Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2023/2410 E. 2025/155 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2410
- Karar No
- 2025/155
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2410 KARAR NO : 2025/155 KARAR TARİHİ : 28/01/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/979 KARAR NO : 2023/731 DAVA TARİHİ : 29/11/2022 KARAR TARİHİ : 21/09/2023 DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAİRE KARAR TARİHİ : 28/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 28/01/2025
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2023 Tarih ve 2022/979 E. 2023/731 K.sayılı kararının istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelenmenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkilleri hakkında İzmir 13. İcra Dairesinin 2019/5434 sayılı dosyası üzerinden icra takibine başlandığını, ancak takibe konu 31.10.2018 tanzim ve 31.12.2018 vade tarihli 145.000,00-TL bedelli senede ilişkin olarak herhangi bir borçlarının bulunmadığını, müvekkillerinin ... İlçesi ... Köyünde keçi yetiştiriciliği ve keçi sütü üretimi işi ile iştigal ettiğini, davalı yanın üretilen sütü dönemsel olarak satın alıp işlediğini, ticari ilişkinin 2017 yılında başladığını, her yıl davalı şirket ile İlçe Tarım Müdürlüğü huzurunda birlikte çiğ süt alım sözleşmesi imzalandığını, icra takibine konu senedin 2017 yılında teminat senedi olarak davalı yana verildiğini, davalı yanın 2018 yılında senedi takibe konu ederek müvekkillerinin tüm mal varlığı üzerine haciz konulduğunu ancak 2022 yılına kadar tahsilata ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığını, bunun üzerine İİK m.106-110 uyarınca hacizlerin kaldırıldığını, akabinde davalı şirket müvekkillerinin malvarlığı üzerine yeniden haciz işlemi gerçekleştirildiğini ve taşınmazları satma yoluna gittiğini, davalı tarafca yapılan haciz baskısı ile artık bu ticari ilişkiyi yürütemeyeceklerinden davalıya yeni yıl için anlaşma yapmayacaklarını bildirdiklerini, haciz baskısı ile davalının sözleşmeyi istediği şartlarda devam yoluna gittiğini, ... ilçesinde kooperatif tarafından keçi sütünün 10-12 TL fiyat aralığında alındığı halde davalının haciz baskısı sebebiyle 4-5 TL'ye satın aldığını, davalının keçilerin yetiştirilme dönemlerinde sözleşme ile belirlenen süt miktarı uyarınca ön ödemeyi banka kanalı ile yaptığını daha sonra sağılmaya başlayan sütlerin günlük olarak davalı tarafından toplanarak karşılığında makbuz verildiğini, müvekkilinin ve davalının devlet tarafından verilen teşviklerden yararlanması amacıyla sözleşme, davalı tarafından toplanan sütün fatura ve makbuzlarından bir suretin Urla İlçe Tarım Müdürlüğü'ne verildiğini belirterek İzmir 13.İcra Müdürlüğünün 2019/5434 - sayılı takibin durdurularak icra dosyasına ödenen paranın dava sonuna kadar davalıya ödenmemesine yönelik öncelikle teminatsız aksi halde mahkemenin uygun göreceği teminatın dosyaya yatırılması suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesine, takibe konu senet ve taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takip konusu %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmili için gereğinin yapılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki hususların doğru olmadığını, davacının sundukları sözleşmenin 2022 tarihli olup takibe konu bono ile bağlantılı olmadığını, yine davacının sunduğu banka dekontları müvekkilin davacılara gönderdiği paralara ilişkin olduğunu, müvekkilin davacıya gönderdiği paraların hangi sebeplerle davacının borcuna sona erdireceğinin anlaşılamadığını, davacıların kötüniyetli hareket ettiklerini, 2019 yılında takip açıldığında da senede benzer sebeplerle itiraz edilmiş, İzmir 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/673 Esas 2019/724 Karar sayılı ilamı ile davacı aynı taleplerle aynı senetler için açtığı davadan feragat ettiğini, davacıların borca itirazdan feragat ettiklerinden bu davanın açılmasının zaten mümkün olmadığını, kaldı ki sürekli benzer itirazlarla davacının vakit kazanmaya müvekkilin alacağını geciktirmeye çalışıldığını, müvekkilin dosya kapsamında davacı yana borcun ödenmesi için süre verdiğini, fakat davacı yan müvekkile borcun ödeneceğini söyleyerek sürekli oyalayıp, kötüniyetli olarak taşınmazlardan hacizin kaldırılmış olduğunu, son olarak müvekkil hacizli taşınmazların satışına geçince bu sefer açılan dava ile icra takibinin durdurulmaya çalışılmış olduğunu, davacı senedin teminat senedi olduğunu iddia etmiş ise de bu kapsamda dosyaya herhangi bir delil sunulmadığını, Aksine davacı kendi sunduğu banka hesaplarından da görüleceği üzere sürekli müvekkilden para aldığını, davacının bononun teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini, dosya kapsamında bu hususta bir delil olmadığını, Yukarıda açıklanan sebeplerle haksız davanın reddine, %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince "...Yargılama sırasında davacı vekili tarafından yazılı beyanlarda ve duruşma sırasında taraflar arasındaki benzer nitelikte davalar açılmış olduğu ve bunların da incelenmesi gerektiği, davalı tarafın başkaca dosyalarda teminat senedi vasfına dair ikrarda bulunduğunu ileri sürmüş ise de davacı tarafça dayanılan 2023/372 Esas sayılı dava dosyası mahkememizce Uyap üzerinden incelenmiş, belirtilen dosyada davalı şirket vekilinin cevap dilekçesinde "Alacaklı müvekkil, davacı borçlularla çiğ süt alım satımı için ticaret yapmış ve ticaretin devam edebilmesi adına davacı tarafa süt avansı olarak borç paralar vermiştir. Bunun sonucu olarak da vermiş olduğu paraları teminat ve kendi alacağını güvence altına alabilmek için karşı taraftan senet almıştır." beyanın yer aldığı ve davacı tarafça bu beyanın teminat senedine yönelik ikrar niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü görülmüştür. Gerekçenin yukarıda yer alan kısımlarında da açıklandığı üzere bir senedin teminat senedi olması için, temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bononun verilmiş olması gerekmekte olup, somut olayda davalının savunmasında bir para borcunun teminat altına alınmak üzere bononun alındığını savunmasının senedin ihdas nedenine göre teminat amacıyla alınmadığını, aksine para borcunun kambiyo senedine bağlanması suretiyle para alacağının adi borca nazaran kambiyo senedine bağlanması suretiyle güvence altına alınması anlamına geleceği, savunmada geçen teminat ibaresinin senedin vasfını tayinde bir öneminin bulunmadığı değerlendirilmiştir. Davalı tarafça kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de 2004 sayılı İİK'nın 72/5. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir uygulanması halinde %20'den az olmamak üzere tazminat istenebileceği, görülmekte olan davada takibin durmadığı ve ihtiyati tedbir uygulanmadığı dikkate alındığında tazminata hükmedilmesine yer olmadığına.." ifadelerini içeren gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davacılar vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili istinaf başvurusunda özetle; takibe konu senet teminat senedi vasfında olup süt üretim borcuna ilişkin olarak sözleşmenin kurulması esnasında tanzim edildiğini, davalıların sözleşme gereği yüklendikleri edimin süt üretimi ve teslimi olduğunu, davalılara banka yoluyla keçilerin yetiştirme dönemlerinde sözleşme ile belirlenen süt miktarı uyarınca ön ödeme yapıp , daha sonra keçilerin doğumundan sonra sağılmaya başlanan sütler günlük olarak davalı tarafından toplanıp karşılığında makbuz verildiğini, icra takibine konu senedin taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcında teminat senedi olarak düzenlendiğini,mahkemece teminat senedi olmadığının kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda davalının davalıya senet tutarında borçlu olmadığı aksine davalıların söz konusu icra dosyasına fazladan ödeme yapmış olduğunun tespit edildiğini, mahkemece işbu hususun göz önüne alınmadan davanın reddine karar verildiğini ve yapılan ödemeye ilişkin olarak herhangi bir değelendirmede bulunulmadığını belirterek verilen kararın kaldırılmasını ,talep gibi karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava; İİK 72. Maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit talebine ilişkindir. Yargılama aşamasında İzmir 13.İcra ve 2019/5434 Esas sayılı takip dosyasında dosya borcunun sona erdiği ve davacı tarafça davaya istirdat davası olarak devam olunmasının talep edildiği ve davaya istirdat davası olarak devam olunmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf,davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında teminat olarak verilen senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karar davacı tarafça istinaf edilmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. Maddesine göre de "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz." maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince,İzmir 13. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5434 E sayılı dosyası, 2022 yılına ait sözleşme, Fatura ve makbuz suretleri, ticari defter ve kayıtlar delil olarak değerlendirilmiş,bilirkişi raporu alınmıştır. Davacı tarafça takibe konu bonoların gerçek bir alacak borç ilişkisine dayalı olarak düzenlenmediği, davacılar ile davalılar arasında çiğ süt alım sözleşmesi kapsamında süren ticari ilişki bulunduğunu, dava ve takip konusu bononun bu ticari ilişki nedeniyle teminat senedi olarak davalı şirkete verildiğini, davalının haksız olarak bonoyu takibe koymak suretiyle davacıların malvarlıkları üzerinde haciz uyguladığını, davalının haciz baskısı altında ticari ilişkinin devam ettiğini, davalı tarafın çiğ sütün piyasa fiyatının çok altında şekilde haciz baskısı ile davacılardan çiğ süt alımı yaptığını, davalının bu şekilde haksız çıkar sağladığını ileri sürerek borçlu olunmadığının tespit ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı taraf, takip ve dava konusu bononun teminat senedi olmadığını, davanın reddini talep etmiştir. Uyuşmazlık takip konusu bononun teminat bonosu olarak düzenlenip düzenlenmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı ... ile davalı şirket arasında 2017 yılında başlayan ve 2022 yılına kadar süren ticari ilişki bulunduğu,davacı ... ile davalı şirket arasındaki çiğ süt alım sözleşmeleri kapsamında davacının kendisine ait hayvanlardan üretilen sütü davalı şirkete satmayı taahhüt ettiği, ticari ilişkinin mahiyeti bu olmakla birlikte sözleşme kapsamında davacıya avans niteliğinde ödemeler de yapıldığının görüldüğü, uyuşmazlık konusu 31/10/2018 keşide ve 31/12/2018 vade tarihli 145.000,00-TL bedelli, keşidecisi ... ve davacı ...'in avalist olarak yer aldığı, lehtarı davalı şirket olan bonoda ihdas nedeninin boş bırakılmış olduğu, bono üzerinde teminat vasfını gösterir bir kayıt yer almadığı gibi taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde de teminat senedi düzenleneceğine dair bir hüküm yer almadığı ilk derece Mahkemesince yapılan yargılama,incelenen deliller ve bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Takip konusu dayanak senet 6102 sayılı TTK’nın 776. maddesi uyarınca tüm unsurları içeren kambiyo senedi niteliğini haiz bono olup, senet üzerinde teminata ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Davacı tarafça bonoların teminat amacıyla verildiğine dair yazılı bir delil gösterilmemiştir. Davalı taraf, davacı tarafa süt alımı nedeniyle bir kısım avans ödemeleri yapıldığına dair ticari defter kayıtlarına dayanmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde ve aşamalarda yer alan davacı tarafa para ödemesi yapıldığına dair savunmalarının senedin ihdas nedeninin talili niteliğinde olup olmadığı da İlk Derece Mahkemesince taratışılmış ve değerlendirilmiştir Tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafça takibe konu bonoların teminat amacıyla verildiğine dair yazılı bir delil sunulmadığı, davalı tarafça sunulan deliller dikkate alındığında davacı ile davalı arasında bono düzenlenmesini gerektirecek nitelikte para alış verişi bulunduğunun anlaşıldığı, davalıdan bono bedelinde nakit parayı davacıya vermiş olduğunu ayrı ayrı ispat etmesi beklenemeyeceği, bu husustaki ispat külfetinin bonoların alacak-borç ilişkisine dayanmaksızın düzenlendiğini ileri süren davacı üzerinde olduğu ancak davacı tarafça bu hususta yazılı bir delil gösterilmediği gibi dosya kapsamında toplanan ticari defter ve kayıtlar, resmi kurum kayıtları ve diğer delillerin de iddiayı ispata yeterli olmadığı değerlendirilerek, takibe konu senedin teminat senedi olmadığının kabul edilmesi nedeniyle istirdat yönünden de red kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı tarafın istinaf talebinin reddi gerekmiştir. İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacılar tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2023 Tarih ve 2022/979 E. 2023/731 K.sayılı kararının kararı usul ve yasal düzenlemelere uygun olduğundan davacıların karara yönelik istinaf başvurusunun HMK 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından 269,85 TL'nin mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan davacılar tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-a maddesi gereğince, kesin olmak üzere 28/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.