Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/405 E. 2022/860 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/405
Karar No
2022/860
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1620 - 2024/1481 T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1620 KARAR NO : 2024/1481 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : İSMAİL ÖZTEMİZ (39463) ÜYE : NAZİFE KAYA (38826) ÜYE : SİBEL ATACAN ULU (92542) KATİP : PELİN GÜNGÖR (278999) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 09/05/2024 (Ara Karar) NUMARASI : 2023/367 Esas (derdest dosya) KARŞI TARAF ASIL DOSYADA VE BİRLEŞTİRİLEN DOSYALARDA İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDENLER; BİRLEŞTİRİLEN MAHKEMENİN 2023/405 E-464 K.SAYILI DOSYADA BİRLEŞTİRİLEN MAHKEMENİN 2023/406 E-465 K.SAYILI DOSYADA BİRLEŞTİRİLEN MAHKEMENİN 2023/411 E-469 K.SAYILI DOSYADA BİRLEŞTİRİLEN MAHKEMENİN 2023/412 E-470 K.SAYILI DOSYADA BİRLEŞTİRİLEN MAHKEMENİN 2023/413 E-471 K.SAYILI DOSYADA ESAS NO : 2023/367 Esas BİRLEŞTİRİLEN MAHKEMENİN 2023/414 E-472 K.SAYILI DOSYADA BİRLEŞTİRİLEN MAHKEMENİN 2023/420 E-473 K.SAYILI DOSYADA TALEP : İhtiyati Tedbir Kararına İtiraz TALEP TARİHİ : 18/03/2024 BAM KARAR TARİHİ : 17/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/10/2024 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2024 ara karar tarihli ve 2023/367 Esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: TALEP : Birleştirilen mahkemenin 2023/405 E.sayılı dosyada davacı ... A.Ş. vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin 2004 yılında kurulduğunu ve müvekkilinin kooperatifin ortağı olduğunu; davalı kooperatifin 02.06.2023 tarihinde 2022 yılı olağan genel kurul toplantısı yapılması amacıyla toplandığını, yapılan toplantıda hukuka aykırı kararlar alındığını, müvekkilinin de işbu kararlara muhalefet ettiğini, 7, 11. ve 12.gündem maddeleri ile alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, şöyle ki; yapılan toplantının 7.maddesi ile, tersane sahasının en öndeki deniz tarafından bulunan E tipi atölye önlerinin (deniz altının) taranması ve sadece E tipi işyerleri yararlanacak şekilde kazıklı rıhtım yapılması hususunun oy çokluğu ile karara bağlandığını, kararda geçen E tipi işyerlerinin hali hazırda tersane bölgesi olarak inşa edilecek alanın deniz kıyısı tarafında yer aldığını, ne var ki bahse konu alanda E tipi işyerleri dışında onlarca üyeye ait farklı tipte işyerlerinin yer aldığını ve bunların hepsinin aynı iş kolunda (tekne ve yat imalatında) faaliyet göstermek için davalı kooperatife üye olduklarını, E tipi işyerlerinin iskele ihtiyacı ne kadar ise diğerlerinin de ihtiyacının o düzeyde olduğunu, karar doğrultusunda tekne ve yat imal edecek bir endüstri alanında ortakların çoğunun deniz bağlantısının kesileceğini, kooperatifin amacının yalnızca E tipi işyerleri bakımından gerçekleşeceğini, diğer ortakların haklarının tamamen yok edildiğini, bu durumun Koop. K.nun 23.maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu; gündemin 11.maddesi ile; "orta kanalımızın kenarlarına kazıklık komposit iskele yapılması işi yaklaşık maliyeti 85.075.200,00-TL (KDV dahil)nın Eylül 2023 ayından itibaren 12 ay süre ile üye tiplerine göre aşağıda belirtilen miktarlarda ödenmesi görüşüldü. E tipi 179.200,00 TL/ay, D tipi 89.600,00 TL/ay, C tipi 44.800,00 TL/ay, B tipi 22.400,00 TL/ay, A tipi 11.200,00 TL/ay, yapılan oylamada....oy çokluğu ile kabul edildi" şeklinde karar alındığını; kararda "orta kanal" ibaresi ile bahsedilen kısmın, taşkın kontrolü için ıslah edilmiş bir dere yatağı olduğunu ve karar ile yapılmak istenenin de, kanal kenarlarına iskele inşa edip burayı yat ve teknelerin inşa ve donatımı için kullanmak olduğunu, böylece E tipi işyerine sahip paydaşlara deniz tarafında iskele kurma hakkı verilirken, diğer paydaşlara da kanal üzerinde sözde bir kullanım imkânı yaratıldığını, her şeyden önce deniz tarafındaki işyerlerinin önüne iskele inşa edip tek başına kullanma hakkı verilerek (davaya konu 7 no.lu karar ile) yaratılan eşitsizliğin çözümünün, bölgenin güvenliği için hassas önemi haiz bir kanalın diğer üyelere deniz gibi kullandırılması değil, deniz tarafında inşa edilecek iskelelerin tüm üyelerce eşit ve adil kullanımına imkân tanınması olduğunu, öte yandan, genel kurulca böyle bir karar alınmadan önce bu işleme yönelik bir izin de alınmadığını, aksine tüm gelişmelerin böyle bir izin alınamayacağı yönünde seyrettiğini, davalının su kanalına yönelik girişimlerinin, resmî kurumların yoğun itirazları ile karşılık bulduğunu, bu sözde proje ile ilgili idarenin konuya ilişkin tutumunun Tarım ve Orman Bakanlığı DSİ Genel Müdürlüğü’nün 14.11.2022 tarihli yazısında açıklandığını ve bu yazıdan anlaşıldığı üzere ortada çevresel etki değerledirilmesinin yapılmadığını, idari izinleri alınmış bir proje bulunmadığını, riskler bulunduğunu, sadece üyeleri yanıltmak için gündeme dahil edip 11 nolu kararın alındığını ve iptali gerektiğini; gündemin 12.maddesi ile, projenin faaliyete geçmesine yönelik son tarihe kadar gerekli izinlerin alınması için yönetim kuruluna yetki verilmesinin oy çokluğu ile kabul edildiğini, oysa yetkilerin tamamının yönetim kurulunda olduğunu ve devredilemez olduğunu, esasen yönetim kurulunun yetkili ve görevli olduğu bir hususta yetki verilmesine yönelik kararın yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, iptali gerektiğini; öte yandan, toplantı tutanağından da anlaşılacağı üzere dava konusu kararların icrası için öngörülen yaklaşık maliyet 7 no.lu karara konu işler için 241.200.000 TL+ KDV ve 11 no.lu karara konu işler için 85.075.200 TL (KDV dahil) olarak gösterildiğini, özellikle 7 ve 11 no.lu kararların icrasının doğrudan doğruya çevreye müdahale içermesinden dolayı sebep olacağı zararların sadece maddiyattan ibaret olmadığını, ihtimal dahilindeki felaket öngörülerinin son derece gerçek ve bilimsel değerlendirmelere dayandığını, bu kapsamda halihazırda son dönemde ülkemizde yaşanan büyük doğal afetler ve yıkıcı sonuçları düşünüldüğünde, doğal afet öngörüleri ve bunlara yönelik tedbirlere ilişkin resmî kurumların bilimsel tespitlerine uyulmasının son derece hayati olduğunu, dolayısıyla, dava konusu kararlara bağlı yatırım miktarı son derece büyük olup, kararların alelacele icrasına girişildiği durumda gerek davalı kooperatif gerek üyeleri nezdinde sonradan telâfisi imkânsız zararların doğacağının tereddütsüz olduğunu bildirerek, sözü edilen kararların iptali zımnında davalı kooperatifin 02.06.2022 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında alınan 7, 11 ve 12 no.lu kararların yürütülmelerinin durdurulması için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Birleştirilen mahkemenin 2023/406 E.sayılı dosyada davacı ... Ltd. Şti.vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kooperatifin ortağı olduğunu, davalı kooperatifin 02.06.2023 tarihli 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 7, 10, 11 ve 12.gündem maddeleri ile alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin işbu kararlara muhalefet ettiğini; denizcilikte ve özellikle Tersane-Tekne imalatında rıhtımın esas olduğunu, rıhtımsız bir tersanenin ancak atölye olabileceğini, yapılacak yeni inşa teknelerinin denize indirilmesinin 7.maddesindeki karar şekli ile onaylanırsa, ancak ve ancak denize kıyısı olan 20 dönümlük 16 üyenin kabul etmesi ve rıza göstermesiyle mümkün olduğunu, hiçbirinin rıza göstermemesi ve/veya fahiş ücret istemeleri halinde geriye kalan 69 kooperatif üyesinin inşa edeceği hiçbir tekne/yat deniz ile kavuşamayacağını, kooperatifin kuruluş amacı ve felsefesi ile kooperatif üyelerinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, alınan kararın kooperatif senedinin 6, 20, 21 ve 48.maddelerine de uymadığını; 10 nolu maddeye konu olan duvarların üye parselasyonunu sağlamakla birlikte bir çok hataya sebebiyet vereceğini, şöyle ki, dolgusu yapılmış zeminde hiçbir güçlendirme yapılmaksızın yumuşak zemin üzerine inşa edilen duvarlar zeminin oturmasıyla yıkılacağını, ortalaması 40-50 metre olacak olan teknelerin denize indirilme operasyonlarında kullanılacak olan çok tekerli taşıyıcıların manevra alanlarını ortadan kaldıracaklarını, benzer oluşumlarda bu operasyonlara izin verilecek şekilde prefabrike (sök, tak) sınır çitlerinin kullanılmakta olduğunu, parsellere ait zeminlerin sıkıştırma güçlendirme, dolgu ve tersane binasının yapılmasına engel olacağı gibi bu işlemler esnasında yıkılmalarının zorunlu hale geleceğini; 11 nolu maddede bahsi geçen kanalın 0.5-0.8 metre derinliği 40-50 metre genişliği göz önüne alındığında üretilmesi planlanan 40-50 metre boyundaki teknelerin bir yana 20-25 metre teknelerin bile bağlanmasının mümkün olmayacağını, büyük çed raporu onayından sonra yapılması gereken projenin bir oldu bitti ile yapılması yönünde karar alınamayacağını, mevcut proje ile yapılacak iskele boyunun 10-15 metreyi geçmeyen teknelere hizmet vermenin dışında hiçbir işe yaramayacağını, halbuki bu iskelenin 40-50 metre (yaklaşık 300-400 ton) boyundaki yatların bağlanabilmesine imkan vermesi gerektiğini; bu maddenin oylama biçimi ve içeriğinin de usulsüz ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu; iptali istenen 7,10,11 ve 12 nolu maddelerin birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceği gibi bir bütün halinde değerlendirildiğinde kötü niyet ve ana sözleşmeye aykırılığın ortaya çıktığını, kooperatif senedinin 65, 48 ve 60.maddelerine aykırı olduğunu; genel kurul kararı iptal edilinceye kadar geçerliliğini sürdürdüğünü, ancak bu aşamada, sunulan iptal gerekçeleri ve somut deliller ile şerh düşülen kararların müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini, genel kurul kararlarının uygulanmasının azınlık konumunda olan müvekkilinin haklarını bertaraf edeceğini bildirerek, sözü edilen kararların iptali zımnında davalı kooperatifin 02.06.2023 tarihli 2022 yılı olağan genel kurulda alınan kararlardan 7, 10, 11 ve 12 nolu maddelerdeki tüm kararların TTK.nun 449.maddesi düzenlemesi uyarınca yürütülmesinin geri bırakılmasını talep etmiştir. Birleştirilen mahkemenin 2023/411 E.sayılı dosyada davacı Hurşit Karadeniz vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu; davalı kooperatifin 02.06.2023 tarihli 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 7 ve 12.gündem maddeleri ile alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin işbu kararlara muhalefet ettiğini, şöyle ki, Genel kurul kararı öncesi gerekli araştırma, teknik çalışma, hesaplama, hukuki değerlendirme yapılmadığını ve rapor haline getirilmediğini, ortaklara tebliğ edilmediğini; 7.gündem maddesi ile alınan karar sonucunda, kıyıya ve suya komşu olmayan bir alanda yat ve tekne imal etmenin, diğer iş ve işlemlerin yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığını, kooperatif üyelerinin sadece azınlık kısmına rıhtım ve deniz sahasını kullanma hakkı verdiğini, kararı içeriğinin çoğunluk olan diğer ortaklara "sen yat ve tekne üretimi yapma" anlamı taşıdığını, kararın Koop. K.nun 1.maddesinde öngörülen kooperatifin "karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp koruma" amacına, aynı kanunun 22.maddesinde öngörülen hak ve vecibelerde eşitlik ilkesine aykırı düştüğünü, 12.gündem maddesi ile alınan karar konusu yönetim kurulunca alınacak tedbirler ile ilgili soyut, sınırsız, belirsiz, ucu açık şekilde yetki verildiğini, oysa mevzuat ile genel kurulun ve yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin sınırlarının çizildiğini, genel kurula ait yetkilerin yönetim kuruluna devredilemeyeceğini, aksi davranışın Koop.K.nun 55 ve 59.maddelerine aykırı düşeceğini; ayrıca, 7 ve 12.gündem maddeleri ile alınan kararların Koop. K.nun 98.maddesi atfı ile TTK'nun 447.maddesi hükmü çerçevesinde yukarıda açıklanan maddi vakalar dolayısıyla batıl olduğunu ve yok sayıldığını; öte yandan, kararların uygulanması halinde bazı üyelerin ciddi miktarda para ödeyeceğini, rıhtım ve iskele planlamalarının söz konusu azınlık üyelerin tercih ve kararlarına göre şekilleneceğini, kararın uygulanmasının, söz konusu bedellerin harcanmasının geri dönülemez, telafisi güç zarar ve kayıplara sebep olacağını, üye ortakları zor duruma düşürme ihtimali bulunduğu bildirerek, 7 ve 12.gündem maddeleri ile alınan genel kurul kararlarının kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyete aykırı olduğundan iptali, bu kararların kamu düzenine ve kanuna açık aykırılığın tespiti halinde yok hükmünde sayılması zımnında davalı kooperatifin 02.06.2023 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulunda 7 ve 12.gündem maddeleri ile alınan kararların yürütülmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Birleştirilen mahkemenin 2023/412 E.sayılı dosyada davacı ... Ltd. Şti. vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu; davalı kooperatifin 02.06.2023 tarihinde 2022 yılı olağan genel kurul toplantısı yapılması amacıyla toplandığını, yapılan toplantıda hukuka aykırı kararlar alındığını, müvekkilinin de işbu kararlara muhalefet ettiğini, 7, 11. ve 12.gündem maddeleri ile alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, şöyle ki; denizcilikte ve özellikle Tersane-Tekne imalatında rıhtımın esas olduğunu, yapılacak yeni inşa teknelerinin denize indirilmesinin 7.maddesindeki karar şekli ile onaylanırsa, ancak ve ancak denize kıyısı olan 20 dönümlük 16 üyenin kabul etmesi ve rıza göstermesiyle mümkün olduğunu, hiçbirinin rıza göstermemesi ve/veya fahiş ücret istemeleri halinde geriye kalan 69 kooperatif üyesinin inşa edeceği hiçbir tekne/yatın deniz ile kavuşamayacağını, kooperatifin kuruluş amacı ve felsefesi ile kooperatif üyelerinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, alınan kararın kooperatif senedinin 6, 20, 21 ve 48.maddelerine de uymadığını; 11 nolu maddede bahsi geçen kanalın 0.5-0.8 metre derinliği 40-50 metre genişliği göz önüne alındığında üretilmesi planlanan 40-50 metre boyundaki teknelerin bir yana 20-25 metre teknelerin bile bağlanmasının mümkün olmayacağını, büyük çed raporu onayından sonra yapılması gereken projenin bir oldu bitti ile yapılması yönünde karar alınamayacağını, mevcut proje ile yapılacak iskele boyunun 10-15 metreyi geçmeyen teknelere hizmet vermenin dışında hiçbir işe yaramayacağını, halbuki bu iskelenin 40-50 metre (yaklaşık 300-400 ton) boyundaki yatların bağlanabilmesine imkan vermesi gerektiğini; bu maddenin oylama biçimi ve içeriğinin de usulsüz ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu; iptali istenen 7, 11 ve 12 nolu maddelerin birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceği gibi bir bütün halinde değerlendirildiğinde kötü niyet ve ana sözleşmeye aykırılığın ortaya çıktığını, kooperatif senedinin 65, 48 ve 60.maddelerine aykırı olduğunu; genel kurul kararı iptal edilinceye kadar geçerliliğini sürdürdüğünü, ancak kararın uygulanması halinde müvekkili şirketin açıkça mağdur olacağını, genel kurul kararlarının uygulanmasının azınlık konumunda olan müvekkilinin haklarını ihlal edeceğini ve zararın telafi edilemeyeceğini bildirerek, sözü edilen kararların iptali zımnında davalı kooperatifin 02.06.2023 tarihli 2022 yılı olağan genel kurulda alınan kararlardan 7, 11 ve 12 nolu maddelerdeki tüm kararların TTK.nun 449.maddesi düzenlemesi uyarınca yürütülmesinin geri bırakılmasını talep etmiştir. Birleştirilen mahkememizin 2023/413 E.sayılı dosyada davacı ... Ltd. Şti.vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kooperatifin ortağı olduğunu, davalı kooperatifin 02.06.2023 tarihli 2022 yılı olağan genel kurul toplantısına müvekkili şirketi temsilen ...'ın katıldığını, genel kurulda 7 ve 10.gündem maddeleri ile alınan kararlara müvekkilinin muhalefet ettiğini, kararların hukuka aykırı olduğunu, şöyle ki, ancak E tipi atölye önlerindeki rıhtım ve deniz sahasının kullanım haklarının E tipi atölyelere tahsis edilmesinin Koop. K.nun 23.maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, esasen bu alanın tüm üyelere ait olduğunu; 10.gündem maddesi ile atölye ortak duvarlarının yapılması kararının iyi niyet ilkesine aykırı olduğunu; atölye ortak duvarlarının yapılması gerekli ve müvekkilinin buna herhangi bir itirazı bulunmamakta ise de, bu aşamada yapılmasının sakıncalı olduğunu, bu işe zaten başlanıp ve işin % 32 kısmı tamamlandıktan sonra genel kurulda karar oluşturulduğunu; davalı kooperatif yönetiminin bu işi ihale ettiğini ve ihaleyi alan firmanın (... Ltd. Şti.) işe başladığını, 02/06/2023 tarihindeki genel kurulunda genel müdür ...'ın anlatığına göre duvar ihalesinin % 32 lik kısmının tamamlandığını, sanki bu ihale yapılmamış ve işe başlanmamış gibi davalı kooperatifin usulsüz bir karar oluşturulduğunu, kooperatifin şu ana kadar dolgu ihalesi, yol ihalesi, alt yapı ihalesi, idari bina inşaatı ve parsel duvar ihalesi olmak üzere 5 adet ihale yaptığını ve bu 5 adet ihalenin de ... Ltd. Şti.ne verildiğini, diğer yandan bu işin bu aşamada yapılmasının çok sakıncalı olduğunu, davalı kooperatifin daha önce dolgu işini de ihale ettiği ... Ltd. Şti.tarafından yapılan işlerin teknik şartnameye uygun yapılmadığı için bir üye tarafından yaptırılan zemin güçlendirilmesinde zeminde 160/170 cm çökmeler olduğunun belirlendiğini, daha sonra giderilmeye çalışılmış ve kapatılmış ise de görünürde iyileşme sağlansa da esas itibari ile teknik sakıncaları bulunduğunu, bu kadar büyük bir alandaki dolgunun teknik aksaklılar içermesi nedeni ile çökme riski bulunduğunu, ileride faaliyet girmesi ile yaklaşık 15.000 kişinin çalışacağı bir alanda böyle bir risk bertaraf edilmeden duvarların yapılmasının kabul edilemeyeceğini, zira duvarların yapılması ile artık alana müdahale edilmesi ve aksaklıkların giderilmesinin mümkün olamayacağını, ülkemizin ve kooperatifin bulunduğu alanın deprem bölgesi olması da göz önünde bulundurulduğunda böyle bir çökme riski durumunda yaşanacak felaketin boyutunun çok vahim olacağını, sağlam olmayan bir zemine yapılacak duvarda sağlam olmayacağı için dolgu alanının teknik şartnameye uygun hale getirilebilmesinin akabinde duvar yapılması daha sağlıklı olacağı için duvar yapılması kararının bu aşamada iyi niyet esaslarına aykırı olduğunu; öte yandan, tedbir kararı verilmez ise işe zaten başlanmış olduğundan devam edilecek ve telafisi imkansız zararlar ortaya çıkabileceğini, 7.madde konusunda da üyeler arasında tartışmalar yaşanacağını bildirerek, 7 ve 10.maddeler ile alınan kararların iptali zımnında iptali istenen kararların uygulanmaması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Birleştirilen mahkemenin 2023/414 E.sayılı dosyada davacı ... Ltd. Şti.vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu; davalı kooperatifin 02.06.2023 tarihli 2022 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan 7 ve 12.gündem maddeleri ile alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin işbu kararlara muhalefet ettiğini, şöyle ki, 12.gündem maddesi ile alınan kararın, Koop. K.nun 42.maddesinde öngörülen genel kurula ait yetkilerin yönetim kuruluna devredilemeyeceği ilkesine aykırı, dolayısıyla alınan kararın butlan ve sakat olduğunu, ayrıca kararın dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu; 7.gündem maddesi ile alınan kararın, Koop. K.nun 23.maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, kararın uygulanması durumunda bahsi geçen kullanım alanlarının belirli kişilere tahsis edilmesinin ciddi bir rekabet eşitsizliği yaratacağını, birçok gemi malzemesi tedarikçiliği yapan müvekkilinin -müşterileri tarafından malzeme gemi yapımında kullanıldıktan sonra test edebilmeleri için dahi müvekkilinin deniz alanını kullanamaması nedeniyle- teknik imkansızlıklar ile karşı karşıya kalacağını, oysa kooperatifin amacının ortakların faaliyet alanları daha nitelikli ve uygulanabilir duruma getirmek olduğunu bildirerek, 7.maddenin iptali, 12.maddenin iptali veya yokluğu zımnında 7. ve 12.maddeleri içerir genel kurul kararlarının öncelikle yürütmesinin geriye bırakılmasını talep etmiştir. Birleştirilen mahkemenin 2023/420 E.sayılı dosyada davacı ... (...) vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu; davalı kooperatifin 02.06.2023 tarihinde 2022 yılı olağan genel kurul toplantısı yapılması amacıyla toplandığını, yapılan toplantıda 7, 11. ve 12.gündem maddeleri ile alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, şöyle ki; denizcilikte ve özellikle Tersane-Tekne imalatında rıhtımın esas olduğunu, yapılacak yeni inşa teknelerinin denize indirilmesinin 7.maddesindeki karar şekli ile onaylanırsa, ancak ve ancak denize kıyısı olan 20 dönümlük 16 üyenin kabul etmesi ve rıza göstermesiyle mümkün olduğunu, hiçbirinin rıza göstermemesi ve/veya fahiş ücret istemeleri halinde geriye kalan 69 kooperatif üyesinin inşa edeceği hiçbir tekne/yatın deniz ile kavuşamayacağını, kooperatifin kuruluş amacı ve felsefesi ile kooperatif üyelerinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, alınan kararın kooperatif senedinin 6, 20, 21 ve 48.maddelerine de uymadığını; 11 nolu maddede bahsi geçen kanalın 0.5-0.8 metre derinliği 40-50 metre genişliği göz önüne alındığında üretilmesi planlanan 40-50 metre boyundaki teknelerin bir yana 20-25 metre teknelerin bile bağlanmasının mümkün olmayacağını, büyük çed raporu onayından sonra yapılması gereken projenin bir oldu bitti ile yapılması yönünde karar alınamayacağını, mevcut proje ile yapılacak iskele boyunun 10-15 metreyi geçmeyen teknelere hizmet vermenin dışında hiçbir işe yaramayacağını, halbuki bu iskelenin 40-50 metre (yaklaşık 300-400 ton) boyundaki yatların bağlanabilmesine imkan vermesi gerektiğini, bu maddenin oylama biçimi ve içeriğinin de usulsüz ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu; müvekkilinin şerh koyduğu ve iptalini istediği 12.maddeye göre yönetim kurulunun görev ve yetki alanının genişletildiğini, bu durumun keyfiliğe, yetki gasbına ve azınlığa düşerek karar mekanizmasında söz sahibi olamayan üyelerin ortaklıktan çıkarılmasına kadar gidebileceğini, ayrıca yönetim kuruluna tedbir alma maksadıyla verilmesi istenilen yetki ile hangi tedbirlerin kastedildiğinin de açıkça yazılması gerektiğini; iptali istenen 7, 11 ve 12 nolu maddelerin birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceği gibi bir bütün halinde değerlendirildiğinde kötü niyet ve ana sözleşmeye aykırılığın ortaya çıktığını, kooperatif senedinin 65, 48 ve 60.maddelerine aykırı olduğunu; genel kurul kararı iptal edilinceye kadar geçerliliğini sürdürdüğünü, bu aşamada sunulan somut delillerin kararların müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini ortaya koyduğunu, bu hali ile genel kurul kararının uygulanmasının azınlık konumunda olan müvekkilinin haklarını bertaraf edeceğini bildirerek, 7, 11 ve 12 nolu gündem maddeleri ile alınan kararların iptali zımnında sözü edilen kararların yürütülmesinin geri bırakılmasını talep etmiştir. CEVAP: Davalı kooperatif vekili asıl davaya ve birleştirilen davalara cevap dilekçesi ile; müvekkili kooperatifin Haziran 2020 tarihinde Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yapılan protokol sonucunda ... ili ... İlçesi ... mevkiinde bulunan 1.200,00 dönümlük alan yat tersanesi kurulmak üzere davalı kooperatife tahsis edildiğini, bu tahsisin ardından hazırlıklara başlandığını ve proje oluşturulduğunu, 24/01/2022 tarihinde Ulaştırma Ve Alt Yapı Bakanlığının iş bu protokolü imzalayarak onayladığını, daha sonra projenin 16.05.2023 tarihinde revize edildiğini, 02/06/2023 tarihli genel kurulun 7 nolu gündem maddesinin iptali talepleri ile ilgili olarak; tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra davalı kooperatifin 29.08.2020 tarihli genel kurulunun 7.maddesi ile ortaklara tahsis edilen ortaklık tiplerini ve metrekare bilgilerini içeren 06.08.2020 tarih ve 2020/20 sayılı yönetim kurulu kararıyla ekli listesinin ve bu yönde daha önce alınmış olan 30.07.2017 tarihli 2017/18 numaralı yönetim kurulu kararının onaylanması ve ortaklık tiplerine göre ortak listesinin hazırlanması ve ortak sayısının sınırlandırılmasının görüşülmesine ilişkin karar alındığını, ayrıca davalı kooperatifin 2006 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantısında gündemin 5.maddesi ile kooperatife yeni ortak kaydının ve ortak sayısının 118 ile sınırlandırılması hususunda yönetim kuruluna yetki verildiğini ve mevcut 48 ortağın 15 gün içerisinde talep edecekleri tipler ayrımından sonra kalan tipler için şartlı ortak kaydına oy birliğiyle karar verildiğini, davacılardan .... Ltd. Şti.nin 25.04.2008 tarih 41 sayılı karar, .... Ltd. Şti.nin 20.06.2009 tarih 53 sayılı karar, ...'ın 05.11.2012 tarih 141/2 sayılı karar, ... Ltd. Şti.nin 15.11.2013 tarih 2013/25 sayılı karar, ... A.Ş.nin 22.08.2014 tarih 2014/12 sayılı karar, ... Ltd. Şti.nin 19.06.2017 tarih ve 2017/6 sayılı karar, ...'in 18.07.2019 tarih 2019/07 sayılı karar, ... Şti.nin 21.02.2022 tarih 2022/06 sayılı karar, ... Ltd.Şti.nin 18.05.2022 tarih 2022/26 sayılı kararı ile ortaklığa kabul edildiklerini, davalı kooperatifin 2017/18 sayılı yönetim kurulu kararıyla davalı kooperatif yönetim kurulunun 2017/18 sayılı 30.10.2017 tarihli kararıyla kooperatif ortaklarının tahsis alanlarının belirlendiğini, iş bu tarihten önce ortak olanların bu duruma itiraz etmediğini, bu tarihten sonra ortak olanların ise bu durumu bilerek ve isteyerek ortaklığa dahil olduklarını, söz konusu yönetim kurulu kararının taraflara bildirilerek 06.08.2020 tarih 2020/20 sayılı kooperatif ortaklarına tahsis edilen alanların belirlenmesine yönelik yönetim kurulu kararı alındığını ve tahsis edilecek yerlerin tip ve metrekarelerinin A tipi olarak 1250 m2, B tipi 2500 m2, C tipi 5000 m2, D tipi 10000m2, E tipi 20000m2 olarak belirlendiğini, 29.08.2020 tarihli genel kurulun 7.maddesinde 06.08.2020 tarih 2020/20 sayılı yönetim kurulu kararı ve ekli listesiyle daha önce alınan 30.10.2017 tarihli 2017/18 nolu yönetim kurulu kararlarının onaylanarak oy çokluğuyla kabul edildiğini, iş bu genel kurul kararına karşı dava dışı ... Ltd. Şti. ile bu dosya davasıcı ... tarafından İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/481 E.-2022/860 K.sayılı dosyası ile iptali için dava açılmış ise de iş bu davaların reddine karar verildiğini, dosyanın halen istinaf incelemesinde olduğunu, ... dışında kalan davacıların hiçbirisinin ortaklık tiplerine itirazda bulunmadıklarını, tüm ortakların projenin en başından beri projenin tüm ortak kullanım alanları ve ferdi kullanım alanları hakkında bilgi sahibi olduğunu, hiçbir ortağın itirazının bu kapsamda geçerli olmadığını, yine aynı projede ana yollar, çekek sahaları, orta kanal ve kenarındaki donatı alanları, sosyal tesisler ve idari binaların açık ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlendiğini, bu onaylı ve ortaklarca da daha önce itiraz edilmeyen projeye göre ön tarafta bulunan rıhtımların iş bu parsellerin içerisinde kalması nedeniyle bu ortakların kullanımında kaldıklarının hukuki ve fiili bir gerçek olduğunu, E tipi ortaklıklara ait 20 dönümlük alanların sınırının denize sıfır/teğet olacak şekilde planlandığını, ülkemiz hudutlarında bulunan tüm tersanelerde uygulandığı üzere E tipi parsel ortaklarının üreteceği 125 metrelik teknelerin saha içerisinde yürütülmesi ve çekek yerine ulaşması çekek yerine ulaşsa dahi travel lift (tekne taşıyıcı) kapasitesinin iş bu tekleri suya indirmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davalı kooperatif içerisinde üretimi yapılabilecek yat ve teknelerin kapasitesinin 75 metreyi geçemeyeceğini, daha büyük tekne/yat imal edilebilmesi için özel izinler alınmasının gerekli olduğunu, kaldı ki her yat/tekne imalatçısının iş bu imalatlar için imalat izni almak zorunda olduğunu, üreticinin mevcut iş sahası (metrekare ve dönüm ) özelliklerine göre imalat izni verildiğini, kendi imalat alanını taşarak bir imalat yapabilmeleri mümkün olmadığını, bu durumda tüm ortakların sahip oldukları sahalar boyutunda tekne/yat imal edebileceklerini, kaldı ki tahsisli alanlar dikkate alındığında iş bu sahaların içerisine her ortak idari bina ve kapalı alanlar imal ettiklerinde üretebilecekleri tekne boyutlarının da küçüleceğini, bu alanda metre boyutunda tene/yat imalatı yapılabileceğini, bu boyutlarda teklerin yürütülmesine ve ortak alanlardan suya indirilebilmesine yahut kara yoluna çıkarılabilmesine elverişli olacak şekilde projelendirildiğini, bu proje kapsamında yapılan yollar ve nihayetinde bulunan kanal (genişliği 50 metre ve derinliği 3 metre olacak şekilde ) ve çekek yerlerinin bu işlemler için imal edildiğini, Tersane, Tekne İmal Ve Çekek Yeri Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında bu durumun belirgin olduğunu, sözü edilen yönetmelik hükmüne göre süresi içerisinde tamamlanmayan projelerin Bakanlık tarafından iptal edilme tehlikesi bulunduğunu, ayrıca ÇED raporunda da E tipi parsellerin önünde bulunan alanların ortak alan kapsamında olmadığını, 10 nolu gündem maddesinin iptali talebi ile ilgili olarak; davalı kooperatifin üstlenmiş olduğu proje kapsamında dolgu ve alt yapı işlemleri bitirildiğini, yapılan dolgunun üzerinden yaklaşık iki yıl gibi bir süre geçtiğini, artık iş yerlerinin imalatı aşamasına gelinmesi zaruri olunduğundan ortak alalar donatıların yapımına başlandığını ve bu kapsamda ortak duvarlar imal edilerek her ortaktan ortaklık payı oranında bu bedelin tahsiline karar verildiğini, atölyelere ait ortak duvarların yapım işi teknik heyetçe yapılan fizibilite çalışması akabinde herhangi bir risk taşımadığından yapılması kararı alındığını, bu işlemin yapı kooperatifi olan davalı kooperatifin ana faaliyet alanları ile ilgili olduğunu, 11 nolu gündem maddesinin iptali talebi ile ilgili olarak; anılan proje kapsamında ilk günden bu yana projenin ortasından geçen bir kanal mevcut olduğunu ve bu kanal ilgili kooperatif ortaklarının iş ve imalatlarını kolaylaştırıcı nitelikte olduğundan yönetim kurulunca bu hususun değerlendirilerek gündeme taşındığını ve oy çokluğu kabulüne karar verildiğini, bu kanalın genişliğinin 50 metre, derinliğinin yaklaşık 3 metre olduğunu, ayrıca kanalın ıslahı ve taşkın riskleri konusunda Tarım Ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Etüt, Planlama ve Tahsisler Dairesi Başkanlığınca gerekli yazışmalar yapılarak uygunluk görüşü alınması neticesinde ÇED raporuna da uygun olarak projelendirildiğini ve ilgili işlemlerin yapılmasına karar verildiğini, kararın davalı kooperatifin faaliyete geçebilmesi için mühim olan konulardan olup usul ve yasaya uygun olarak gündeme alınıp müzakere edildiğini ve uygulamaya konulduğunu, 12 nolu gündem maddesinin iptali talebi ile ilgili olarak; genel kurulun 12 nolu gündem maddesinde bahsi geçen hususun Hazine Taşınmazlarının Tersane, Tekne İmal Ve Çekek Yeri Yatırımlarına Tahsisine İlişkin Yönetmelik gereğince bir sorun yaşamamak üzere alınacak önlemler olduğunu, genel kurulca devredilemeyecek yetkilerin Koop. K.nun 42.maddesinde düzenlendiğini, ancak 12.madde ile alınan kararın bu maddeler arasında yer almadığını, genel kurul tarafından yönetim kuruluna verilen yetkinin yalnızca üyelere işlerin ivedilikle tamamlanması hususunda yönetim kurulunun ne derece hızlı davranmak istediğini ve yalnızca bir kaç üye yüzünden tüm kooperatifin gidişatının etkilenmesine müsaade edilmeyeceğini vurgulamak için olduğunu bildirerek, asıl davanın ve birleştirilen davaların reddine savunmuştur. Davalı kooperatif yönetim kurulu 09/03/2023 tarihli 2023/42 sayılı yönetim kurulu kararında özetle; kararın yürütülmesinin geri bırakılması talep edilen maddeler hakkında tedbir kararı verilmesi kooperatifin iş ve işlemlerine devam etmesini imkansız kılacak, kooperatif davalar sonuçlanıncaya kadar tüm işlemleri askıya almak zorunda kalacağını, bu durumun dava açan ortaklar dahil tüm ortaklar için işin taahhüt edilen haziran 2024 tarihine kadar tamamlanmaması 04.07.2014 RGT. VE 29050 RG No numaralı Hazine Taşınmazlarının Tersane, Tekne İmal Ve Çekek Yeri Yatırımlarına Tahsisine İlişkin Yönetmelik 17 maddesi 2. Fıkrası kapsamında ' (2) 16 ncı madde kapsamında yapılacak kontrol ve denetimler sonucunda; tesisin amacı dışında faaliyette bulunduğunun ve diğer hata veya noksanlıkların tespit edilmesi halinde, İdarenin de görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça belirlenecek süre içerisinde yatırımcı tarafından bu aykırılık, hata ve noksanlıkların giderilmesinin zorunlu olduğunu, bu zorunluluğa uyulmaması durumunda sözleşme, idarenin talebi üzerine Bakanlık tarafından feshedilir.' hükmü gereğince projenin iptaline sebebiyet vereceğini, ayrıca artan inşaat ve imalat masrafları düşünüldüğünde de işlerin ivedilikle tamamlanması tüm ortaklara yüklenecek maddi külfeti de azaltacağını, bu hususta tüm ortakların menfaatleri düşünülerek hareket edilmesi gerektiğinden davalıların TTK 449 gereğince talep ettikleri genel kurul kararları hakkında kararın yürütülmesinin geri bırakılması taleplerinin reddine karar verilmesi hususunda görüş bildirmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 04/03/2024 TARİHLİ ARA KARARI: İlk derece mahkemesince; "...Taleplerin kabulüne, ... nezdinde kayıtlı davalı ...Toplu İşyeri Kooperatifi'nin 02/06/2023 tarihli 2022 yılı olağan genel kurulunda 7,10,11 ve 12 nolu gündem maddeleri ile alınan kararların yürütmesinin geri bırakılmasına..." şeklinde karar verilmiştir. Yerel mahkemece verilen ara karara asıl dosyada ve birleştirilen dosyalarda davalı kooperatif vekili ve üçüncü kişi durumundaki davalı kooperatifin ortakları tarafından itiraz edilmiş, mahkemece itiraz duruşmalı olarak değerlendirilmiştir. İTİRAZ: Davalı kooperatif vekili itiraz dilekçesinde özetle; mahkemece tesis edilen 04/03/2024 tarihli yürütmenin geri bırakılması kararının hukuka aykırı olduğunu, şöyle ki, kooperatif yönetim kurulunun olumsuz görüş bildirdiğini, 02/06/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediğini, genel kurul kararları ile eşitlik ilkesinin ihlal edilmediğini, kararların kanuna, ana sözleşmeye ve projeye uygun olduğunu, oylamaya katılmayan yahut katılıp da ret oyu kullanmayan ortakların işbu madde için dava açma haklarının bulunmadığını, mahkeme kararı nedeniyle imalatların büyük ölçüde durduğunu, 1/10 ortağın haksız davası nedeniyle tüm ortakların zarar gördüğünü bildirerek, sözü edilen genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İlgililer ayrı ayrı sundukları dilekçelerinde özetle; davalı kooperatifin ortağı olduklarını, kooperatifin imalatları bitirerek faaliyete başlaması amacıyla çalıştığını, ancak tüm ortakların yapılarını yaparak faaliyete başlamaları için kooperatifte ortak alanların imalatlarının tamamlanması gerektiğini, çekek yerleri ve rıhtım alanları tamamlanmadan dolgu yapılarak kazanılan sahanın denize doğru akacağını ve tekne imalatına başlanmasının mümkün olmayacağını, faaliyete başlamak için yatırımların hızlandırıldığı bu dönemde verilen kararın kendilerini ve tüm ortakları zarara uğratacağını, ayrıca imalathaneler tamamlansa dahi faaliyete başlamalarının imkansız olacağını, ayrıca kooperatifin yüklenmiş olduğu projenin bir devlet projesi olup kooperatifin faaliyete başlamasının gecikmesinin Türkiye Cumhuriyeti Devletini de maddi olarak zarara uğratacağını, zira projenin faaliyete geçmesi halinde devlete de bir kira ve vergi ödemesi yapılacağını, verilen karara ve açılan davalara ilişkin maddi manevi tazminat ve şikayet haklarını saklı tuttuklarını bildirerek yürütmenin geri bırakılması kararının kaldırılmasını talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 09/05/2024 TARİHLİ ARA KARARI: Mahkemece;"...Muteriz kooperatif vekili ve kooperatif ortağı üçüncü kişilere ait dilekçeler ile geçici hukuki koruma talebinde bulunan davacılar vekillerine ait dilekçelerin, beyanların ve dosya içeriğinin değerlendirilmesi sonucunda; davalı kooperatifin 02/06/2023 tarihli genel kurulunda 7,10,11 ve 12 nolu gündem maddeleri ile alınan kararların hukuka aykırı olduğu hususunun yaklaşık ispat seviyesinde ispatlanması, menfaatler dengesi gözetildiğinde mevcut delil durumuna göre genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılmaması halinde kooperatif tüzel kişiliği ve geçici hukuki koruma talebinde bulunan ortakları yönünden ağır ve telafisi güç zararların doğma ihtimalinin bulunduğu, konu ile ilgili kooperatif yönetim kurulunun sırf olumsuz görüş bildirmesinin hukuki bir değerinin bulunmadığı, böylece mahkememizce tesis edilen 04/03/2024 tarih ve 2023/367 E.sayılı "S.S. ... İşyeri Kooperatifi'nin 02/06/2023 tarihli 2022 yılı olağan genel kurulunda 7,10,11 ve 12 nolu gündem maddeleri ile alınan kararların yürütmesinin geri bırakılmasına" dair kararın usule ve kanuna uygun olduğu, davalı kooperatif ile kooperatifin ortakları konumundaki karar başlığında gösterilen ilgililer tarafından ileri sürülen itirazın yersiz olduğu anlaşılmıştır. Hukuki geçici koruma talebinde bulunmayan davacılar karar başlığında gösterilmediği..." gerekçesiyle "...Asıl dosyada ve birleştirilen dosyalarda davalı kooperatif vekilinin mahkememizin 04/03/2024 gün 2023/367 E.sayılı genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına vaki itirazının reddine, yukarıda isimleri belirtilen ve üçüncü kişi durumundaki davalı kooperatifin ortakları tarafından ileri sürülen genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına vaki itirazlarının ayrı ayrı reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur. Karara karşı davalı ... İşyeri Kooperatifi vekili, İlgili ... Şirketi vekili ve İlgili ... Tic.ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Karşı taraf / davalı ... Kooperatifi Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbirin şartlarının oluşmadığını, Kooperatif Yönetim Kurulu'na göre işbu dava ve tedbir, yapılması gereken işleri aksatmakta, kooperatifin amacını ve geleceğini tehlikeye atmakta olduğunu, tedbir kararı verilebilmesi için hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkânsız hâle gelecek olmasının gerektiğini ancak dosya kapsamında bu hususu gösterir somut hiçbir donenin olmadığını, mahkemenin ihtiyati tedbir kararı veren ara kararın da ve tedbirin reddine dair gerekçeli ara kararında kabul edilebilir bir gerekçenin bulunmadığını, dosyada "objektif bulgu" olarak nitelendirilebilecek başta bilirkişi raporu olmak üzere bütün bilgi ve belgelerde, iptali istenen ve hakkında tedbir uygulanan genel kurul kararlarının hukuka uygun şekilde alındığını, kooperatif ana sözleşmesine, ilgili projeye dair protokollere ve resmi idari kararlara uygun olduğunu, vaziyet planı ve imar planı gibi resmi-onaylı düzenlemelerde nasıl planlama yapıldıysa ona göre alındığının görüleceğini, hiçbir kabul anlamına gelmemekle birlikte, tedbir kararı verilecek olsa dahi, bunun teminatsız olmasının mümkün olmadığını, bu kararların uygulanması halinde zarar doğacağı iddiasının aksine, işbu kararlara dair verilen tedbir kararı nedeni ile kooperatifin ana sözleşmesi ile belirlenen ve yıllardır bu doğrultuda ortaya konulan emeklerin bir kısmı zayi olmakta, bir kısmı değer kaybetmekte, hatta ilgili dolgu alanının tahsisinin, süresinde bitirilemeyen işlerden kaynaklı olarak iptali riski nedeniyle kooperatifin geleceği tehlikeye girdiğini, dava şartı olan dava açma süresine uymayan, usulüne uygun çağrıya rağmen genel kurula katılmayan ve/veya ilgili kararlara ret kararı vermeyen kişiler tarafından açılan davanın reddi muhtemel olduğundan, bu kişiler tarafından talep edilen ihtiyati tedbirin de reddinin gerektiğini, dava konusu maddelerden 10 ve 11. maddeler açısından, davacıların ret oyu verdiklerine dair resmi bir belgenin mevcut olmadığını, İlgili Genel Kurul Tutanağı incelendiğinde davacılar bu maddelere dair bazı muhalefet ettikleri hususları tutanağa geçirmişlerse de, tutanakta oylama sonucu açıkça 10. madde için "64 Kabul ve 1 Ret (Çekimser Yok)", 11. madde için ise 11. maddesinin de 48 kabul ve 2 ret (çekimser yok) şeklinde tutanağa geçirildiklerini ve davacıların hiçbiri ret oyu kullandığına dair tutanakta bir ibarenin bulunmadığını, bu sebeplerle davacıların bu maddeye ilişkin tüm talepleri öncelikle usuli olarak dava şartı eksikliğinden reddedilmesi gerektiğini, dolayısıyla yaklaşık ispatı dahi sağlayamadıkları için, tedbir taleplerinin de reddedilmesi gerektiğini, davacıların iptalini istedikleri genel kurul kararlarının tedbir yönünden ve bu tedbir kararının etkileri yönünden tek tek irdelenmesini, 7 nolu karar yönünden davacıların en temel ve hukuki dayanağı olabilecek itirazları eşitlik ilkesine aykırılık itirazı olsa da, somut durumda hem davacılar hem de tedbir kararına hükmeden yerel mahkeme tarafından bu hususta yanlış bir nitelendirme yapıldığını, mutlak ve nispi eşitliğin hukuken birbirinden ayrıldığını, Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesinde bahsedilen eşitliğin, bir kooperatif içinde bulunan tüm ortakların mutlak anlamda eşit haklara sahip olması olmadığını, kooperatifler hususunda önemli olanın, benzer koşullara sahip ortakların eşit muamele görmesi olduğunu, bu çerçevede, eşit şartlara sahip olanların eşit işlem görmesi gerektiğinin vurgulandığını, davacıların eşitlik ilkesinden bahsederlerken; kooperatifin kurulmasının ardından üye olurken kendi talep yazıları ile farklı üyelik tiplerinden birini kendilerinin seçtiklerinden, üyelik tiplerinin büyüklüğüne oranla masraflara katılım oranlarının ve aidatlarının da arttığından, kurasız yapıldığını iddia ettikleri yerleşim planına dair kuranın, noter huzurunda 14.06.2022 tarihinde çekildiğiniden hiçbirinin itiraz dahi etmediğinden, noter huzurundaki kura çekimine dair tutanakta bu dava ile itiraz ettikleri yerleşim şeklinin birebir aynen gözüktüğünden, kooperatifin projesine dair resmi bütün evraklarda kazıklı rıhtımın yer aldığından, onaylı vaziyet planında kooperatife ait alanın deniz kenarındaki kısmının Kazıklı Rıhtım olarak gösterildiğinden ve bu şekilde resmen onaylanmış durumda olduğundan, nihai ÇED raporuna göre E tipi üyelerin işletmelerinin önüne kuru havuz yapma hakkına sahip olduğundan, dolayısıyla buranın ortak alan olduğu iddiasının dayanaksız olduğundan, E tipi atölyelerin büyüklükleri gereği mevzuatta tersane hükmünde olduğunu, bu niteliğe sahip işletmelerin önünü kapatmanın hukuken mümkün olmadığından, sonuç olarak kabul anlamına gelmemekle birlikte, kim, ne adla, hangi sıfatla hangi amaçla kullanacak olursa olsun, bu tarama işleminin ve rıhtımın yapılmak zorunda olduğunun, aksi halde projeye aykırılık sonucunun doğacağından bahsetmediklerini, ayrıca kooperatif Bakanlık ile arasında yaptığı protokol uyarınca, Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğü'nün onayladığı Vaziyet Planı'nına uygun şekilde inşaa etmeye mecbur olduğunu, Ulaştırma Ve Altyapı Bakanlığı Tersane Ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğü'nün onayladığı vaziyet planında E Tipi üyelerin alanlarının önü kazıklı rıhtım olarak görüldüğünü, bu durumda düzenli olarak bakanlık denetimine tabi olan kooperatif E Tipi parsellerin önünü vaziyet planı uyarınca kazıklı rıhtım yapma mecburiyetinde olduğunu, herkes üye olurken hem seçtikleri işyerinin büyüklüğünü hem de seçtikleri iş yeri tipinin konumunu bildiğini, dosyada mübrez 19.01.2024 tarihli raporda bilirkişi heyetinin de somut ve bilimsel tespitler yaptığını, bilirkişi heyeti raporunda; atölyelerin kooperatif üyelerine dağılımının kura çekimi ile yapıldığını ve bu yönü ile Kooperatifler Kanunu'na ve Kooperatif Ana sözleşmesi'ne uygun olduğunu, fiziksel olarak bütün üyelerin kıyıda yer almasının mümkün olmadığını, bu durumda imal edilecek gemilerin büyüklüğüne göre en büyükten en küçüğe doğru sahilden uzaklıklarının belirlenmesinin tutarlı olduğunu, Kooperatif Yerleşim Alanına ait deniz kıyısının doğu ve batı ucunda iki adet ayrı Çekek Alanı bulunduğunu, ÇED raporunda hangi tip atölyenin imal edeceği tekneleri ne şekilde denize indirebileceğinin gösterildiğini, imal edilecek teknelerinin çekek alanları ve orta kanalda donatımının yapılabileceğinin yine ÇED raporunda düzenlendiğini, bu maddeye kabul oyu veren ve davacı olmayan üyelerin, yapılacak tarama ve rıhtım masraflarına katılmamayı tercih etmiş oldukları ve kendileri açısından uygun olduğunu düşündükleri seçimi yapmış oldukları hususunun da göz önünde bulundurulması gerektiğini" belirtiğini ve sonuç olarak da bilirkişi heyeti tarafından hukuka aykırılık bulunmadığını, herkesin yer/büyüklük seçimini yaptığını, ona göre de masraf ve aidat ödediğini, somut durum bu şekildeyken, yaklaşık ispat sağlandığından bahisle Genel Kurul'da oy çokluğu ile kabul edilen işbu 7. maddeye dair tedbiren durdurma kararı verilmesi, üstelik bunun hiçbir teminat alınmaksızın yapılmasının hukuka ve mantığa aykırı olduğunu ve bir an önce bu hatadan dönülmesi gerektiğini, farklı tip ve büyüklükte iş yerleri yapılacağına dair yıllara sair kesinleşmiş Genel Kurul kararları mevcut olduğunu, her üyelik tipinin yükümlülüğünün farklı olduğunu gösterir biçimde, davacıların sözde eşitlik iddialarını çürüten kararlar alınmaya devam edildiğini, bunların sunulan Genel Kurul kararlarının ardından ise yine büyüklük ve yerleşime dair; davalı kooperatifin 30.10.2017 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile yapıldığını, takiben 06.08.2020 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile tekrar somutlaştırıldığını, 29.08.2020 tarihinde gerçekleştirilen Genel Kurul toplantısının 7. maddesi ile ise her iki yönetim kurulu kararının görüşüldüğünü ve 16 ret oyuna karşılık 43 oy ile kabul edildiğini, 13.06.2022 tarihli Kooperatif Genel Kurulu'ndan bir gün sonra, 14.06.2022 tarihinde T.C. Aliağa 2. Noterliğince düzenlenen Kura Çekiliş Tutanağı ve ekindeki Sonuç Listesi ve Krokisi ile Kura Çekiminin gerçekleştirildiğini, 02.06.2023 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında, dava konusu 7. madde olan, "E Tipi (20 dönüm) parsellerin önlerinin taranması ve kazık çakılması işlerinin E Tipi parsel sahipleri tarafından yapılması, maliyetlerinin karşılanması ve bu parsellerin rıhtım ve önündeki deniz alanlarının kullanım haklarının bu ortaklara ait olması hususu" oylamaya sunulduğunu ve 39 kabul, 23 ret oyu ile oy çokluğuyla kabul edildiğini, 06.08.2020 tarih 2020/20 sayılı Kooperatif ortaklarına tahsis edilen alanların belirlenmesine yönelik yönetim kurulu kararı alındığını ve tahsis edilecek yerlerin tipleri ve boyutlarının belirlendiğini, ardından 29.08.2020 tarihli genel kurulun 7. maddesinde, 06.08.2020 tarih 2020/20 Sayılı yönetim kurulu kararı ve ekli listesiyle, daha önce alınan 30.10.2017 tarihli 2017/18 Nolu yönetim kurulu kararlarının oylaması yapılmış ve kararlar oy çokluğuyla kabul edildiğini, işbu genel kurul kararına karşı dava dışı ... Ltd. Şti. ile bu dosya davacısı Serhat Baysal tarafından İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/ 481E - 2022/860K sayılı dosyası ile iptali için dava açılmış ise de iş bu davaların reddine karar verildiğini, ... dışında kalan davacıların hiçbirisi ortaklık tiplerine itirazda bulunmadıklarını, dolayısıyla, istinafa konu tedbirin verildiği mahkeme dosyasında davacıların davasının reddine karar verileceği bu husus nedeniyle kuvvetle muhtemelken, davacılar tarafından hiçbir somut iddia ve delil sunulmadan ve yine mahkeme tarafından hiçbir gerekçe sunulmamışken tedbir kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 10 nolu karar yönünden davacıların iddiaların yersiz ve dayanaksız olup, bu hususlara dair; ilgili Genel Kurul maddesi incelendiğinde görüleceği üzere, sadece 1 ret oyu verilmiş olup, ret oyu vermeyen davacıların kanunen bu maddeye dair dava açma ya da tedbir talep etme haklarının olmadığını, bu hususun dikkate alınmasını ve buna göre ret oyu vermemesine rağmen bu maddeye dayanarak dava açanların davalarının reddinin gerektiğini, dolayısıyla talep ettikleri tedbir talebinin de, davalarının reddedilmesi muhtemel olduğundan reddinin gerektiğini, ilgili dolgunun yapılmasından itibaren iki seneden fazla sürenin geçtiğini, bu işlem yapılırken yetkili kurumlar tarafından denetim ve gözetim yapıldığını, sonrasında onay verildiğini, bu nedenle dolgunun oturup oturmaması hususunda bilimsel bir şüphenin olmadığını, zaten aksi yönde bir tespit ya da somut iddia da yokken, soyut beyanlara itibar edilemeyeceğini, iptale konu maddede geçen duvarların yapılması halinde davacıların iddia ettiği gibi imal edilecek teknelerin denize indirilememesi gibi bir durum da teknik olarak söz konusu olmadığını, projenin vaziyet planı incelendiğinde açıkça görülebileceği üzere bütün üyelerin üreteceği teknelerin çekek yerlerine ulaştırılıp denize indirilmesini sağlayacak genişlikte yolların mevcut olduğunu, bütün bunlara ek olarak, bu konuya dair hukuki açıdan en net tespit de dosyadaki bilirkişi raporunda yapıldığını, buna göre duvar yapılmasını istemeyen ya da prefabrik duvar isteyen üyelerin yapabilecekleri tek şey kendi parsellerine duvar yapılmamasını ve sınır duvarları ortak olduğundan komşu parseller ile mutabakat sağlanması halinde bunların da yapılmamasını istediğini, yine bilirkişiye göre bunu talep eden ve komşu parselle anlaşan üyeler, kabul oyu ile yapılmasına karar verilen diğer gerekli duvarlar için gereken masraflara katılmaktan kaçınamayacaklarını, bu usuli ve teknik esaslara ek olarak, kooperatiflerin hukuki niteliği açısından da bu maddelerin iptalinin bu gerekçelerle istenemeyeceğini, şöyle ki, ana sözleşme ve genel kurul eli ile belirlenen icrai faaliyetlerin yapımında, kooperatifin icra organı olan Yönetim Kurulu yetkili olup, yapılan ve yapılacak işlerin yeterliliği ve yerindeliği hususundaki görev ve takdir yetkisi de icra organı olan Yönetim Kurulu'nda olduğunu, 11 Nolu Karar yönünden davacıların iddialarının yersiz ve dayanaksız olduğunu; Genel Kurul maddesi incelendiğinde görüleceği üzere, sadece 2 ret oyu verilmiş olup, ret oyu vermeyen davacıların kanunen bu maddeye dair dava açma ya da tedbir talep etme haklarının olmadığını, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 53. maddesi uyarınca; toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen pay sahipleri genel kurul kararlarının iptalini isteyebileceğini, bu kapsamda ortaklar tarafından açılacak olan iptal davasında ortakların öncelikle alınan kararlara olumsuz oy verdiğini ispat etmesinin gerektiğini, toplantıya katılan ortakların karara olumsuz oy vermenin yanı sıra muhalefetlerini toplantı tutanağına geçirtilmesi de iptal davası açmanın zorunlu unsurlarından biri olarak düzenlendiğini, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulması gereken dava şartı olarak düzenlenen bu durum uyarınca davacıların dava açma ya da tedbir talep etme haklarının olmadığını, dolayısıyla talep ettikleri tedbir talebinin de, davalarının reddedilmesi muhtemel olduğundan reddinin gerektiğini, bu orta kanal davacılar tarafından sanki orada bulunan bir dere yatağı nedeniyle yapılmak zorunda kalınan, sıradan bir akarsu olarak lanse edilse de, gerçekte bu kanal planlı şekilde yapılan, bu nedenle onaylı vaziyet planında düzenlenen ve bu vaziyet planı çerçevesinde bütün resmi izin ve onaylar alınarak yapılan bir kanal olduğunu, onaylı vaziyet planında ve ÇED raporunda yer alan bir yapının hukuka aykırı olduğundan bahsedilemeyeceğini, kooperatif yönetim kurulu, 2023 yılı olağan genel kurulu'nda 9. madde ile, proje sahasına ilave tekne donatı iskelesi yapılması yönünde de gündem maddesi getirdiğini ve bu madde oybirliği ile kabul edildiğini, proje kapsamında Çekek Alanları ve Orta Kanal'ın iki yanında yapılacak rıhtımlar ve orta kanalın açık denize ulaştığı yerdeki sağda ve solda olmak üzere 35 metreden toplam 70 metre, E Tipi üyelerin yanında yer alan ortak rıhtım alanı da bulunmasına rağmen, Yönetim Kurulu donatı iskelesi yapılmasına dair ek bir karar alarak, zaten yeteri kadar yer olmasına rağmen iyiniyetini gösterdiğini, davacıların bir diğer iddiası olan kanalın DSİ tarafından belirlenen şartlara uygun olmadığı yönündeki iddiaları da konuya dair bilgileri olmadığını ya da bildiklerini farklı yansıtmayı tercih ederek kötü niyetli olduklarını gösterdiğini, Kooperatif Yönetim Kurulu, kooperatife tahsis edilen alana ilişkin kullanım sözleşmesi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğü'nün onayladığı Vaziyet Planı, tahsisli alana dair imar planları uyarınca ve Nihai ÇED Raporu doğrultusunda Vaziyet Planı'nda açıkça belirtilen orta kanalı ve orta kanaldaki donatı alanları yapmaya mecbur olduğunu, zira DSİ ve İZSU ile yapılan yazışmalarda geçen husus, bu kanalın yapılıp yapılamayacağı değil, ÇED Raporuna uygun yapılması gerekliliği olduğunu, ne DSİ'nin nede İZSU'nun mevzuata göre orta kanalın yapılamayacağına dair hiçbir yazısı ya da görüşünün mevcut olmadığını, zira DSİ'nin dolgu alanlarında bir yetkisi ya da sorumluluğu bulunmadığını, konuya dair sadece kontrol yetkisi İZSU'da olup İZSU'dan ile yapılan yazışmalarda sadece bu kanala dair uyulması gereken çevresel etkilere dair kurallar mevcut olduğunu, dolayısıyla DSİ ve İZSU'nun orta kanalın yapılamayacağına dair herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, kooperatif 2004 yılında kurulmuş ise de ilgili alan üzerinde tahsisi ancak 2020 yılında elde edebildiğini, kooperatife ilgili alan yat/gemi/tekne üretimi yapılması amacıyla tahsis edildiğini ve tüm kamuya açık olan ve özel mülkiyete konu olamayan bu alanın tahsisi edilmesindeki, özgülenmesindeki amaç diğer ifade ile kamu yararı yat ve tekne üretimi olduğunu, kooperatif, ortak rıhtım işletme amacıyla kurulmamış olup, bununla beraber tahsise ilişkin özgülenmedeki fonksiyon da yat/gemi/tekne üretim sahası olduğunu, tahsisin amacı kooperatifin rıhtım işletmeciliği yapması olmadığını ve mevzuata göre de kooperatif kendisine tahsis edilen alanda tahsis amacı dışında faaliyette bulunmayacağını, buna rağmen fiilen bunu yapabilecek şekilde yapılmakta olan bir projeyi rıhtıma dair ilgisiz donelerle yavaşlatmak ve durdurmanın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, 10. maddeye dair ileri sürdükleri hususları, bu maddeye ilişkin de belirtmeleri gerektiğini, bu usuli ve teknik esaslara ek olarak, kooperatiflerin hukuki niteliği açısından da bu maddelerin iptali bu gerekçelerle istenemeyeceğini, şöyle ki, ana sözleşme ve genel kurul eli ile belirlenen icrai faaliyetlerin yapımında, kooperatifin icra organı olan Yönetim Kurulu yetkili olup, yapılan ve yapılacak işlerin yeterliliği ve yerindeliği hususundaki görev ve takdir yetkisi de icra organı olan Yönetim Kurulu'nda olduğunu, kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet esaslarına aykırı olmayan hiçbir karar, sırf icra ediliş tarzı bazı üyelerce uygun görülmüyor diye iptale ve tedbire konu edilemeyeceğini, aksi halde zaten bir Yönetim Kurulu'nun kooperatifin asıl amacını ve Genel Kurul kararlarını icra etmesi mümkün olmayacağını, bütün kararların oybirliği ile alınması zorunluluğu doğacağını, bu da fiiliyatta işlerin yapılmasını imkansız hale getireceğini, kooperatife ilgili alanı tahsis eden bakanlık Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, kooperatife ilişkin projeyi onaylayan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Vaziyet Planını onaylayan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tersane ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğü’nün tüm kayıtlarında proje bu haliyle yer almakta olduğunu ve kesinleşmiş olup, kooperatifin orta kanalda ortak rıhtım ve iskele imalatı için yasal süreçlerini tamamladığını, 12 Nolu Karar yönünden yönetim kurulunun halihazırda sahip olduğu yetkilerin kullanımı konusunda genel kurulun bir nevi görüşünü almak ve Genel Kurul'u gelişmelerden haberdar etmek amacıyla düzenlenen 12. maddenin, yetki devri içermediği dikkate alınarak, iptal edilmesinin de gereksiz olduğu sonucuna varılması gerektiğini, buna ek olarak, kooperatifin kayıtları ve işlemleri incelendiğinde görülebileceği üzere, kooperatif Yönetim Kurulu'nun bu maddeye dayanarak bugüne kadar yaptığı hiçbir iş, işlem ya da başvurunun bulunmadığını, bu dahi tek başına Yönetim Kurulu'nun iyi niyetli olduğunun, davacılar tarafından iddia edildiği gibi hukuka aykırı bir işlem yapmadığının ya da kooperatifin amaçları dışında münferit bir amacı olmadığının açık bir göstergesi olduğunu, izah edilen nedenlerle, başvurularının kabulü ile, tedbir kararına itirazlarının reddi yönündeki ara kararının, tüm genel kurul maddeleri yönünden kaldırılmasına, ve itirazımızın kabulü ile ilgili maddelerin geri bırakılması yönündeki 04.03.2024 tarihli ara kararın kaldırılması yönünde karar tesis edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. İlgili Genka Denizcilik Ve Yatırım Anonim Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; huzurdaki davada verilen tedbir kararı sebebiyle kooperatif bünyesindeki işlerin yürütülemez hale geldiğini, kooperatiflerinin yapması gerekli imalatları bitirerek faaliyete başlanması amacıyla çalıştığını ancak tüm ortakların yapılarını yaparak faaliyete başlamaları için kooperatifte ortak alanların imalatlarının tamamlanmasının gerektiğini, çekek yerleri ve rıhtım alanları tamamlanmadan dolgu yapılarak kazanılan saha denize doğru akacak ve tekne imalatına başlanmasının mümkün olmayacağını, faaliyete başlamak için yatırımlarını hızlandırdıklarını bu dönemde verilen karar tüm ortakları zarara uğrattığını, huzurdaki davada tedbir verilerek durdurulan kararlar, kooperatifin amaçlarına, kamu yararına, hukuka, mevcut vaziyet planına, imar durumuna, ÇED raporuna, ve olağan hayat akışına uygun kararlar olduğunu, bu kararların hepsi, yapılması halinde kooperatife zarar değil, fayda sağlayan, projenin ilerlemesi için gerekli ve zorunlu işleri içeren kararlar olduğunu, bu kararların uygulanması halinde zarar doğacağı iddiasının aksine, işbu kararlar aleyhine verilen tedbir kararı nedeni ile kooperatifin ana sözleşmesi ile belirlenen ve yıllardır bu doğrultuda ortaya konulan emeklerin bir kısmı zayi olmakta, bir kısmı değer kaybetmekte, hatta ilgili dolgu alanının tahsisinin süresinde bitirilemeyen işlerden kaynaklı olarak iptali riski nedeniyle kooperatifin geleceği tehlikeye girmekte olduğunu, kaldı ki mevcut ekonomik koşullar ve artan inşaat maliyetleri göz önüne alındığından yürütmenin geri bırakılması kararı nedeniyle dava açmayan ve kararın hukuka uygun olmadığını düşünen müvekkili firma gibi diğer tüm ortaklar da telafisi zor maddi zararlarla karşılaşacağını, ayrıca kooperatifin yüklenmiş olduğu proje bir devlet projesi olup kooperatifin faaliyete başlamasının gecikmesi Türkiye Cumhuriyeti Devletimizi de maddi olarak zarara uğratacağını, zira proje faaliyete geçtiğinde devletimize de bir kira ve vergi ödemesinin yapılacağını, bu hususun dahi telafisi imkansız maddi kayıplara neden olacağını, bu nedenle verilen karara ve açılan davalara ilişkin maddi manevi tazminat ve şikayet hakları saklı tutulmakta olup başvurularının kabulüne karar verilmesini, davacıların kötü niyetli olduğunu, üyelik tiplerinin en başından bilindiğini, bu duruma göre aidat ödemelerinin yapıldığını, kooperatifin üç ayrı genel kurulunda aynı karar oy çokluğu ile alındığını ve işbu dosya davacılarının bir çoğu daha önce alınan kararlarda ret oyu kullanmadığını ve süresi içerisinde dava da açmadıklarını, 1/10 ortağın şahsi fikirleri nedeniyle tüm ortakların mağdur edildiğini, açılan dava iyi niyetten yoksun olduğunu, davacının kaşesi ve imzasını içeren belgelerden ve kooperatifin düzenlediği yazıdan de anlaşıldığı üzere, herkes yer/büyüklük seçimini yapmış, ona göre de masraf ve aidat ödediğini, yaklaşık ispat sağlandığından bahisle Genel Kurul'da oy çokluğu ile kabul edilen maddelere dair tedbiren durdurma kararı verilmesi, üstelik bunun hiçbir teminat alınmaksızın yapılması hukuka ve mantığa aykırı olduğunu ve bir an önce bu hatadan dönülmesi gerektiğini, bu hususta gerek kooperatifin, gerekse genel kurulda bu maddeye kabul oyu vererek işlerin bir an evvel ilerlemesini amaçlayan üyelerin, haksız yere işlerin durmasına sebep olan kişilerden tazminat talep etme haklarının saklı olduğunu, zira işbu tedbir kararı nedeniyle kooperatifin ilerleyişi durduğu gibi, bu zaman kaybından kaynaklı olarak gerek maliyet artışından, (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın birim maliyet fiyatları devamlı değişmekte olup kalan imalatların yapımı geciktikçe maliyetin arttığını) gerek projenin geciktiği her gün mahrum kalınan kar bakımından, gerek dolgu alanının erimeye başlaması tehlikesinden, gerekse de projenin süresinde bitirilememesi ihtimalinde idarenin uygulayabileceğini ve tahsisin iptaline kadar gidebilecek yaptırımlar nedeniyle ciddi bir zarar tehlikesinin doğduğunu, huzurdaki davada, davacıların iddialarının ve bunu destekler delillerinin kapsamı dikkate alındığında tedbirin şartlarının oluşmadığını, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü için öncelikle TTK m. 449 gereğince Yönetim Kurulu'nun görüşünün alınmasının gerektiğini, mahkeme tarafından bu husus yerine getirilmeksizin tedbir kararının verildiğini, kaldı ki Kooperatif Yönetim Kurulu'na göre işbu dava ve tedbir, yapılması gereken işleri aksatmakta, kooperatifin amacını ve geleceğini tehlikeye attığını, Genel Kurul kararlarının 10.ve 11. maddeleri kapsamında istenen tedbir talebi, öncelikle sadece davacıların karara ret oyu verme şartını yerine getirememiş olmaları açısından bile usulden redde mahkum olduğunu, ek olarak teknik ve hukuki açıdan da hiçbir geçerli iptal talebinin bulunmadığını, 12. madde yönünden, alınan karar ile tespit edilen hususların, kanunen ve ana sözleşme açısından Yönetim Kurulu'nun görevleri içinde olduğu ve Yönetim Kurulu'nun bu yükümlülüğün, iptal davasına konu edilen bir genel kurul kararının tedbiren durdurulması ile ortadan kalkmayacağını, 7. madde yönünden, davacıların taleplerinin haklılığı yaklaşık ispat düzeyinde dahi ortaya konamadığı gibi, iptale ilişkin talepleri de daha önceden bildikleri kararlara ve kendi talep dilekçelerine aykırı olduğu için dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, eşitlik yönünden aykırılık iddiaları da kendi üyelik tiplerini kendilerinin seçmiş olması ve buna göre daha az aidat ve masraf ödediklerinin dikkate alındığında hukuken dinlenemeyeceğini, ceza E Tipi (20 dönüm) parsellerin önlerinin taranması ve kazık çakılması işlemlerine aslında davacıların birinin bile itirazının olmadığını, itirazlarının bu alanların kullanım hakkına dair olduğu dikkate alındığında, söz konusu işlerin tedbiren durdurulmasının tarafların iptal gerekçelerine ve kooperatifin çıkarlarına uygun olmadığını, zira kim kullanacaksa kullansın yapılması gereken bir işin tedbiren durdurulmasında hukuki yarar olmadığı gibi her açıdan zararın mevcut olduğunu, re'sen gözetilecek sebepler sonucunda, başvurularının kabulü ile, mahkeme tarafından verilen tedbir kararına itirazlarının reddi yönündeki ara kararın, tüm genel kurul maddeleri yönünden kaldırılmasına, ve itirazlarının kabulü ile ilgili maddelerin geri bırakılması yönündeki ara kararın kaldırılması yönünde karar tesis edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. İlgili Ar Yemek İşgücü Temini Gıda Temizlik İlaçlama Tekstil Otomotiv Taşımacılık İnşaat Tarım Hayvancılık San.ve Tic.ltd. Şti. Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili Kooperatifin en küçük işyeri tipine sahip olan üye tipi olan A Tipi üyeliğe haiz bulunduğunu, müvekkili firma kooperatife üye olurken tüm üye tiplerini bilerek ve kendi ihtiyaçları doğrultusunda üretim yapmasına uygun iş yeri tipini kooperatifin tüm ortakları gibi kendisinin bilerek ve isteyerek seçtiğini, proje denizin üstünde doldurma(dolgu) işlemi yapılması sonucunda elde edilen çalışma sahası üzerinde (yaklaşık 1204 dönüm) yürütüldüğünü, dolgu yapılan deniz sahası kıyı şeridinde uzanmayan çanak şeklinde bulunan bir alan olduğunu, bundan dolayı proje kooperatifin ilk kurulduğu 2004 yılından bu yana üyelerin ihtiyaçlarına yönelik farklı büyüklükte iş yeri tiplerin bulunduğunu, tüm üyeler de istisnasız bu durumu bilmekte ve iş yeri tiplerini ihtiyaçlarına göre kendilerinin tercih ettiğini, yıllara sari bazı kesinleşmiş genel kurul kararları da bu durumu açıkça ortaya koyduğunu, kesinleşmiş Genel Kurul kararları ile hisselere göre hak ve yükümlülüklerin farklı olduğunun ortaya koyulduğunu, basiretli tacir hükmünde olan üyelerin kooperatifin farklı tiplerde iş yeri tiplerinden oluştuğunu ve iş yeri tiplerinin nasıl konumlandırıldığını bilmeme durumunun söz konusu olmadığını, kaldı ki kooperatif üyesi olan ortakların iş yeri tiplerini ihtiyaçları doğrultusunda kendilerinin talep ettiğini, bununla birlikte kooperatif ortakları iş yeri tiplerinin büyüklüklerine göre yıllardır oransal olarak aidat ödemiş bunun yanında kooperatifin ortak alanlarına dair işlerde de ortaklar iş yeri tiplerinin büyüklüklerine göre yükümlülük altına girdiğini, 2004 yılında kurulan kooperatif ilgili proje alanının tahsisini ancak 2020 yılında elde edebildiğini, ( EK-1 Bakanlık ile yapılan kullanım protokolü), proje alanının kooperatife tahsisinden sonra pandemi döneminde kooperatif Yönetim Kurulu 1204 dönümlük alanın dolgu işlemini tamamlamış ardından noter huzurunda ortaklara ait işyerlerinin konumu kura ile belirlendiğini ve hiçbir üye noter huzurunda gerçekleşen kura çekimine itiraz etmediğini, esasında kooperatife karşı dava açılmasına sebep olan süreç Ertuğrul Ala isimli üyenin E tipi(20 dönüm iş yeri tipleri) denize kıyısı olması nedeniyle bari şerefiye ödesinler teklifi ile başladığını, ilgili davacı üyenin bu talebi E tipi üyelerin yıllardır zaten daha fazla aidat ödemesi nedeniyle reddedildiğini, davacı üyenin talebinden de anlaşılacağı üzere tüm üyeler iş yeri tiplerini büyüklüklerini ve iş yeri tiplerinin büyüklüklerine göre deniz kıyısından kara yönüne doğru sıralandığını gayet iyi bildiğini ortaya koyduğunu, gelinen durumda bari şerefiye ödesinler ile başlayan süreç E tipi işyerlerine sahip üyelerin kendi mülkiyeti altındaki alanın ortak kullanımını talep etmeye dönüştüğünü, E tipi üyeler bari şerefiye ödesinler diyen davacı kooperatif üyesinin kooperatife yazdığı talep yazısında 10 dönüm (D Tipi) iş yeri talebinde bulunduğunu ve kooperatifinde bu doğrultuda kendisine 10 dönüm iş yeri tipi tahsisi sağladığının görüldüğünü, iptal davasına konu edilen Genel Kurul’un 7. Maddesi E tipi işyeri tipine sahip üyelerin kendi işyerlerinin bir parçası olan kazıklı rıhtım ve iş yerlerinin önündeki kısmın taranması maliyetlerine kendilerinin katlanması ve kullanması, 10. maddesi dolgu üzerindeki işyerlerini ayıran duvarların yapılıp yapılmaması, 11. madde deniz üzerinde dolgu işlemi ile oluşturulan sahayı ortadan ikiye bölen kanalın yapılamayacağı iddiası ve 12. madde de yönetim kuruluna sınırsız yetki verilmesine ilişkin olduğunu, davacı kooperatif üyeleri iş bu davayı tamamen kötüniyet ve şahsi menfaat doğrultusunda ikame ettiğini, şöyle ki davacı üyelerin kooperatifin E tipi üyelerin mülkiyetinde bulunan iş yerlerinin önündeki alanı kooperatifin rıhtım olarak işletmesi halinde senelik 26 ile 40 milyon dolar arasında gelir elde edebileceğini kooperatif üyelerine aktardığının duyulduğunu, açılan iptal davasında da dikkat edilirse kooperatifin gerek ilgili kesinleşmiş imar planında, gerek nihai ÇED Raporunda, gerekse Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tersaneler ve Kıyı Yapıları tarafından onaylanmış vaziyet planında kanal olarak belirlenmiş yapıya itiraz ettiğinin görüldüğünü, buradaki amaç (orta kanal 960 metre uzunlukta olup kanalın iki yanı ortak rıhtım alanı olarak üyelerin kullanımına sunulduğunu) tamamen yanlış beyanlar ile orta kanal yapılamaz denilerek kendilerinin yeterli alanlarının olmadığını, E tipi üyelerin iş yerinin parçası olan kazıklı rıhtımı ortak kullanalım demeye zemin hazırladığını, davacı üyeler E Tipi üye işyerlerine tahsisli, ruhsat için başvurusu yapılmış 20 dönüm içerisindeki rıhtımı ortak kullanmayı kötü niyetle talep ettiğini, şöyle ki kooperatif de 4 adet ortak rıhtım alanı mevcut olduğunu, tüm bu alanlar fazlası ile yeterli olmasına rağmen kooperatif yönetim kurulu iyiniyet ile genel kurul tutanağına koyduğu madde ile ihtiyaç hasıl olması halinde ek iskele yapılması için aldığı kararının mevcut olduğunu, tüm bu ortak alanların varlığına ve ihtiyaç halinde ek iskele yapım kararına rağmen E tipi üyelere tahsisli 20 dönümlük iş yerlerinin bir parçası olan alanın ortak kullanımı için davacı olmanın amacı sadece projeye sekte vurduğunu, E tipi işyerleri Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğünce hazırlatılıp, onaylanan vaziyet planı ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca Tersane hükmünde olduğunu, Tersane hükmündeki işyerlerinin önündeki denizin derinliği şu an 0,5-1 metre derinliği civarında olduğunu ve denizin derinliğinin 6-8 metre aralığına gelmesinin gerektiğini, aksi halde E tipi işyerlerinin yaptıkları gemiyi/yatı suya indirmelerinin mümkün olmadığını, bu nedenle E tipi işyerleri zaten doğal olarak kendi kullanımı alanındaki yerin maliyetini kendi üstlendiğini, burada kullanımdan amaç Tersane hükmünde bulunan iş yeri tiplerinin ürettikleri gemileri suya indirebilmelerinin sağlanması olduğunu, 125 metrelik gemi yapım hakkına sahip bir tesisin önünün ortak kullanımı hukuken söz konusu olamayacağı gibi fiilen de mümkün olmadığını, davacılar tamamen kötüniyetli olarak orta kanalın yapılmasına engel olmaya çalıştığını ancak kooperatif denizin doldurulması ile elde sahada kanal yapmaya ilişkin tüm yasal süreçlerini tamamladığını, Kooperatif Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı Miili Emlak Müdürlüğü ile yaptığı protokol uyarınca yapması zorunlu işlemleri 2024 yılı içerisinde tamamlamak durumunda olduğunu, bunun yanı sıra Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğü tarafından onaylanan Vaziyet Planı doğrultusunda sahadaki işleri tamamlamak zorunda bulunduğunu, aksi takdirde kooperatife tahsis olunan dolgu sahasının tahsis kararının kaldırılmasının söz konusu olduğunu, ikame olunan davada verilen yürütmeyi durdurma kararı davacı üyeler bakımından değil ama kooperatif açsından telafisi güç ve imkansız zararlar doğurmakta ve bu kararın devamı halinde proje alanına ilişkin tahsis kararı kalkma aşamasına gelindiğini, kooperatifin ilgili projeye ait tahsis kararını elde etmek için tam 16 sene uğraştığını, gelinen noktada ilgili tahsisin kötü niyetli davacılar ve haksız, hukuka aykırı yürütmeyi durdurma kararından ötürü kaybetmek üzere olduğunu, yürütmenin durdurulması dair ara kararın gerekçesinde yaklaşık ispat ve telafisi imkansız zararların ne olduğuna dair gerekçenin görülmediğini ve yaklaşık ispatın şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini, telafisi imkansız zararın ne olduğu nasıl oluştuğuna dair gerekçeye konu olabilecek bir cümle dahi bulunmadığını, davacılar bakımından 10. ve 11. madde için yargılamanın her aşamasında resen göz önünde bulundurulması gereken dava şartı eksikliği bulunduğunu, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 53. maddesi uyarınca; toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalarak keyfiyeti tutanağa geçirten veya oyunu kullanmasına haksız olarak müsaade edilmeyen pay sahipleri genel kurul kararlarının iptalini isteyebileceğini, izah edilen nedenlerle, başvurularının kabulü ile, tedbir kararına itirazlarının reddi yönündeki ara kararın, tüm genel kurul maddeleri yönünden kaldırılmasına ve itirazlarının kabulü ile ilgili maddelerin geri bırakılması yönündeki 04.03.2024 tarihli ara kararın kaldırılması yönünde karar tesis edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine, kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep, kooperatif genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması kararına vaki itirazın reddi kararının ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkindir. Mahkemece genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına vaki itirazlarının reddine karar verilmiş; hüküm karşı Taraf / Davalı S.S. Yat ve Tekne İmalatçıları Endüstrisi Toplu İşyeri Kooperatifi vekili, İlgili Genka Denizcilik Ve Yatırım Anonim Şirketi vekili ve İlgili Ar Yemek İşgücü Temini Gıda Temizlik İlaçlama Tekstil Otomotiv Taşımacılık İnşaat Tarım Hayvancılık San.ve Tic.ltd. Şti. vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Asıl ve birleşen davalarda; davalı kooperatifin 02/06/2023 tarihli genel kurul toplantısında:7.gündem maddesi ile "Ulaştırma Bakanlığı Genel Müdürlüğü tarafından onaylanan vaziyet planımıza uygun ve tersane olarak planlanmış E tipi (20.000 metrekare) atölye önlerinin taranması (yaklaşık maliyet:241.200,00 TL+KDV) ve kazıklı rıhtım yapılması (yaklaşık maliyet:210.000,00 TL+KDV) işlerine ait maliyetin E tipi atölyelere sahip üyelerimiz tarafından karşılanması ve E tipi atölye önlerindeki rıhtım ve deniz sahasının kullanım haklarının E tipi atölyelerin kendilerine ait olduğu", 10.gündem maddesi ile "Atölye ortak duvarlarımızın yapılması maliyeti olan 25.620.202,00 TL (KDV dahil)nın Eylül 2023 ayından itibaren 12 ay süre ile (atölye sınır duvarları uzunluklarına göre hesaplanan) ve ek listede gösterilen (Ek-1), üyelerimiz payına düşen miktarlarda ödenmesi", 11.gündem maddesi ile "ortak kanalımızın kenarlarına kazıklı komposit iskele yapılması işi yaklaşık maliyeti 85.075.200,00 TL (KDV dahil) nın Eylül 2023 ayından itibaren 12 ay süre ile üye tiplerine göre; E tipi 179.200,00 TL/ay, D tipi 89.600,00 TL/ay, C tipi 44.800,00 TL/ay, B tipi 22.400,00 TL/ay, A tipi 11.200,00 TL/ay miktarlarında ödenmesi" 12.gündem maddesi ile "...projemizin süre uzatımı dahil tamamlanması, üyelerimizin faaliyetlerine başlaması ile ilgili son tarih Haziran 2024 ayıdır. Bu tarihe kadar işletmelerini üretime geçiremeyen ortaklarımızın kanun/yönetmelikler çerçevesinde ilgili bakanlıklar tarafından cezalara maruz kalabileceği de göz önüne alınarak bu kapsamda önlem alınmasının zaruri olduğu ve alınabilecek önlemler konusundaki yetkinin yönetim kuruluna verilmesi" şeklinde alınan kararların iptalinin ve dava sonuçlanıncaya kadar bu kararların yürürlüğünün tedbiren geri bırakılması talip edilmiştir. Mahkemece; 04/03/2024 tarihli ara kararı ile davalı kooperatifin 02/06/2023 tarihli genel kurul toplantısınd alınan 7,10,11 ve 12 numaralı kararlarının hukuk kurallarına aykırı olduğu hususlarının yaklaşık ispat seviyesinde ispatlandığı; kooperatif müessesesinin ihdas nedeni ve özellikleri, kararların icrası için yapılacak işlerin maliyetleri gözetildiğinde sözü edilen dava konusu genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılmaması halinde kooperatif tüzel kişiliği ve ortakları ile üçüncü kişiler yönünden ağır ve telafisi güç zararların doğma ihtimali bulunduğundan, davalı kooperatifin 02.06.2023 tarihli 2022 yılı olağan genel kurulunda 7, 10, 11 ve 12 nolu gündem maddeleri ile alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmiştir. İhtiyati tedbir kararına davalı Kooperatif vekilinin ve dava dışı kooperatif üyeleri olan Genka Denizcilik Ve Yatırım Anonim Şirketi vekili ile Ar Yemek İşgücü Temini Gıda Temizlik İlaçlama Tekstil Otomotiv Taşımacılık İnşaat Tarım Hayvancılık San.ve Tic.ltd. Şti. Vekilinin itirazları üzerine, mahkemece 09/05/2024 tarihli ara karar ile itirazların reddine karar verilmiştir. Davalı kooperatif vekilinin, 03/07/2024 tarihli celsedeki beyanı ve 04/07/2024 uyap tanzim tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılması veya teminatla devamı isteği hakkında mahkemece 10/07/2024 tarihli ara karar ile davalı vekilinin bu isteğinin kısmen kabulüne karar verilerek, dava konusu genel kurul toplantısının 10, 11 ve 12.gündem maddeleri ile alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına davalı kooperatif vekili isteklerinin reddine, yine aynı 04/03/2024 tarihli karara konu 7.gündem maddesi ile alınan kararın "Ulaştırma Bakanlığı Tersaneler Genel Müdürlüğü tarafından onaylanan vaziyet planımıza uygun ve tersane olarak planlanmış E tipi (20.000 metrekare) atölye önlerinin taranması" bölümüne ilişkin yürütülmesinin geri bırakılması kararının kaldırılmasına, aynı gündem maddesinin diğer bölümlerinin yürütülmesinin geri bırakılmasına vaki tedbirin kaldırılması isteğinin reddine karar verilmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi yollaması ile uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın "Kararın yürütülmesinin geri bırakılması" başlıklı 449. maddesi; "(1) Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." hükmünü, "Kararın etkisi" başlıklı 450 maddesi; "(1) Genel kurul kararının iptaline veya butlanına ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder. Yönetim kurulu bu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır." hükmünü içermektedir. TTK'nın 449. maddesinde yer alan "genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına" ilişkin düzenleme, dava açıldıktan ve yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra verilebilen özel bir ihtiyati tedbirdir. İhtiyati tedbire ilişkin genel hükümler HMK'nın 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. Yargıtay uygulamalarında genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin tedbir talebi yönünden uygulanacak prosedür ve kanun yolu bakımından HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlere tabi olacağı kabul edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 389/1 maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK 390/1 maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK 390/3 maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK 391/1 maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl yargılamadan ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3). Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir... yaklaşık ispat ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır. Şu halde, ispat ölçüsünün düşürülmesi, tedbirin koşullarının, özellikle tedbire esas olan hakkın hüküm altına alınabilmesi için maddi hukuk kurallarında öngörülen koşul vakıaların bir kısmının incelenmeyeceği ya da üstün körü inceleneceği anlamına gelmemektedir. Zira ispat ölçüsü, incelemenin kapsamına değil, hakimdeki usuli kanaatin derecesine ilişkindir... Şüphesiz, talep eden bir ispat faaliyetinde bulunmuşsa bunu tam ispat seviyesinde aramamak gerekir; fakat tamamen ispatsız veya delile dayanmayan bir faaliyet de afaki tehlike olgusuna dayanılar//k yeterli kabul edilemez (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2476, 2477). Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağının ya da tamamen imkansız hale geleceğinin veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin yaklaşık ispat şartının gerçekleşmiş bulunmasına göre ve HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin yasal koşulları oluştuğundan, bu aşamada mahkemece ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazların reddedilmesinin doğru olduğu anlaşılmakla, ihtiyati tedbir kararına itirazın reddi yönündeki ara karara ilişkin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden, asıl ve birleşen davada davalı kooperatif vekili, dava dışı kooperatif üyeleri olan Genka Denizcilik Ve Yatırım Anonim Şirketi vekili ile Ar Yemek İşgücü Temini Gıda Temizlik İlaçlama Tekstil Otomotiv Taşımacılık İnşaat Tarım Hayvancılık San.ve Tic.ltd. Şti. vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Asıl ve birleşen davalarda davalı kooperatif vekilinin, dava dışı kooperatif üyeleri olan Genka Denizcilik ve Yatırım Anonim Şirketi vekili ile Ar Yemek İşgücü Temini Gıda Temizlik İlaçlama Tekstil Otomotiv Taşımacılık İnşaat Tarım Hayvancılık San.ve Tic.Ltd. Şti. vekilinin, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2024 ara karar tarihli, 2023/367 Esas sayılı ara kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf kanun yoluna başvuran taraflardan peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf kanun yoluna başvuranlar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, 4-HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/10/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/405, K. 2022/860, T. 02.06.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-405-e-2022-860-k-054a6d766f18