kesin teminat mektubunun davacıya iade edilmediği gibi davalı bankanın da ibra iade edilmediği hususları ihtilaf konusu değildir. Bu bağlamda somut olay irdelendiğinde; yukarıda tercümesi yazılmış teminat mektubunun ilk talepte ödeme kaydına havi olduğu, garanti sözleşme kapsamında değerlendirilen bu tip mektupların garanti verene fer'i olmayan ve bağımsız nitelikte bir ödeme yükümlülüğünü oluşturduğundan , garanti alanın ödeme talebine karşı garanti veren davalı bankanın kural olarak temel borç ilişkisinden doğan def'i ve itirazları ileri süremeyeceği, temel borç ilişkisinden doğan def'i ve itirazların ileri sürülememesinin bir sonucu olarak garanti veren davalı bankanın temel ilişkinin geçersiz olduğu, iptal edildiği, sözleşmenin sona erdiği, riskin gerçekleşme ihtimalinin kalmadığı gibi def'i ve itirazları garanti alanın ödeme talebine karşı ileri süremeyeceği, ödemeden kaçınamayacağı, mektup metninde davacı ile işveren ülke arasındaki ihtilaf nedeniyle Uyuşmazlık Çözüm Kuruluna başvurması halinde, kurul kararını ancak uyuşmazlık çözüm kuruluna başvurulan ihtilafın yüklenici ödemesi gereken tutara ilişkin bir uyuşmazlık olması halinde bankanın ödemeden kaynaklanan sorumluluğu açısından bağlayıcı olacağının düzenlendiği, yani Uyuşmazlık Çözüm Kurulunca sadece yükleniciye ödenmesi gereken tutara ilişkin verilmiş bir karar var ise bu kararın davalı bankayı bağlayacağı, oysaki davacı tarafça dayanılan Uyuşmazlık Çözüm Kurulu kararının yükleniciye yapılan ödemeye veya ödememeye ilişkin olmayıp söz konusu kararda, ihalenin fesih şartlarının oluşup oluşmadığının tartışılmadığı, yine tavsiye niteliğindeki Uyuşmazlık Çözüm Kurulu kararına yönelik itiraz üzerine tahkim kararı da alınmadığından söz konusu kararın banka yönünden bağlayıcı olmadığı anlşaılmıştır. Hal böyle olunca davaya konu teminat mektubunun henüz davacıya iade edilmediği gibi davalı bankanın da ibra edilmediği, ilk talepte ödeme kaydını içeren davaya konu teminat mektubunun ödenmesi yönünde bir talimat davalı bankaya ulaştığında bankaca ödemeden kaçınamayacağı, Afganistan ülkesi ile davacı şirket arasında kesin teminat mektubunun garanti altına aldığı akdin feshinin geçerliliği konusunda ihtilaf olduğu ve Uyuşmazlık Kurulu'nun iş akdi feshinin geçerli olup olmadığı yönünde değerlendirme yapma yetkisi olmadığı, yetkisinin kesin teminatın iadesi gerekip gerekmediği yönünde karar almaktan ibaret olduğunu bildirdiği, davalı bankanın Uyuşmazlık Kurulu'nun bu yöndeki kararı ile bağlı olamayacağı, bu bağlamda dosya kapsamında bilirkişi ... tarafından tanzim olunan 08/10/2020 tarihli bilirkişi raporunun oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu, her iki bilirkişi raporunun teminat mektubunun ve taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin irdelenmesi sonucu bilirkişilerce varılan kanaati içerdiğinden, mahkemece dava konusu teminat mektubu ve sözleşme içeriğini yorumlamak suretiyle somut uyuşmazlığı da çözebileceği de dikkate alındığında üçüncü bilirkişi raporu almaksızın dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporuna üstünlük tanıyarak iş bu bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle 20/01/2012 tarih, 5968814601120056 numaralı 10.693.304,25 USD tutarlı kesin teminat mektubu yönünden davalı banka tarafından tahsil edilen komisyon tutarının bankacılık uygulamalarına paralel olduğunun tespit edilmesi karşısında davacının davasının reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin vekalet ücreti yönünden istinaf itirazı değerlendirildiğinde; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/(4) maddesine göre maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. Davacı vekilince mahkemece AAÜT 13/(4) madde uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir iken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin yanlış olduğu ve nispi vekalet ücretinin de yanlış hesaplandığı ileri sürülmüş ise de, AAÜT 13/(4) madde hükmünün ancak maddi tazminat istemli davalarda uygulama alanı bulduğu, somut uyuşmazlıkta taraflar arasında sözleşme ilişkisi olduğundan talebin mahkemece de doğru kabul edildiği şekilde alacak olup, Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/13-602 E., 2020/283 K sayılı ilamının da bu yönde olduğu anlaşılmakla mahkemece AAÜT'nin 13/(1) maddesi uyarınca belirlenen nispi vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmamakla birlikte karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, ıslah edilen dava değeri olan 11.262.639,75 TL üzerinden hesaplanan vekalet ücretinin 350.626,40 TL olduğu ve mahkemece fazlaca vekalet ücreti hesaplaması yapılmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/11/2025
Başkan- ... Üye - ... Üye -... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...