Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1787 E. 2025/2097 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1787
Karar No
2025/2097
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1787 - 2025/2097 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/1787 KARAR NO : 2025/2097 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/02/2023 NUMARASI : 2021/54 E. - 2023/68 K.

DAVANIN KONUSU : FSEK'e Dayalı Hak İhlali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/02/2023 tarih ve 2021/54 E. - 2023/68 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı üniversite vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, Bakanlık ... Genel Müdürlüğünün, ülkemiz literatürüne kattığı biyokaçakçılık terimi kapsamında çeşitli çalışmalar yürüttüğünü, söz konusu çalışmalara binaen internet üzerinde yaptıkları aramalar esnasında ... Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. ..., Dr. ... ve ... tarafından hazırlanmış olan. "...” adlı makalenin Aralık 2019'da Dumlupınar Üniversitesi Fen Bilimleri Dergisinin 43. sayısında yayınlandığının görüldüğünü, makalede Bakanlığın biyokaçakçılıkla ilgili 2013-2015 yılları arasında ... kapsamında ortaya koyduğu Biyokaçakçıhkla Mücadele Rehberinde yayınladığı verilere yer verildiğini, makale içeriğinde birçok hak ihlali olduğunu; makalenin öz ve giriş bölümlerinde geçen biyokaçakçılık tanımının ilk kez Bakanlık tarafından yapılan çalışma ve yayınlarda kullanıldığını, ancak Bakanlık çalışmalarına bir atıf bulunmadığını, farklı bir kaynağa atıf yapıldığını, ancak makalede bahsi geçen tanımla atfedilen kaynağın örtüşmediğini, zira atıf yapılan kaynağın atfının da Bakanlık ... olduğunu, (2) ve (5) nolu atıflar dahil birçok atıfta da metindeki içerikle uyumsuzluk olduğunu ve Bakanlık çalışmalarına yer verilecekken başka kaynaklara yer verildiğini, bilgi ile kaynaklar arasındaki uyumsuzluğun yanlış künye verilerek orijnal kaynağa ulaşma ihtimalini ortadan kaldırdığını, böylece Bakanlık çalışmaları yerine ilgisiz makalelerin atıf aldığını, Biyokaçakçılıkla Mücadele Rehberine birçok yerde atıfta bulunmasına rağmen kalan kısımdaki analizlerin kendilerine ait olduğu izlenimi yaratıldığını, bunun da intihal olduğunu, ayrıca makalede yer alan grafiklerde becerikli atıf halinin olduğunu, yani atıf yapılmasına rağmen atıf yapılan eserle neredeyse aynı olduğunu, makalenin 86. sayfasının 2. paragrafındaki bilgilerin rehberden, 85. sayfasının tamamındaki bilgilerin ise "..."ndan kaynak gösterilmeksizin alındığını, kaynak gösterilerek veya gösterilmeyerek kullanılan bilgilerin büyük çoğunluğunun ... Genel Müdürlüğünün 2007-2015 yıllan arasındaki çalışmaları sonucunda elde edilmiş ve yayınlanmış olduğunu, bu çalışmalara yazarların en ufak bir katkılarının olmadığını, Bakanlık menfaatlerinin ihlali ve hukuksuz durum olmasına karşın makalenin yayınlanmaya devam ettiğini, söz konusu hukuksuz durumun ortadan kaldırılması için Üniversite ile yazışma yapıldığını ancak olumsuz cevap alındığını ileri sürerek, dava konusu makalenin fiziki ve elektronik ortamlarda yayınlanmasının durdurulması, geri çekilmesi ve yasaklanması, yasaklanmasına ilişkin kararın makalenin yayınlandığı derginin web sitesinde ilan edilmesi ile derginin dizinlendiği kurum ve kuruluşlara bildirilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili, kaynakların tamamına makale içinde uygun biçimde atıf yapıldığını, biyokaçakçılık teriminin davacı uhdesinde olmayıp çok eski bir tanım ve kavram olduğunu, çalışmanın yapılmasının konunun duyurulması yönünde olumlu katkı sağladığını, çalışmanın belgesel araştırma makalesi kapsamında kaldığını, belgesel araştırma makalesinin de çeşitli kaynaklardan derlenen verilere (yazı, resim vb.) dayalı araştırma olduğunu, konuyla ilgili ulaşılan kayıtların kolluk kuvvetlerinin elde ettiği bilgilere dayanak olduğunu ve yazarlardan kolluk kuvveti çalışmasının beklenemeyeceğini, yine bakanlık kaynakları dışında kaynakların kullanıldığının tereddütsüz olduğunu ve Turnitin testinden sorunsuz geçtiğini, bakanlığa ait kaynakların tamamının atfedildiği gibi müteakip bölümlerde ifade edilmemesinin tekrara yer verilmemesi için olduğunu, maksadın öğrenci yetiştirmek ve bilimsel faaliyette bulunmak olduğunu, meslekte uzun yıllardır bulunan, gerek mesleki alanda gerekse yazın alanında tecrübeye sahip olan yazarların dava konusu edilen olayda iddia edilenlerin aksine gerekli özeni gösterdiğinin intihale ya da etik ihlale konu bir fiilin gerçekleşmediğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalılar vekili, "biyokaçakçılık" terimini ülkemiz literatürüne davacı yanın kattığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, "biyokorsanlık" teriminin, Pat Mooney tarafından ortaya atıldığını, dünya literatüründe ve teknik terimlerinde "biyokorsanlık (biopiracy)" ve "biyokaçakçılık (biosmuggling)" olarak nitelendirildiğini, "biyokaçakçılık" teriminin de yabancı literatürde yer alan "biosmuggling" teriminin aynen Türkçe'ye çevrilmesiyle elde edilmiş bir terim olduğunu, Tübitak Ulakbim DergiPark veritabanında "biyokaçakçılık" terimi ile yapılan literatür taramasında, davacının çalışmalarını atfettiği 2013’ten çok önceki tarihlerde dahil toplam 635 yayın çıktığını, yine Google Scholar'da "biyokorsanlık (biopiracy)" terimi ile yapılan literatür taramalarda ise 18.100 yayın çıktığını, davacı tarafından çıkartılan "..." veya "..." gibi yayınların orijinal bilgi ve hususiyet içeren eserler olmayıp, yabancı literatürden aynen çevrilerek ve atıf yapılmaksızın / kaynak gösterilmeksizin alıntılar yapıldığını,"..."nde, 3 sayfa kaynakçaya yer verilmiş olduğu halde, yasaya ve hukuka uygun olarak yapılmış bir atıf bulunmadığını, makalenin giriş kısmında, biyokaçakçılık ile ilgili tanımla birlikte, yararlanılan kaynağa da hukuk ve yasaya uygun şekilde atıf yapıldığını, makalede atıf yapılan eser, dava konusu Rehber'de bulunan tanımı aynen alıntılamamış olup, doğrudan bir alıntı söz konusu olmadığını, davacı tarafından çıkartılan Rehber'e atıf yapılması gerektiğinin ileri sürülmesinin hukuka ve bilimsel etiğe aykırı olduğunu, davacı kurum tarafından yapılmış özgün bir tanım olmadığını, dava konusu makalenin yüksek lisans tezinin yayına dönüştürülmesi biçiminde kısaltılarak üretildiğini, 86 kaynak referansına sahip tezin yükseköğretim kurulu tarafından kullanılan "Turnitin" intihal programından başarıyla geçtiğini, makaledeki (2) ve (5) no.lu atıflar için belirtilen kaynaklardan yararlanıldığı için bu atıfların yapıldığını, makalede 1 çizelge ve 3 adet şekle yer verildiğini ve 47 no.lu atıfla Bakanlığın kaynaklarına doğrudan atıf yapıldığını, istatistik verileri yansıtan grafiklerde herhangi bir değişiklik ve yorum yapılabilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca bu üç şekildeki verilerin, bakanlık tarafından yapılan araştırmalar sonucunda ulaşılmış ve üretilmiş veriler olmadığını, emniyet ve jandarma gibi kolluk güçlerinden, kaynak belirtmeksizin derlenen veriler olduğunu, makalenin 86. sayfasının 2. paragrafındaki bilgilerin, üniversitelerin orman bölümlerinde okutulan "Orman Koruma Ders Notları"nda yer alan, genel geçer bilgiler olduğunu, Bakanlığın özgün çalışma ve ifadeleri olmadığını, Bakanlıkça genel geçer nitelikteki bu ifadelerin rehberde kaynak göstermeksizin aynen yer verildiğini, makalenin 85. sayfasında yer alan bilgilerin yararlanıldığı kaynakların tamamına, metnin içerisinde atıf yapılarak yer verildiğini, davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, biyokaçakçılık alanında çalışma yapmanın sadece Bakanlığın tekelinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, akademik ünvana sahip konunun uzmanlarının da yer aldığı 3 kişilik heyetçe düzenlenen 20.05.2022 tarihli kök rapord, "..." isimli makale ile "..." ve "..." isimli rehber ve raporun, FSEK'in 2/1. maddesi kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduklarının; makale üzerinde ..., ..., ...’ın, "..."nde ise ..., ...’ın birlikte eser sahibi olduklarının, davacı ile eser sahipleri arasında mali hak devrine ilişkin bilgilerin dosya kapsamında bulunmadığının, "..." isimli raporun eser sahibinin dosya kapsamından anlaşılamadığının; rehberde ..., ...’ın eser sahibi olarak manevi ve mali haklarının bulunduğunun, "..." isimli raporun eser sahibinin dosya kapsamından anlaşılamadığından manevi ve mali haklarına ilişkin bir değerlendirme yapılamayacağının belirtildiği, davacının eser konusunda mali hak takip yetkisi ve manevi hak sahibi olduğu ispat edilemediğinden her ne kadar "Makalenin 86. sayfasının 2. paragrafındaki bilgilerin, rehberin 62. sayfasındaki ve raporun 4,6,7,8. sayfalarındaki bilgilerle uyuşmasına karşın rehbere ve rapora yapılan bir atfın bulunmadığı, bu nedenle intihal olarak değerlendirilebileceği," şeklinde bir ibare geçse de davacının asıl eser sahiplerinden devir yoluyla mali hak sahibi olduğu kanıtlanmadığından ve ayrıca davacının bizzat eserin kendisine ait olduğu da kanıtlanamadığından, mali-manevi hak sahibi olmadığından bu tespitler sonuca etkisinin de bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporuyla intihalin varlığının kanıtlandığını, Bakanlık 1. Bölge Müdürlüğünün 10.07.2014 tarih ve 144682 sayılı yazısından "..." adlı eserin Bakanlığa ait olduğunun anlaşıldığını, mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, eserin bir çok yerinde Bakanlığa ait logo ve Biyoteknoloji Şube Müdürlüğü ibarelerinin yer aldığını, eserin sahibi Bakanlık olmakla birlikte eserin kime ait olduğu hususunun Bakanlık ile hazırlayanlar arasında bir iç ilişki meselesi olduğunu, dış ilişkide üçüncü kişilerin iddiada bulunacakları bir alan olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı Rektörlük vekili istinaf başvuru dilekçesinde, asıl ve birleşen dava yönünden ayrı vekalet ücreti takdiri gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl ve birleşen dava için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, FSEK'e dayalı hak ihlali iddiasına dayalı yayın durdurulması, geri çekilmesi ve yayının yasaklanması istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, eserden kaynaklanan maddi ve manevi hakların eser sahibi tarafından kullanılabileceği, davacı tarafça dayanılan rehber ve rapor incelendiğinde, "..."nin Doç. Dr. ..., Doç. Dr. ... tarafından hazırlandığı, eser sahibinin adı geçenler oldukları, "..."nun kimin tarafından hazırlandığının ve eser sahibinin ise belli olmadığı, davacı tarafça, söz konusu eserlerin maddi haklarının devralındığına ilişkin bir sözleşmenin de dosyaya sunulmadığı; öte yandan, davacı tarafça istinaf aşamasında dava dışı ... Mühendislik Eğitim Turizm Gıda San. ve Tic, Ltd, Şti. ile imzalanan "... Danışmanlık Hizmet Alım İşi Hizmeti Alımına ilişkin Sözleşme dosyaya sunulmuş ise de, HMK'nın 357/1. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince resen gözönünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı, kaldı ki, anılan sözleşmenin de mali hak devrini kanıtlamadığı; asıl ve birleşen davada davalıların zorunlu dava arkadaşı olmaları nedeniyle, asıl ve birleşen davalılar yönünden tek vekalet ücreti takdirinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekili ile asıl davada davalı üniversite vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı ve davalı üniversite vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı ve davalı üniversite vekilleri harçtan muaf olduğundan taraflardan harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 07/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 22/11/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1787, K. 2025/2097, T. 07.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1787-e-2025-2097-k-edf62b776ef5