Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2023/292 E. 2024/177 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/292
Karar No
2024/177
Karar Tarihi

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : KARAR NO :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/01/2023 NUMARASI : Esas Karar

İSTİNAF EDEN DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 19/01/2024 YAZIM TARİHİ : 23/01/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .. Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 05/01/2023 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin enerji sektöründe faaliyet gösteren firmalardan olduğunu, davalı şirketin, son dönemde yaptığı uygulamalarla 2018 yılı öncesinde devreye alınan güneş enerji santrallerinin (GES) dağıtım bedeli katkı payını 5,6882krş/kwh'tan 28,2765krş/kwh'a yükselttiğini, davalı şirketin, müvekkiline haber ve süre vermeksizin katkı payında 5 kattan fazla artış yaptığını, bu durumun müvekkilinin projelerinin kredilendirilmesinde büyük zorluklara sebep olduğunu, ayrıca hukuk devletinin en önemli ilkelerinden birisi olan "öngörülebilirlilik ilkesine" de aykırı olduğunu, davacının ürettiği metanın aynı olmasına rağmen üretenler arasında lisanslı veya lisanssız ayrımına gidilip mantıklı hiçbir açıklama yapmaksızın lisanssız üreticilere 5 katı aşan miktarda dağıtım bedeli uygulandığını, işbu davanın konusunu bir miktar para alacağının ödenmesinin oluşturmaması ve yerleşik yargısal uygulamalar nedeniyle arabuluculuk yoluna gidilmediğini belirterek; davanın kabulünü, davalının, davacı müvekkilinden talep ettiği şimdilik 1.000,00 TL tutarında dağıtım bedeli katkı payı borcunun olmadığının, davalının dağıtım bedeli katkı payında yaptığı artışın yasalara ve sözleşmeye uygun olup olmadığının, günün ekonomik koşulları ve diğer hususlar dikkate alınarak adil bir dağıtım bedeli katkı payı miktarının ne kadar olması gerektiğinin ve bu hususlarla bağlantılı olarak davacının davalıya (güneş enerji santrallerinin dağıtım bedeli katkı payının 5,6882krş/kwh'tan 28,2765krş/kwh'a yükseltildiği tarihten itibaren) fazla ödeme yapıp yapmadığı ile yapmış ise bunun miktarının ne kadar olduğunun tespitine, yapılacak bu tespite kadar davacının fazla ödeme yapmasının ve hak kaybı yaşamasının engellenmesi amacıyla davacının yapacağı ödeme işlemlerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada idari yargının görevli olduğunu, dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığını, davacının Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre üç işgünü içinde tedarik şirketine itiraz etmeden dava açmasının mümkün olmayacağını, fiyatlandırmayı EPDK belirlediğinden ve belirlenen tarifenin aksine işlem tesis edilemeyeceğinden husumetin EPDK'ya yönetilmesi gerektiğini, davacının kendisinin ne miktarda üretim yaptığını ve buna isabet eden dağıtım bedelini tespit edebileceğinden belirsiz alacak davası açmasının mümkün olmadığını, mahkemece dağıtım bedeli katkı payının belirlenemeyeceğini, davacının 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz etmediğini, 6446 Sayılı Kanunun 5/2 maddesi uyarınca; lisanslı faaliyet gösterecek olanların faaliyetlerine başlamadan önce, her faaliyet için ve söz konusu faaliyetlerin birden fazla tesiste yürütülecek olması halinde her tesis için ayrı ayrı lisans almak zorunda olduğunu, Lisans sahiplerinin faaliyetinin lisansı kapsamında sınırlandığını ve her bölge için ayrı hesap ve kayıt tutmakla yükümlü olduğunu, Üretim lisanslarının en az on yıl, en çok kırk dokuz yıl için verilebildiğini, lisanslı faaliyette bulunanların Enerji Piyasası Kurul'u tarafından belirlenen lisans alma, lisans yenileme, lisans tadili, lisans sureti çıkartma ve yıllık lisans bedellerini Kuruma ödemek zorunda olduğunu, davacının lisanssız statüde olması sayesinde tüm bu bedelleri ödemekten muaf tutulduğunu, EPDK tarafından ilan edilen kendi abone grubuna ait perakende tek zamanlı aktif enerji bedelinin, tesisin işletmeye giriş tarihinden itibaren 10 yıl süre ile uygulandığını, lisanslı GES'ler ile lisanssız GES'lerin kanun, ilgili mevzuat ve EPDK kararlarıyla birbirlerinden farklı hukuki statülere tabii tutulduğunu, Lisanslı GES ile lisanssız GES'ler arasındaki hukuki statü farklılığı nedeniyle eşitlikten söz edilemeyeceğini, davacının farklılık oluşturulduğu ve eşitliğin ihlal edildiği yönündeki iddiaları gerçeği yansıtmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Dağıtım Bedeli şu andaki lisans GES lerde 3,820 krş/kwh iken lisansız GES lerde 28,77 krş/kwh uygulandığını, EPDK nın yeni tarife döneminde dağıtım bedelini belirlerken, Lisanslı GES lerle,Lisansız GES lere uygulanana dağıtım bedelleri arasındaki mevcut farkın dahada açılmaması için Lisansız GES lere uygulanana dağıtım bedellerin sabit tutulması, EPDK nın yeni tarife döneminde dağıtım bedelini belirlerken, Lisansız GES lere uygulanana dağıtım bedelleri artış oranın O.G Ticarhane tek terimli abone grubuna yapılacak artış oranı geçmemesi, iddianın teknik dayanağı mevcut olmayıp subjektif amaçlı bir iddia olduğu, yenilenebilir kaynaklara dayalı olarak elektrik üretimi yapan Lisansız veya Lisanlı GES elektrik üreticileriyle ilgili mevzuatının düzenleyen ve denetleyen EPDK nın ulusal elektrifikasyon sistemini oluşturan İletim ve dağıtım sistemin kullanımında farklıklar olduğu söylemek ve iddia etmenin teknik bir dayanağını olmadığını, subjektif amaçlı bir iddia olduğu, dağıtım bedeli uygulamasında yürürlükte olan 6446 sayılı elektrik piyasası kanunu ve ilgili yönetmelik, kurul kararları, uygulamaya ilişkin usul ve esaslardın davalı tarafından uygulandığından, dava konusu işlemler yönünden davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir bilirkişi kök ve ek raporları mahkememizce yargılamaya esas alınmıştır. Tüm dosya muhtevası birlikte değerlendirildiğinde; yargılamaya esas alınan bilirkişi raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere davalı firma tarafından uygulanan kat sayıların 6446 sayılı kanun ve ilgili yönetmelik ile EPDK kurulu kararları ve uygulama yöntemlerine göre yerinde olduğu takdir ve kanaatine varılmakla.." davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkile ilişkin indirimli tarife uygulaması doğrudan doğruya kanun koyucunun iradesine ve yasal güvencelere dayandığını, dağıtım bedeli uygulamasında yürürlükte olan 6446 sayılı elektrik piyasası kanunu ve ilgili yönetmelik, kurul kararları, uygulamaya ilişkin usul ve esasların davalı şirket tarafından doğru ve hakkaniyetli bir şekilde uygulanıp uygulanmadığı incelemesi yapılmadan ilgili mevzuatı yüzeysel şekilde eksik ve hatalı olarak yorumlayan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, davalı tarafın müvekkil şirket gibi lisanssız üretim tesisleri ile lisanslı üretim şirketleri arasında eşitlik ilkesine aykırı şekilde tarife uygulamasına gittiğini, hükme esas alına bilirkişi raporunda davalı tarafın, tarifeleri aynen tatbik etmekle yükümlü bir pozisyonda olarak tanımlandığını, müvekkilin, tarifelerin mevzuatın genel mantığına uygun olarak uygulanmadığını iddia etmekle beraber aynı zamanda davalı şirketin sadece EPDK tarafından belirlenen tarifeyi uygulamakla yükümlü bir pozisyonda olduğunu da kabul etmediğini, müvekkilin ticari ilişkisinin sadece davalı ile kurulmuş olup, muhatabını davalı şirket olarak belirlediğini, EPDK tarafından tarifeler belirlenirken davalı şirketinde içinde olduğu dağıtım firmalarından gelen teklif ve önerilerin dikkate alındığını, dağıtım şirketleri, tarife önerilerini Kuruma sunmakta ve bu teklifler sonucu tarifeler belirlendiğini, dolayısıyla tarife belirlemede dağıtım şirketlerinin tarife belirleme sürecinin en baş aktörleri konumunda olduğunu, mahkemece bu yönüyle yeterli bir inceleme yapılmadığını, Türkiye’nin güneş enerjisindeki mevcut kurulu gücünün %90’ına yakını lisanssız elektrik üreticilerinin yatırımlarından oluştuğunu, bu sebeple lisanslı elektrik üreten firmalar kurulu güçleri, faaliyet sahaları ve kapasiteleri bakımından müvekkil şirketler gibi lisanssız işletmelere oranla çok daha fazla işletme büyüklülüğüne sahip firmalar olup bunların yine lisanssız işletmelere göre farklı yükümlülüklere tabi tutulmasının işin doğası gereği olduğunu, Elektrik piyasasında lisanssız üreticilerin üretim fazlası enerjiyi piyasaya satma hakları olduğunu, dağıtım bedeline ilişkin olarak, lisanslı elektrik üretimi yapan şirketlere uygulanan tarife ile lisanssız elektrik üretimi yapan firmalara uygulanan tarifelerin karşılaştırması yapılarak aradaki farkın tespitinin elzem olduğunu, dolayısıyla mahkemece eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanını kabulüne ilişkin karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, dağıtım bedelinin ne kadar olması gerektiği, davacının fazla ödeme yapıp yapmadığının, dağıtım bedelindeki artışın mevzuata uygun olup olmadığının tespiti taleplerine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre taraflar arasında bağlantı sistem kullanım anlaşması yapıldığı, davacının bu sözleşme kapsamında davalıya dağıtım bedeli katkı payı ödediği anlaşılmakta olup davacı taraf, davalının fahiş ve haksız dağıtım bedeli katkı payı talep ettiğini ileri sürerek dağıtım bedeli katkı payındaki artışın yasalara ve sözleşmeye uygun olup olmadığının, adil bir katkı payı miktarının ne kadar olması gerektiğinin ve davalıya dağıtım bedeli katkı payı borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmektedir. Davacının bu talepleri bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, davalı tarafça dağıtım bedeli katkı payı miktarı hususunda muaraza (çekişme) yaratıldığını iddia ederek muarazanın giderilmesini talep ettiği sonucuna varılmaktadır. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere ve özellikle Dairemizce usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi raporuna göre taraflar arasında imzalanan "Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Kullanım Anlaşması" sözleşmesinde dağıtım sistem kullanım bedeli birim fiyatı ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı, anlaşma ile mevzuat ve mevzuat değişikliklerinin geçerli olduğunun kabul edildiği, Lisanslı ve Lisanssız GES'lerde üretilen enerji bedellerinin EPDK tarafından belirlendiği, davalı şirketin enerji fiyatını belirleme yetkisinin bulunmadığı, sadece EPDK'nın belirlediği birim fiyatlar üzerinden fatura tahakkuk etme yetkisinin bulunduğu, EPDK'nın ilgili kararları gereği Lisanslı ve Lisanssız GES'lerin ürettiği enerji bedellerinin birim fiyatlarının farklı olduğu, EPDK kararlarını uygulamakla yükümlü olan davalının yapmış olduğu faturalandırma işlemlerinde fazladan yapılmış tahakkukun bulunmadığı; açıklanan nedenlerle davacının ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, 6-Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 19/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

Atıf: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/292, K. 2024/177, T. 19.01.2024, www.arakarar.com/karar/konya-bolge-adliye-mahkemesi-6-hukuk-dairesi-2023-292-e-2024-177-k-0b7794c2da7e