Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/236 E. 2024/166 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/236
Karar No
2024/166
Karar Tarihi

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/12/2022 NUMARASI : EsasKarar

DAVACI : ... - T.C Kimlik No: ... VEKİLİ : Av. ... -

İSTİNAF EDEN DAVALI : VEKİLLERİ : Av. ... & Av. ... Av. ... - DAVA : Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 19/01/2024 YAZIM TARİHİ : 23/01/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali davasında 22/12/2022 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalı kooperatifin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kurul kararına istinaden kooperatiften peşin bedelli olarak 2011 yılında daire satın aldığını ve daire bedeli olan 100.000,00 TL'yi peşin olarak ödediğini, bu ödemenin tamamının davalı kooperatif kayıtlarında mevcut olduğunu, 2013 yılı genel kurulunda 100.000,00 TL bedelle daire satın alanların bu ödemelerinin 140.000,00 TL olarak sayılmasına ve bu bedel üzerinden kooperatif bitene kadar ödeme yapılmasına karar verildiğini, müvekkilinin peşin bedelli üye olmasına rağmen komşuluk ilişkilerinin bozulmaması, alt yapı ve genel giderleri karşılamak amacı ile ileride mahsuplaşmak üzere ödemelerine devam ettiğini, kooperatif tarafından Konya .. Noterliği aracılığı ile gönderilen ihtarname ile müvekkilinin 95.000 TL borcunun olduğu ve yasal süresi içinde ödenmesi gerektiğinin belirtildiğini, müvekkilinin borcunun bulunmadığının yönetim kuruluna defalarca söylemesine rağmen 12/01/2015 tarih ve 71 sayılı yönetim kurulu kararı ile üyelikten çıkarma kararı verildiğini, ihraç kararının usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu, ihtar şartlarının gerçekleşmediğini, davalı kooperatifin genel kurul kararını görmezden geldiğini ve açıkladığı nedenlerle davalı kooperatife ihtarnamede belirtilen miktarda borçlu olmadıklarının tespiti ile ihraca yönelik 12/01/2015 tarih 72 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline, üyeliklerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 28/03/2019 tarihli dilekçesiyle; müvekkilinin kooperatife peşin üye şartlarını yerine getirerek üye olduğunu, müvekkilinin davalı kooperatife 95.000,00 TL borçlu olmadığını beyan etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesiyle özetle; davacının yönetim kurulu başkanlığı yaptığı dönemde ...ile kooperatif yönetiminde menfaat birliği içerisinde hareket ettiklerini, ...'in kooperatifin kuruluşundan itibaren fiilen etkin önderlik yaptığını, yönetim kurulu başkanı sıfatı ile ...'in suç teşkil eden aykırı uygulamalarının bulunduğunu, davacının sabit fiyatla kooperatife üye olmadığını, davacının peşin daire alımına ilişkin talebi olmadığı halde tarihsiz, üye olma dilekçesi karşılığı olarak kooperatif karar defterine kaydedildiğini, davacının kooperatife aidatlarını tam olarak ödemediğini, ödeme iddialarının asılsız olduğunu, dava dışı ...'in iş yerinde muhasebecisi tarafından tutulan defterleri ve bilançoların tamamen hayali olduğunu, açıklanan nedenle davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin kaldırma kararı üzerine menfi tespit davasının bu dosyadan tefrik edildiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Konya BAM .. Hukuk Dairesi'nin .. E ... K sayılı ilamı;''1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. ve davalı kooperatif ana sözleşmesinin 14/2. maddelerinde parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen kooperatif üyelerinin ihracı prosedürü düzenlenmiş olup, bu tür davalarda, mahkemece öncelikle, aidat borcunun ödenmesi için üyeye iki ihtarın gönderilip gönderilmediği ve bu ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, ilk ihtarnamenin ödemesi 30 gün geciktirilmiş borcu içerip içermediği, böyle bir borcun ödenmesi için birinci ihtarda 10 gün, ikinci ihtarda 1 aylık sürenin verilip verilmediği, bu süre içerisinde ödememe halinde müeyyidenin ne olduğunun ve ödenmesi istenen borcun miktarının ve neye ilişkin olduğunun açık ve anlaşılır olarak belirtilip belirtilmediği, ihtarnamelerde ödenmesi gereken borç miktarlarının da birbirini tutup tutmadığı tespit edilmelidir. Tüm bu aşamalarda bir eksiklik bulunmaması halinde ihtarlarda istenen borcun gerçek borç olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.'' şeklindedir. Somut olayda; Konya .. Noterliği'nin 15/10/2014 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı kooperatifin 95.000,00 TL aidat borcunun 10 gün içinde ödenmesinin davacıya ihtar edildiği, yine aynı noterliğe ait 27/11/2014 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile davalı kooperatifin 95.000,00 TL aidat borcunun 1 ay içinde ödenmesinin davacıya ihtar edildiği, yine aynı noterliğe ait 20/01/2015 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile kooperatif ihraç kararının davacıya ihtar edildiği, bu bakımdan ihraç prosedüründe şekli bir eksikliğin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı kooperatifin 2008 yılı olagan genel kurul toplantısında ''... Kooperatifin ihtiyacına göre sabit fiyatla daire satın almak isteyenlere peşin fiyatına en az 100.000,00 TL bedelle verilmesine ...'' şeklinde karar alındığı anlaşılmıştır. Bu karara istinaden kooperaif üyesi olanların peşin bedelli üye olacağı noktasında duraksama bulunmamaktadır. Davacı tarafından, davalı kooperatife tarihsiz üyeliğe kabul dilekçesi sunulduğu ve dilekçenin alt kısmına ''dilekçesi kabul edilmiştir'' ibaresinin yazılarak kooperatif kaşesinin basılarak imzalandığı görülmüştür. Kooperatif yönetim kurulunun 15/05/2010 tarihli14 numaralı yönetim kurulu kararı ile davacının peşin bedelli üyeliğe kabulüne karar verildiği, kararın o dönem yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ... tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Davalı kooperatifin talebi üzerine tanzim edilen 16/05/2016 tarihli imza incelemesine ilişkin mütalaada 15/05/2010 tarihli14 numaralı yönetim kurulu kararında dava dışı ... ile ...'e atfen yer alan imzaların bu şahıslara ait olmadığı belirlenmiştir. Her ne kadar 16/05/2016 tarihli mütalaada yönetim kurulu üyelerinden ikisine atfen yer alan imzaların bu şahıslara ait olmadığı yönünde tespit ve belirlemeler yapılmış ise de ilgili yönetim kurulu üyeleri 18/12/2017 tarihli celsede 15/05/2010 tarihli14 numaralı yönetim kurulu kararında yer alan imzaların kendilerine ait olduğunu ifade etmeleri karşısında anılan mütalaadaki belirlemelere itibar edilmesi mümkün değildir. Her ne kadar Konya.. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2020 gün ve ... E ... K sayılı kararı ile davacının üyeliğinin normal bedelli üyelik niteliğinde olduğu kabul edilmiş ise de; anılan kararın kaldırılmasıyla tamamen ortadan kalktığı, kaldırma kararı sonrasında özellikle önceki kararın her iki tarafça da istinaf edilmesi karşısında bu kabulün taraflar lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmesinin mümkün olmadığı, dolaysıyla delillerin tekrar değerlendirilmesine engel herhangi bir durumun bulunmadığı, önceki kararda sehven 15/05/2010 tarihli14 numaralı yönetim kurulu kararı yönünden bir değerlendirme yapılmadığı, bu yönetim kurulu kararı değerlendirilmeksizin verilen kararın dosya kapsamına uygun olmadığı, zira davalı kooperatifin 2008 yılı olağan genel kurul toplantısında peşin belli üyelik alımı konusunda karar alındığı, 15/05/2010 tarihli14 numaralı yönetim kurulu kararı ile ise davacının peşin bedelli üye olarak üyeliğe kabulüne karar verildiği, bu karar tarihi itibariyle yönetim kurulu üyeleri olan dava dışı ..., ... ve ...'in bu karardaki imzaların kendilerine ait olduğunu ifade ettikleri, Konya. Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasının bu dava dosyası ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, anılan ceza dosyasında her ne kadar belirtilen yönetim kurulu üyeleri sanık olarak bulunmakta iseler de 15/05/2010 tarihli 14 nolu yönetim kurulu kararındaki imzaların kendilerine ait olduğunu ifade etmelerinin kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik bir ifade olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı, anılan yönetim kurulu kararının geçerli bir karar olduğu, mevcut delil durumu itibariyle ilgili yönetim kurulu kararının geçersiz olduğunun davacıya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, kooperatifin bu karar nedeniyle zarar görmesi halinde oluşan zarar nedeniyle ilgili yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açmak suretiyle rücu edebileceği dolayısıyla varsa bu karardaki sakatlığın özellikle davacının belirtilen dönemde yönetim kurulunda bulunmaması nedeniyle davacıya karşı ileri sürülemeyeceği sonucuna varıldığından davacının peşin bedelli kooperatif üyesi olduğu kabul edilmiştir. Davacıya gönderilen ihtarnamelerde belirtilen aidat borcunun ve işlemiş faiz miktarları ile bilirkişi tarafından hesaplanan aidat borcu ve işlemiş faiz miktarları arasında fark olduğu gibi dava tarihinde yürürlükte bulunan 6101 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca TBK'nın 88. ve 120. maddelerine göre hesaplama yapılması gerektiği, bu durumda faiz miktarının daha da düşük olacağının sabit olması ( Kooperatif genel kurul toplantılarında %5 ve %10 arasında faiz oranının kabul edildiği ve bu miktarın anılan kanun maddelerine göre fahiş olduğu) karşısında davalı kooperatifçe gönderilen ihtarnamelerin içeriğinin gerçek borç miktarını yansıtmadığı anlaşıldığından davanın bu nedenle kabulü gerekirken, yanılgılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/3666 E. 2016/92 K.) Bu aşamada belirlenmesi gereken diğer bir husus ise davacıya gönderilen ihtarnamelerdeki borcun gerçek borcu yansıtıp yansıtmadığı hususudur. Zira ihtarnamede belirtilen borç tutarı ile gerçek borç tutarı arasında fahiş bir farkın bulunması halinde hem davacıya gönderilen ihtarnameler, hem de davacı hakkındaki ihraç kararı usulsüz sayılacaktır. Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 28/11/2019 tarihli rapor ile davalı kooperatife ait 2009 yılı ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, 2011 yılı defterlerinin ise usule uygun olarak tutulmadığı, bunların dışında kalan defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacının 1. ihtarname tarihi olan 01/10/2014 tarihi itibariyle yaptığı ödeme tutarının 132.000 TL olduğu, davacının peşin bedelli üye olduğunun kabul edilmesi halinde 01/10/2014 tarihine kadar ödemesi gereken toplam tutarın 169.080,00 TL olduğu, davacının yaptığı 132.000 TL'lik ödemenin mahsubundan sonra davacının 1. ihtarname tarihi itibariyle borçlu olduğu tutarın 37.080,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda; her ne kadar davacıya 95.000 TL tutarındaki borcun ödenmesi için ihtarname gönderilmiş ise de davacının 1. ihtarname tarihi itibariyle borçlu olduğu tutarın 37.080,00 TL olduğu dolasıyla ihtarnamede belirtilen borç ile gerçek borç arasında aşırı bir farklılık bulunduğu, bu farklılık nedeniyle ihtarnamenin ve dolasıyla ihraç kararının yerinde olmadığı sonucuna varıldığından davalı kooperatifin 12/01/2015 tarihli 71 nolu yönetim kurulu ihraç kararının iptaline karar vermek gerekmiştir...." gerekçesiyle davanın kabulüne; ...... Kooperatifi'nin 12/01/2015 tarihli 71 sayılı yönetim kurulu ihraç kararının iptaline, davacının peşin bedelli kooperatif üyesi olduğunun tespitine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle davacının kooperatife üyeliğinin peşin aidatlı üye olup olmadığı konusunun halledilmesi gerektiğini, akabinde ihraç kararının iptal edilip edilmeyeceği konusunun incelenmesi gerektiğini, her ne kadar ... tarihsiz dilekçesinde kooperatife üye olmak için Kooperatifler Kanunu'nun 8.maddesine göre üyelik müracaatında bulunmuş ise de talep etmediği halde kooperatif yönetim kurulu ..., ..., ...'in 15.05.2010 tarihli kararda davacıyı peşin üye olarak yazıp kabul etmesinin Kooperatifler Kanununa ve ana sözleşmenin 11.maddesine aykırı olduğunu, dolayısıyla davacıdan sonra seçilen... ve arkadaşlarının usulsüzlüğü fark edip peşin üye olarak davacıyı kabul etmediklerini, davacının, dilekçesinde peşin bedelli üye olmak isteği yönünde herhangi bir talebi bulunmadığını, talep olmadığı halde yönetim kurulunun resen peşin üyelik kaydı yapamayacağını, kooperatif ana sözleşmesinin 61.maddesinde konut bedellerinin nasıl tespit edileceğinin açıkça yazılı olduğunu, ortada konutların maliyet bedellerinin ne olduğu belirtilmeden 7 kişi ile toplanan genel kurulda 100.000 TL'ye daire satışı kararı yok sayılan bir karar olduğunu, mahkemece bu konuya ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, alınan bu kararın hukuken geçerli olup olmadığı yönünde mahkemece herhangi bir karar verilmediğini, davacının müracaat dilekçesinde tarih olmaması nedeniyle kooperatife üyeliğinin başlangıcı olan 15.05.2010 tarihinin kabul edilmesi gerektiğini, dosyaya sunulan 11.02.2010 tarihli sözleşmede, kooperatifin inşaat yapım ve organizasyonunu yapan ...davacı ... ile inşaatta üye bulunmasına, müşterilerin organize edilmesine katkıda bulunma sözleşmesi yaparak kooperatife üye olarak kayıt edilen her üyenin toplam yatırmış olduğu paranın %5'lik kısmının ...'e ödeneceği yönünde menfaat sözleşmesi yapıldığını, sözleşme ekinde ...'e 2013 yılına kadar ödenen komisyon paraları tarihi ile birlikte yazılıp imzalatıldığını, yaklaşık 150.000 TL komisyonun söz konusu olduğunu, davacının 25.09.2010 tarihinde yapılan genel kurulda ... ve ...ile birlikte kooperatif yönetim kuruluna seçildiklerini, alınan karar gereği kooperatif başkanı olduğunu, 2012 yılında yapılan genel kurulda da ...'in kooperatif başkanı olduğunu, 02.05.2013 tarihli genel kurulda ise ... ve yöneticilerin seçilmediğini, yerine..., ..., ...'in seçildiklerini, kooperatif başkanının... olduğunu, 2009-2010-2012 kongrelerinde divan başkanının ...olduğunu, davacının peşin bedelli üyeliği kabul edilmiş olsa dahi peşin olarak 100.000 TL parayı yatırmadığını, davacı ödediğini iddia ederek dosyaya sunduğu 24.02.2011 - 23.02.2011 - 01.03.2011 - 02.03.2011- 11.02.2011 tarihli para makbuzlarında parayı alan her ne kadar ...... denmiş ise de altındaki imzanın kooperatifin inşaatını takip eden ...'e ait olduğunu, davacının 18.09.2017 tarihli dilekçesinde kendileri de 60.000 TL'nin 10.000 TL'si bankadan ödendiğini diğerlerinin elden ödeme olarak gösterilerek yukarıda belirtilen makbuzlara dayandığını, bankanın kooperatif hesabıyla davacıların iddia ettikleri ödemelerin birbirini teyit etmediğini, bilirkişi raporları arz ettikleri hususları nazarı almaksızın Kooperatif Kanununa aykırı işlemleri geçerli kabul ederek düzenlenmiş olup birbirini teyit etmediğini, dolayısıyla bu raporlara itibar edilemeyeceğini, yerel mahkeme kararının Kooperatifler Kanununa, ana sözleşmeye ve dosyaya sunulan belgelere uygun olmadığını, iş bu nedenle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali talebine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 15.09.2021 tarih 2021/723 Esas 2021/104 Karar sayılı ilamında "....1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi uyarınca ortaklar, hak ve yükümlülüklerde eşit konumdadır. Yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesi icap etmektedir. Bu nedenle, sabit ve peşin bedel ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın (devam eden inşaatların finansmanına katılımı için) üyelik aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğu devam eder. Genel kurulca açık yetki verilmedikçe ya da benimsenmedikçe, 1163 sayılı Kanun'un 23. maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesine veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz...." hususunun belirtildiği, Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 18.03.2021 tarih 2021/653 Esas 2021/1007 Karar sayılı ilamında "...1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. ve davalı kooperatif anasözleşmesinin 14. maddelerinde parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen kooperatif üyelerinin ihracı prosedürü düzenlenmiş olup, bu tür davalarda, mahkemece öncelikle, aidat borcunun ödenmesi için üyeye iki ihtarın gönderilip gönderilmediği ve bu ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, ilk ihtarnamenin ödemesi 30 gün geciktirilmiş borcu içerip içermediği, böyle bir borcun ödenmesi için birinci ihtarda 10 gün, ikinci ihtarda 1 aylık sürenin verilip verilmediği, bu süre içerisinde ödememe halinde müeyyidenin ne olduğunun ve ödenmesi istenen borcun miktarının ve neye ilişkin olduğunun açık ve anlaşılır olarak belirtilip belirtilmediği, her iki ihtarnamede de bildirilen borç miktarının aynı olup olmadığı, tespit edilmelidir. Tüm bu aşamalarda bir eksiklik bulunmaması halinde ihtarlarda istenen borcun gerçek borç olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir...." hususunun belirtildiği, Konya .. Noterliği'nin 15/10/2014 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı kooperatifin 95.000,00 TL aidat borcunun 10 gün içinde ödenmesinin davacıya ihtar edildiği, yine aynı noterliğe ait 27/11/2014 tarih.... yevmiye nolu ihtarname ile davalı kooperatifin 95.000,00 TL aidat borcunun 1 ay içinde ödenmesinin davacıya ihtar edildiği, yine aynı noterliğe ait 20/01/2015 tarih ... yevmiye nolu ihtarname ile kooperatif ihraç kararının davacıya ihtar edildiği, davalı kooperatifin 2008 yılı olagan genel kurul toplantısında ''...Kooperatifin ihtiyacına göre sabit fiyatla daire satın almak isteyenlere peşin fiyatına en az 100.000,00 TL bedelle verilmesine ...'' şeklinde karar alındığı, davacı tarafından, davalı kooperatife tarihsiz üyeliğe kabul dilekçesi sunulduğu ve dilekçenin alt kısmına ''dilekçesi kabul edilmiştir'' ibaresinin yazılarak kooperatif kaşesinin basılarak imzalandığı, kooperatif yönetim kurulunun 15/05/2010 tarihli 14 numaralı yönetim kurulu kararı ile davacının peşin bedelli üyeliğe kabulüne karar verildiği, kararın o dönem yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ... tarafından imzalandığı, her ne kadar davacı tarafından sunulan mütalaada yönetim kurulu üyeleri olan ... ile ...'e atfen yer alan imzaların bu şahıslara ait olmadığı belirlenmiş ise de; bu kişilerin 18/12/2022 tarihli duruşmada alınan beyanlarında imzaların kendilerine ait olduklarını beyan ettiklerinden davacının peşin bedelli üye olduğu, inşaat finansmanı için aidat ödemesinin kendisinden istenemeyeceği, sadece genel yönetim ve altyapı giderlerinden sorumlu olduğu, mahkemece genel yönetim ve altyapı giderlerinin ne kadar olduğu belirlenmemiş ise de davalı kooperatifin davacıdan normal üyelerin ödemesi gereken aidatı istediği, bu durumda ihtarlarda istenen borcun gerçek borç olamayacağının açık olduğu, genel yönetim ve altyapı giderlerinin tefrik edilen menfi tespit davasında ayrıca belirleneceği (Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 09.10.2023 tarih 2022/3452 Esas 2023/3193 Karar sayılı ilamı), bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, 6-Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 19/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/236, K. 2024/166, T. 19.01.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-236-e-2024-166-k-e83db4a4875c